Misak Yayınları

Vahdet Vakfı Yardımcı Ders Kitapları
YAZI BOYUTU :

Vahdet Vakfı Dersleri

Vahdet Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı’nın hedeflerinden birisi, Peygamberlerin bıraktığı miras hükmünde olan ilmin yayılmasına vesile olmaktır. Kurulduğu tarihten itibaren uygulanan "Eğitim Programı" statik değil, dinamik bir keyfiyete haizdir.

Her teklife kulak vermeyi ve o tekliflerin en güzeline uymayı ahlâk edinen kardeşlerimizin, eğitim programını takip ederken Mustafa Çelik hocaefendi’nin başkanlığında, bir heyet tarafından yayına hazırlanan “Yardımcı Ders Kitapları”ndan istifade etmeleri mümkündür.

Allahû Teaâla (cc) inayeti ve kardeşlerimizin gayretiyle dersleri tamamladık. Hayırlara vesile olmasını dileriz.


Büyük Boy, 2. Hamur, Normal Cilt,
ISBN:978-975-7719-32-8
Akaid: 480 Sayfa, Tefsir: 510 Sayfa, Hadis: 574 Sayfa Siyer: 540 Sayfa, Fıkıh: 530 Sayfa, Sosyal Sistem: 480 Sayfa.

Takımı: 150,00 ₺ (6 Cilt)

SATINAL

Kitabın ücretini (Her cilt için 25,00 ₺ Takımı: 150,00 ₺) en yakınınızdaki PTT’den posta çekiyle Misak’ın 499943 no’lu hesabına yatırdığınızda en kısa zamanda adresinize gönderilecektir.


 

TAKDİM

Kur’an-ı Kerim’de gönderilen peygamberler ve onların ümmetleri hakkında, Allah’ın sünnetlerinin bulunduğunu ve bu sünnetlerin önceden takdir edildiği haber verilmiştir. İnsanlara; Allah’ın (cc) emirlerini, nehiylerini, rahmetini ve inkâr edenlere hazırladığı azabı haber veren peygamberler, babaları bir kardeşler gibidirler, dinleri birdir. Mukaddes emaneti yüklenen ve ilahi tekliflerin muhatabı olan her mükellefin, cüz’i iradesini kullanması ve şu iki yoldan birisini tercih etmesi mümkündür. Birincisi: Allahû Teâlâ’ya (cc) iman etmek ve hayatını İslâm’a göre düzenlemektir. Bu tercih, ruhlar aleminde gerçekleşen manevi mukavelenin (misakın) tabii bir sonucudur. İkincisi: Hevâsını ilâh edinmek, şahsi kanaatlerine ve nefsi emmaresinin ihtiraslarına göre yaşamaktır. Bu tercihi yapan kimselere dalâlet ehli denilir. İslâm âlimleri, insanlık tarihini, hidayetin ve dalâletin keyfiyetine göre tasnif etmişlerdir. İtikad yönünden insanlar milel ve nihal ehli olmak üzere ikiye ayrılırlar. Milel; vahye tabi olanları ve şer’i şerife uygun amel edenleri, nihal ise nevalarına (heveslerine/ keyiflerine) göre yaşayan kimseleri ifade için kullanılır.

Tarih boyunca hüdaya tabi olan insanlar ile hevalarını ilâh edinen kimseler, birbirleriyle mücadele etmişlerdir. Bu mücadelenin, kıyamet gününe kadar devam edeceği de sünnetle sabittir. İslâm âlimleri; dünya görüşleri ve inançları farklı olan gayri müslimleri "dehriyye, seneviyye, felâsife, veseniye ve ehli kitap" olmak üzere, beş sınıfa ayırmışlardır. Muhakkak ki gayri müslimlerin ortak vasıfları hevalarını ilâh edinmeleridir. İnsanların hevalarına dayanan dünya görüşlerinin (ideolojilerinin) ortak vasfı, şahsi kanaat, reel kültür ve kupkuru zan gibi unsurlara dayanmasıdır. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Yusuf’un (as) kıssası beyan edilirken, şu hatırlatma yapılmıştır: "Sizin Allahu Teâlâ’yı (cc) bırakıp da taptıklarınız, kendilerinizin ve atalarınızın takmış olduğu isimlerden başkası değildir. Allah bunlara hiçbir sultan (delil) indirmemiştir. Hüküm sadece Allah’a mahsustur. Allah kendisinden gayrısına ibadet etmemenizi emretmiştir. Hak din işte budur. Fakat insanların çoğu bilmezler." (Yusuf Sûresi: 40)

Hidayet ehli olan müslümanların; insanlara iyilikleri emretmeleri ve onları kötülüklerden alıkoymaları farzdır. Kur’an-ı Kerim’de meâlen "Sizden (insanları) hayra çağıran, iyilikleri emreden ve kötülükleri nehyeden bir ümmet (cemaat) bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için pek büyük bir azap vardır" (Ali İmran Sûresi: 104105) hükmü beyan buyurulmuştur. Peygamberimizin (sav) "emri bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l münker" farzının düzenli olarak edâ edilmesi için hisbe teşkilatını kurduğu ve ehil olan kimseleri bu işle görevlendirdiği, bütün muteber kaynaklarda zikredilmiştir. İmam Ebûbekr İbni Arabi, bu amelin önemini şöyle ifade etmiştir: "İnsanlara iyilikleri emretmek ve onları kötülüklerden alıkoymak dinin ve hilâfetin aslıdır." Allahü Teâlâ (cc) insanlara iyilikleri (ma’rufu) emretmeyi ve onları kötülüklerden alıkoymayı mü’minlerin alâmeti kılmıştır. Bu hakikat nassla sabittir: "Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridir. Bunlar (insanlara) iyiliği emrederler, (onları) kötülükten alıkoymaya çalışırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler.." (Et Tevbe Sûresi: 71) Yüklendiği emanetin kıymetini bilen müslümanların; islâm cemaatine sımsıkı sarılmaları farz, dinde tefrikaya düşmeleri haramdır. Mü’minlerin dağınıklıktan kurtulmaları ve yüklendikleri emanete uygun bir hayat yaşayabilmeleri için, kendi içlerinden birisini emir seçmeleri zaruridir. Hz. Ömer’in (ra) şu tesbiti, cemaat ile emir arasındaki münasebeti ortaya koymaktadır: "Şüphesiz İslâm İslâm olmaz, cemaat olmadıkça!. Cemaat cemaat olmaz, emiri olmadıkça!. Emir emir olmaz, kendisine itaat olmadıkça!. Herhangi bir kimseyi onun kavmi, fıkıh üzere başlarına geçirecek olursa, bu o kişi için de kavmi için de hayat olur. Herhangi bir kimseyi kavmi, fakih olmadığı halde başlarına geçirecek olurlarsa, bu onun için de kavmi için de helak sebebi olur." Peygamberimiz Efendimizin (sas) muhkem sünneti Mekke’de islâm cemaatini, Medine’de de İslâm fıkhını uygulayan devleti kurmuş olmasıdır. İslâm alimleri, cemaat halinde yaşamanın "Sünneti Hüda" olduğu hususunda ittifak etmişlerdir.

Hesap gününe hazırlanan müslümanların; bir kenara çekilmeleri ve kendilerini zilletten kurtaracak birisini beklemeleri caiz değildir. Peygamberimiz Efendimizin (sas) ve ashabının; Mekke’de "Darû’l Erkam’ın" evinde, düzenli bir eğitim sistemini kurdukları ve kendi aralarında İslâmi bir hayat yaşadıkları malûmdur. Hidayet nimetinin kadrû kıymetini bilen her mükellefin: Sıratı Müstakiym’den ayrılmamak için, Peygamberimiz Efendimizin (sav) haber verdiği şu üç esasa riayet etmesi gerekir. Hz. Abdullah İbni Mesûd’dan r.a) rivayet edilen Hadisi Şerif, meâlen şöyledir: "Benden işittiği sözü ezberleyen, kavrayan ve hakkını yerine getirerek rivayet eden kimseye ne mutlu!... Fıkhı taşıyan nice kimseler vardır ki, fakih değillerdir. Ve nice fıkhı bilen kimse onu, kendisinden daha fakih olana taşır!... Üç şey vardır ki; Mü’min (in kalbi) bunlarda ihanet edemez. Bunları eda edince de sıratı müstakiym’den ayrılmaz. Bunlar; Amelde Allah’ın (cc) rızasını esas almak (ihlâs), Müslümanlara nasihat etmek ve cemaat halinde bulunmanın vecibe olduğuna inanmaktır. Müslümanların birleşmesiyle aralarına dalâlet giremez. Bu cemaatleşme mü’minleri bir duvar gibi ihata edip onları kötülüklerden korur."

Hesap gününe hazırlanan bir mükellefin, kendisini cemaatten müstağni görmesi ve şahsi kanaatlerine göre yaşaması caiz değildir. Birlikte seyahat eden üç müslümanın, içlerinden birini emir seçmelerinin şart olduğunu haber veren Peygamberimiz Efendimiz (sav) müslümanların emirsiz ve cemaatsiz yaşamalarının helâl olmadığını da haber vermiştir: "Dünyanın ücra bir köşesinde bile olsa üç kişinin, içlerinden birisini kendilerine emir tayin etmeden yaşamaları helâl olmaz." Kemalüddin İbni Hümam "Kitabü’l Müsayere" isimli eserinde "Mü’minlerin kendi içlerinden bir emir seçmelerinin sebebi, dinin hükümlerini hakkıyla eda edebilmektir" diyerek, cemaatin esbabı mucibesini izah etmiştir. Hesap gününe hazırlanan müslümanların, İslâm’ın temel hedeflerini ve tekliflerin keyfiyetini öğrenmeleri zaruridir. İmamı Serahsi, ilmin önemini veciz bir üslûpla ortaya koymuş ve şu tesbitte bulunmuştur: "Şüphesiz ki Allah’a (cc) imandan sonra, en kuvvetli farzlardan birisi de ilim öğrenmektir. Bir hadisi şerifte "İlim öğrenmek her müslüman erkek ve kadın üzerine farzdır" buyurulmuştur. İlim aynı zamanda peygamberlerin bıraktığı bir mirastır"

Vahdet Eğitim, Yardımlaşma ve Dostluk Vakfı’nın hedeflerinden birisi, Peygamberlerin bıraktığı miras hükmünde olan ilmin yayılmasına vesile olmaktır. Kurulduğu tarihten itibaren uygulanan "Eğitim Programı" statik değil, dinamik bir keyfiyete haizdir. Her teklife kulak vermeyi ve o tekliflerin en güzeline uymayı ahlâk edinen üyelerimizin, eğitim programını takip ederken Mustafa Çelik hocaefendi’nin başkanlığında, bir heyet tarafından yayına hazırlanan "Yardımcı Ders Kitapları"ndan istifade etmeleri mümkündür.

Aldığı her nefesin hesabının sorulacağını, zerre miktarı iyilik etse de, zerre miktarı kötülük etse de mutlaka karşılığını göreceğini idrak eden mü’minlerin, iyilik ve takva hususunda birbirleriyle yardımlaşmaları zaruridir. Şikayeti ve sızlanmayı bir tarafa bırakan ve İslam’a hizmet için bütün imkanlarını seferber eden mü’minler; hem bu dünyada, hem de ahirette amellerinin karşılığını göreceklerdir.

Misak Yayınları





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle