Misak Dergisi 336. Sayı
CEMİYET hâlinde yaşayan insanların; siyasi, iktisadi, hukuki ve ahlâki hükümlere ihtiyaçları vardır. Nazari plânda başta devlet olmak üzere, bütün siyasi müesseselerin ‘insanların ortak ihtiyaçlarını karşılamak için’ inşâa edildiklerini söylemek mümkündür. Siyaset uzmanları devleti; “aynı ülkenin vatandaşı olan insanların ortak ihtiyaçlarını karşılayan ve insanlığa hizmet eden hukuki-siyasi bir kurum” olarak tarif etmişlerdir. Yaygın olan anlayışa göre devlet: “Sınırları malûm bir ülkeye sahip olan, belirli anayasal düzeni bulunan ve teşkilâtlı millet topluluğunu meydana getiren siyâsi/hukuki bir kurumdur.” Bu tarifin, genel kültüre uygun olduğunu söylemek mümkündür. Ancak doğru olduğunu isbat etmek kolay değildir. Sınırları malûm bir ülkede egemen olmak ve anayasal (hukuki) düzeni sağlamak gibi unsurlar, devletin “olmazsa olmaz” şartıdır. Ancak günümüzde BM üyesi olan bazı devletlerin, insanlığa hizmet ettiklerini ve varlık sebebine bağlı kaldıklarını söylemek mümkün değildir. Devlet adamları, filozoflar ve politikacılar tarafından kurgulanan ‘resmi ideolojiler’ değiştirilmesi mümkün olmayan ‘sivil din’ gibi, insanlara dayatılmıştır. Kula kulluğu ön plãna çıkaran resmi ideolojilerin fitne ve fesadın yayılmasına vesile oldukları görülmektedir.
Misak Yayın Heyeti
15.02.2019 14:53
1.698 okunma
Paylaş

 

AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ
04.Sh: Suudi Barbarların İşledikleri Cinayetin Faturası: Anomi Felâketi

HABER-YORUM
07.Sh: Cumhur İttifakı Depremi, Ceza İnfaz Kanunu ve Vesâyet  Tartışmaları
08.Sh: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Danıştay’a Sitemi: ‘Öğrenci Andı ile ilgili karar, beş yıldan sonra mı verilir?’
09.Sh: Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Haydut Devletleri Uyardı; 'Akdeniz ve Kıbrıs’ta Türkiye‘ye rağmen atılan adımlar savaş sebebidir’
10.Sh: Doğu Akdeniz’de Yaşanan Enerji Tartışmaları Devam Ediyor

İKTİBAS-ABDURRAHMAN DİLİPAK
11.Sh: Zalimlere Yardım Etmeyin, Ateş Size de Dokunur

SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT
13.Sh: Kadını Tartışıyorlar

MAKALE • İbrahim DÖNERTAŞ
15.Sh: Bâtıl Te'villere Kalbini Teslim Eden İnsan ve Zulüm

İNCELEME • Mustafa ÇELİK
20.Sh: Sünnet Düşmanlığı Din Düşmanlığıdır

AKAİD • Yusuf KERİMOĞLU
24.Sh: Haber-i Sadık ile Vahyin Münasebeti ve İman Esasları

TEFSİR • Mustafa YUSUFOĞLU
28.Sh: Kötülükleri Emretmek ve İyiliklerden Nehyetmek Münafıkların Vasfıdır

HADİS • N.Mehmet SOLMAZ
32.Sh:  Aile Ocağı veya Aile Yuvası

FIKIH • Mehmet TAŞKIN
35.Sh: Şer’î Delillerin Kısımları I. Kur’ân-ı Kerîm

KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR
40.Sh: Siyer ve İtikad

____________________________________________

CEMİYET hâlinde yaşayan insanların; siyasi, iktisadi, hukuki ve ahlâki hükümlere ihtiyaçları vardır. Nazari plânda başta devlet olmak üzere, bütün siyasi müesseselerin ‘insanların ortak ihtiyaçlarını karşılamak için’ inşâa edildiklerini söylemek mümkündür. Siyaset uzmanları devleti; “aynı ülkenin vatandaşı olan insanların ortak ihtiyaçlarını karşılayan ve insanlığa hizmet eden hukuki-siyasi bir kurum” olarak tarif etmişlerdir. Yaygın olan anlayışa göre devlet: “Sınırları malûm bir ülkeye sahip olan, belirli anayasal düzeni bulunan ve teşkilâtlı millet topluluğunu meydana getiren siyâsi/hukuki bir kurumdur.” Bu tarifin, genel kültüre uygun olduğunu söylemek mümkündür. Ancak doğru olduğunu isbat etmek kolay değildir. Sınırları malûm bir ülkede egemen olmak ve anayasal (hukuki) düzeni sağlamak gibi unsurlar, devletin “olmazsa olmaz” şartıdır. Ancak günümüzde BM üyesi olan bazı devletlerin, insanlığa hizmet ettiklerini ve varlık sebebine bağlı kaldıklarını söylemek mümkün değildir. Devlet adamları, filozoflar ve politikacılar tarafından kurgulanan ‘resmi ideolojiler’ değiştirilmesi mümkün olmayan ‘sivil din’ gibi, insanlara dayatılmıştır. Kula kulluğu ön plãna çıkaran resmi ideolojilerin fitne ve fesadın yayılmasına vesile oldukları görülmektedir.

 

Aydınlanma felsefesini savunan bazı filozoflara göre devlet, kendilerini mutlak anlamda hüküm koyucu (ilâh) olarak gören insanların gerçekleştirdikleri ve kuvvet kullanma imtiyazına hâiz kıldıkları bir üst yapı kurumudur. Hikmet-i hükümet felsefesini ve totaliter siyaset anlayışını savunan politikacılara göre devlet, mukaddes bir varlıktır. Vatandaş kimliğine hâiz olan insanların, bu mukaddes varlığın devamı için kendilerini feda etmeleri gerekir. Yirminci yüzyılın ilk yıllarından itibaren farklı ideolojileri savunan siyasi hareketler, Satanizm’in temel hedeflerine hizmet için birbirleriyle yarışmaya başlamışlardır. Günümüzde devlet deyince insanların aklına yaygın bir bürokrasi, katı bir hiyerarşi ve güçlü orduya dayanan siyasi rejim gelmektedir. Hâlbuki devlet ile siyasi rejim arasında önemli farklar vardır. Değişik çağlarda yaşayan filozofların devlet tarifleri, içinde bulundukları çevre şartlarına göre değişmiştir. Bu noktada bir inceliğe daha işaret etmekte fayda vardır.
Modernizmi savunan siyaset uzmanlarının ‘Devlet aklı’ şeklinde ifade ettikleri unsur, masallardaki ‘zümrüd-ü anka’ kuşundan farklı değildir. İktidara, servete ve silaha sahip olan egemen zümreler; kendi siyasi ihtiraslarını, ‘devlet aklı’(!) gibi keyfiyeti meçhul bir sloganla pazarlamayı uygun görmüşlerdir. Geçtiğimiz ay Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda işlenen Cemal Kaşıkçı cinayeti, devlet aklının keyfiyetini kavramak açısından önemli bir hadisedir. Ayrıca İslâmcılık iddiasında bulunun klasik selefi ideoloji (Vehhabilik) Suudi Arabistan’da yaşayan İslâm âlimlerine, akla-hayale gelmeyecek işkenceleri reva görmektedir. Zalim Muhammed bin Selman’ın (MBS) veliaht prens olarak tayin edilmesinden sonra, ülke içinde yapısal değişim ve dönüşümlere hız verdildiği malûmdur. Bu bağlamda, MBS’nin siyasi iradesine engel teşkil edeceği düşünülen çok sayıda âlim, davetçi ve kanaat önderi geçtiğimiz aylarda tutuklanmıştır. Şeyh  Selman el Avde, Avvâd el Karnî, Muhammed el Muneccid, Abdulaziz Tarafe, Safer El Havâlî, Ali el Umerî, Abdulaziz Fevzân ve Musâid Tayyâr gibi İslâm alimleri halen zindandadır.Bazıları attıkları bir tweet sebebiyle, bazıları fî tarihinde yaptıkları bir yorum yüzünden, bazıları da etki alanlarının genişliği dolayısıyla cezalandırılan bu âlimler; sadece Suudi Arabistan’da değil, bütün Arap ve İslâm dünyasında bilinen insanlardır. Yaklaşık on yedi yıldır Kâbe-i Muazzama’da imamlık yapan Şeyh Sâlih Âl-i Tâlib, okuduğu bir cuma hutbesinin ardından gözaltına alınmıştır. Abbasi Sultanı Me’mun tarafından (Mihne döneminde) ‘Kur’an Mahluktur’ sloganına imanı zaruri kılan resmî dayatma, günümüzde klasik selefi ideoloji adına yeniden piyasaya sürülmüştür. 
Hesap gününe hazırlanan müslümanların; kula kulluğu esas alan ve satanizmin temel hedeflerine hizmeti ön plâna çıkaran bütün ideolojileri mahkûm etmeleri zaruridir. Hikmete tabi olan, sünnetûllaha riayet eden ve ilâhi tekliflere uygun bir hayatı esas alan mü’minlerin, insanlara iyilikleri emretmek ve onları kötülüklerden alıkoymak için bütün imkanlarını seferber etmeleri farzdır.

Allah’a (cc) Emanet olunuz. 

MİSAK YAYIN HEYETİ
 

Misak Dergisine
Yıllık Abone
Olmak için...
...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya