Misak Dergisinin 342. Sayısı Çıktı
Oruç ibâdeti ile insanın hevâsına karşı mücadelesi arasındaki münasebeti izah ederken İmam-ı Serahsi (rha) şöyle demiştir: "Oruç tutarak Allah'a yaklaşmak, nefs-i emmaresinin (hevâsının) ihtiraslarını bir kenara bırakmak, onunla savaşmakla olur. Bu anlamdaki savaş iki şekilde gerçekleşir. Birincisi; arzu edilen zamanda nefsi yemekten alıkoymak, ikincisi; uykuyu sevdiği bir zamanda kalkıp ibâdet etmekle olur.
Misak Yayın Heyeti
27.05.2019 10:00
395 okunma
Paylaş

AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ
04. Sh:
ABD Derin Devleti, Illuminati Çetesi ve Siyasi Kaos
SİYASET• Servet ÇERİ
08. Sh:
Özgürlük İdeolojisi
SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT
11. Sh:
Vahyin Cahiliye Tarifi
MAKALE • İbrahim DÖNERTAŞ
13. Sh:
Ölüm ve Hayatın Mahiyeti
İNCELEME • Mustafa ÇELİK
17. Sh:
İflas ve Müflis
TEFSİR • Mustafa YUSUFOĞLU
21. Sh:
Niçin Mustaz'afîn Olanların Kurtuluşu İçin Mücadele Etmiyoruz?
HADİS • İbrahim SERİN
25. Sh:
Bir Hadis-i Şerif Işığında, Dersler ve İbretler
FIKIH • N.Mehmet SOLMAZ
30. Sh:
İnfak'ın Makbul Olması İçin Gerekli Olan Şartlar
FIKIH • Mehmet TAŞKIN
35. Sh:
İkinci Bâb: Amel İçin Kur’ân’da Delîl Bulamayan Mü’minin, Sünnet-i Nebeviyye’den Talep Etmesinin Vacipliği Beyânındadır
KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR
40. Sh: 
"Batı Düşüncesi" Kavramının Mahiyeti ve Sınırları
_________________________________________________
 
ZAMANIN ve mekânın, kendilerinde meydana gelen önemli hâdiseler ile keyfiyet kazanmaları mümkündür. Mü'minlerin indinde, Kabe-i Muazzama en mübarek mekandır. Zira Allahû Teâlâ (cc) O'nu, bütün mü'minlere kıble olarak tayin etmiştir. İrfan ehlinin "Onbir ayın sultanı" olarak ifade ettikleri Ramazan-ı Şerif ayı da mübarek bir zamandır. Bu ayda, hak ile batılı birbirinden ayıran ve hidayet rehberi olan Kur'an-ı Kerim indirilmiştir. Bu hakikat; "O sayılı günler Ramazan ayıdır ki, Kur'an o ayda indirilmiştir. Kur'an insanlara (mahz-ı) hidayettir. Öyle ise içinizden kim o aya erişirse, orucunu tutsun" (El Bakara Sûresi: 185)ayet-i kerimesi ile sabittir. Bu levh-i mahfuzdan indirilme hadisesi, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesinde olmuştur. İmam-ı Kurtubi; "Kur'an-ı Kerim'in Ramazan-ı Şerif ayı içerisinde indirildiği Allahû Teâlâ (cc)'nın "O Ramazan ayıdır ki, Kur'an onda indirilmiştir" kavli ile sabittir. Kadr Sûresi'nde ise, Kur'an'ın Kadir Gecesinde inzal buyurulduğu, haber verilmiştir. Bu nassları esas alan Ehl-i Sünnet'in müctehid imamları, Kadir Gecesinin Ramazan-ı şerif ayı içerisinde olduğunda icma etmişlerdir"(1) diyerek, bir inceliğe işaret etmiştir. Bazı muteber fetva kitaplarında İmam Ebû Hanife'nin şu tesbitine yer verilmiştir: "Kadir gecesi Ramazan ayındadır. Fakat sabit değil; kah takaddüm, kah teahhur eder."(2) Ramazan-ı Şerif ayının her gecesini, "Kadir Gecesi olabilir" zannı ile değerlendirmek sünnete uygundur. Oruç (savm) ibadeti, daha önceki ümmetlere de farz kılınan bir ibâdettir. (El Bakara Sûresi: 183) Hz. Osman İbn-i Ebi'l-Âs'(ra)'dan gelen rivayette, Peygamberimiz Efendimiz (sav) bu ibadeti şu veciz teşbihle ifade etmiştir: "Oruç sizi cehennem ateşinden koruyan bir kalkandır."(3)
Oruç ibâdeti ile insanın hevâsına karşı mücadelesi arasındaki münasebeti izah ederken İmam-ı Serahsi (rha) şöyle demiştir: "Oruç tutarak Allah'a yaklaşmak, nefs-i emmaresinin (hevâsının) ihtiraslarını bir kenara bırakmak, onunla savaşmakla olur. Bu anlamdaki savaş iki şekilde gerçekleşir. Birincisi; arzu edilen zamanda nefsi yemekten alıkoymak, ikincisi; uykuyu sevdiği bir zamanda kalkıp ibâdet etmekle olur. Dili korumak ve Allahû Teâlâ'nın (cc) yücelttiğini yüceltmek de nefisle savaşın bir unsurudur. Nitekim İmam-ı Muhammed (rha) oruç bölümüne 'nefisle savaşmak' diye başlamıştır."(4) Oruç ibâdetinin diğer bir vechesi de insanın kendi ile hesaplaşmasıdır. Musavmi (oruç tutan kimse) gün boyunca açlık ve su­suzluk sebebiyle kıvranırken, hem kendi varlığını, hem Allah'ın (cc) ni­metlerinin kadr-ü kıymetini tefekkür eder. Ayrıca hiç kimse yokken ve her türlü nimet önünde dururken; ilâhi tekliflere riayet ederek açlığa, susuzluğa ve nefsin diğer arzularına karşı mücadele eder. Herhangi bir sebeble orucunu bozarsa, kendi ceza­sını kendisi vermekle yükümlüdür. Hiçbir mazerete sığınmadan insanın ken­dini cezalandırması, aleyhinde olan hükümlere boyun eğmesi ve bu olgunluğa kavuşması ne büyük bir nimettir. Beşeriyete ibâdet mezhebinin (Hümanizm'in) ve Pozitivizmin yayıldığı toplumlarda, nefs murakabesi denen melekenin tamamen kaybolduğunu dikkate aldığımız zaman, oruç ibâdetinin insa­na yeni meziyetler kazandırdığını söyleyebiliriz. Mükellef olan insanın oruç tutup tutmadığını, hiçbir resmi otoritenin (Polis, jandarma vs) kontrol etmesi mümkün değildir. Dolayısıyla oruç ibâdeti, insanın iradesinin güçlenmesine, şahsiyet özelliklerinin gelişmesine ve fıtratının muhafazasına vesile olan bir ibâdettir.
Peygamberimiz Efendimiz (sav) orucun keyfiyetini beyan ettikten sonra, şu tavsiyede bulunmuştur: "Her kim oruçlu ise kötü söz söylemesin; câhiller gibi hareket etmesin ve bir kimse kendisiyle dövüşmek veya dalaşmak isterse, 'ben oruçluyum' desin ve bunu iki defa tekrarlasın" buyurmuştur. Gayr-i meşrû sözler sarfetmenin ve kötü hareketlerde bulunmanın nehyedildiği malûmdur. Aynı zamanda bu nehiy, sadece oruç tutanlara ve münhasıran oruç ayı olan Ramazan'a mahsus değildir. İnsan bütün ömrü boyunca hayır konuşmak ve salih amellerde bulunmak durumundadır. Oruç ibâdetinin zahiri ve batini edeblerini hafife alan, gününü aç ve susuz geçiren kimselerin bu ibâdeti hafife aldıklarını söyleyebiliriz. Peygamberimiz Efendimiz (sav) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: "Kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, Allah (cc) o kimsenin yemesini ve içmesini terketmesine bir kıymet vermez.(5) Binâenaleyh yalan ve gıybet gibi kötü sözler; tutulan orucu, ibâdet olmaktan çıkarttığı gibi, ondan hâsıl olacak sevabı da ortadan kaldırır. Kendisini her türlü kötü söz ve hareketlerden koruyan musavmi (oruç tutan kimse), başkalarının şahsına karşı yaptığı kötü davranışları da sükûnetle karşılamayı öğrenir. Zâten oruçlu olan ağızdan kötü sözler çıkması kadar acâip bir durum tasavvur edilemez. Hz. Muaz b. Cebel'den (ra) rivayet edilen hadis-i şerifte Peygamberimiz Efendimiz (sav) dilin muhafazasının önemini haber vermiştir. Hadis-i şerif meâlen şöyledir: "Birgün Ya Rasulallah, beni cennete koyacak ve cehennemden uzaklaştıracak bir ameli haber verir misin?" sualini sordum, Bana " Çok zor bir sual sordun. Böyle olmakla beraber Allah'ın yardımına mazhar olan kimse için bu sualin cevabı kolaydır. Allah'a ihlâsla teslim olur, O'na hiçbir şekilde şirk koşmazsın. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, Ramazan orucunu tutar ve gücün yeterse haccedersin."Efendimiz sonra buyurdu ki: "Sana hayır kapılarını göstereyim mi? Oruç fenalıklara karşı bir kalkan, sadaka; suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları söndüren bir iyiliktir. Kişinin geceleyin kıldığı namaz da hayır çeşitlerindendir." Daha sonra Peygamber Efendimiz: "Onların vücutları gece namaz kılmak için yataklarından uzaklaşır, korku ve ümidle Rablerine dua ederler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcarlar. Onların yaptıkları amellere mükâfat olarak geldikleri için gözler süruru olacak nimetlerden neler gizlenmiş olduğunu hiç bir kimse bilmez" mealindeki (Secde Sûresi: 16- 17) âyetleri okudu ve;" Dinin esası ve direği nedir sana söyleyeyim mi?" dedi. "Evet, Ya Rasulallah" dedim. "Her şeyin başı imandır. Dinin direği namazdır, en yüce tarafı da cihaddır" buyurdu ve "Bu dediklerinin hepisinin daha mühim olanını sana haber vereyim mi? dedi. Evet ya Rasulallah, dedim. Mübarek dilini tuttu ve " Şunu muhafazaya gayret et" buyurdu.(6)
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Ramazan-ı Şerif ayı; hak ile batılı birbirinden ayıran Kur'an-ı Kerim'in Levh-i Mahfuz'dan semaya indirildiği ve içinde bin aydan daha hayırlı olduğu haber verilen 'Kadir Gecesi' gibi mübarek bir zaman diliminin bulunduğu aydır. Zerre miktarı iyiliğin de, zerre miktarı kötülüğün de hesabının sorulacağı güne hazırlanan Müslümanların; hem bu ayın kadr-ü kıymetini bilmeleri, hem ülkeleri emperyalist kafirler tarafından istilâ edilen mazlum kardeşlerine dua etmeleri zaruridir.
Allah'a emanet olunuz
MİSAK YAYIN HEYETİ
____________________
(1) İmam-ı Kurtubi- El Camii Li Ahkamû'l Kur'an- Kahire: 1967 C: 20 Sh: 136.
(2) İmam-ı Kadıhân- El Feteva- Kahire: 1282, C: 1 Sh: 190.
(3) Sünen-i Nesai -İst: 1401 C: 4, Sh: 167; Ayrıca Sahih-i Buhari - İst: 1401 K.Savm: C: 2, Sh: 226.
(4) İmam-ı Serahsi- El-Mebsût- Kahire: 1324 Bsk. Ofset Beyrut: ty C: 3 Sh: 55
(5) Sahih-i Buhari - İst: 1401 K. Savm: C: 2, Sh: 228.
(6) Sünen-i Tirmîzî-İst:1401 K. İmam:5 Allah'a emanet olunuz.
 
 
 

Misak Dergisine
Yıllık Abone
Olmak için...
 
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya