Misak Dergisi 348. Sayı
İslâm topraklarında işlenen cinayetleri; sadece BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararları veto etme hakkını ellerinde bulunduran devletlerin ihtiraslarıyla açıklamak kolay değildir. Zira İslâm coğrafyasında satanizme iman eden, adaleti hafife alan ve İslâm Fıkhı’nı tahkir eden devlet adamları (tağuti güçler) bütün müslümanlara ihanet etmişlerdir.Meselenin bir diğer boyutu da şudur: İnsanın fıtratında hased, vehim, cimrilik, nankörlük ve öfke gibi, değişik psikolojik unsurların bulunduğunu gizlemenin bir anlamı yoktur.Bu duyguların etkisi altında kalan insanların zaman içerisinde hevâlarını (hayvani ihtiraslarını) ilâh edinmeleri mümkündür. Kur’an-ı Kerim’de, insanoğlunun hevâsını (hayvani ihtiraslarını/şehvetlerini) ilâh edinmesinin mümkün olduğu haber verilmiştir: “(Ey Rasûlüm) Hevâsını kendisine ilah edineni gördün mü? O’na sen mi vekil olacaksın? Yoksa onların çoğunu hakikaten söz dinlerler, yahut akıllanırlar mı sanıyorsun? Şüphesiz ki onlar dört ayaklı hayvanlar gibidirler.” (El Furkan Sûresi: 43-44)
Misak Yayın Heyeti
19.11.2019 10:00
83 okunma
Paylaş

AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ
04. Sh:  
Güvenli Sınır Bölgesi Tasavvurunun Neticesi: Barış Pınarı Harekâtı
İKTİBAS • Mehmet Akif ÇEÇ
08. Sh: Sivil Toplum ve Cemaatler
SİYASET • İbrahim DÖNERTAŞ
11. Sh: Lût Kavmi ve LGBT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans) Dernekleri
MAKALE • Bünyamin ATEŞ
18. Sh: Zaman Üzerine Birkaç Söz
İNCELEME • Mustafa ÇELİK
21. Sh: Kalplerin  Hak Üzere Sebatı
SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT
25. Sh: Gerçekten Sevdik mi?.
TEFSİR• Mustafa YUSUFOĞLU
27. Sh: Cihadın Hakkını Vermek
HADİS • Mehmet İMAMOĞLU
31. Sh: Ebû Hanîfe'ye Atfedilen 'Kur'ân'a Aykırı Hadis, Hadis Olamaz' Söylemi Üzerine (2)
HADİS • Hüseyin ÇİP
36. Sh: Sünnet ve Sünnet'in Muhafaza Yöntemi
KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR
40. Sh: Transhumanizim-İnsanın ve Dünyanın Dönüşümü
 
 
 
_________________________________________________
DÜNYA üzerinde söz sahibi olmak isteyen devlet adamlarının; hem üstün meziyetleri, hem de garip zaafları vardır. Zaaflarından birisi, egemenlik ihtirasına kapılmaları, hevâlarını ilâh edinmeleri ve gayr-i meşrû arzularını tatmin için değişik yollara tevessül etmeleridir. Orman kanunlarına iman eden uluslararası sistemin patronlarının, son yıllarda İslâm topraklarını kan gölüne çevirdiklerini gizlemek mümkün değildir. Suriye’de yaşanan iç savaşın başladığı günden bu yana, Amerikan silah tüccarlarının Ortadoğu’ya sattığı silahların cirosu, yüzde iki yüz elli artmıştır. Ortadoğu’da yaşanan kronik kaos (terör) halini analiz ederken; ABD, Rusya, İsrail, Fransa ve İngiltere’nin İslâm coğrafyası üzerindeki siyasi ihtiraslarını dikkate almamız gerekir. ABD’nin yönetiminde söz sahibi olan İlluminati Çetesi’nin (üst aklın) kurmayları; Körfez Savaşı’nın yaşandığı günlerde BOP projesini ve yeni Ortadoğu Haritası’nı ön plâna çıkarmıştır. BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararları veto etme hakkı bulunan devletlerin son bir asırdır, İslâm coğrafyasını kendi hegemonya alanı hâline getirebilmek için birbirleriyle yarıştıklarını gizlemek mümkün değildir. Arap Baharı’nın başlangıcından günümüze kadar geçen süre zarfında coğrafyamızda çok kanlı bir dönemin yaşandığını unutmamak gerekir. ABD eski Başkanı George W. Bush’a izafe edilen siyasi doktrin (Bush Doktrini) uluslararası hukukun tek taraflı ve keyfi olarak değiştirilmesini beraberinde getirmiştir. Bölge devletlerinin kısa sürede istikrarsızlaşarak çökmesi ve ortaya çıkan egemenlik boşluğunu sayısız silahlı örgütler doldurması, vekâlet savaşına zemin hazırlamıştır. Bu silahlı örgütler, bütün dünyada eşine az rastlanan kullanışlı bir aparat olarak küresel güçlerin hizmetine girmiştir. Suriye’de kendine alan açmak için her türlü kirli tuzağı kuran küresel güçlerin takip ettiği siyaset bir milyondan fazla sivilin hunharca katledilmesine vesile olmuştur.
İslâm topraklarında işlenen cinayetleri; sadece BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararları veto etme hakkını ellerinde bulunduran devletlerin ihtiraslarıyla açıklamak kolay değildir. Zira İslâm coğrafyasında satanizme iman eden, adaleti hafife alan ve İslâm Fıkhı’nı tahkir eden devlet adamları (tağuti güçler) bütün müslümanlara ihanet etmişlerdir.Meselenin bir diğer boyutu da şudur: İnsanın fıtratında hased, vehim, cimrilik, nankörlük ve öfke gibi, değişik psikolojik unsurların bulunduğunu gizlemenin bir anlamı yoktur.Bu duyguların etkisi altında kalan insanların zaman içerisinde hevâlarını (hayvani ihtiraslarını) ilâh edinmeleri mümkündür. Kur’an-ı Kerim’de, insanoğlunun hevâsını (hayvani ihtiraslarını/şehvetlerini) ilâh edinmesinin mümkün olduğu haber verilmiştir: “(Ey Rasûlüm) Hevâsını kendisine ilah edineni gördün mü? O’na sen mi vekil olacaksın? Yoksa onların çoğunu hakikaten söz dinlerler, yahut akıllanırlar mı sanıyorsun? Şüphesiz ki onlar dört ayaklı hayvanlar gibidirler. (El Furkan Sûresi: 43-44)
Hevâyı ilâh edinmenin aslı; insanoğlunun hakikatleri inkar etmesi, hukukun üstünlüğünü hafife alması ve hayvani ihtiraslarına uygun bir hayat nizamını arzu etmesidir. Bu kimi zaman tağuti iktidarlara iman etmek, kimi zaman, nefs-i emmârenin ihtiraslarına teslim olmak, kimi zaman da “Ataların dinine” bağlanmak şeklinde tezahür edebilir. Allahü Teâla (cc) kendi nefislerine veya birbirlerine zulmeden insanlara, belirli mühletler vermiş ve sırat-ı müstakiyme dönmeleri için zaman tanımıştır. Bu hakikat muhkem nassla sabittir: “Eğer Allah, insanları işledikleri günahlar yüzünden hemen hesaba çekecek olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat O, cezalarını belli bir müddete kadar erteler. (Hallerini ıslâh etmezlerse) Nihayet vakitleri gelir. Şüphesiz Allah, kullarını hakkı ile görücüdür.” (Fatır Sûresi: 45)
İnsanoğlunun (ferdi plânda) hevâsını ilâh edinmesi mümkün olduğu gibi, iktidar sahiplerinin (devlet adamlarının) politik ihtiraslarını batıl din gibi benimsemeleri ve vatandaşlarına dayatmaları da mümkündür. Dolayısıyle devlet adamlarının insanların hidayetine vesile olmaları mümkün olduğu gibi, onların dalâlete sürüklemeleri de mümkündür. Bunu siyasi bir tez olarak değil, Allah’ın (cc) kitabında yer alan ve insanları düşünmeye sevk eden bir hakikat olarak değerlendirmekte zaruret vardır. Zira Kur’an-ı Kerim’de, kıyamet gününde ortaya çıkacak manzara şöyle tasvir edilmiştir: “(Tuğyan eden devlet adamları/siyasi liderler) Ogün yüzleri ateşte evrilip-çevrilirken: “Eyvah bize!.. Keşke Allah’a itaat etseydik, Peygambere itaat etseydik” diyeceklerdir. (Onlara tabi olanlar da) “-Ey Rabbimiz! Hakikat biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk. Onlar da bizi hak yoldan saptırdılar" diyeceklerdir. "Ey Rabbimiz!.. Onlara (liderlerimize ve büyüklerimize) azaptan iki katını ver. Onları büyük bir lanetle rahmetinden kov!.” (El Ahzab Sûresi: 66-68.) Dikkat edilirse hesap gününde; tuğyan eden ve insanları hidayetten uzaklaştıran siyasi liderler ile onlara tabi olan kimseler, birbirlerinin düşmanı haline geleceklerdir.
Hak ile batılı birbirine karıştıran, adaleti hafife alan ve ‘kuvvetli olan daima haklıdır’ sloganına iman eden devlet adamları, yeryüzünde fasadın yayılmasını arzu ederler. Müfessir İmam Zemahşeri’nin ‘hırsız müstekbirler’ vasfını verdiği totaliter/tağuti diktatörler, adalet ve ahlâkı zaafa uğratmak için bütün imkanlarını seferber edebilirler. Büyük mütefekkir İbn-i Haldun asırlar önce totaliter/tağuti diktatörlüğün zararlarını ifade ederken şöyle demiştir: "İktidar sahiplerinin adaleti hafife almaları ve zulmetmeye başlamaları, teb’aları için tam bir felâkettir. Böyle bir siyasi rejim, insanoğlunun fıtratı için zararlıdır. (..) Hükümdar-ahalisini şiddetli cezalara çarptırır ve onların gizli kusurlarını araştırmaya başlarsa, insanların ünsiyet duyguları kaybolur. İnsanlar yalan söylemeye, tuzak kurmaya, hile yapmaya ve bu sayede devletin/sultanın gazabından kurtulmaya gayret ederler. (..) Ahlakı bozulan insanların, savaş meydanında hükümdarlarını yalnız bıraktıkları ve rezil ettikleri görülmüştür. Devletin zevali, hukukun ve ahlakın ortadan kalkmasıyla başlar.”
İslâm coğrafyasında yaşanan siyasi hadiseleri tahlil ederken, İbn-i Haldun’un bu tesbitlerini dikkate almaka fayda fayda vardır. Hüdaya tabi olan insanların, hevâlarını ilâh edinen zorbaların emellerine hizmet etmeleri caiz değildir. Adaletin mülkün/iktidarın temeli olduğuna inanan, insanlara iyilikleri emreden ve onları kötülüklerden alıkoymaya çalışan Müslümlanların; yeryüzünde fitne ve fasadın yayılmasına vesile olan bütün tağuti güçlere karşı mücadele vermeleri farzdır.
 
Allahû Teâla'ya (cc) emanet olunuz.
MİSAK YAYIN HEYETİ

 

 


Misak Dergisine
Yıllık Abone
Olmak için...

 
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya