Misak Dergisi 350. Sayı
ABD ve müttefiklerinin Ortadoğu’daki en önemli müttefiği İsrail Devleti’dir. Uluslararası hukukun kurallarından muaf tutulan, dünyanın en önemli nükleer ve biyolojik silah üreten ülkelerinden birisi olan İsrail; soykırım, etnik temizlik veya diğer insanlık suçlarını işleme yetkisine sahip kılınan yegâne devlet olma imtiyazına haiz kılınmıştır. İstediği anda Filistin halkına ait toprakları işgale yeltenen, yerleşim birimlerini haritadan silebilen ve yüzlerce insanı hiç bir ayırım gözetmeden (ihtiyar, kadın, çocuk vs) katledebilen İsrail, binlerce insanı esir alıp çölde kurduğu temerküz kamplarında tutabilmektedir. Katliam veya soykırıma tabi tutulan toplumlar için artık hiç bir koruyucu mekanizma kalmamıştır. Amerika’nın siyasi emellerine hizmet eden Atlantik Paktı (NATO) ülkeleri ile Avrasya Harekâtı’na liderlik eden Rusya arasında yaşanan siyasi rekabet, İslâm topraklarında yaşanan asimetrik savaşa yeni bir boyut kazandırmıştır. Seçim kampanyası esnasında ABD derin devletinin (Office of Net Assessment), silah lobilerinin ve iç istihbarat şeflerinin desteğini arkasına alan Donald Trump; gerek WASP (White Anglo-Saxon Protestan) kimliği konusunda, gerek İslâmofobia (İslâm düşmanlığı) noktasında; tıpkı diğer eski ABD başkanları gibi Siyonist Illuminati Çetesi’ne hizmet eden bir müstekbirdir. Bu tesbitten sonra Illuminati Çetesi’nin siyasi hedeflerine geçebiliriz.
MAKALE
Müslümanların Musibetlerle İmtihan Edilmelerinin Hikmeti ve Müsabere
10.04.2019 12:45
804   okunma
Tarih boyunca müslümanların değişik belâ ve musibetler ile karşı karşıya kaldıkları bilinmektedir. Özellikle salih kimselerin maruz kaldıkları zorluklar daha fazladır. Tahkiki imana haiz olan her mükellef, bu sıkıntıların Allah'tan geldiğini ve her birinin birer nimet olduğunu bilirler. Bir şâirin ifade ettiği gibi; "Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş; Bürhan sorardım aslıma, aslım bana bürhan imiş." Peygamber efendimiz'den (sav) rivayet edilen bir hadis-i şerif'te, belâ ve musibetlerle imtihan edilen müslümanların kıyamet hali şöyle ifade edilmiştir. "Kıyamet günü belalara uğramış olanlara tartı kurulmaz. Onların ecirleri sağanak halinde üstlerine boşaltılır."
Besmeleyle Başlanılmayan Herşey Eksiktir
13.03.2019 14:00
900   okunma
Peygamberimiz Efendimiz'den (sav) rivayet edilen bir Hadisi Şerif'te: "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile başlanılmayan her bir söz kesiktir" buyurulmuştur. Yine buna benzer bir başka rivayette şöyle buyurulmuştur: "Besmele ile başlamayan her önemli iş sonuçsuz kalır." Bu rivayetlerde, besmele'nin kuşatıcılığına ve önemine işaret edilmiştir. Bugün Müslümanların ikâmet etmiş oldukları topraklarda, Müslümanları yöneten kişiler bu rivayetleri dikkate alıyorlarmı? Besmele ile mi halkı yönetiyorlar? Müslümanların çocukları okullarında derslerine Besmele ile mi başlıyor? Müslümanların günlük hayatlarında Besmele bir kavram olmaktan çıkıp, kalblerinde oluşan bir akide olduğu zaman, besmele gerçek yerini bulacak, insanları her an uyarmaya devam edecektir. Besmele'yi idrak eden yaratılış hikmetini unutmaz ve her an Allah'ı hatırlayarak, O'na şirk koşmaktan ve harama düşmekten kendisini alıkoyar. Bu inceliği asla unutmamamız gerekir.
Elektronik Beyin, Yapay Zekâ ve Kalbin İflâsı
20.02.2019 14:30
916   okunma
Teknolojinin ilerlemesi, internet sistemi ve yapay zekânın piyasaya sürülmesi, yeni tartışmaları beraberinde getirmiştir. Halbuki Duygudan ve akıldan yoksun olarak işlem gören "zekâ" insanı çok yanlış kararlara götürebilir. Mesela: Alman ırkının üstün özelliklere sahip olması için engelli insanları öldürerek, geriye saf ve temiz bir ırk oluşturma çabaları zekice olabilir ama insanca (akıllıca) değildir. Hasta ve çok acı çeken insanların, iyileşme ihtimali çok düşük olan kişilerin acı vermeyen bir yöntemle öldürülmesi mantıklı olabilir, ama akıllıca değildir. Duygularımız beyinde değil, kalbdedir. Öfke, kin, sabır, korku, nefret ve tiksinti gibi duygularımızın kalbe ait özellikler olduğunu Allah (cc) şu ayetleri ile beyan eder; "Ve kalplerindeki öfkeyi gidersin (gayza kulûbihim)" (Tevbe, 9/15) ayrıca "Onların göğüslerindeki kini çıkarıp atmışızdır."(Hicr, 15/47) ve "Onların kalplerine korku düşürdü (kazefe fi kulûbihim er ru'be)." (Ahzab, 33/26) Bir başka ayet; "Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi nefretle tiksinir (işmezzet kulûbu)" (Zumer, 39/45) buyurarak aklın merkezi olan kalbin, aynı zamanda duyguların da merkezi olduğunu beyan etmiştir.
Emr-i Bil Mâruf ve Nehy-i Anil Münker Farzı Üzerine Notlar
18.02.2019 14:10
784   okunma
İman etmek çok kolay, fakat onu muhafaza etmek çok zordur. Bir insan Allah'tan gelen her şeyi kabul ettiğini beyan eden ve onun dışındaki inanç ve amel oluşumunu reddeden tek bir söz ile, ebedi olan cehennemin en derin vadilerinden, ebedi olan cennetin bahçelerine geçiş yapar. Bu mübarek söz, kelime-i şehâdettir. Bu sözü kalben tasdik eden ve dili ile ikrar eden her kişi, bu sözün gereğini bozmadığı müddetçe “Müslüman” sıfatına hâizdir. İman etmek ve bu işi diğer iman edenlerle beraber yapmak kurtuluş reçetesidir. Bu mahiyete işaret eden bir başka âyette de; “Ey iman edenler, İslâm’a topluca girin, şeytanın yollarına tabi olmayın” (Bakara, 2/208) buyurularak, iman edenlerin İslâm'ı topluca, cemaat halinde yaşamalarını, aksi halde şeytanın yollarından birine tabi olacağını, kolayca aldatılabileceğini beyan etmektedir. Çünkü İslâm’ı beraber yaşayan insanlar, birbirlerini şeytanın ve şeytanlaşmış insan ve rejimlerin aldatmalarından korurlar.
Bâtıl Te'villere Kalbini Teslim Eden İnsan ve Zulüm
16.02.2019 14:50
778   okunma
Bâtıl tevillere kalbini teslim eden insan; hem Allah'ın (cc) âyetlerine, hem kendi nefsine zulmettiğini bilmesi gerekir. Kur’ân âyetlerini fıtrata uygun olarak, ölçülü ve dengeli bir anlayış tarzı ile ele almamız, eğer böyle bir ehliyete sahip değil isek âyetlerden hüküm çıkarma işini ehline bırakmamız zaruridir. Şimdi bizler, İslâmi terbiye almamış, demokratik ahlâk ile yetişmiş, bırakın hadis ilimlerini ve yüz binlerce hadisi bilmeyi ya da en azından ilmihalimizle ilgili meselelerdeki hadislerden bile cahil olduğumuz gibi ve hatta âyetlerden bile bihaber olarak dini yaşamaya çalıştığımızı unutarak, üstüne üstlük ezberlediğimiz üç beş âyet, birkaç şüpheli hadis ile, Kur’ân meallerine tutunarak diğer insanlar hakkında bile hüküm veriyor, onların hatalarından dem vuruyoruz. Bu açık bir zulüm değil midir?
12
YAZARLAR
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya