SOHBET

Dünya Kadınlar Günü 8 Mart Yaklaşırken....
YAZI BOYUTU :

Sabiha ATEŞ ALPAT

Dünya Kadınlar günü diye, kadını istismar edenler tarafından bir gün icat edilmiş. İşin garip tarafı halkı Müslüman olan ülkelerde de uydurulmuş ve göz boyamadan ibaret olan kadınlar günü büyük oranda rağbet görmüş. Batının kadını ezmesi, köle gibi çalıştırması neticesinde greve giden kadınların hak ve eşitlik talebinin tek güne indirgenip kutlanır hale dönüştüğü sekiz mart kadını aldatmanın diğer bir adıdır. 364 günü elinden (ç)alanlar bir günü takdim ederek aldatmışlardır kadını. Din olarak İslâm’ı tercih etmeyenlerin hangi günü benimseyecekleri kendilerinin bileceği iştir. İslâm’ı din olarak, hayat sistem kabul edenlerin hayat ölçülerini, haklarını İslâm’dan alma mecburiyetleri vardır. İslâm dini her türlü zulmün karşısında mutlak adaleti ön gören bir dindir. İslâm’da kadın Ana ise kendisine “Öf” dahi denmenin yasaklanmış olduğu ayakları altına cennet serilen değerdir. İslâm’da kadın eş ise, nikahla alınmış bir emanettir. İzzet ve şerefine ait tüm hakları korunmuştur.

 

Dünya Kadınlar Günü 8 Mart Yaklaşırken....

DÜNYA Kadınlar günü diye, kadını istismar edenler tarafından bir gün icat edilmiş. İşin garip tarafı halkı Müslüman olan ülkelerde de uydurulmuş ve göz boyamadan ibaret olan kadınlar günü büyük oranda rağbet görmüş. Batının kadını ezmesi, köle gibi çalıştırması neticesinde greve giden kadınların hak ve eşitlik talebinin tek güne indirgenip kutlanır hale dönüştüğü sekiz mart kadını aldatmanın diğer bir adıdır. 364 günü elinden (ç)alanlar bir günü takdim ederek aldatmışlardır kadını.

Din olarak İslâm’ı tercih etmeyenlerin hangi günü benimseyecekleri kendilerinin bileceği iştir. İslâm’ı din olarak, hayat sistemi kabul edenlerin hayat ölçülerini, haklarını İslâm’dan alma mecburiyetleri vardır. İslâm dini her türlü zulmün karşısında mutlak adaleti ön gören bir dindir, çünkü vaz’ edeni Allah’tır (cc). 

Geleneksel algının dayattığını din sayanların yaptıkları bahane edilerek, kadının İslâm tarafından ezildiğinin, haklarının yenildiğinin (hâşâ) propagandasını yapan güçler ne acıdır ki büyük çoğunlukla gayelerine ulaşmışlardır. Fikir dünyasını bozduğunuz bir insanın artık hayatını bozmanız için başka bir şeye gerek kalmaz. İslâm düşmanlarının en önemli gayelerinden biri, kadınları her türlü sömürmenin yolunu açmaktı.

Kadın eziliyordu(!) 

Kadın-erkek eşit olmalıydı

Kadına çalışma hakkı verilmeliydi

Kadın özgür olmalıydı

Kadın seçmeli ve seçilmeliydi

Kadına fikri sorulmalıydı vs vs...

İçi boş olan bir yığın lâf. Hangi medeni kanun kadını korudu.? Kadına şiddet neden önlenemiyor? Tecavüzlerin önü neden alınamıyor?. Cinâyetlerin önüne neden geçilemiyor?. Sosyal medyaya düşen kadına şiddet haberlerini okumayı midemiz kaldırmıyor, neden?...

İslâm’ın toplumsal hayata hâkim olduğu zamanlarda bahsi geçen suçların oranı neden neredeyse sıfırdır?

Hayat ölçülerini vahiyden almayan hiç bir toplum huzur bulamaz fesadı önleyemez ve zulmün önüne geçemez. Nitekim kadın haklarını savunduğunu ve koruduğunu iddia eden toplumlarda kadın modern köle gibi... Maalesef kadın modern usullerle sömürülüyor. Eski tarihlerde köle olarak satılırmış, şimdi kölelik modern kılıflarla sürdürülüyor...

İslâm fıtrat dinidir. Kadın ve erkeğe yüklemiş olduğu hak ve sorumluluklar fıtratlarına uygun hak ve görevlerdir. Fıtrata aykırı düşmek ise dünyada her şeyin dengesini bozar ve nitekim yaşadığımız çağ bunun açık delilidir.

Adalet temeli üzerine kurulmayan toplumlarda eşitliği sağlasanız da zulmün önüne geçemezsiniz. Çünkü her eşitlik âdil değildir. Eşitliğin hak olduğu yerler vardır, lâkin zulme dönüştüğü yerler de unutulmamalıdır. Örneğin, Komünist yönetimlerin halklara sunduğu eşitlik büyük bir zulümdür. Kadın ve erkek için her alanda her şey için eşitlik istemek zulmün diğer bir çeşididir. Kadının narin yapısı bazı durumlarda erkek ile eşit görevleri kaldıramaz. Herkese gücü oranında görev vermek, âdil olmanın gereğidir. Dolayısı ile kadın ve erkek arasına konmuş cedelleşme ithal bir cedeldir, bizim değildir. İslâm’da kadın erkek rakip değil, refiktir;

“Erkek- kadın bütün mü’minler birbirlerinin dostu, dayanağıdırlar. Bunlar iyiliği emrederek kötülükten sakındırırlar, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve peygamberine itaat ederler. Allah, işte onlara rahmet edecektir. Hiç şüphesiz Allah, güçlü iradelidir ve her yaptığı yerindedir.” (Tevbe: 71)

İslâm’da kadın ve erkeğin eşit olduğu hususların bazıları şöyle sıralanabilir; Her İki Cins de kulluk için yaratılmıştır. Kulluk mertebesinde eşittirler:

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat: 56)

“İman etmiş olan hangi erkek ya da kadın, eğer iyi amel işlerse, ona dünyada mutlu bir hayat yaşatırız, böylelerini âhirette de yaptıkları iyiliklerin en güzel karşılığı ile ödüllendiririz.” (Nahl: 97)

Şer’î Sorumluluklarda Ceza ve Mükâfâtta Eşitlik:

“Rabbleri onlara cevap verdi ki; «Ben birbirinizden meydana gelmiş bir bütün oluşturan sizlerden, erkek- kadın, hiçbir iyi amel işleyenin emeğini boşa çıkarmam. Buna göre göç edenlerin, yurtlarından sürülenlerin, benim yolumda eziyet çekenlerin, savaşanların ve öldürülenlerin kusurlarını örtecek ve kendilerini Allah tarafından verilmiş bir ödül olarak altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacağım. Ödüllerin güzeli yalnız Allah katındadır.”(Al-i İmran:195).

“Allah, erkek- kadın bütün müminleri altlarından nehirler akan ve içlerinde sürekli kalacakları cennetlere, Adn cennetlerinde konforlu konutlara yerleştireceğine söz vermiştir. Allah’ın hoşnutluğu ise, bunlardan daha büyük bir ödüldür. İşte büyük kurtuluş, büyük başarı budur.” (Tevbe:72)

Hadlerde ve Hukuk Önünde eşitlik:

“Zina eden kadın ve erkeğin herbirine yüzer sopa vurunuz. Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız, O’nun dini konusunda onlara acımayınız. Onların ceza görmesine mü’minlerden bir grup da şahit olsun.” (Nur:2)

Bu konuda Ahzap suresinde şöyle buyurulmuştur:

“Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlara, mümin erkeklerle mümin kadınlara, ibadete devam eden erkeklerle ibadete devam eden kadınlara, sadık erkeklerle sadık kadınlara, sabırlı erkeklerle sabırlı kadınlara, Allah’tan hakkıyla korkan erkeklerle Allah’tan hakkıyla korkan kadınlara, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlara, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlara, iffetlerini koruyan erkeklerle iffetlerini koruyan kadınlara, Allah’ı çok zikreden erkeklerle (Allah’ı) çok zikreden kadınlara şüphesiz ki Allah mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”. (Ahzap:35)

Âyetin vurgu yaptığı özellikleri sıralayacak olursak;

1- Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar.

Kadın özgür bir biçimde Allah’a teslimiyetini göstermelidir. Allah’ın hükmüne aykırı olan hiç bir hükmün önünde teslim olmaz. Bu konuda erkek ona hudut belirleyemez ancak, Allah’ın koyduğu sınırlar içerisinde kadın üzerine kavvamdır.

2- Mümin erkeklerle Mümin kadınlar.

İman ederken kimseden izin alınmaz. İmanın gereklerini yerine getirme hususunda da kimseye engel koyma yetkisi verilmemiştir. Hal böyleyken ne giyineceğine bile erkeğin karar verdiği anlayışlar/sistemler hangi özgürlükten bahsedebilirler.

3- İbadete devam eden erkekler ve ibadete devam eden kadınlar:

İbadet konusunda da kimsenin, kadının farz hükmünde olan ibadetlerini sınırlama, yasaklama yetkisi olmadığı gibi bu konuda hiç bir kimsenin iznine ihtiyaç duyulmaz.

4- Sadık erkeklerle sadık kadınlar.

Doğru olmak... âyette emredildiği gibi: ”Ey Muhammed, sana emredildiği gibi dosdoğru ol; yanındaki eski sapıklıklarından tevbe edenler de öyle olsunlar. Sakın ölçüleri aşmayınız. Hiç kuşkusuz Allah bütün yaptıklarınızı görür.’ (Hud:112) İnancın, amelin, ahlâkın, düşüncenin, duygunun vel hasıl insana dair ne varsa dos doğru olması.

5- Sabırlı erkeklerle sabırlı kadınlara...

Sabır, icmâ ile bir mükelleften hiç bir halde farzıyeti düşmeyen bir ibadettir.

6- Allah’tan hakkıyla korkan erkeklerle Allah’tan hakkıyla korkan kadınlara...

Takvâ sahibi her kimse, Allah (cc) katında üstün olan odur.

7- Sadaka veren erkekler sadaka veren kadınlar.

Kadın kendi malını sadaka verirken kimsenin iznine ihtiyaç duymayabilir.

8- Oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlara 

9- İffetlerini koruyan erkeklerle iffetlerini koruyan kadınlara

10- Allah’ı çok zikreden erkeklerle (Allah’ı) çok zikreden kadınlara

11- Şüphesiz ki Allah mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

Mali Akit ve Tasarruflara Ehil Olmada Eşitlik!:

“Eğer eşinizi bırakıp başka bir kadınla evlenmek isterseniz önceki eşinize gâyet yüklü miktarda bir mehir vermiş olsanız bile bundan hiçbir şey geri almayınız. Yoksa kadına iftira atarak ve apaçık bir günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız? Verdiğinizi nasıl geri alırsınız ki, sizler birbirinizle içli- dışlı olmuşsunuz ve onlar sizden güçlü bir güvence almışlardır.” (Nİsa:20-21) İslâm’da kadının günümüz deyimiyle ekonomik özgürlüğü vardır. Kendisine ait olan malın tasarrufunda yetkilidir. Çalışma hayatı için ise ortam ve şartların kadın istismarına yol açmayacak helal ve haram sınırlarının korunduğu ortamlarda izni vardır. Ama kadının asıl işi Ana’lık görevidir. Kadın maişeti sağlamada sorumlu tutulmamıştır.

İslâm’da kadın Ana ise kendisine “Öf” dahi denmenin yasaklanmış olduğu ayakları altına cennet serilen değerdir.

İslâm’da kadın eş ise, nikahla alınmış bir emanettir. İzzet ve şerefine ait tüm hakları korunmuştur.

İslâm’da kadın evlat ise nadide bir çiçek gibi yetiştirildiğinde cennet vesilesi olan yegane bir müjdedir.





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle