Sorulunca Söylenenler
İlk baskısı 2008 yılında yapılan eserin, yeni baskısında yeni röportajlar ve incelemeyi kolaylaştırıcı bir de dizin eklenmiştir. Hayırlara vesile olmasını dileriz. İlk baskısı 2008 yılında yapılan eserin, yeni baskısında yeni röportajlarla genişletildi ve incelemeyi kolaylaştırıcı bir de dizin eklenmiştir. Hayırlara vesile olmasını dileriz.
Hüsnü AKTAŞ
09.02.2019 00:00
854 okunma
Paylaş
...

Misak Yayınları 53

Mart 2017
525 Sayfa, Küçük Boy,
Şamua Kağıt,
Sıvama Kapaklı Lüks Ciltli.

Fiyatı: 50.00 TL. Ücretsiz Kargo
Kredi Kartıyla 3 Taksit İmkanı.

ISBN: 978-975-7719-65-6

Günlük gazetelerde, haftalık-aylık dergilerde yayınlanan soruşturma ve röportajlardan meydana gelen bu eser; ‘Siyasi Meseleler, Usul Problemi, Düşünce Suçu ve Kitaplar’ olmak üzere dört ayrı bölümden meydana gelmektedir. Son yıllarda bütün dünyada, insan hakları ve hukuk devleti gibi kavramların ön plana çıktığını söylemek mümkündür. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi’ne göre; kavmi, rengi, dili ve dini ne olursa olsun bütün insanlar kanun önünde birbirine eşittirler. Kanun önündeki eşitliğin sağlanması, insanların umumi ve hususi haklarının muhafazası için önemli bir unsurdur, fakat yeterli değildir. Çünkü kuvvet kullanma imtiyazına sahip olan devlet adamlarının, insanların haklarına aykırı olan hükümleri “kanun” haline getirmeleri mümkündür. Totaliter ve otoriter keyfiyete haiz olan modern devletlerin, vatandaşlarına ‘esir muamelesi’ yaptıklarını gizlemenin de bir anlamı yoktur.
 
Bu eserde, yayın organlarının yetkililerine teslim edilen metinler esas alınmıştır. Bazı editörlerin yürürlükteki hukukî mevzuatı dikkate aldıklarını ve yayın siyâsetlerine göre, kendilerine teslim edilen metinleri kısaltarak yayınladıklarını söyleyebiliriz. Bazı editörler ise, teslim aldıkları metni aynen yayınlamışlardır. Onlara, gösterdikleri hassasiyetten dolayı teşekkür ederiz. Günlük gazetelerde, haftalık-aylık dergilerde yayınlanan soruşturma ve röportajlardan meydana gelen bu eserin ilk baskısı, 2008 yılında yapılmıştır. Röportajlar ve şoruşturmalar yapıldığı yıllara göre değil, Siyâsî Meseleler, Usûl Problemi, Kitap Üzerine Yapılan Söyleşiler ve Düşünce Suçları (açılan davalar)’ olmak üzere dört ayrı bölümden meydana gelmektedir. İlk baskısı 2008 yılında yapılan eserin, yeni baskısında yeni röportajlarla genişletildi ve incelemeyi kolaylaştırıcı bir de dizin eklenmiştir. Bu eserin ilaveli yeni baskısının hayırlara vesile olmasını dileriz.

Kitabın ücretini (50 TL.) en yakınınızdaki PTT’den posta çekiyle Misak’ın 499943 no’lu hesabına yatırdığınızda en kısa zamanda adresinize gönderilecektir.


 
Yediden yetmişe herkesin yakinen tanıdığı Hüsnü Aktaş hocamıza ait, “Sorulunca Söylenenler” isimli kitaptır. Kitabın ismi de içeriği kadar mesaj verici ve dikkat çekicidir! Her insan çeşitli kitaplar okur, okuduğu kitaplarda dikkat çeken yerleri ve çok hoşuna giden bölümleri çizer, işaret eder veya bir yere not eder. Söz konusu olduğu zaman da, ilgili kitapla ilgili olarak; “şu tesbitleri, şu izahları, şu kısımları çok güzeldir, çok hoştur, çok müthiştir” vb. sözlerle dile getirmeye çalışır. Samimi olarak itiraf etmek gerekirse, bu kitaptaki sual-cevapların hepsi de aynen öyledir. Seçme makalelerden, çok mükemmel tesbitlerden, tüm mükelleflerin severek okuyacağı soru-cevaplardan oluşmuş bir kitaptır, diyoruz. Size tanıtmak isterken de acaba hangi cümleleri, hangi soru-cevapları, hangi bölümleri okuyucuya aktaralım diye zorlandık. Dolayısıyla seçime gitmeden birkaç soruyu ve cevabını alabildik, diğer kısımları sizin mutlaka okumanızı tavsiye ederek üzerimize düşeni yaptık. Kitabın bölümlerine ve konu başlıklarına bakıldığında içeriğinin ne kadar dolu olduğu görülecektir. Hele bir de kitabı elinize alıp okuduğunuz zaman ne kadar güzel bir eser olduğunu görüp bize hak vereceksiniz. İlim ehlinin tesbitleri, beyan ve açıklamaları bambaşkadır. Rabbim yardımcıları olsun. 
 
Günlük gazetelerde, haftalık-aylık dergilerde yayınlanan soruşturma ve röportajlardan meydana gelen bu eser; ‘Siyasi Meseleler, Usul Problemi ve Düşünce Suçu’ olmak üzere üç ayrı bölümden oluşmaktadır. Her bölüm içinde birbirinden güzel onlarca mesele mevcuttur. Biz bölümlerle birlikte konu başlıklarını vermeye çalışalım.
 
7 Birinci Bölüm
Siyasi Meseleler, Değişim, Modern-Ulus Projesi ve Politika, Her İdeoloji Mensubunun İstismar Ettiği Kavram: Şehadet, Türkiye’nin Değişmeyen Gündemi:Tesettür, İslam Fıkhı’nda Düşünce ve Fikir Suçu Yoktur, Hukuk Kurumu Olan Devlet, Hak ve Batıl Şeria, Siyasi Rejim, Fikir Suçları Meselesi ve Rüşvet Ekonomisi, Soysuzlar, İslam Şeriatına Küfrediyorlar, Zafere Giden Yol Şura’dan Geçer, Anayasa Bir Sosyal Sözleşmedir, İslamcı Aydın İle Ulema Karşı Karşıya Getirildi, Hilafet Konferansı, Sadece Bir Hasretin İfadesidir, Küreselleşen Dünyada Müslümanların Problemleri, Pragmatizm Veya’Hak İle Batılı Birbirine Karıştırma Hastalığı’, Afganistan’da Yaşanan İç Savaşın Tahlili, Tesettürü Yasaklayanlara Müslüman Denilemez, İlmi, Siyasi ve İktisadi Kuvvetin Önemi, Asker ve Sivil Bürokratların Din Anlayışları ve Kaos, Tahkiki iman, Sünnete Uygun Tebliğ ve İslami Mücadele, Tarihin Dönüm Noktaları ve Emperyalist İstilâ Hareketi, Sivil Din, Kutsal Devlet Kimliğini Şekillendiren Bir Araçtır
 
İkinci Bölüm
Usûl Problemi, İlahi Tekliflerin Tasnifi ve Nassların Doğru Anlaşılması, İslâm Alimlerinin Mes’ûliyeti ve Bağımsızlığı Meselesi, İctihad Kapısı Açık mı, Yoksa Kapalı mı?, Usul Konusunda Bir Ufuk Turu, “Müslümanlar Laik Kültürden Etkileniyor”, “Kur’andaki İslam”ı Anlamanın Zaruri Şartları, Fıkhi Mezhepler, Taklid,Telfik ve Diğer Meseleler
 
Üçüncü Bölüm
Düşünce Suçu Problemi ve Davalar, Cennet Ucuz Değil, Cehennem Lüzumsuz Değil’, Bir Delinin Kurduğu Tuzak veya İnter-Star Davası, Düşüncelerini İfade Eden Kimseler Suçlu mudur?, Değişik Açılardan Vahdet Vakfı Davası, Vakfımızın Temel Hedefi Velayet Hukukunu Korumak ve Mazlumlara Sahip Çıkmaktır.” Şimdi kitabın başındaki takdim yazısını verelim.
 
Cemiyet halinde yaşayan İnsanoğlu; hayatının korunmasını, inandığı gibi yaşama imkanının sağlanmasını, neslinin ve malının muhafaza edilmesini arzu eden mükerrem bir varlıktır. Dünya görüşleri, inançları, örf ve adetleri farklı olan insanların, kademeli olarak şu ihtiyaçlarını karşılamak için gayret sarfettiklerini söylemek mümkündür. Birincisi: Fizyolojik ihtiyaçlardır. Sıhhatini korumak, nafakasını elde etmek, yemek, içmek, her insan için önemlidir. İkincisi: Emniyette olma ihtiyacıdır. Bütün insanlar can, mal, nesil, akıl ve din emniyetinin sağlanmasını arzu ederler. Üçüncüsü: Birbirini tamamlama ve dayanışma ihtiyacıdır. Merhamet, ünsiyet, sevgi ve velâyet (dostluk) gibi duygulara haiz olan insanlar; cemiyet halinde yaşadıkları için, birbirleriyle yardımlaşmak zorundadırlar. Dördüncüsü: Kimliklerini muhafaza etme ihtiyacıdır. İnsanlar, değer verdikleri kimliklerini (dini, etnik vs) muhafaza etmek için ellerinden gelen gayreti sarfederler. Beşincisi: Takdir olunma hissidir. Varlıkların en şereflisi (eşref-i mahlûkat) olan insanoğlu; bir işte muvaffak olmayı arzu ettiği gibi, bu muvaffakiyetinin çevresi tarafından takdir edilmesini de arzu eden bir varlıktır.
Hafıza ve ünsiyet sahibi olan insanoğlunun; kademeli olan bu ihtiyaçlarını karşılamak ve cemiyet hayatının devamını sağlamak için “Devlet” adını verdiği hukuki ve siyasi organizasyonu gerçekleştirdiği malûmdur. Devletin varlık sebebi, insanlığa hizmetle sınırlıdır. Devletin zaruri vazifesi; insanların can, mal, nesil, akıl ve din emniyetlerini sağlamak, onların haklarını ve hürriyetlerini muhafaza etmektir. Genel anlamda siyaseti “insanoğlunun maddi ve manevi açıdan saadetine vesile olması gereken yönetim tekniği” olarak tarif etmek mümkündür. ‘Vesile olması gereken’ dememizin sebebi şudur: Adaleti hafife alan, iyilikleri yasaklayan ve kötülüklerin yayılmasını arzu eden zalim politikacıların, fesadın yayılmasına vesile olduklarını gizlemenin bir anlamı yoktur. Hukukun üstünlüğünü esas almayan bir devletin vatandaşları; zaman içerisinde hevâlarını ilâh edinmek ve “kuvvetli olanın daima haklı olduğuna’ inanmak gibi, tedavisi kolay olmayan hastalıklara tutulabilirler.
Son yıllarda bütün dünyada, insan hakları ve hukuk devleti gibi kavramların ön plâna çıktığını söylemek mümkündür. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi’ne göre; kavmi, rengi, dili ve dini ne olursa olsun bütün insanlar kanun önünde birbirine eşittirler. Kanun önündeki eşitliğin sağlanması, insanların umumi ve hususi haklarının muhafazası için önemli bir unsurdur, fakat yeterli değildir. Çünkü kuvvet kullanma imtiyazına sahip olan devlet adamlarının, insanların haklarına aykırı olan hükümleri “kanun” haline getirmeleri mümkündür. Totaliter ve otoriter keyfiyete haiz olan modern devletlerin, vatandaşlarına ‘esir muamelesi’ yaptıklarını gizlemenin de bir anlamı yoktur. Meselâ: Türkiye’de İslâm Fıkhı’na meydan okuyan devlet adamları; önce lâiklik felsefesine uygun olduğuna inandıkları kanunları çıkarmışlar, daha sonra kendi çıkardıkları kanunları ‘mukaddes metinler’ gibi savunmaya başlamışlardır. Vatandaşların neye inanacaklarını, hangi kıyafetle sokağa çıkacaklarını, neyi düşüneceklerini ve bu düşüncelerini nasıl ifade edeceklerini tesbit eden sivil ve asker bürokratların; ‘Çağdaş Uygarlık’ adına totaliter devlet anlayışını ön plâna çıkardıkları malûmdur. Demokratik-Laik olduğu iddia edilen eğitim sisteminin getirdiği kimlik krizi, her alanda kendisini hissettirmektedir. Terör, rüşvet, fuhuş, tefecilik ve resmi soygun gibi cürümlerin hızla arttığı görülmektedir.
Sayısız problemlerle karşı karşıya kalan, bozulmayı sadece siyasi, iktisadi, ahlâkî değerlerde değil, ekolojik sistem de dahil her alanda hisseden insanoğlu, içine düştüğü bunalımlardan kurtulmak için yeni arayışların peşine düşmüştür. Haberleşme teknolojisinin gelişmesi ve internet sisteminin yaygınlaşmasının, dünyayı küçük bir köye çevirdiğini gizlemenin bir anlamı yoktur. Dünyanın içinde bulunduğu hali iki kelimeyle ifade etmek mümkündür: “değişim ve bunalım”! Geçtiğimiz yüzyılın sihirli hurafeleri hükmünde olan ideolojiler, bütün cazibelerini kaybetmişlerdir. Değişim o derecede korkunçtur ki; Türkiye’de 1970’li yıllarda “Mao-çe Tung’un” dünya görüşü veya Marksist-Leninist ideoloji için savaşı göze alan, ölen veya öldüren insanların yerinde yeller esmektedir. O dönemin adsız cengâverleri çoktan unutulmuştur. Değişen nedir? Bu suale vereceğimiz en kısa cevap şudur: Fiziki ve coğrafi çevre, sanayileşmeye paralel olarak değişime uğramış, “Küresel Isınma” problemi gündeme girmiştir. Üretim ilişkileri; teknolojinin hızla gelişmesi sonucunda farklı bir boyuta ulaşmış, adına destanlar yazılan ‘proletarya’ (işçi sınıfı) yerini robotlara bırakmaya başlamıştır. Bunalım sebebi nedir? Bu hızlı değişimin kavranmasını güçleştiren ve mevcut çelişkilerin çözümünü zorlaştıran her unsur, bunalımın sebebi haline gelebilir.
Bundan kırk yıl önce Aydınlanma Felsefesi’ne dayanan bütün ideolojilerin ‘Modern Hurafe’ hükmünde olduğunu ilân eden ve devletin temel nizamlarını İslâm’a uydurmak için propaganda yaptığı gerekçesiyle mahkemeye verilen (Yıl:1969) yazar Hüsnü Aktaş’ın; ‘Sorulunca Söylenenler’ (Soruşturma-Röportaj) isimli eseri, yaşanan değişimin boyutlarının tesbiti ve ortaya çıkan bunalımların tahlili açısından önemlidir. Resmi ideolojiye iman eden sivil ve asker bürokratların, uzun yıllar kendileri gibi düşünmeyen herkesi düşman olarak gördükleri malûmdur. Üstâd Cemil Meriç “Mağaradakiler” isimli eserinde, şu tesbitte bulunmuştur: “Her aydınlığı yangın sanıp, söndürmeye koşan zavallı insanlarım: Karanlığa o kadar alışmışsınız ki, yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi! Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkede, düşünce adamı nasıl çıkar?” 
Bu eserde, yayın organlarının yetkililerine teslim edilen metinler esas alınmıştır. Bazı editörlerin yürürlükteki hukuki mevzuatı dikkate aldıklarını ve yayın siyasetlerine göre, kendilerine teslim edilen metinleri kısaltarak yayınladıklarını söyleyebiliriz. Bazı editörler ise, teslim aldıkları metni aynen yayınlamışlardır. Onlara, gösterdikleri hassasiyetten dolayı teşekkür ederiz. Günlük gazetelerde, haftalık-aylık dergilerde yayınlanan soruşturma ve röportajlardan meydana gelen bu eser; ‘siyasi meseleler, usul problemi ve düşünce suçu’ (açılan davalar) olmak üzere üç ayrı bölümden meydana gelmektedir. Bu eserin, hayırlara vesile olmasını dileriz.” (sh:7-9)
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. “Sorulunca Söylenenler” isimli eser tabir yerinde ise, tamamı röportaj ve soruşturmalardan oluşmuş çok mükemmel bir eserdir. Tüm kardeşlerimizin bu esere sahip olmalarını, hiç tereddüt etmeden alıp okumalarını tavsiye edebiliyorum. Yıllardır ülke gündemini meşgul eden nice hayati ve temel meselelere şer’i delillerden cevaplar verilmiş, tüm tereddütler darmadağın edilmiştir. Hüsnü Aktaş hocamızın en güzel hasletlerinden birisi de şudur; şahsi kanaatlerden, indi görüşlerden kaçınması, heva ve heveslerden uzak kalması, meselelere bakarken usule bağlı kalarak bakmasıdır! Rabbim yardımcıları olsun, umduklarına nail eylesin. Allahü Teala (cc) hocamızdan razı olsun, hayırlı ve bereketli uzun ömürler nasibeylesin. Amin. Allahü Teala (cc)’ya emanet olunuz.
 
MİSAK YAYINLARI
 
İÇİNDEKİLER
 
 
Birinci Bölüm
Siyâsî Meseleler 13
Değişim, Modern-Ulus Projesi ve Politika 15
Her İdeoloji Mensubunun İstismar Ettiği Kavram: Şehâdet 25
Türkiye’nin Değişmeyen Gündemi: Tesettür 31
İslâm Fıkhı’nda Düşünce ve Fikir Suçu Yoktur 39
Hukuk Kurumu Olan Devlet, Hak ve Bâtıl Şerîat 48
Siyâsî Rejim, Fikir Suçları Meselesi ve Rüşvet Ekonomisi 55
Soysuzlar, İslâm Şerîatına Küfrediyorlar 66
Zafere Giden Yol Şûrâ’dan Geçer 71
Anayasa Bir Sosyal Sözleşmedir 84
Yeni Anayasa Tartışmaları, Müslümanların Duruşu ve Usûl Problemi 89
İslâmcı Aydın ile Ulema Karşı Karşıya Getirildi 101
Hilâfet Konferansı, Sadece Bir Hasretin İfadesidir 107
Küreselleşen Dünyada Müslümanların Problemleri 111
Pragmatizm veya ‘Hak ile Bâtılı Birbirine Karıştırma Hastalığı’ 115
Afganistan’da Yaşanan İç Savaşın Tahlili 119
Tesettürü Yasaklayanlara Müslüman Denilemez 124
İlmî, Siyâsî ve İktisadî Kuvvetin Önemi 128
Millet ve Ümmet Kavramlarının Keyfiyeti 134
Asker ve Sivil Bürokratların Din Anlayışları ve Kaos 148
Tarihin Dönüm Noktaları ve Emperyalist İstilâ Hareketi 155
Sivil Din, Kutsal Devlet Kimliğini Şekillendiren Bir Araçtır 163
Taksim-Gezi İsyanı ve Paralel Devlet Operasyonları Birbirinin Mütemmim Cüzüdür 177
Kadın Hakları Meselesi 195
Günümüz Müslümanlarının Problemleri 210
Müslümanlar Olarak Moğol İstilası Yaşıyoruz 220
Mısır, Gerçek Devrimin Eşiğinde 231
Siyonist İsrail’in Şifreleri ve Gazze’de Yaşanan Dramın Tahlili 235
Çözüm Süreci,Genel Seçimler ve Sivil Topluma Düşen Görevler 241
IŞİD Bilmecesi, Komplo Teorileri ve Selefî İdeolojisi 246
Ateş Çukurunun Kenarındaki Ülke: Türkiye 256
 
İkinci Bölüm
Usûl Problemi 269
İlâhî Tekliflerin Tasnifi ve Nassların Doğru Anlaşılması 271
İslâm Alimlerinin Mes’ûliyeti ve Bağımsızlığı Meselesi 281
İctihâd Kapısı Açık mı, Yoksa Kapalı mı? 289
Usûl Konusunda Bir Ufuk Turu 294
Tahkiki İman, Sünnete Uygun Tebliğ ve İslâmî Mücâdele 326
Müslümanlar Lâik Kültürden Etkileniyor 333
“Kur’ândaki İslâm”ı Anlamanın Zarûrî Şartları 340
Fıkhi Mezhepler, Taklid, Telfik ve Diğer Meseleler 348
Ehl-i Sünnet Fıkhı’nın Keyfiyeti 365
Mut’a Fesâdı; Kitap, Sünnet ve İcma’a Aykırılığın Doğurduğu Bir Felâkettir!.. 381
Usûl Açısından Salâvâtın Hükmü ve Keyfiyeti 394
Hüsnü Aktaş Hoca ile İmam Ebû Hanîfe (rha)’yi Konuştuk! 399
Üçüncü Bölüm
Düşünce Suçu Problemi ve Dâvâlar 415
‘Cennet Ucuz Değil, Cehennem Lüzumsuz Değil’ 417
Bir Delinin Kurduğu Tuzak veya İnter-Star Dâvâsı 425
Düşüncelerini İfade Eden Kimseler Suçlu mudur? 430
Değişik Açılardan Vahdet Vakfı Dâvâsı 437
Vahdet Vakfı’nın Temel Hedefi Velâyet Hukukunu Korumak ve Mazlumlara Sahip Çıkmaktır 442
Müslüman Mahkumları Ailemizin Bir Ferdi Olarak Görmeliyiz 445
 
Dördüncü Bölüm
Kitaplar 451
‘Şen Olasın Lâiklik’ Üzerine Bir Konuşma 453
Medeni Vahşet Dâvâsı 459
Emânet ve Ehliyet Bilinci Üzerine 467
‘İslâmî Hareketin Mahiyeti’ ve Cemâat Hukuku 487
İktibas: Perçinlenmiş bir Misak’a yüreğinden bağlıdır 497
 
Biyografi 502
Dizin 505
 
 
 
 
 
 
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya