ABD Derin Devleti, Illuminati Çetesi ve Siyasi Kaos
Tarih boyunca Allah’a ihlâsla teslim olan Müslümanlar ile hevâlarını ilâh edinen müstekbirler, birbirleriyle kıyasıya mücadele etmişlerdir. Bu bir anlamda hak din ile batıl dinin mücadelesidir. İmam Fahrüddin-i Razi ‘Hak din birincisi ilim, ikincisi salih ameller olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği gibi, batıl din de birincisi şüpheler, ikincisi çirkin fiiller olmak üzere iki şeyden meydana gelir’ diyerek, bir inceliğe işaret etmiştir. İslâm toprakları sratejik konumu, yer altı ve yer üstü zenginlikleri sebebiyle son bir asırdır ABD ve müttefiklerinin askeri ve ideolojik tecavüzlerine maruz kalmıştır. Kendi siyasi emellerine hizmet edecek kadroları iktidara getirebilmek için akla-hayale gelmeyecek tuzaklar kurmuş, hatta askeri darbelerin (Tıpkı Mısır’da, Cezayir’de, Libya’da ve Sudan’da olduğu gibi) yapılmasını sağlamıştır.
Hüsnü AKTAŞ
27.05.2019 13:00
2.637 okunma
Paylaş

TARİH boyunca Allah’a ihlâsla teslim olan Müslümanlar ile hevâlarını ilâh edinen müstekbirler, birbirleriyle kıyasıya mücadele etmişlerdir. Bu bir anlamda hak din ile batıl dinin mücadelesidir. İmam Fahrüddin-i Razi ‘Hak din birincisi ilim, ikincisi salih ameller olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği gibi, batıl din de birincisi şüpheler, ikincisi çirkin fiiller olmak üzere iki şeyden meydana gelir’ diyerek, bir inceliğe işaret etmiştir. İslâm toprakları stratejik konumu, yer altı ve yer üstü zenginlikleri sebebiyle son bir asırdır ABD ve müttefiklerinin askeri ve ideolojik tecavüzlerine maruz kalmıştır. Kendi siyasi emellerine hizmet edecek kadroları iktidara getirebilmek için akla-hayale gelmeyecek tuzaklar kurmuş, hatta askeri darbelerin (Tıpkı Mısır’da, Cezayir’de, Libya’da ve Sudan’da olduğu gibi) yapılmasını sağlamıştır.

ABD ve müttefiklerinin Ortadoğu’daki en önemli müttefiği İsrail Devleti’dir. Uluslararası hukukun kurallarından muaf tutulan, dünyanın en önemli nükleer ve biyolojik silah üreten ülkelerinden İsrail; soykırım, etnik temizlik veya diğer insanlık suçlarını işleme yetkisine sahip yegâne devlet olma imtiyazını elde etmiştir. İstediği anda Filistin halkına ait toprakları işgale yeltenen, yerleşim birimlerini haritadan silebilen ve yüzlerce insanı hiç bir ayırım gözetmeden (ihtiyar, kadın, çocuk vs) katledebilen İsrail, binlerce insanı esir alıp çölde kurduğu temerküz kamplarında tutabilmektedir. Katliam veya soykırıma tabi tutulan toplumlar için artık hiç bir koruyucu mekanizma kalmamıştır.

ABD’nin siyasi emellerine hizmet eden Atlantik Paktı (NATO) ülkeleri ile Avrasya Harekâtı’na liderlik eden Rusya arasında yaşanan siyasi rekabet, İslâm topraklarında yaşanan asimetrik savaşa yeni bir boyut kazandırmıştır. Seçim kampanyası esnasında ABD derin devletinin (Office of Net Assessment), silah lobilerinin ve iç istihbarat şeflerinin desteğini arkasına alan Donald Trump; gerek WASP (White Anglo-Saxon Protestan) kimliği konusunda, gerek İslâmofobia (İslâm düşmanlığı) noktasında; tıpkı diğer eski ABD başkanları gibi Siyonist Illuminati Çetesi’ne hizmet eden bir eşkiyadır. Bu tesbitten sonra Illuminati Çetesi’nin siyasi hedeflerine geçebiliriz.

 

ILLUMİNATİ ÇETESİ’NİN

SİYASİ HEDEFLERİ

Bazı siyaset uzmanlarının dünyanın derin devleti olarak nitelendirdiği Illuminati Çetesi’nin temel hedefi, başkenti Kudüs olan ‘Kristal Krallığı' kurmaktır. Bu hedefe kilitlenen Siyonist Illuminati Çetesi, tepedeki 13’ler Kraliyet Konseyi’ne bağlı 300 kişi tarafından yönlendirilen bir harekettir. Dış İlişkiler Konseyi (CFR) Bilderberg, Trilateral Komisyon, Mahson Tarikatı, Kafatası ve Kemik Tarikatı, Apsen Enstitüsü, Malta Şövalyeleri, Opus Dei, Roma Kulübü, Bohemian Grove, Dünya Ekonomik Forumu ve Dünya Federalleri gibi örgütlerin  üyeleri, hedefledikleri dünya devletini (Kristal Krallığı’nı) kurmak için değişik projeleri hazırlamaktadırlar. Hedefleri, haritaları değiştirmek ve insanları köleleştirmektir. Illuminati, son tahlilde 13 adet eli kanlı hanedanın referans ismidir. Tabiî ki, onların soyları da buna dâhildir. İsrailoğulları'nın 12 kabilesi ve bir de kayıp olduğu söylenen kabilesinin varlığı malûmdur. Bu hanedanlara mensup olan kimseler, aynı zamanda birçok gizli teşkilâtın ve devlet bürokrasilerinin de üst düzey üyeleridir. Illuminati hiyerarşisi içinde çeşitli komiteler mevcuttur. Sıradan ABD vatandaşları bunu bilmezler ve daha kötüsü hiç ilgilenmezler. Illuminati’nin en üst seviyedeki komiteleri, Konsey 3, Konsey 5, Konsey 7, Konsey 9, Konsey 13, Konsey 33, 300’ler komitesi (Olympians-Olymposlular) ve 500’ler komitesidir. Görüldüğü gibi, Illuminati üst düzey yetkilileri kendilerini ‘Olympos Pantheonu-Olympos İlâhlar Meclisi’ olarak kabul ediyorlar ve Dünya Düzeni’nin tepe noktalarında oturduklarını iddia ediyorlar. 300’ler Meclisi, (Komitesi) amacını şöyle belirlemiştir: “Kalıcı, ilâhlar meclisi tarafından atanmış, herediter (ailevî) oligarkların egemenliğini esas alan tek bir dünya hükümeti ve tek birimli para sistemi ön plâna çıkarılacaktır. Dünya’da sâdece egemen zümreler ve onların hizmetkârları olacaktır. Bütün kanunlar (dünyada), legal bir sistem altında, dünya mahkemeleri pratiğine bağlı olarak birleşik bir kanun (cezâ) koduna münâsib, uniform (tek biçimli) hale getirilecektir. Bu kanunların işleyişi kristal krallığın emrindeki hükümet, o hükümetin atadığı Polisler ve askerler tarafından desteklenecektir. İtâatkâr olanlar ve hizmet edenler (işe yarayanlar) hayatlarını sürdürme hakkıyla ödüllendirilecekler; kendi aralarında çeteleşenler ise öldürülecek veya kanun dışı olarak ilân edileceklerdir. Bunun anlamı, bu ‘kanun dışı’ insanları herkes öldürebilme hak ve yetkisine sahip olacaktır (...be declared outlaws, thus a target for anyone who wishes to kill them). Belirlenen şahısların dışında kalanların ateşli silah edinmeleri yasaklanacaktır.” 

Bir doların üzerinde bulunan 13 kademeli piramit, dünyaya hakim olmak isteyen Siyonistlerin teşkilat şemasıdır. Bu işareti İlluminatlar, 1 Mayıs 1776 yılında sembol olarak almışlardır. Bu tarihe atıfta bulunmak için de piramidin en alt katına (dolar üzerinde) MDCCLXXVI tarihini yerleştirmişlerdir. Bu, zannedildiği gibi, ABD’nin bağımsızlığı simgelemez. İşte bu piramidin zirvesinde Lucifer; ya da kendi deyimleriyle “Evrenin Ulu Mimarı’nın gözü vardır. Altında üç kabalist; sırasıyla 13’ler meclisi, 33’ler meclisi, 300’ler kulübü vardır ve bunlar asla görünmezler. Hiç kimse bunların kim olduğunu bilmez. Onların altında yalnızca ucu görünen fakat kimsenin içinde ne olduğunu bilmemesi gereken, bir anlamda bilinmeyen teşkilatlar gelir. Bahsettiğimiz üçgenin içindeki göz sembolü, nihâî gâyeyi temsil etmektedir. Nedir bu nihai gaye? Lusifer, yani Mason ilâhının gözü...  Bu göz, “Cenâb-ı Hak, her şeyi görür” gerçeğinin karşısında “Bizim ilâhımız da her şeyi görür hatta her şeyi daha iyi görür” iddiasını temsil etmektedir. Bu göz, Lucifer, yani Şeytan’ın gözüdür. Eğik bakmaktadır ve şaşıdır. Masonlar, birbirleriyle tanışmak için bu parolayı kullanmaktadırlar. Karşılaştıklarında toka yaparken bir yan sağ ellerinin başparmağı diğerinin eline özel şekilde bastırmakta ve gözlerini de bu resimde olduğu gibi eğik olarak tutarak aşağıya doğru bakmaktadırlar. Siyonizm’in inancına göre Şeytan, Cennet’ten kovulduktan sonra şimdi yeryüzünde “Ben-î İsrail”e (İsrailoğulları’na) mensup insanlar vasıtasıyla (haşa) Cenâb-ı Hak’tan intikamınıalacaktır. Siyonizm’in temelinde “Şeytana kulluk yapmak” gibi bir ideal ön plandadır. Bu piramidin en altında yer alan birinci basamak  “HUMANÎSMUS” diye isimlendirilmiştir. Bir anlamdabütün insanlığı ifade eden basamaktır. Böylece bu piramit, Siyonizm’in bütün insanlığı, yani yeryüzündeki 6 milyar insanı nasıl kontrol ettiğini belirtmektedir. Bu piramitte de görüldüğü gibi dünya hâkimiyetini tesis, bir diğer ifadeyle 6 milyar insanı yani bütün insanlığı kontrol için kurulan sistem gizlilik ve itaat esasına dayanmaktadır. Bugün Irak’ta, Suriye’de Afganistan’da, Filipinler’de, Endonezya’da, Lüb- nan’da, Filistin’de, Özbekistan’da, Kırgizistan’da, Cezayir’de, Sudan’da, Mısır’da ve Türkiye’de olup bitenler, dünya düzeninin yegane rakibi olan İslâm’ın hedef tahtasına konulduğunun en güzel delilidir.

Illuminati çetesinin kullandığı teşkilatlar bir değil, birden fazladır. The Tavistock Institute of Human Relations (Tavistock Beşerî İlişkiler Enstitüsü-Londra). kadınların çocuk yapmalarının sakıncalarını anlatıp özellikle yabancı ailelerin beynini yıkayan bir örgüttür. Bu örgütün beyni, Fritz Springmeier, 13 hanedandan birisine mensuptur. CIA’nın da projelerinden biri olan “Slides” (projeksiyonlar) kavramını Springmeier de kullanıyor ve bunun amacının şartlanmış tip(conditioned type) dünyada oluşturmak olarak açıyor. Kendi emellerine hizmet etmeyen insanlar, zihinleri yok edilen et parçasından ibarettir. Yani, beyni yıkanmış, dumura uğramış, ahmaklaşmış tip. Bunun önemli bir versiyonu Mind Control (MC -Zihin Kontrolü) merkezidir. Bu programlar, zihnî travmalar oluşturulmak suretiyle mankurtlaştırma ve bilâhare köleleştirme esâsına dayanmaktadır. Bu projenin genel ismi ise Montauk projesidir. Bu projede çok mühim bir rol üstlenen Al Bielek (yahudîdir) bu güne kadar 10 milyon kadar gönüllü kurban kullanıldığını ve zihinlerinin denetim altına alındığını ifade etmektedir. Bunların büyük çoğunluğu (9 milyondan fazla) ABD’de yaşamaktadır. Al Bielek, ABD’nin her büyük şehrinde örtülü Montauk Programming merkezlerinin (Montauk Programlama Merkezleri) olduğunu ileri sürmektedir. Bu projeyi, ikiyüzün üzerinde “think tanks” (beyin fırtınası) kuruluşunun finansal olarak desteklediği bilinmektedir... Bu kuruluşların arasında Rand Corporation ve Brookings de var ve bunların hepsinin merkez üssü Stanford Research Institute (SRI, Stanford Araştırma Enstitüsü) ve Menlo Park, California’da faaliyetlerine devam etmektedir. Bu kurumların projeleri arasında, insanda çeşitli heyecânların manipülasyonu (manipulation of human emotions) seansları öne çıkmaktadır. David Icke, “The Biggest Secret (En Büyük Sır) isimli kitabında, bu projede “korku” mevzusunun ziyâdesiyle işlendiğini ve insanların farklı tepkilerinin incelenerek nasıl çözüme ulaşıldığını anlatmaktadır.

ABD’nin (kendi dışında) pilot bölge olarak Kosova’yı seçtiği ve buradan çok sayıda Arnavut’u ABD’deki merkezlere transfer ederek orada beyinlerini yıkadığı tesbit edilmiştir. Seçilen kurbanlarda, belli bir iç çelişki düzeyi yakalandıktan sonra, onlara bu dünya üzerindeki demonik güçlerin (muhalif güçlerin) insanlığa zarar verdiği ve bunların tasfiyesinin şart olduğunun vurgulandığı ve insanların buna iknâ edildiği ifade edilmektedir. Bu demonik güçler arasında kullanılan figürler arasında; Adolf Hitler, Saddam Hüseyin, Miloshevich, Muammar Kaddafî, Usama Bin Ladin, Hugo Chavez vs. gibi isimler yer almaktadır. En son aşamada, kurbanlar bu ve benzeri isimlere karşı “freedom fighters (özgürlük savaşçıları) olarak örgütlendirilmişlerdir. NWO stratejistlerinin en çok başvurdukları yöntem, bu Machiavellian usuldür. En büyük propaganda kuvveti ise medyadır.

13 Eylül 1999 tarihli Los Angeles Time Gazetesi'nde, bir Illuminati alt örgütü olan Human Rights Watch (İnsan Hakları Zamanı) isimli yapı adına Yahudî Mike Jendrzejczyk şunları ifade etmektedir: “Barış muhafızlarının milisleri silahsızlandırma yetkisinin olması çok mühimdir ve her Endonezyalı asker, onlarla birlikte hareket etmektedir.” Jendrzejczyk, “işbirlikçiliğin” önemine vurgu yapmaktadır. Barış muhafızlarıyla işbirliği yapan Endonezya askerlerinin saldırdığı ve katlettiği insanlar ise Müslüman direniş güçleridir. Bu “peacekeeping missions” (barış muhafaza misyonları) meselâ Yugoslavya’da hükümrân orduyu alaşağı etmişlerdir! Bu (misyonlar) UN Partnership For Peace (PFP. BM Barış İçin Partnerlik/İşbirliği) kurumundan başka bir şey değildir.

Yeni Dünya Düzeni’nin uluslararası bankerler (Darvari ailesi, Rothschild hânedânı, Goldsmith hânedânı, Soros, Dumba ailesi, Hagi Meitani ailesi, Mocioni ailesi, Raoul Wallenberg sülâlesi, Medici ailesi vs.) ve büyük ilâç kartelleri tarafından ciddî bir biçimde desteklendiğini unutmamak gerekir. Bu ilaç kartelleri arasında, Pfizer, Hoechst, GlaxoSmithKline, Bristol -Myers-Squibb, Johnson & Johnson, Wyeth gibi oligopoller sayılabilir. İngiltere Kraliyet Ailesi (The Royal Family of England), ve Windsor Mâlikhânesi (the House of Windsor) – ki, bu aile ve hâne Avrupa Kraliyeti’nin Germen Kolu’ndan gelir ve Saxe-Coburg-Gotha ailesi olarak da anılır. 1914 yılında isimlerini Windsor’a çevirmişlerdir. Oligarşi içinde çok yüksek bir rol üstlendikleri bilinmektedir... Bu, Illuminati’nin en yüksek katlarından (upper strata of the Illuminati) birisidir. Illuminati’nin sinir sisteminin merkezi (beyni) Londra’da olup Basel (İsviçre) ve Brüksel çevresel sinir sisteminin merkezleri (omurilik) durumundadır.

Netice olarak şunu söyleyebiliriz: ABD’nin siyasi emellerine hizmet eden Atlantik Paktı (NATO) ülkeleri ile Avrasya Harekâtı’na liderlik eden Rusya arasında yaşanan siyasi kargaşa, Siyonist Illuminati Çetesi tarafından İsrail’in menfaatlerine uygun bir şekilde yeniden dizayn edilmektedir. Dolayısıyla İslâm topraklarında (coğrafyasında) yaşanan ‘Vekâlet Savaşı’nın kısa sürede sona ermesi mümkün görünmemektedir. Siyasi kaos uzun yıllar devam edecektir.

 

Misak Dergisi 342. Sayı

Mayıs 2019

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya