Misak Dergisi 370. Sayı Çıktı
Eski ABD Başkanı George W. Bush’un yıllarca süreceğini ifade ettiği ‘Haçlı Savaşı’, aynı zamanda İslâm’a karşı verilen yeni bir dünya savaşıdır. Son yıllarda yaygınlaşan ‘İslamofobi’ dalgası, bu haçlı savaşının zaruri bir sonucudur. İslamofobi, İslam’ın bir nefret ve korku objesi olarak pazarlanmasını beraberinde getiren psikolojik bir sapıklıktır. Haçlı sürülerine göre İslam, insani olan her şeye karşı olan bir tehdittir.
16.10.2021 14:10
424 okunma
Paylaş
AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ
04. Amerika'nın Afganistan Hezimeti ve Uluslararası Sistemin İflâsı
 
SİYASET • İbrahim DÖNERTAŞ
07. Afganistan İslam Emirliği ve Taliban Gerçeği
 
MAKALE • M.Fatih NURİSTANİ
15. Afganistan’da Yaşanan Son Gelişmeler
 
İNCELEME • Mustafa ÇELİK
18. Dindarlaşma Fıkhı
 
SOHBET • Sabiha Ateş ALPAT
23. Tesettür Niçin ve Nasıldır?
 
AKAİD • Dr. Rahmi DEMİRCİ
26. İnanılması Zaruri Hükümlerin Keyfiyeti ve Vahyin Tasnifi
 
TEFSİR • Mustafa YUSUFOĞLU
29. Harbi Kâfirlere Karşı Savaşmak Allah’ın Emridir
 
HADİS • Selim BAKIRCI
34. Kalbin Niyeti ile İbâdetlerin Münasebeti
 
FIKIH • Yusuf KERİMOĞLU
38. Vasiyetin Meşrûiyeti, Hükmü ve Keyfiyeti Üzerine Notlar
 
KİTAP • M. Zahid AYDAR
42. Vakıfta Amaç
 
Birleşmiş Milletler Teşkilatı Güvenlik Konseyi’nde alınan kararları veto etme hakkı bulunan devletlerin (ABD, Rusya, Fransa, İngiltere ve Çin) son bir asırdır, İslâm coğrafyasını kan gölüne çevirmek için birbirleriyle yarıştıkları malûmdur. Eski ABD Başkanı George W. Bush’un yıllarca süreceğini ifade ettiği ‘Haçlı Savaşı’, aynı zamanda İslâm’a karşı verilen yeni bir dünya savaşıdır. Son yıllarda yaygınlaşan ‘İslamofobi’ dalgası, bu haçlı savaşının zaruri bir sonucudur. İslamofobi, İslam’ın bir nefret ve korku objesi olarak pazarlanmasını beraberinde getiren psikolojik bir sapıklıktır. Haçlı sürülerine göre İslam, insani olan her şeye karşı olan bir tehdittir. Bu tehdide karşı nihai çözüm olarak İslam ve Müslümanların ortadan kaldırılması düşüncesi sinsi bir şekilde kolektif bilinçaltına kazınmaktadır. İslamofobi günümüzde profesyonel bir şekilde üretilmektedir. Modern İslamofobi, narsist ve ırkçı bir ideoloji olarak karşımıza çıkmaktadır. Batı’da değişik zamanlarda İslam ve Müslümanlarla alay etmek ve küçük düşürmek için yapılan filmler, çizilen karikatürler, basılan kitaplar sağlıklı bir entelektüel tartışma yapmak için değildir. İslam ve Batı arasında katı duvarlar örmek, pozitif nitelikleri Batı’ya, negatif özellikleri İslam’a ve Müslümanlara yükleyen satanist yorumların arka plânında narsizm hastalığı vardır. Son tahlilde İslamofobi, kökleri tarihin derinliklerinde olan kültürel bir patolojidir. Cari uluslararası sistemi kontrol etme gücüne sahip olan ABD ve müttefiklerinin İslam dinini “radikal İslam’’ ve “ılımlı İslam’’ şeklinde tasnif ettikleri ve işleyecekleri cinayetlere kılıf hazırladıkları malûmdur.
Tarih boyunca hakkı inkâr eden, adâleti hafife alan ve peygamberlerin tebliğ ettiği hakikatleri reddeden kavimlerin itikadî ve ameli zulmün yayılmasına vesile olduklarını gizlemek mümkün değildir. Sahip olduğu mülkü bahane eden ve insanlara karşı ‘ilahlık’ davasında bulunan Firavun’un dünya görüşü ile günümüzdeki modern-ulus devletlerin uyguladıkları siyâset arasında, herhangi bir keyfiyet farkı yoktur. Kendisine “Ra ilâhının oğlu” ünvanı verilen Fir’avun’un “İsrailoğulları’nı köleleştirdiği, onları fırkalara böldüğü, fırkalardan bir kısmını zaafa uğrattığı, erkek çocuklarını öldürttüğü, kızlarını ise diri bıraktığı ve sürekli fesad çıkardığı” muhkem âyetlerle ifâde edilmîştir. Kadı Beyzâvî ‘Envarû’t Tenzil’ isimli tefsirinde; Firavûn’un uyguladığı siyâsetle ilgili olarak, şu tesbitte bulunmuştur: ‘Memleket ahalisini sınıflara ayırmak, her sınıfı kendi hizmetinde kullanmak yahut bazısını ümera, bazısını reaya kılmak, ümera vasıtası ile reayanın kerhen de olsa itaatini sağlamak, sınıflar arasında nifak ve şikak koymak, husûmetten faydalanmak ve kendisine karşı çıkabilecek güçleri dağıtmak, Firavûn’un siyâsetidir.’
Günümüzde çağdaş uygarlık adına kurgulanan modern-ulus devlet projeleri ile Firuvun’un siyâset anlayışı arasında önemli bir farkın olmadığını söylemek mümkündür. Son çeyrek asırdır ABD ve müttefikleri; İslam dinini “radikal İslam’’ ve “ılımlı İslam’’ şeklinde tasnif ederek, İslâm düşmanlığına zemin hazırlamaktadır. ABD’nin Afganistan’da yirmi yıl süren işgali, katliam ve tehcir politikaları direniş duvarına çarpıp hezimete uğramıştır. Taliban’ın yıllarca sürdürdüğü İstiklâl savaşı bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de siyasi gündemi değiştirmiştir. Yirmi yıldır ABD ve müttefiklerinin işgali altında olan Afganistan’da yaşananlar neredeyse kimsenin umurunda olmazken, Taliban’ın zaferinden sonra medya aydınları ‘İslâm Şeriatını’ mahkûm etmek için keyfi yorumlarını piyasaya sürmüşlerdir. Maalesef Türkiye’deki medya kuruluşlarının kahir ekseriyeti, Talibanı mahkûm etmek için ABD ve müttefiklerinin safında yer almışlardır. Günümüzde slogan olarak kullanılan ‘küresel terörle mücadele’ politikasının arka plânında İslamofobi hastalığının bulunduğunu söylemek mümkündür.
Kavmi, rengi, dili ve dini ne olursa olsun; bütün insanlar için geçerli olan ve değişmeyen ilâhi kanunlar (sünnetûllah) vardır. Bu hakikat, muhkem nassla sabittir: “Şüphesiz sizden önce de (Allah’ın kanunlaştırdığı) nice hadiseler gelip geçmiştir. Bu sebeple yeryüzünde gezin, seyahat edin de, peygamberlerini tekzip edenlerin akibetleri (vardıkları netice) nice oldu, görün! Bu (Kur'ân) insanlar için bir beyandır. Takva ehli için bir hidayet, bir öğüttür. Gevşemeyin, mahzûn olmayın. Siz eğer hakikaten mü’min iseniz, mutlaka galip geleceksiniz.”(Al-i İmran Sûresi: 137)
Netice olarak şunu söyleyebiliriz: Ahlaki değerlerin izafileştirildiği, insanlara iyilikleri emretmenin ve onları kötülüklerden alıkoymanın ‘hayat tarzına müdahele’ kabul edildiği bir zaman diliminde, akla-hayale gelmeyecek siyasi hastalıkların yayılması mümküdür. Adaletin mülkün temeli olduğuna inanan, insanlara iyilikleri emreden ve onları kötülüklerden alıkoymaya çalışan müslümanların, yeryüzünde yaygın olan fitne ve fesadın ortadan kaldırılması için bütün imkânlarını seferber etmeleri farzdır.
Allah’a emanet olunuz.
MİSAK YAYIN HEYETİ

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
...