İsraf; Fertlerin, Ailelerin ve Toplumun Ekonomik Kanseri
İsraf; mal ve serveti helal yoldan dünya ve ahirette bahtiyar olmak için harcama yerine, perişan olmak için kullanmaktır. İmam Gazali merhumun israf tarifini tekrar edelim: "Malı yaratılış gayesi dışındaki yollara harcamak İsraftır. "İsraf, genellikle mal ve servetle ilgili olarak kullanılır. İslâm büyükleri israfın inançta, düşünüş ve davranışlarda, zamanda, hayatın her alanında olabileceğeni belirtmişlerdir. Maddî ve mânevî imkânları Allah'ın insanlara bağışladığı birer emanet sayan dinimiz İslâm, bunları Allah'ın rızâsını kazanmaya ve insanlara mutluluk getirmeye elverişli yerlerde kullanmayı emreder. İçki, kumar, fuhuş, rüşvet gibi içtimaî ve ferdî zararlar doğuran hususlarda yapılan harcamaların açık hükümlerle yasaklanması yanında insanların tutkularını kamçılayan, toplumda kıskançlık doğuran gösteriş tüketiminin yasaklanması veya hoş karşılanmaması da aynı gerekçelere dayanmaktadır. Dinen haram kılınan maddelerle lüks sayılanların tüketimi israf olduğu gibi helâl kabul edilen maddelerin günün icaplarına göre ihtiyaçtan fazla tüketimi de haram veya mekruh sayılmıştır.
N. Mehmet SOLMAZ
27.08.2019 10:50
194 okunma
Paylaş
İSRAF, Mal ve serveti helal yoldan dünya ve ahirette bahtiyar olmak için harcama yerine, perişan olmak için kullanmaktır. İmam Gazali merhumun israf tarifini tekrar edelim: "Malı yaratılış gayesi dışındaki yollara harcamak İsraftır." İsraf, genellikle mal ve servetle ilgili olarak kullanılır. İslâm büyükleri israfın inançta, düşünüş ve davranışlarda, zamanda, hayatın her alanında olabileceğeni belirtmişlerdir.
İsraf'ın Çeşitleri
Diyanet vakfının yayınladığı İslâm Ansiklopedisi'nde israfın çeşitleri özetle şöyle açıklanır:
"1- Tevhid inancından sapmak, Allah hakkında, dinî konularda gerçekle ilgisi bulunmayan iddialar ileri sürmek israftır. Bu israfa küfür denir.
2- İslâm'a ve müslümanlara karşı kibirli, alaycı, inatçı, kaba, saldırgan ve yıkıcı davranışlar da israftır. kim olursa olsun İslâm'a ve müslümanlara karşı saygı ile nezaketle davranması gerekir. Çünkü İslâm dini tevhid dinidir, müslümanlar da tevhid ehli insanlardır. Aksi söylem ve davranışlar haramdır, günahdır.
3- Bir müslümanın isyankârlığa saparak günahlara boğulmak suretiyle kendisine kötülük etmesi de israfdır. Çünkü bu haller insanı, asıl vazifesi olan Allah'a ibadet yapmaktan uzaklaştırır ve zamanı kötüye kullanmış olur.
Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'in bütün hayatını günah işlemekle geçiren bir kişiden söz ederken kullandığı israf kelimesini Nevevî, 'mâsiyetlerde aşırı gidip meşrû sınırların ötesine geçmek' şeklinde açıklamıştır
4- Masum bir kimsenin haksız yere öldürülmesi, Hayatının yok edilmesi israftır ve en büyük günahlardan biridir.
5- Helâl kılınmış güzel nimetlerin haram sayılması, dinî ahkâma muhalefet veya tecavüz de israftır.
6- Kişinin kendine ait veya sorumluluğu altındaki mal ve imkânları gereksiz yere harcaması da israftır.
Değersiz bir amaç uğruna fazla mal harcamak, harcamada haddi aşmak, meşrû bir konuda harcanması gerekli olan ölçüden fazlasını harcamak da israftır. "
Her Nimet Bir Emanettir
İslâm Ansiklopedisi'nde 3 sayfa devam eden israf hakkındaki yazı şöyle sona erer: "Maddî ve mânevî imkânları Allah'ın insanlara bağışladığı birer emanet sayan dinimiz İslâm, bunları Allah'ın rızâsını kazanmaya ve insanlara mutluluk getirmeye elverişli yerlerde kullanmayı emreder. İçki, kumar, fuhuş, rüşvet gibi içtimaî ve ferdî zararlar doğuran hususlarda yapılan harcamaların açık hükümlerle yasaklanması yanında insanların tutkularını kamçılayan, toplumda kıskançlık doğuran gösteriş tüketiminin yasaklanması veya hoş karşılanmaması da aynı gerekçelere dayanmaktadır. Dinen haram kılınan maddelerle lüks sayılanların tüketimi israf olduğu gibi helâl kabul edilen maddelerin günün icaplarına göre ihtiyaçtan fazla tüketimi de haram veya mekruh sayılmıştır.
İslâmî anlayışa göre beşerî ihtiyaçlar sınırlıdır; arzu ve ihtiraslar ise sınırsız olup salt nefsanî arzuların tatmini için yapılan aşırı tüketim israftır. İsraf yasağı temeli üzerinde oluşan İslâmî üretim tarzı vatandaşların gıda, barınak, giyecek, eğitim, sağlık, güvenlik, ulaşım, haberleşme gibi ihtiyaçlarını karşılamayı hedefler.
Üretimi yönlendiren şey fert ve kamu yararıyla kayıtlı olan tüketimdir. İslâm'da hedef insanın kemâlidir; buna ise tüketmekle değil, daha faziletli olmakla ulaşılır; faziletle tasarruf arasında olumlu bir ilişki bulunduğu muhakkaktır. Çağdaş kapitalist sistemde üretim tüketimi yönlendirir. Aşırı derecede masraflı ve gereksiz ambalajlama, pazarlama, reklam ve moda faaliyetleriyle tüketim sürekli olarak kamçılanır. Aşırı tüketim bir yandan doğal kaynakların israfına yol açarken öte yandan çevre kirliliğine sebep olur.
Milletler, ferdî israf sebebiyle olmasa bile kamu sektöründeki israf ve kötü yönetim yüzünden yoksullaşabilir. Bundan dolayı devlet gelirleri lüks kamu harcamaları, aşırı kadrolaşma veya karşılıksız yüksek ücretlerle israf edilmemelidir.
Tasarruflar, müsriflerin lüks tüketim mallarına duydukları isteğin tatminine harcanır ve sermaye miktarını arttırmak için kullanılmazsa iktisadî gelişmeyi engeller. Çünkü sermaye tasarrufla artar, israf ve kötü kullanımla da azalır.
Ülke gelirinin önemli bir kısmı üretken olmayan kesimlere tahsis edilirse gerçek üreticilerin geçimi zorlaşır. İnsan, elindeki her türlü imkânı meşruiyet sınırları içinde kullanmakla sorumludur.
Bu husus âhirette kişinin zaman, servet, işgücü ve ilim gibi kaynakları nasıl kullandığından sorguya çekileceğinin bilinmesi ve gereğine göre yaşanılması lazımdır."(1)
Hutbede İsraf anlatımı
10.2.2018 tarihinde bütün ülkede camilerinde okunan hutbede, israf durumu ve verdiği zararlar şöyle açıklanır: "İsraf, sahip olduğumuz nimet ve imkanları ölçüsüzce kullanmakatır. Har vurup, harman savurmaktır. Hiç tükenmeyecek gibi bilinçsizce harcamaktır. Allah Teâlâ'nın bahşettiği nimetlere karşı bir nankörlüktür. İsraf, sadece sofralarımıza hasredilmeyecek kadar kapsamlı bir kavramdır.
Mesela akıl nimetinin iman ve hikmetle buluşturulmaması, insan için en büyük israftır. Şu kısacık ömrümüzün dünya ve ahiretimize faydası olmayan beyhude meşgalelerle heba edilmesi, zamanın israfıdır. Zararlı alışkanlıklarla zihnin ve bedenin tehlikeye atılması, sağlığın israfıdır. Sahip olduğumuz ilmi ve tecrübeyi insanlığın hayrına kullanmamak bilginin israfıdır. Kendisinden yaratılıp beslendiğimiz toprağın, hayat kaynağımız olan suyun, her bir nefesimizde muhtaç olduğumuz havanın hoyratça kirletilmesi, tabiatın israfıdır.
Gelecek nesillere mamur ve yaşanılır bir çevre bırakmamız gerekirken, bize emanet edilen yeryüzünü kötülüklerin esiri haline getirmek, yaşadığımız kâinatın israfıdır. Üzülerek belirtelim ki; günümüzde tam anlamıyla bir israf dünyasında yaşıyoruz. Savurganlık hayatımızın hemen her anını kuşatmış durumda. İnsanlık, daha çok kazanıp daha çok tüketmeye teşvik ediliyor. Harcamanın, hayatın anlamı gibi yansıtıldığı bir dünyada elbette bizim tüketim anlayışımız da hızla yara alıyor. Bir somun ekmek ile karnımızı bir gün doyurabilecekken, ülkemizde her gün yaklaşık 5 milyon ekmek çöpe atılıyor. Yılda 18 milyon ton meyve ve sebzenin israfıyla devasa çöp yığınları oluşuyor. Bütün bunlar neticesinde sadece yıllık 214 milyar liramız değil, aynı zamanda alın terimiz, servetimiz, dahası geleceğimiz heba oluyor...
Oysa dünyada yiyecek bir dilim ekmek, içecek bir damla su bulamadığı için yılda on milyona yakın insan hayatını kaybediyor. Allah'ın bize verdiği her nimetin, hem imtihan vesilesi, hem de emanet olduğunu unutmayalım. Nimetin bizi dünya ve ahiret mutluluğuna eriştirmesi için özen gösterelim. Her işimizde insaflı, dengeli ve tutarlı davranalım. Yeme içmemizde, giyim kuşamımızda, harcamalarımızda ihtiyaç fazlası ve lüksten kaçınalım. Savurganlığın, her geçen gün kişiyi iflasa sürüklediğini ve Allah'ın rızasından uzaklaştırdığını aklımızdan çıkarmayalım."
İsrafla İlgili Ayetler
Allah (cc) şöyle buyurur:
1- "Akrabaya, yoksula, yolcuya haklarını ver; saçıp savurma! Çünkü savurganlar şeytanların kardeşleridir."(İsra, 17/26, 27)
Allah, saçıp savuranlara şeytanın kardeşleri diyor.
Saçıp savuranlar en aşırı derecede israf yapanlardır. Bir kuruşta olsa harama ve gereksiz yere sarfedenler israf yapmış olurlar.
Ayetin açıklamasında şöyle denir:
"Her mü'minin malında, özellikle kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra geride kalan fazlasında akrabanın, yoksulların, fakirlerin, yetimlerin, yolcuların hakkı vardır. Bu mal, nisaba baliğse yani ihtiyaçdan fazla olup zekat verme sınırına ulaşmış ise zekat adı ile verilmesi Allah'ın emridir."(2)
Allah şöyle buyurur:
2-"Asmalı ve asmasız üzüm bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O'dur. Her biri meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekat ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez." (En'am, 6/141)
Merhum tefsir hocası Zeki Duman ayetin açıklamasında şunları yazar. "Allah Teâlâ mülkünden diğer bir deyişle lütfundan insanlara genel adıyla rızık verirken o malın ihtiyaç fazlasından belli bir kısmını zekat, sadaka, bağış, hediye gibi adlarla muhtaç olan insanlara verilmesini şart koşmuştur. (Bak, Tevbe, 9/60, 103) Ayetteki "Allah'ın hakk"ndan maksat budur. Öncelikle akrabaya, yoksullara, fakirlere, yetimlere belirtilen adlarla gereken kısımdır. (Bak, Zariyat, 51/19)
Malda Allah'ın hakkının gözetilmesi, insanların birbirlerini sevip saymaları, birbirlerini işlerinde çalıştırmaları ve sosyal hayatın sağlıklı bir biçimde devam ettirilmesi için hayatî değeri olan bir ilkedir. (bak, Zuhruf: 32-35)
Malın artıp eksilmesi de bir yönü ile bu ilkenin gerektiği biçimde uygulanıp uygulanmamasına bağlanmıştır.(3)
Allah (cc) şöyle buyurur:
3- "Ey Adem oğulları! Her secde edinişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez. "(Araf, 7/31)
İsraf, meşru ve makul olanın dışına çıkmak; söz, iş, davranış ve harcamalarda itidalden ayrılmak, aşırı hareket etmektir. İnsanın yapması gereken her işte, ölçüyü kaçırması, işi aşırılığa vardırması israftır. İsraf miktar itibariyle olabileceği gibi keyfiyet itibariyle de olabilir. Söz gelimi, kendisini ya da aile fertlerini muhtaç düşürecek derecede infak (sadaka), Allah rızası için de olsa israftır. Aynı şekilde Allah rızası gözetilmeksizin veya Allah'ın hoşuna gitmeyecek tarzda yapılan harcamalar da israftır. Dinin ve örfün gerekli gördüğü yerde ve gerekli gördüğü ölçüde harcamak cömertlik, bunun üstünde harcamak israf, gerekli ölçünün altına düşmek ise cimrilik adını alır. İnkâr, şirk, Allah'ı ve ahiret gününü unutup günahlara dalmak, haram, helal tanımamak ve Allah'tan umudunu kesmek de insanın kendisiyle ilgili israfıdır.(4)
1- "Allah Teâlâ size ana babaya itaatsizlik etmeyi, verilmesi gerekeni vermeyip almaya hakkı olmayan şeyi istemeyi ve kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeyi haram kılmış; dedikodu yapmayı, çok soru sormayı ve malı israf etmeyi men etmiştir."(Riyazussalihin, 2/492)
Hadisin açıklamasında şöyle denir. "Mal insanın zaruri itiyaçlarını temin etmesine ve kimseye el açmadan huzur içinde yaşamasına imkan verir. Onu har vurup harman savuranlar, bir müddet sonra başkalarına muhtaç duruma düşebilirler. Diğer bir söyleyişle, malı ahiret azığı yaparak Allah yolunda harcamak iyi bir davranışttır. İnsan malını ihtiyacı olan yakınlarından başlamak üzere dilediği gibi harcayablir. Bu harcama helaldır. Dinin yasakladığı yerlere harcamak ise haramdır. Zekat, sadaka gibi verilmesi gereken harcamayı yapmamak ve almaya hakkı olmayan bir şeyi almak da haramdır.(5)
2-"Kibirsiz ve israfsiz olarak yiyin, için, giyinin ve sadaka verin. Çünkü Allah kulunun üstünde nimetini görmek ister. "(Buhari, Libas 1) İsrafİnsanı Şiddetle Helake Düşüren Kötü Bir Huydur. Kayseri müftüsü merhum hocamız Hacı Hüseyin Aksakal Efendi israf hakkında şunları yazar: "Malını, yerinin dışında gereksiz yerlerde, oyun ve sâire gibi batıla, kumar, içki gibi kesinlikle haram kılınan şeylere sarf etmek israf olduğu gibi dünya ve ahiretle ilgili faydası olmayan yerlerin hepsine harcamak da; çok da az da olsa aynı israftır. Malı kaybolmaktan koruma hususu da insanın vücuduna denktir.
Dünyada yaşamak ve hayatı devam ettirmek malla olabileceğinden insanın malı vücudu kadar değerlidir. Bundan dolayı insanın malı kazanırken meşru sebeplere sarılmak suretiyle helalinden kazanması vâcip olduğu gibi malını harcarken de aynı şekilde harcayacağı yerin meşru olup olmadığını düşünmesi, şer'in hılafına harcamadan sakınması gereklidir. Çünkü harcamasının her zerresinden sorumludur. Bundan dolayı Allah'a karşı defterini düzgün tutması, kulluk görevidir. İsraf, insanı şiddetle helake düşüren kötü bir huydur.(6)
Müslüman, kazanç sahibi olurken, Allah'ın emrine uygun hareket edecektir. Helal bir işte, bütün gücü ile bilgili olarak çalışacak, aldığı ücreti veya aylığı hak edecektir. Helal kazanç sahibi olacaktır. Tekrar edelim; İsraf, şahsî ve ailevî harcamalarda ileri gitmek, nefsin kötü arzularını tatmin için harcama yapmaktır. Allah'ın bir nimeti ve vergisi olan malı, parayı ve eldeki imkânları, insanî ve dinî bir amaç taşımaksızın, dinin ve akıl ölçülerinin dışına çıkarak kullanmaktır. İsraf, Allah'ın sevmediği bir işi yapmaktır. Toplumumuzda israf yaygın bir hale gelmiştir. Her tarafımızı kaplamıştır.
İsrafı Önlemek İçin Tedbirler
Camilerimizde kullanılan ampüllerin yarısı ile, camilerimizi rahatça aydınlatabiliriz, israf yapmayız. Elimizi yüzümüzü yıkarken veya abdest alırken suyu gerektiği kadar kullanabiliriz. Musluğu sonuna kadar açarak, üç dört kişinin yüzünü yıkayabileceği veya abdest alabileceği suyu israf etmeyebiliriz. Duş alırken ve banyo yaparken de suyu idareli kullanabiliriz. Bazı çiftciler bilgisizce suyu fazla kullandığı zaman hem mahsüle zarar veriyor, suyu israf ediyor, hem de fazla para veriyor, israfı katmerli oluyor.
Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem ırmaktan abdest alırken bile suyu israf etmememizi emrediyor. Hadisin metnini ve kaynağını araştırdım. Bulamadım. Hadis profesörü Dr. İsmail Lütfü Çakan beyefendi kardeşime telefon ettim. Sağ olsunlar! Hadisin metnini, Türkçesini ve kaynağını gönderdi: Abdullah b. Amr radıyallahu anhuma'dan nakledildiğine o şöyle demiştir: Bir gün Sa'd abdest alırken Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onun yanından geçti ve;
- "Bu ne israf böyle?" buyurdu. Sa'd de;
-Abdestte de israf olur mu? diye sordu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem;
-Akan bir nehir/ırmak kenarında bile olsan, evet (israf vardır), buyurdu.(7)
Bu hadis-i şerif yalnız su alanında değil, her alanda israftan kaçınmayı emretmektedir. Allah'ın emrine uygun kazanmakla, Allah'ın emrine uygun harcamakla israf belasından ve günahından kendimizi koruyabiliriz. Her alanda israfı önlemek için fert ve toplum olarak tedbirler alabiliriz. Yeter ki istekli ve birlik içinde olalım.
Sigara tiryakisi öksürüyor, nefes darlığı çekiyor, hastalıkları var. Doktor bütün bunlar sigaradan, sigarayı bırak diyor. Sigara içmeye devam ediyor. İsrafta sigara bağımlılığı gibi bir şey...
Bir alış veriş, merkezinde bir bayan ayakkabılara bakarken televizyon muhabiri soruyor:
Kaç ayakkabınız var?
Sayısını bilmiyorum.
Aldığınız ve hiç giymediğiniz ayakkabılarınız var mı?
Var. Zannederim çok.
Öyleyse niye yeni bir ayakkabı alıyorsunuz?
Cevabı, almadan duramıyorum.
Ankara iç cebeci'de bir ev sahibi her sene evin mobilyasını değiştirir. Arkadaşlar gider evin mobilyalarını bir kamyonete doldururlar, itfaiye meydanına götürürler, satarlar. Aldıkları paraya İmam-Hatip cemiyeti makbuzu keserlerdi. Yepyeni duran mobilyaları niye her sene değiştirirdi? Allah'ın emrinde, peygamberin buyruğundan habersizlik alışkanlık, bağımlılık, yeni renk görme sevdası gibi gereksiz şeyler olsa gerek....
Torunum Mehmed Burak askere gidecek. Ablası bir lokantada yemek verdi. On kişi idik. Çorba ve dönerler geldi, yedik, doyduk. Döner pilavının en az yarısı, dört parça ekmeğin iki veya üç parçası kaldı. Hizmet eden adama herkese yiyeceği kadar verseniz dedim. Olmaz dedi. Bu yenilmeyen ekmekleri ve pilavları ne yapacaksınız? Dedim. Çöpe atacağız dedi. Şaşırdım kaldım. Bir adam daha geldi. O da yapacağımız bir şey yok dedi.
Lokantadan ayrılırken sahibi ile karşılaştık. Beni hoca diye tanıttılar. Ben ona çöp hadisesinin israf olduğunu, günah olduğunu buna bir çare bulması gerektiğini söyledim. O benim söylediklerimle ilgilenmiyor, elimi öpüyor, benden dua istiyordu. Ekmekleri, yemek artıklarını çöpe atma. Bunun hesabını Allah senden sorar dedim...
Cümlemizin sonu hayr ola dedim, ayrıldık. Eskilerin "nan-i aziz" dedikleri ekmeğin başına neler gelmiş...
Ekmeğin ve yemek artıklarının çöpe atılmaması için bir çare bulunması lazımdır. Lokantacılar, lokanta açmak ve işlemek için ne kadar düşünüyor ve çalışıyorsa, artıkların faydalı bir yerde kullanılması için de düşünmesi, çalışması ve bir çare bulması lazımdır.
Devlet bu işi sahiplenmesi ve çare bulması lazımdır. Lokantalarda yemek yiyenlerin, yiyeceği kadar yemek ve ekmek istemesi lazımdır. Önüne konulan yemeği ve ekmeği yemesi lazımdır. En mühimi her ailenin çocuklarını yemek konusunda terbiye etmesi lazımdır. Çocuğa bisküvi veriliyor, çikolata veriliyor, yemek veriliyor, yarısını yiyor, yarısını bırakıyor. Çocuğa önüne konulanın tamamını yeme alışkanlığı kazandırmamız lazımdır...
Bir aile reisi ayağını yorganına göre uzatsa, gül gibi geçinip gidecek. Fakat bu aile reisi bankaya gidiyor bir kredi kartı alıyor, diğer bir bankaya gidiyor bir kredi kartı daha alıyor. Alış veriş merkezine dalıyor, kredi kartını uzatıyor, fileleri dolduruyor. Banka kredi kartı burcunu öde, dediği zaman, Meydana çıkıyor, bağırıyor. Kredi kartı borçları ne olacak?...
Kredi kartı yolu ile yapılan alış verişlerde israfı azaltmak için tedbirler alınmalı, Halka devamlı parasına göre alış veriş yapma, ayağını yorganına göre uzatma telkininde bulunulmalıdır. Kredi kartı borçlarının ödenmesinde kolaylık gösterilmemelidir. Milletçe, devletçe İsraf bataklığından kurtulmak için elbirliği ile çalışmak ve tedbirler almak mecburiyetindeyiz. İsraf bataklığına batmış insanların dünya ve ahirette bahtiyar olmaları mümkün olmadığı gibi, israf bataklığı içindeki devletlerin devamı da mümkün değildir...
Helal Kazanmak, Helal Yeyip İçmek
Helal kazanmak, helal yeyip içmek israfı önleyen en mühim esastır. Bu esası öğrenemedik, öğretmediler. Cahil kaldık, çocuklarımıza öğretemedik. Bocalayıp duruyoruz. Müslümanca bir yemek nasıl yenir, bunu dahi hakkı ile bilmiyoruz. Diyanet İşleri Başkanlarından merhum Ahmed Hamdi Akseki Müslümanca nasıl yiyip içileceğini şöyle anlatıyor:
"Bir babanın çocuğunu dünya ve ahiret ateşinden koruyabilmesi için, herşeyden evvel ağzından içeriye girecek olan şeyi düşünerek, yemesini ve içmesini meşrû' bir şekle sokması, her bulduğunu, kıtık yastık doldurur gibi, mîdeye doldurmaması lazım olduğunu, helal ve haramı öğretmesi, gönlünün her arzu eylediği şeyi yeyip içmenin meşrû' olmadığını anlatmalıdır. Cenâb-ı Hak, Kur'ân-ı Kerim'de bu âdâb ve ahlâkı gayet beliğ bir sûrette beyan buyurmuştur. İnsan her şeyden evvel buna dikkat etmeli, helal kazanmanın, helal yeyip içmenin yollarını öğrenmeli, haramdan uzak durmalı, boğazından gidecek olan bir lokmanın helal ve temiz olmasına çalışmalıdır. Fazilet sahibi olmak için buna ehemmiyet vermeyenler, diğer hususlarda da asla fazîlet sâhibi olamazlar ve kendilerini yükseltemezler.
Yemede İçmede Edeb ve Terbiye
Bu münasebetle yemek içmek husûsunda riâyeti lâzım olan şeyleri de söyleyelim: Peygamber Efendimiz bunları da beyan buyurmuşlardır. Bunların bir kısmını aşağıya yazıyorum: Yemekten evvel ve sonra elini yıkamak. Yemeğe başlarken "Bismillah" yemeğin sonunda "El-hamdü li'llah" demek.
Yemeği kendi önünden almak. Sağ eliyle yemek. Lokmayı ağza göre almak ve iyice çiğnedikten sonra yutmak (lokmayı dişleriyle koparmamalı). Lokmayı yutmadıkça ikinci lokmaya el uzatmamak (ağzında lokma ile konuşmamak)
Önündeki yemeği soğutmak için, yemeğin içine üflememek. Suyu içmeden evvel bardağa bakmak. Suyu bir solukta içmemek. Bardağın içine nefes vermemek. Başkalarını tiksindirecek, iğrendirecek harekette bulunmamak. Başkasının lokmasına ve yediğine bakmamak. Elini yemek kabına silkmemek ve lokmayı ağzına korken kafasını çanağa doğru uzatmamak. Yemekte israf etmemek, lokmasını ve aldığı yemeği bitirmek. Ağzından bir şey çıkarmak icapederse, yüzünü sofradan çevirmek ve sol eli ile almak. Dişleriyle koparmış olduğu lokmayı çorbanın içine sokmamak (diğer yemekler de böyle).
İğrenç ve tiksindirici şeyler söylememek. Helâlinden ve temiz yemek ve Allah'a şükretmek (kaşığını ekmek üstüne koymamalı) Toplu yemek yenirken herkes yeyip bitirmedikçe sofradan el çekmemek ve kalkmamak (yemeği az yiyen bir adam ise ağır yemeli ve yine yer gibi görünmeli diğerlerini utandırmamak için). Yemeğe evvela yaşça veya mevkîce büyük olan zâtın başlaması. Sokaklarda yemek hoş görülmez.(8)
Hayvanlar Gibi Yiyip İçenler
Allah şöyle buyurur: "Şüphe yok ki Allah, iman eden ve güzel şeyler yapanları, zemininde ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Kafirlere gelince onlar da nimetlerden yararlanır, tıpkı hayvanlar gibi yiyip içerler; ebedî kalacakları yer ise cehennemdir."(Muhammed suresi, 47/12)
Besmele İle İlgili Hadis-i Şerifler Peygamberimiz salllallahü aleyhi ve sellem de şöyle buyurur: "Besmele çek! Sağ elinle ye! Hep önünden ye!" (Riyazussalihîn, 4/203)
"Biriniz yemek yerken besmele çeksin. Şayet yemeğe başlarken besmele çekmeyi unutursa, 'Bismillahi evvelehü ve ahirehü=başından ve sonundan bismillah' desin." (Riyazussalihîn 4/204) "Yemeği birlikte yeyiniz; besmele çekiniz; yemeğiniz bereketlenir."(Riyazussalihîn, 4/228) "Deve gibi bir nefeste içmeyin. İkiüç nefeste için. Bir şey içeceğiniz zaman besmele çekin, içtikten sonra da elhamdü lillah deyin."(Riyazussalihîn, 4/248)
Hayvanlar gibi yiyip içmeyelim. Başlangışta besmele çekelim. Sonda da elhamdu lillah diyelim. Çocuklarımıza ve etrafımızdaki insanlara da besmele çekmeyi öğretelim.
Besmele: Bismillahirrahmanirrahîm demektir.
Kısa şekli: Bismillah= Allah adı ile.
_____________________
(1) Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 23/178-180)
(2) Prof. Dr. M. Zeki Duman Beyânu'l-Hak, 3/469, Fecr yayını, Ank.
(3) Beyânu'l-Hak, 2/105
(4) Beyanu'l-Hak, 1/260
(5) Riyazussalihîn, 2/495, 496, Erkam Yayını, İst.
(6) Hacı Hüseyin AKSAKAL, Keşkül, 237
(7) İbn Mace, Taharet, 48 (425. rivayet) H. Hatiboğlu, Sünen- İbn Mace Tercemesi ve şerhi, II/45 . Bu rivayet ayrıca aynı metinle Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde de (II, 221) geçmektedir.
 
 
Misak Dergisi 345. Sayı
Ağustos 2019

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya