Yeni Dünya Savaşı, Akdeniz’deki Gizli Operasyonlar ve Terör Şirketleri
Geçtiğimiz ay Amerikan Kongresi'nin kabul ettiği 738 milyar dolarlık ‘2020 Savunma/Savaş Bütçesi' Kanunu'ndaki en dikkat çekici unsur, Türkiye'nin yeni düşman ilân edilmesidir. Doğu Akdeniz'deki hamleleri, Rusya’dan S-400 savunma sistemini alması ve Türk-Akımı Anlaşması sebebiyle, Türkiye’ye savaş ilan eden bu bütçe kanunu, ABD Başkanı Donald Trump tarafından imzalanmıştır. ABD'nin hasımlarıyla 'Yaptırım Yoluyla Mücadele (CAATSA)" stratejisi kapsamında Türkiye’ye her türlü ambargonun/yaptırımın uygulanması söz konusudur. Bu çerçevede, F-35 savaş uçaklarının teslimatı durdurulmuştur. ABD’nin 2020 Yılı Bütçesi’nin Doğu Akdeniz'deki kaosu derinleştirmeye endeksli olacağına söylemek mümkündür.
Hüsnü AKTAŞ
23.01.2020 12:30
1.116 okunma
Paylaş

 

İSLÂM coğrafyasında yaşanan kronik kaos halini analiz ederken; ABD, Rusya, Çin, Fransa İngiltere ve İsrail’in siyasi hedeflerinin dikkate alınması gerekir. Dünya siyasetinde belirleyici bir güce sahip olan devletlerin; uluslararası düzeni bir halden, başka bir hale dönüştürmeleri yeni bir hadise değildir. Tarihin dönüm/kırılma noktaları; uluslararası ilişkiler, siyasi dengeler ve hukuk nizamı açısından, son derece hassas olan noktalardır. Adaleti hafife alan ve fesadın yayılmasını arzu eden tağuti devletler; tarihin her döneminde hem kendilerini, hem de diğer insanları felâkete sürüklemişlerdir.
Günümüzden on sekiz yıl önce ABD, İngiltere ve İsrail’in (şeytan üçgeni) hazırladığı “Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi,” istisnasız bütün İslâm coğrafyasını ilgilendiren bir projedir. Önce Afganistan’ı, sonra Irak’ı işgal eden Anglo-Sakson sürülerinin; uluslararası hukuku ortadan kaldırdıkları, kadın, ihtiyar ve çocuk ayırımı yapmadan masum insanları öldürdükleri malûmdur. Sadece Irak ve Suriye’de öldürülen masum sivillerin sayısı iki milyondan fazladır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde alınan kararları veto etme hakkı bulunan devletler; haberleşme vasıtalarını ‘sirk aynaları’ gibi kullanmak ve insanları hipnotize etmek için, birbirleriyle yarışmaya başlamışlardır. Başta Filistin olmak üzere; istilâ altındaki bütün İslâm topraklarında, müstevlilere boyun eğmeyen Müslümanların terörist ilân edilmesinin sebebi budur. ABD yönetiminde söz sahibi olan Musevi Lobisi ile Illuminati Çetesi’nin siyasi ihtiraslarına hizmet eden medya organlarının tamamını ‘Sirk aynaları’ olarak ifade etmek mümkündür. Bu tespitten sonra geçtiğimiz ay yaşanan siyasi tartışmaların tahliline geçebiliriz.
ABD’NİN YENİ SAVAŞ BÜTÇESİ
Geçtiğimiz ay Amerikan Kongresi’nin kabul ettiği 738 milyar dolarlık 2020 ‘Savunma/Savaş Bütçesi’ Kanunu'ndaki en dikkat çekici unsur, Türkiye’nin yeni düşman ilân edilmesidir. Doğu Akdeniz’deki hamleleri, Rusya’dan  S-400 savunma sistemini alması ve Türk-Akımı Anlaşması sebebiyle, Türkiye’ye adeta savaş ilan eden bu bütçe kanunu, ABD Başkanı Donald Trump tarafından imzalanmıştır. ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırım Yoluyla Mücadele (CAATSA)” stratejisi kapsamında Türkiye’ye her türlü keyfi ambargonun uygulanması gerektiği belirtilen kanunda, F-35 savaş uçaklarının teslimatı durdurulurken Türkiye’nin şimdiye kadar aldığı dört uçağa destek teçhizatının transferi bile yasaklanmaktadır.
ABD’nin 2020 Yılı Bütçesi’nin (Savaş Kanunu) Doğu Akdeniz’deki kaosu derinleştirmeye endeksli olacağını söylemek mümkündür. Ayrıca Rum kesimine 1987’den bu yana uygulanan 32 yıllık silah ambargosu kaldırılırken ‘Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji İşbirliği Yasası’ da resmen yürürlüğe konulmaktadır. Avrupa’nın Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltacak Güney Hattı ve Adriyatik Boru Hattı'nın inşasına dikkat çekilen yeni kanunla ABD yönetimi  Yunanistan ve İsrail ile Ortak Enerji Merkezi’ kurmaktadır. Zira enerji savaşına merkezi pozisyondaki bu yeni yapı için Pentagon bütçesinden yaklaşık 31.2 milyar dolarlık bir fon ayrıldığını ifade etmek mümkündür. Bütçe Kanunu’nda dikkat çeken detaylardan birisi de Akdeniz, Ege ve Orta Doğu’da;  ‘tek taraflı, uluslararası hukuku ihlal eden ve iyi komşuluk ilişkilerini zedeleyen davranışlara karşı olunduğu' belirtilerek doğrudan doğruya Türkiye ile Libya  arasında imzalanan mutabakat anlaşması hedefe konulmaktadır. Ayrıca Yunanistan’a 3 milyon, Rumlara ise 2 milyon dolar askeri destek vaat eden ABD, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin illegal münhasır ekonomik bölgeleri ile Yunanistan’ın hava sahasının koruyucusu olacağını da ilan etmektedir. Bütün bu patronaja karşı ABD’nin Rumlardan istediği tek şey Rus askeri gemilerinin adaya bakım ve yakıt ikmali için demirlemesine izin vermemesidir.
Pentagon’un savaş bütçesindeki en tehlikeli kalem 71.5 milyar doları bulan ‘Denizaşırı Muhtemel Operasyonlar’ fonudur. Bu fon ile Türkiye gibi hedef ülkelerde darbe, kaos, sokak hareketleri, medya ve ekonomi merkezli manipülasyonların finansı sağlanacaktır. Libya ile yapılan anlaşma Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’daki enerji jeo-politiğinde Atlantik kuşatmasını yaran Türkiye, şimdilik yeni Sevr tuzaklarını ortadan kaldırmıştır. Başta ABD olmak üzere, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri, zaman içerisinde Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ‘by-pass’ edilemeyeceğini kabul etmek zorunda kalacaklardır.
SAVAŞI ÖZELLEŞTİREN
TERÖR DEVLETLERİ
BM Güvenlik Konseyi’nde söz sahibi olan ülkelerin ve Uluslararası Ceza Mahkemeleri’nin elini kolunu bağlayan ABD, devlet terörünü, işkenceyi ve kirli savaşı özelleştiren ilk ülkedir. Irak ve Afganistan’da işlediği katliamlarla gündeme gelen ABD’li özel askeri şirket Blackwater’ın kurucusu Erik Prince, geçtiğimiz ay Suriye’den çekilecek ABD askerlerinin yerini alabileceklerini ifade etmiştir. Fox Business kanalına demeç veren Prince, Washington’un Suriye’de kalmak için uzun vadeli stratejik yükümlülüğü bulunmadığını ve sonu gelmeyen savaşlara nokta koyması gerektiğini söylemiştir. Bununla birlikte büyük bölümü Kürtlerden oluşan Demokratik Suriye Güçleri’ne (DSG) atıfta bulunarak ABD’nin müttefiklerini terk etmesinin yanlış olacağını kaydeden Prince, onların korunması için sözleşmeli askerlerin ABD’li birliklerin yerini alabileceğini belirtmiştir.
Dünyanın en büyük özel güvenlik şirketlerinden biri olan Blackwater, ABD Dışişleri Bakanlığı, Pentagon ve CIA’in yüz milyonlarca dolar değerindeki ihalelerini alarak Amerikan ordusunun operasyonlarına katılmaktadır. 1997 yılında kurulan ve bünyesinde binlerce paralı asker bulunduran şirket, 2006 yılından beri Amerikalı diplomatlara ‘koruma hizmeti’ vermektedir. 2007 yılında Bağdat’ta Blackwater için çalışan bir grup korumanın pusuya uğradıklarını zannederek ateş açması sonucu 17 sivil hayatını kaybetmiştir. Nisur Meydanı Olayı olarak bilinen bu olay dışında haklarında birçok işkence, kötü muamele, cinayet iddiası ve davası gündemdedir. Blackwater şirketi; kötü şöhretini gizlemek için 2009 yılında adını ‘Xe Services’ 2011 yılıda ise ‘Academi’ olarak değiştirmeyi uygun görmüştür.
Medyascope.tv sitesinde; Işın Eliçin imzasıyla yayınlanan haber-yorumda, Rusya’nın sınır ötesi katliamlarını yürüten özel güvenlik şirketi Wagner üzerinde durulmuştur. Türkiye’nin Suriye‘de olduğu gibi,  Libya’da da Rusya ile karşı cephelerde yer aldığı ifade edilen yorumda şu tespitlerde bulunulmuştur:
"Türkiye, Libya’da Fayez Mustafa Al-Sarraj liderliğindeki, Birleşmiş Milletler’in de tanıdığı Ulusal Uzlaşı Hükümeti‘ni destekliyor. Moskova ise Libya Ulusal Ordusu Komutanı General Hafter’in yanında yer almaktadır. Türkiye, 27 Kasım’da yapılan anlaşma ile asker göndermek de dahil olmak üzere Sarraj’a desteğini genişleteceğini duyurdu. Rusya ise henüz doğrudan sahaya inmiş değil, fakat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Wagner adlı Rus özel güvenlik şirketinin adını anarak, Moskova’nın ulusal ordusuyla değilse bile paralı askerler vesilesiyle cephede olduğunu ifade etti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in gözde oligarklarından (Putin’in aşçısı lakaplı) Yevgeni Prigozhin’in kurduğu Wagner Group,  Suriye’de savaşan Rusya vatandaşlarını finanse eden en büyük şirketlerden birisidir. Rusya lideri Vladimir Putin’in, özel danışmanı Prigozhin’e kurdurduğu Wagner adlı 'özel ordu' Afrika, Avrupa, Ortadoğu ve Latin Amerika’da en az yedi ülkede faaliyet göstermektedir. Wagner ilk olarak 2014’te Rusya’nın Kırım’ı ilhakı sırasında, Ukrayna’nın askeri tesislerinin silahsızlandırılmasına destek veren 'küçük yeşil adamlar' olarak ortaya çıkmıştır. Sözkonusu taşeron askerler daha sonra Donbas bölgesinde Rusya yanlısı ayrılıkçı milislerle beraber savaşmıştır. 2014 yılının Nisan ve Mayıs aylarında bağımsızlıklarını ilan eden Donetsk ve Luhansk bölgelerinde varlığını sürdürmeye devam eden Wagner, bölgedeki bir dizi suikasttan sorumlu tutulmaktadır.
Rusya’nın 2015 yılından itibaren Beşar Esad rejimine desteğini artırmasıyla birlikte Wagner, Suriye’de de faaliyet göstermeye başlamıştır. Personel sıkıntısı çeken Esad yönetiminin enerji santralleri, askeri tesisler gibi önemli mekanların korunmasında Wagner’in paralı askerleri görev almıştır. 2016 yılında IŞİD’in Palmira’dan püskürtülmesinde yine adı geçen özel ordunun etkili olduğu ifade edilmektedir. Yine Yevgeni Prigozhin’in sahip olduğu ‘Evro Polis’ adlı bir başka şirket de, 2018’in Ocak ayında, Suriye’nin devlet petrol şirketi ile sahada çıkacak petrolün yüzde 25’ini Evro Polis’e bırakan bir anlaşmaya imza atmıştır. Prigozhin’in Kremlin’le stratejik ilişkisine dair şüphesi olanlar için kanıt niteliğindeki bir durum da Kasım 2018’de Libya’da fotoğraflandı. Rus Savunma Bakanlığı yetkililerinin Halife Hafter’e bağlı güçlerin komutanları ile yaptıkları toplantıda Prigozhin de hazır bulunmuştur. Kısa süre sonra Wagner’in askerleri, Hafter güçleri ile birlikte cephede de görülmeye başlamıştır."
Netice olarak şunu söyleyebiliriz. BM Güvenlik Konseyi’nde alınan kararları veto etme hakkı bulunan ABD,Rusya,Çin,Fransa ve İngiltere, kurdukları özel güvenlik şirketleri (Terör üretim merkezleri) vasıtasıyla dünyayı kan gölüne çevireceklerdir. Önümüzdeki aylarda; başta Akdeniz olmak üzere, değişik coğrafyalarda askeri darbeler, sokak hareketleri ve değişik suikastların yaşanacağını söylemek mümkündür. Geçtiğimiz ay Amerikan Kongresi’nin kabul ettiği 738 milyar dolarlık 2020 ‘Savunma/Savaş Bütçesi’ Kanunu'ndaki, ‘Denizaşırı Muhtemel Operasyonlar’ fonu, bu iş için kullanılacaktır.
 
Misak Dergisi 350 Sayı
Ocak 2020

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya