Misak Dergisi 346. Sayı
Soğuk savaş döneminde ABD ve SSCB'nin başını çektiği iki kutuplu dünyada toplum mühendisliği çeşitli şekillerde söz konusu olmuş ancak her iki kutup da birbirlerini toplumlarını yanlış yönlendirmekle suçlamışlardır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) kuruluş yıllarında, Çarlık Rusyası'nın toplumsal yapısı yerine yeni Sovyet kültürünü getirmek ve ideal Sovyet vatandaşı yetiştirmek adına kampanyalar düzenlenmiş ve bunun için gazeteler, kitaplar, filmler vs. kullanılmıştır.
Misak Yayın Heyeti
18.09.2019 12:01
261 okunma
Paylaş

AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ
04. Sh: Suriye Savaşı'nda Yeni Dengeler, Değişen İttifaklar ve Güvenli Bölge Bilmecesi

SİYASET• Mustafa DÖNERTAŞ
07. Sh: Kendilerine Nimet Verilenler ve Mustazaf Suriyeliler

İKTİBAS • Lütfi BERGEN
11. Sh: Aileyi Perişan Eden Sözleşme: AİHS ve CEDAW

İNCELEME • Mustafa ÇELİK
15. Sh: Egemenlik İhtirasının Sonu Hüsrandır

SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT
18. Sh: Raina Demeyin Unzurna Deyin

MAKALE • Bünyamin ATEŞ
20. Sh: Kavramların Ezeli Bir Değeri Var mıdır?

AKAİD • Hüseyin ÇİP
23. Sh: Ehl-i Sünnet Ve'l Cemaatin İtikadi Görüşleri

TEFSİR • Mustafa YUSUFOĞLU
26. Sh: Kur'ân'ın İnsanlar Üzerindeki Hukuku Üzerine Notlar

HADİS • N.Mehmet SOLMAZ
29. Sh: Mal ve Servet Dışında Değer Tanımayan Kimsenin Sıfatı: Cimri

FIKIH • Mehmet TAŞKIN
34. Sh: Altıncı Bâb: Taklîdin Hakikati ve Ahkâmı Beyânındadır

BİYOĞRAFİ • Mehmet İMAMOĞLU
39. Sh: Vefatının 40. Yıldönümünde Seyyid Ebu'l- A'lâ Mevdûdî

KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR
42. Sh: Ulucanlar

_________________________________________________

SİYASİ Partiler, hükümetler, düşünce kuruluşları veya fanatik ideolojik gruplar tarafından; seçmen olan vatandaşların tavır ve sosyal davranışlarına yön verecek propaganda faaliyetleri için kullanılan kavram, 'toplum mühendisliği' kavramıdır. Her ne kadar bu kavram çeşitli sebeplerle olumsuz çağrışımlar yapsa da davranışları değiştirmeye yönelik bütün hukuki ve idari kararlar son tahlilde 'toplum mühendisliği' olarak değerlendirilebilir. İngiliz ve Kanada hukuk sisteminde kanunların ana fonksiyonlarından birinin toplumun davranış tarzını değiştirmeye yönelik olduğu kabul edilir. Soğuk savaş döneminde ABD ve SSCB'nin başını çektiği iki kutuplu dünyada toplum mühendisliği çeşitli şekillerde söz konusu olmuş ancak her iki kutup da birbirlerini toplumlarını yanlış yönlendirmekle suçlamışlardır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) kuruluş yıllarında, Çarlık Rusyası'nın toplumsal yapısı yerine yeni Sovyet kültürünü getirmek ve ideal Sovyet vatandaşı yetiştirmek adına kampanyalar düzenlenmiş ve bunun için gazeteler, kitaplar, filmler vs. kullanılmıştır. Türkiye de Cumhuriyet rejiminin kuruluş yıllarından itibaren; hem Osmanlı Devleti'ni, hem İslâm Fıkhı'nı mahkum etmek için bütün imkânlarını seferber etmiştir.Yeni bir siyasi rejimi benimseyen devletlerin; kuruluş yıllarında insanlara yön vermeyi, hatta 'tek tip vatandaş' yetiştirmeyi esas aldıkları malûmdur. Yeni rejimin istikrar kazanması ve yükselişe geçmesinden sonra devlet adamları; kendi temsil ettikleri misyonu, tarihin merkezine koyarlar ve her şeyi (geçmişi, şimdiki zamanı ve geleceği) kendi ideolojilerine göre yorumlamaya gayret ederler. Bu gayretlerin tamamını 'toplum mühendisliği' olarak nitelendirmek mümkündür. Benzeri uygulamalar Çin'de Kültür Devrimi programında ve Kamboçya'da da uygulanmıştır. Günümüzde sosyal medya, toplum mühendisliğine soyunan çevrelerin en etkili olarak kullandığı silahlardan birisidir.

Son aylarda sosyal medyada Suriye'li muhacirlere yönelik başlatılan nefret kampanyası, acı meyvelerini vermeye başlamıştır. İstanbul Valiliği'ninİçişleri Bakanlığı'nın talimatıyla otogar, gar, havalimanı ve tüm ulaşım vasıtalarında sürekli bir biçimde kimlik, pasaport ve yol izin belgesi kontrolü yapmaya başlaması bunun en güzel delilidir. Bazıları zannediyor ki Suriye'li muhacirleri ateş altındaki ülkelerine gönderince; ekonomi rayına oturacak, hırsızlık, cinayet, gasp, tecavüz, yolsuzluk, kumar gibi hastalıklardan kurtulacağız. Eğitim öğretime kalite gelecek, üniversiteli işsizlik sorunu hallolacak, tarım ve hayvancılıkta rakipsiz olacağız, kira fiyatları düşecek, emekli ve memurlara zam gelecek gibi hayali bir senaryo oluşturulmaktadır. Son aylarda Rusya'ya ait savaş uçaklarının, Esed rejiminin ve İran yanlısı güçlerin İdlib'e yönelik yoğun saldırıları karşısında ne yapacağını şaşıran Türkiye, Suriyeli muhacirlerden kurtulmanın yollarını aramaya başlamıştır. İstanbul'da yaka paça gözaltına alınan, kelepçelenen ve otobüslere bindirilip sınır dışı edilen muhacirlere yapılan uygulamalar sadece İslâm kardeşlik hukukunun değil, uluslararası hukukun temel ilkelerinin de paspas edildiğini göstermektedir. Sosyal medyada yer alan siyasi yorumlara göre, Astana sürecini esas alan Türkiye'nin Rusya ve İran'la ilişkileri yeni bir döneme girmiştir. Bölgeyi Amerika'nın, Avrupa'nın tasallutundan kurtarmak için Rusya ve İran'la yapılan anlaşmaların düşman çatlattığı, küresel sermaye gruplarına parmak ısırttığı yönünde serdedilen siyasi analizler, AK Partili trollerin hoşuna gitmektedir. Sınıra çekilen yüksek ve kalın duvarlarla övünen, lakin İdlib'te yaşayan din kardeşlerinin uğradıkları zulmün nasıl ortadan kaldırılacağını hiç düşünmeyen muhafazakâr aydınlar, Avrasyacılık sevdalarını dile getirmeye başlamışlardır.

Mahalli seçimlerden sonra değişmeye başlayan siyasi anlayış, resmi ideolojiye iman eden çevrelerin iktidar olduğu zaman diliminde görülebilecek ırkçı-ayırımcı siyasi söylem, Cumhur İttifakı'nın sözcüleri tarafından dile getirilmeye başlamıştır. Bu bir anlamda yabancı düşmanlığını (zenofobi hastalığı) ön plana çıkaran siyasi söylemdir. Çanakkale Savaşı'nı dilinden düşürmeyen muhafazakar aydınlar, o savaşta şehit düşen Suriye'li Müslümanları (Şam, Hama, Humus, Halep, İdlib nüfusuna kayıtlı kimseleri) görmezlikten gelmeye başlamışlardır. Bu siyasi değişimin sebeplerini enine boyuna tartışmanın zamanı gelmiştir. Trabzon Uzungöl'de Irak Kürdistan Bölgesi'nden gelen turistlerin maruz kaldığı saldırıyı ve sonrasında yaşanan gelişmeleri, resmi ideolojinin yeniden ön plâna çıkarılması şeklinde değerlendirmek mümkündür. Bu siyasi değişimi yerli ve milli duruş diye maskelemenin hiçbir anlamı yoktur. Rus, Alman, Fransız, Güney Koreli veya başka ülkelerden gelen turistlerin rahatça gezip dolaştığı, huzur içinde tatil yapabildiği bir Türkiye'yi kadınıyla çocuğuyla Kürt turistlere dar etmeye çalışan mantık Kemalist linç kültürünün zaruri bir sonucudur. Türkiye milliyetçi refleks ve söylemlerle sürekli olarak içe kapanan, özgüvenini yitirmiş bir siyasal iklime doğru sürüklenmektedirIrak ve Suriye'de etkisini kaybeden, Filistin sürecinden dışlanan ve bölgede etkisini kaybeden bir Türkiye görüntüsü verilmektedir. Birleşik Arap Emirlikleri gibi köksüz bir işbirlikçi devletin dahi Mısır ve Libya'ya kadar uzanan nüfuzunu savuşturamayan siyasi uslûp gözden geçirilmelidir. Filistin İslâmi Direnişi'nin tekrar İran'a mecbur ve mahkûm hale gelmesine zemin hazırlayan zaaflardan bir an önce kurtulmak gerekir. Seçim sonuçlarından nasıl bir mesaj alındı veya bir mesaj alındı mı, alınmadı mı bilemiyoruz. Ancak önümüzdeki tablo alındığı ifade ededilen mesajın yanlış, hatta zarar verici bir keyfiyete haiz olduğunu göstermektedir. Suriyeli muhacirler konusunda onca kazanımların, güzel örnekliğin, ufuk açıcı pratiklerin böylesine hoyratça harcanması; hem AK Parti Hükümeti'nin, hem yüzlerce sivil toplum örgütünün gayretlerinin heba edilmesini beraberinde getirebilir. Resmi ideolojiyi 'sivil din' haline getiren medya aydınlarından etkilenen Ak Parti iktidarının; yıllardır gündemde tuttuğu 'muhacir-ensar' anlayışından uzaklaşmaya başlaması tam bir felâkettir. Yabancı düşmanlığı (zenofobi) hastalığının en kısa zamanda tedavi edilmesi gerekir.

Adaletin mülkün (iktidarın-devletin) temeli olduğuna inanan Müslümanların; cahiliye hastalığı olan ırkçılık/kavmiyetçilik fesadını durdurmak için bütün imkanlarını seferber etmeleri gerekir. Anın vacibi budur.

Allahû Teâla'ya (cc) emanet olunuz.

MİSAK YAYIN HEYETİ

 

 

 

 

 

 

 


Misak Dergisine
Yıllık Abone
Olmak için...

 
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya