HABER YORUM

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Türkiye’yi Tehdit Etti; “Brunson özgür kalana kadar Türkiye’ye önemli yaptırımları uygulayacağız”
YAZI BOYUTU :
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, dini özgürlüklerle ilgili bir konferansta yaptığı açıklamada, Papaz Brunson’ın “masum” olduğunu ve kendisine yöneltilen suçlamalarda “inandırıcı bir delil” olmadığını söyledi. Din ve inanç özgürlüğü ile ilgili yaptığı konuşma sırasında Pastör Andrew Brunson’ın anılmadan geçilmemesi gerektiğini kaydeden Pence, Türk yetkililerin darbe girişiminin ardından on binlerce gazeteci, aktivist, hakim, ordu mensubu ve öğretmeni tutukladığını söyledi ve Andrew Brunson’ın da bu çerçevede 2016 yılında tutuklandığını belirtti. Pastör Brunson’ın ev hapsine konulmasının önemli bir adım olduğu ancak yeterli olmadığını söyleyen Mike Pence, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye hükümetine Amerika Birleşik Devletleri Başkanı adına bir mesajım var. Pastör Andrew Brunson’ı şimdi serbest bırakın ya da sonuçlarına katlanmaya hazırlanın. Türkiye’ye önemli yaptırımları uygulayacağız.” 
 

 

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Türkiye’yi Tehdit Etti;

“Brunson özgür kalana kadar Türkiye’ye önemli yaptırımları uygulayacağız”

 
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, dini özgürlüklerle ilgili bir konferansta yaptığı açıklamada, Papaz Brunson’ın “masum” olduğunu ve kendisine yöneltilen suçlamalarda “inandırıcı bir delil” olmadığını söyledi. Din ve inanç özgürlüğü ile ilgili yaptığı konuşma sırasında pastör Andrew Brunson’ın anılmadan geçilmemesi gerektiğini kaydeden Pence, Türk yetkililerin darbe girişiminin ardından on binlerce gazeteci, aktivist, hakim, ordu mensubu ve öğretmeni tutukladığını söyledi ve Andrew Brunson’ın da bu çerçevede 2016 yılında tutuklandığını belirtti. 
Pastör Brunson’ın ev hapsine konulmasının önemli bir adım olduğu ancak yeterli olmadığını söyleyen Mike Pence, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye hükümetine Amerika Birleşik Devletleri Başkanı adına bir mesajım var. Pastör Andrew Brunson’ı şimdi serbest bırakın ya da sonuçlarına katlanmaya hazırlanın” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğer Türkiye bu masum din adamını serbest bırakıp, ülkesine göndermezse ABD, Pastör Andrew Brunson özgür kalana kadar Türkiye’ye önemli yaptırımları uygulayacağız.” 
Bu siyasi krizi, değişik açılardan tahlil etmekte fayda vardır. Bilindiği gibi Andrew Brunson, iki yıl önce 15 Temmuz 2016 darbe girişiminde rolü olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştı. Neredeyse iki yıldır tutuklu olan Brunson’ın durumu neden beş ay önce gündemimize girdi ve akabinde ABD’nin provoke edici açıklamaları, tehditleri ve yaptırımlarıyla gündeme oturdu? Krizin zamanlamasına dair bu sorunun cevabı, elbette Amerikan iç siyaseti ile ilgilidir. Muhafazakar Amerikan sağı derneklerinden biri olan American Center for Law & Justice (Amerikan Hukuk ve Adalet Merkezi) tarafından başlatılan bir imza kampanyası bu siyasi krizin büyümesinin sebeplerinden birisidir.
Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin 2015’ten beri iniş trendinde olduğu bir  sır değildir. Daha Obama döneminde Türkiye’yi Suriye konusunda yalnız bırakan ABD, ardından PKK’nın Suriye’deki yapılanması olan PYD ile ilişkilerini geliştirdiği malûmdur. DEAŞ’a karşı sahada kullanmak üzere PYD ile askeri bir ilişki kuran ABD, bu askeri ilişkiyi bir yandan siyasi alana doğru derinleştirirken bir yandan da Münbiç ile Fırat’ın doğusundaki Suriye topraklarına yaymıştır. Bu yetmezmiş gibi 15 Temmuz 2016 darbesi sonrasında darbenin ardındaki isim Fethullah Gülen’i iade etmeyen ABD, örgütün faaliyetlerine zemin hazırlamaktadır. Halk Bankası davası ile Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışan ABD, mevcut olan gerilimi siyasi krize çevirmiştir. Türkiye son yıllarda maruz kaldığı bütün haksızlıklara rağmen bugüne kadar sorumlu davranmış, kriz çıkarabilecek söylem ve eylemlerden kaçınmış, PKK ve FETÖ konularındaki haklı taleplerini diplomatik teamüllere uygun olarak ve arada hala bir müttefiklik ilişkisi varmış gibi yumuşak bir tonda sunmaya devam etmiştir. Sonuç olarak bu krizin müsebbibi Türkiye değil, ABD, bir diğer deyişle Donald Trump ve ekibidir. Avenjelik Pastör Brunson bahanesi ile ortaya çıkan bu durum basit bir gerginlik değil, kelimenin tam anlamıyla siyasi bir krizdir. ABD, Başkan ve Başkan Yardımcısı düzeyinden Türkiye’ye karşı tehditler savurmuş, yaptırım kararları almıştır. Dahası krizin olabildiğince can yakması için gereken hamleler ABD yönetimi tarafından bu amaca uygun zamanlarda atılmıştır. 
Türkiye, TL’nin dolar karşısındaki hızlı değer kaybını durdurmak için adeta seferber olmuşken, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ekonomi Bakanı Albayrak bu konuda açıklamalar yapıp piyasalara güven telkin etmeye çalıştıkları günlerde ABD Başkanı Trump Twitter üzerinden bir tehdit daha savurup yeni yaptırım kararını duyurmuştur: “Türk lirası, çok güçlü dolarımız karşısında hızla değer kaybederken, Türkiye’den çelik ve alüminyum ithalatında gümrük vergilerinin iki katına çıkarılmasına onay verdim! Alüminyumda oran yüzde 20, çelikte de yüzde 50. Türkiye ile ilişkilerimiz bu dönemde iyi değil!”  
Dünya’nın süper gücü Amerika’nın bu dayatmasına karşı Türkiye geri adım atmamış ve taviz vermemiştir. Bu durum, Türkiye’nin krizi tırmandırdığı şeklinde okunmamalıdır. Aksine Türkiye konuyu çözmek üzere ABD’ye bir heyet göndermiş ancak ABD dayatmalarına devam edince mütekabiliyet ilkesi mukabilinde ölçülü tepkiler vermiştir. Bu amaçla Amerikan ürünlerine boykot çağrıları yapılmış, akabinde bir dizi Amerikan ürününe ek vergi getirmek suretiyle yaptırım uygulanmıştır. Daha ilk tehditten sonra Brunson serbest bırakılıp ABD’ye teslim edilseydi kurdaki değer kaybı hiç yaşanmayabilir, belki Türkiye ciddi bir ekonomik maliyet ile karşı karşıya kalmayabilirdi, ancak bu durum Türkiye’nin aradaki ilişkiyi asimetrik bir ilişki olarak kabul ettiği anlamına gelirdi. Türk lirası, Dolar karşısında erirken “Alt tarafı bir adam, değer miydi, serbest bıraksaydık” diyenler olabilir. Ancak unutulmamalı ki bir kere böyle bir asimetrik ilişki kabul edilip tehditler karşısında geri adım atıldığında nereye kadar gerileceğinizin sınırı kalmayabilir. Benzer yaptırımlar PKK konusunda, Kıbrıs meselesi konusunda, S-400 konusunda, önümüzdeki İran yaptırımları konusunda da karşımıza çıkabilecek ve her seferinde Amerikan çıkarlarını korumak için kendi çıkarlarından geri adım atan ülke Türkiye olacaktır. Elbette Amerika ölçeğinde bir süper güçle yaşanan krizlerden etkilenmemek mümkün değildir. Fakat unutmayalım ki bu kriz ABD’ye de ciddi zarar vermiştir. CNN’in borsadaki değer kaybına istinaden ekranlardan duyurduğu “Türkiye ile ticaret savaşı Amerikan piyasasını batırdı” haberi, zararın boyutlarını ortaya koymaktadır.  Pastör Brunson belki bir süre sonra serbest kalır, belki ceza alır, ama buna Türk mahkemeleri karar verecektir. Bunu Amerika da acı bir şekilde öğrenmiş oldu. Türkiye’yi köşeye sıkıştırarak boyun eğdirmeyi uman ABD, bu krizde bilakis kendisi sıkıştı, yalnız kaldı. Katar’dan Avrupa Birliği’ne birçok uluslararası aktör Türkiye’yi desteklediklerini ilân ettiler.  ABD’nin başlattığı ‘ticaret savaşı’ndan rahatsız olan bütün ülkeler, Türkiye’ye yatırımlarının süreceğini ifade ettiler. Bu kriz ile sadece ABD-Türkiye ilişkileri yeniden tanımlanmış olmadı, ABD’nin dünya nezdindeki statüsü de yeniden tartışmaya açılmış oldu. Amerika artık hiç olmadığı kadar yalnız kalan bir ülkedir. 
 
The Wall Street Journal’de Yer Alan Siyasi Kriz Yorumu;
‘Türk Heyeti ile ABD Anlaşamadı, Yeni Yaptırımlar Yolda’
Amerika’nın etkili gazetelerinden Wall Street Journal, Türk heyetinin ABD temaslarıyla ilgili, “Türkiye ile ABD arasında anlaşma sağlanamadı, yeni yaptırımlar gelebilir” haberini yaptı. Rahip Brunson krizinin ardından ABD yönetiminin aldığı yaptırım kararlarını görüşmek üzere ABD’ye giden Türk heyeti ilk gün görüşmelerini gerçekleştirdi. Görüşmelerin başarısız geçtiğini ve anlaşma sağlanamadığını yazan Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, Trump yönetiminin yeni yaptırımları hayata geçirme noktasına geldiğini yazdı.
Dion Nissenbaum imzalı siyasi yoruma göre Türkiye’den giden heyetle görüşen ABD’li yetkililer, iki yıldır terör suçlamalarıyla tutuklu bulunan ve yakın zamanda ev hapsine alınan ABD’li papaz Andrew Brunson’ın derhal serbest bırakılacağına dair garanti istediler. Bu durum, “iki ülke arasındaki siyasi krizi derinleştirirken Trump yönetiminin yeni yaptırım adımları atmasının da zeminini oluşturdu”.
Gazeteye konuşan yetkililer, Washington’daki görüşmelerde heyetlerin Türkiye ekonomisini krize sokan kördüğüme bir çözüm getiremediğini söyledi. Bu durum, Trump yönetiminin Türkiye’ye yeni yaptırımlar uygulama pozisyonuna geldiği şeklinde yorumlandı. WSJ’a konuşan ABD’li yetkililer, Rahip Brunson’ın geçen ayki duruşmada serbest kalacağına dair anlaşmaya varıldığını sandıklarını, ancak bunun gerçekleşmemesi üzerine çok şaşırdıklarını söyledi. Bir hafta süren yoğun müzakerelerin ardından Brunson’ın temmuz sonu ABD’ye geri gönderilmesi yönünde uzlaşıldı. Ancak rahip bunun yerine İzmir’de ev hapsine alındı.  Habere göre bu durum, Washington’da Türkiye’ye yönelik baskıyı artırmak isteyenlere yaradı. ABD Kongresi hızla harekete geçip Türkiye’ye F-35 satışı planlarına engel oldu. Ardından bakanlara yönelik yaptırım hamlesi geldi.  Haberde ABD’li yetkililerin sadece Brunson için değil, Türkiye’de darbe girişimi sonrası tutuklanan NASA çalışanı Serkan Gölge ve üç ABD Dışişleri çalışanı için de müzakere yürüttüğü belirtiliyor.
 
   
   
   

 

 





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle