Misak Dergisi 350. Sayı
ABD ve müttefiklerinin Ortadoğu’daki en önemli müttefiği İsrail Devleti’dir. Uluslararası hukukun kurallarından muaf tutulan, dünyanın en önemli nükleer ve biyolojik silah üreten ülkelerinden birisi olan İsrail; soykırım, etnik temizlik veya diğer insanlık suçlarını işleme yetkisine sahip kılınan yegâne devlet olma imtiyazına haiz kılınmıştır. İstediği anda Filistin halkına ait toprakları işgale yeltenen, yerleşim birimlerini haritadan silebilen ve yüzlerce insanı hiç bir ayırım gözetmeden (ihtiyar, kadın, çocuk vs) katledebilen İsrail, binlerce insanı esir alıp çölde kurduğu temerküz kamplarında tutabilmektedir. Katliam veya soykırıma tabi tutulan toplumlar için artık hiç bir koruyucu mekanizma kalmamıştır. Amerika’nın siyasi emellerine hizmet eden Atlantik Paktı (NATO) ülkeleri ile Avrasya Harekâtı’na liderlik eden Rusya arasında yaşanan siyasi rekabet, İslâm topraklarında yaşanan asimetrik savaşa yeni bir boyut kazandırmıştır. Seçim kampanyası esnasında ABD derin devletinin (Office of Net Assessment), silah lobilerinin ve iç istihbarat şeflerinin desteğini arkasına alan Donald Trump; gerek WASP (White Anglo-Saxon Protestan) kimliği konusunda, gerek İslâmofobia (İslâm düşmanlığı) noktasında; tıpkı diğer eski ABD başkanları gibi Siyonist Illuminati Çetesi’ne hizmet eden bir müstekbirdir. Bu tesbitten sonra Illuminati Çetesi’nin siyasi hedeflerine geçebiliriz.
TAKDİM
Misak Dergisi 340. Sayı
10.04.2019 13:30
3259   okunma
Günümüzde genel ve yerel seçim dönemlerinde yaşanan propaganda faaliyetlerinin siyasi rekabet/mücadele sınırını aştığını, bir anlamda psikolojik savaşa dönüştüğünü söylemek mümkündür.Elbette bu yeni bir hadise değildir. Yüzyıllar önce (13. yüzyıl) Nasreddin Tusi; 'Ahlak-ı Nasıri' isimli eserinde, erdemli olmayan siyasi rejimler (devlet yönetimleri) arasında demokrasiye ayrı bir bölüm ayırmıştır. Nasreddin Tusi'ye göre, 'demokratik toplumlarda her bir şahıs, istediğini yapabilecek kadar kendi nefsiyle kayıtsız ve mutlak serbest olmuştur.
Misak Dergisi 339. Sayı
13.03.2019 12:00
864   okunma
Türkiye’de mahalli seçim dönemlerinde yaşanan propaganda faaliyetlerinin, siyasi mücadele sınırlarını aştığını ve adeta gizli bir savaşa dönüştüğünü gizlemenin bir anlamı yoktur. Türkiye’nin gündemini işgal eden ‘yolsuzluk dosyaları’, yaşanan propaganda savaşının sadece bir boyutudur. Herkesin lânetlediği ve kınadığı bir şey olmakla beraber, her vatandaşın ‘yolsuzluk nedir?’ sualine vereceği cevap birbirinden farklıdır. Zira bazı vatandaşların yolsuzluk olarak gördüğü şey, diğer vatandaşlara göre yolsuzluk olmayabilir. Bunun en tipik misali, imar meselelerinde ortaya çıkan durumlardır.
Misak Dergisi 338. Sayı
20.02.2019 09:00
1032   okunma
Cemiyetin en küçük birimi olan aile müessesesi; Avrupa Birliği’nin normlarına uyum adına çıkarılan kanunlar sebebiyle, param-parça olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. İdeolojik tercihlerine göre muhafazakârlar, liberaller, feministler, post-modernizmi savunan aydınlar ve marksistler, aile meselesinde birbirinden farklı tezler ileri sürmektedirler. Muhafazakârlar, ailenin son yüzyılda yıkıma gittiği ve bu sürece müdahale edilmesi gerektiği kanaatindedirler. Liberaller ise ailenin tehlikede olmadığını, yeni aile biçimlerinin oluştuğunu ileri sürerek, siyasi ve sosyal müdahalelere karşı çıkmaktadırlar. Son yıllarda Feminizmi savunan aydınlar, kadına ‘pozitif ayrımcılık’(!) gerekçesiyle, boşanan erkekleri ebediyen nafakaya mahkûm eden kanunların harfiyen uygulanmasını arzu etmektedirler. Görünen odur ki insanoğlu, tarihte belki de ilk defa olarak evlilik kurumunun yıkılışına şahit olmaktadır.
Misak Dergisi 337. Sayı
18.02.2019 10:00
1001   okunma
Sadece abonelere gönderilen ve İslâm Fıkhı’ndaki selem akdinin şartlarına göre yapılan abone işleminin süresi bir yılla sınırlandırılmıştır. Her ayın ilk haftasında, aynı evsaftaki mecmuayı abonelerimize göndermeye gayret edeceğiz. Mecmuamızın yayınına devam edebilmesi için, işletme sermayesini muhafaza edebilmesi gerekir. Yönetim Kurulumuz, gerek kağıt fiyatlarının (dövize bağlı olarak) artması, gerek baskı ve gerekse posta ücretinin hızla yükselmesini dikkate alarak abone ücretini yıllık 140.oo TL olarak tesbit etmiştir. Yurt dışı abone ücreti ise yine 50 Euro’dur. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi mecmuamız; cezaevlerinde bulunan ve mecmuamızı takip etmek isteyen mahkûmlara ücretsiz olarak gönderilecektir. Mecmuamızın internet yayınına olan ilginin (www.misak.com.tr) hızla artması sevindirici bir gelişmedir.
Misak Dergisi 336. Sayı
15.02.2019 14:53
1933   okunma
CEMİYET hâlinde yaşayan insanların; siyasi, iktisadi, hukuki ve ahlâki hükümlere ihtiyaçları vardır. Nazari plânda başta devlet olmak üzere, bütün siyasi müesseselerin ‘insanların ortak ihtiyaçlarını karşılamak için’ inşâa edildiklerini söylemek mümkündür. Siyaset uzmanları devleti; “aynı ülkenin vatandaşı olan insanların ortak ihtiyaçlarını karşılayan ve insanlığa hizmet eden hukuki-siyasi bir kurum” olarak tarif etmişlerdir. Yaygın olan anlayışa göre devlet: “Sınırları malûm bir ülkeye sahip olan, belirli anayasal düzeni bulunan ve teşkilâtlı millet topluluğunu meydana getiren siyâsi/hukuki bir kurumdur.” Bu tarifin, genel kültüre uygun olduğunu söylemek mümkündür. Ancak doğru olduğunu isbat etmek kolay değildir. Sınırları malûm bir ülkede egemen olmak ve anayasal (hukuki) düzeni sağlamak gibi unsurlar, devletin “olmazsa olmaz” şartıdır. Ancak günümüzde BM üyesi olan bazı devletlerin, insanlığa hizmet ettiklerini ve varlık sebebine bağlı kaldıklarını söylemek mümkün değildir. Devlet adamları, filozoflar ve politikacılar tarafından kurgulanan ‘resmi ideolojiler’ değiştirilmesi mümkün olmayan ‘sivil din’ gibi, insanlara dayatılmıştır. Kula kulluğu ön plãna çıkaran resmi ideolojilerin fitne ve fesadın yayılmasına vesile oldukları görülmektedir.
12
YAZARLAR
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya