Müsbit Delillerin Işığında Zaaflarımıza Genel Bir Bakış
Psikolojik ve ruhi hastalıkların günümüzde yaygın olduğu malûmumuzdur. İnsanı tanımayanın insan psikolojisinden anlaması mümkün müdür? Tabiri caiz ise bir makinenin özelliklerini elbette onu yapan ustası en iyi bilendir. İnsanı da tüm yönleriyle en iyi bilen ve tek iyi bilen Allah'tır (cc). O'na (cc) sormadan insanı tanımanın, zaaflarını bilmenin ve zaaf yönlerini tedavi etmenin mümkünatı yoktur. Akıl, irade ve ruhi yönleri: iman, erdem, kısacası meleki yönünü tarif ederken, nefsi yönünü; duygu, şehvet, imana yanaşmayan nefis de hayvani yönünü tarif eder. Bu konu Tin Sûresi'nde şöyle ifadelendirilmiştir: "Biz insanı en güzel bir şekilde yarattık, sonra onu aşağıların en aşağısı kıldık." (Tin: 4-5) Şayet meleki yönünü kuvvetlendirirse kendisine melekler selam durur. Zaaf yönlerinin esiri olduğunda da esfeli safilin denilen aşağıların aşağısına yuvarlanır. İnsanın zaaf yönleri Kur'an ve sünnette yok sayılmamış, insan erdemine yakışır bir şekilde yönlendirilmiştir.
Sabiha ATEŞ ALPAT
27.08.2019 11:05
99 okunma
Paylaş
PSİKOLOJİK hastalıkların günümüzde yaygın olduğu malumumuzdur. İnsanı tanımayanın insan psikolojisinden anlaması mümkün müdür? Tabiri caiz ise bir makinenin özelliklerini elbette onu yapan ustası en iyi bilendir. İnsanı da tüm yönleriyle en iyi bilen ve tek iyi bilen Allah'tır ( cc). O'na (cc) sormadan insanı tanımanın, zaaflarını bilmenin ve zaaf yönlerini tedavi etmenin imkanı yoktur.
İnsan, fıtratı itibarı ile iki zıt tabiatı bünyesinde barındıran bir varlıktır.
Ruhi yönü ve nefsi yönü madde yönü ve manevi yönü.
Zaaf yönü ve zaaflarıyla mücadele edebilen irade yönü.
Şems suresinde nefsin bu iki yönüne dikkat çekilmiştir.
"Nefse ve onu şekillendirene, Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki..." (Şems Sûresi: 7-8)
"Allah yükümlülüklerinizi hafifletmek ister. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır." (Nisa: 28)
Akıl, irade ve ruhi yönleri: iman, erdem, kısacası meleki yönünü tarif ederken, Nefsi yönünü; duygu şehvet, imana yanaşmayan nefis de hayvani yönünü tarif eder. Bu konu Tin suresinde şöyle ifadelendirilmiştir. "Biz insanı en güzel bir şekilde yarattık, sonra onu aşağıların en aşağısı kıldık." (Tin: 4-5) Şayet meleki yönünü kuvvetlendirirse kendisine melekler selam durur. Zaaf yönlerinin esiri olduğunda da esfelisafilin denilen aşağıların aşağısına yuvarlanır. İnsanın zaaf yönleri kur'an ve sünnette yok sayılmamış, insan erdemine yakışır bir şekilde yönlendirilmiştir. Örneğin yeme zaafı, helalinden yiyin denerek yönlendirilirken cinsi zaaflar için de nikah bağını şart koşmuştur. Hayatın devamı için bedenin bazı şeylere ihtiyacı vardır. Nefs bu ihtiyaçların şekillendiği ve çıktığı yerdir.. Kişinin yeme içme, soluk alıp verme, barınma, uyuma, sahip olma arzuları nefsin normal istekleridir. Ancak bu istekler başıboş bırakıldığında, kişi câhil, cimri, hasetçi, gözü doymaz, azgın, sapıtmış, gurura kapılmış bir varlık haline gelebilir. Çünkü nefsin yapısı buna uygundur. Çünkü nefis başıboş bırakıldığı zaman, aşırı istekler gündeme gelir ve insan o noktada hataya düşer. İslâm'ın nefse koyduğu ölçüler nefsin isteklerini, haksızlık etmeden, kimsenin hakkına tecavüz etmeden olumlu bir şekilde gidermeyi amaçlar. Bu hayatın devamı için gereklidir de. Nefsin aşırı istekleri ve helal olanda da aşırıya giden istekleri Allah'ın koyduğu sınırları aştırır ve kaybedenlerden olur, çünkü dünya bu konuda kulluk sınavının yeridir. Nefsi yok etmek mümkün değildir; önemli olan nefsin isteklerini fıtratı bozmayacak ve insan erdemine yakışır şekilde yerine getirmektir. Geçmiş alimler nefsi menzile götürecek binek olan ata benzetmişler, atın dizginleri elinizde olursa menzil için gerekli bir araçtır, şayet dizginleri bırakırsanız sizi yoldan çıkarır, demişler.
Zaaflar fıtri ve sonradan kazanılmak üzere iki şekilde değerlendirilmiştir. Sonradan kazanılan zaaflara en büyük etken insanın yetiştiği aile yapısı, sosyal çevresidir. Bu yüzden kur'an inananlara "sadıklarla beraber olun" diye emreder. Nefsin isteklerini fıtrata aykırı, meşru olmayan yollardan tatmin etmek ya da helal olsa dahi ihtiyaçtan fazlasını vermek insanda psikolojik sıkıntılara yol açar. Çünkü ruh ancak helal ve yaratıcısını anmakla sekinete ulaşır.
Nefsin isteklerini yapmakla iç itminana ulaşmak mümkün değildir. İç huzuruna ancak ve ancak Allah'ın zikriyle ulaşılabileceğini Allah (cc) söylüyor:  "İyice bilin ki gönüller, Allah'ı anmakla yatışır, kuvvet bulur." (Rad: 28)
Yaşadığımız çağda psikoloji adına yazılan onlarca kitapla insanın sayısız duygulara sahip olduğu izah edilmeye çalışılmıştır. İşte ilahi mesaj bu duyguların yeterince ve meşru yollardan tatmin edilmesi gerektiğini beyanla yol gösterir.
Akıl ve irade bedene hükmederse duygulara ve nefsi isteklere "İnsana yakışır "şekilde yön verir.
Şayet nefis ve duygular bedene yön verirse insanın yapamayacağı kötülük yoktur. Çünkü insan zaaf yönlerini besleyince her türlü kötülüğün faili olur ve bundan zerre perva etmez. Ruhunu -maneviyatını beslemedikçe azgınlaşır, azgınlaştıkça da kötülükte sınır tanımaz.
Öncelikle insan zaaf yönlerini tanımalı ve sonra ilahi mesaja uygun yön vermelidir. Zaaf konusunda kadın ve erkek arasında fıtratlarından dolayı bir takım farklar vardır. İslâm fıkhı incelendiğinde bu fark sebebiyle alınan önlemlerin kadını korumak, adaleti tesis etmek ayrıca zaaflarından dolayı büyük yanlışlarının önüne geçmek gibi bir takım hikmetler içerdiği görülür. Örneğin kadının "Kadı" yani "Hakim" olması uygun görülmemiş bunun en büyük sebeplerinden biri de kadının duygusal tarafının erkekten daha yoğun olduğu bunun da adil karar vermeye engel olması ihtimalidir. Boşanma hakkının erkekte olması, mahkemede şahitlik ederken iki kadının istenmesi vb...
Biliyoruz sözüm ona "Kadın hakları" savunucuları bu satırlara yüksek perdeden itiraz edip ses yükseltiyorlar. Oysa ki kadın hakları konusunda özellikle de son çıkan kanunlar kadının fıtratını bozmakta ve kadınların erkeğe zulüm yapmalarının önünü açmaktadır. Çıkarılan yasalarla kadınların zaaf noktalarının nasıl erkeğe zulme dönüştüğünün canlı şahitleriyiz. "Kadından iki şahit" şarttır ama "kadının beyanı yetince" babalarına iftira atacak kadar, sokak ortalarında erkekleri dövecek kadar hadsizleştiler. Bu arada şunu ifade etmeliyim; Elbette kadının erkeğe, erkeğin kadına şiddetini kabul etmek mümkün değil. İnancımızda zulmün, haksızlığın her türlüsü yasaklanmıştır. "Zalim olana yaklaşmayın yoksa size de ateş dokunur"(Hud:113) buyurularak zalime yaklaşmayı bile kerih görmüştür. Biz her türlü şiddeti inancımız gereği red ediyoruz. İnancımız boşanma sırasında dahi tarafların bir birlerinin aleyhine yol aramayı yasaklamıştır. (bknız: talak 6)
Zaaflar terbiye edilmelidir lakin bu İslâm'ın öngördüğü, nebevi yöntemin öğrettiği şekilde olmalıdır. Aksi takdirde zaafların terbiye olması mümkün değildir. Terbiyeye tabi tutulmamış zaaflar kişide kronik hastalık hale gelir ki, bu durumda anlaması, hissetmesi duyması mümkün olmaz.
"Onların kalpleri vardır ama bu kalplerle idrâk etmezler, gözleri vardır onlarla görmezler, kulakları vardır onlarla işitmezler." (Araf: 179)
"Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Bu yüzden geri dönemezler." (Bakara: 18)
Kişi nefsin isteklerini helal yollardan temin ederse ibadet/kulluk olarak değerlendirildiği için karşılığını alır. Haram olan isteklerine dur dediği zaman da ibadet/kulluk olarak değerlendirildiği için karşılığını alır.
 
Misak Dergisi 345. Sayı
Ağustos 2019

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya