Misak Dergisi 350. Sayı
ABD ve müttefiklerinin Ortadoğu’daki en önemli müttefiği İsrail Devleti’dir. Uluslararası hukukun kurallarından muaf tutulan, dünyanın en önemli nükleer ve biyolojik silah üreten ülkelerinden birisi olan İsrail; soykırım, etnik temizlik veya diğer insanlık suçlarını işleme yetkisine sahip kılınan yegâne devlet olma imtiyazına haiz kılınmıştır. İstediği anda Filistin halkına ait toprakları işgale yeltenen, yerleşim birimlerini haritadan silebilen ve yüzlerce insanı hiç bir ayırım gözetmeden (ihtiyar, kadın, çocuk vs) katledebilen İsrail, binlerce insanı esir alıp çölde kurduğu temerküz kamplarında tutabilmektedir. Katliam veya soykırıma tabi tutulan toplumlar için artık hiç bir koruyucu mekanizma kalmamıştır. Amerika’nın siyasi emellerine hizmet eden Atlantik Paktı (NATO) ülkeleri ile Avrasya Harekâtı’na liderlik eden Rusya arasında yaşanan siyasi rekabet, İslâm topraklarında yaşanan asimetrik savaşa yeni bir boyut kazandırmıştır. Seçim kampanyası esnasında ABD derin devletinin (Office of Net Assessment), silah lobilerinin ve iç istihbarat şeflerinin desteğini arkasına alan Donald Trump; gerek WASP (White Anglo-Saxon Protestan) kimliği konusunda, gerek İslâmofobia (İslâm düşmanlığı) noktasında; tıpkı diğer eski ABD başkanları gibi Siyonist Illuminati Çetesi’ne hizmet eden bir müstekbirdir. Bu tesbitten sonra Illuminati Çetesi’nin siyasi hedeflerine geçebiliriz.
AYIN KONUSU
Evanjelist Haçlıların Siyasi Tasavvurları ve Armageddon Savaşı
25.04.2019 12:40
4126   okunma
ABD derin devletinin, silah lobilerinin ve Evanjelist fanatiklerin desteğini arkasına alan Donald Trump; seçim kampanyası esnasında ’İslâm dinini kansere benzetmiş ve küresel İslâmi terörle mücadelenin zaruri olduğunu’ ısrarla gündemde tutmuştur. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz hali tahlil ederken bir değil, birden fazla unsuru dikkate almamız gerekir. ABD ve müttefiklerinin İslâm coğrafyasına yönelik dolaylı ve dolaysız egemenlik projeleri, sadece 11 Eylül’de yaşanan terör hadisesinin bir sonucu değildir. İslâm toprakları; sratejik konumu ve yeraltı zenginlikleri sebebiyle, son bir asırdır ABD’nin ve müttefiklerinin tecavüzlerine maruz kalmıştır. Emperyalist emellerine hizmet edecek kadroları iktidara getirebilmek için; akla-hayale gelmeyecek tuzaklar kurmuş, hatta askeri darbelerin yapılmasını sağlamıştır. Eski ABD Başkanı George W. Bush’un yıllarca süreceğini ifade ettiği ‘Haçlı Savaşı’, aynı zamanda yeni bir dünya savaşıdır. Evanjelik fanatiklerin kontrolünde olan ABD’nin Ortadoğu’daki en önemli müttefiki Siyonist İsrail Devleti’dir.
Siyasi Ahlâk Tartışmaları, Mahalli Seçimler ve Muhtemel Sonuçları
10.04.2019 13:30
750   okunma
Cemiyet halinde yaşayan insanların siyasi, hukuki, iktisadi ve ahlâki hükümlere ihtiyaçları vardır. Kaynağı farklı da olsa, bu hükümlerin insanlara belirli vazife ve mes’ûliyetleri yüklediğini söylemek mümkündür. Münzel kitaba dayanan bütün dinlerin hükümlerini tebdil ve tağyir eden modernizm; ‘insanın dışında, insanı aşan herhangi bir hakikat yoktur’ ilkesini ön plâna çıkarmış ve adeta insanları birbirlerinin kurdu haline getirmiştir. Siyaset ile ahlâki değerler arasındaki münasebeti dikkate almayan ve pragmatizmi ‘sivil din’ haline getiren zalim politikacılar, dünyayı vahşi bir ormana çevirmişlerdir. Yirminci yüzyılın ilk yıllarında sosyalist, liberal, muhafazakâr, sosyal demokrat veya komünizm gibi ideolojileri savunan siyasi partiler, siyasi hedeflerini ‘iktidarı nasıl ele geçirebiliriz?’ sualine verdikleri cevapla sınırlı tutmuşlardır. Pragmatizmin hızla yayılmasının sebebi budur. Büyük Fransız Devrimi’nin sihirli sloganı olan "eşitlik, özgürlük, kardeşlik" üçlüsünden sadece ‘eşitliği’ esas alan kimselerin solcu, ‘özgürlüğü’ savunanların sağcı kabul edildiği yıllarda, değişik modern hurafeler piyasaya sürülmüştür. Bu modern hurafeler uğruna milyonlarca insan öldürülmüştür.
Siyasi İllüzyon, Hayat Tarzları ve Mahalli Seçimler
13.03.2019 15:00
789   okunma
Siyaset uzmanlarının tabiriyle Türkiye ‘seçim sath-ı mailine’ girmiş, bir anlamda adayların tesbiti ve propaganda dönemi başlamıştır. Televizyon ekranlarında kendilerine ‘siyasetin duayenleri’ vasfı verilen eski politikacılar, siyaset uzmanları ve kamuoyu yoklaması yapan anket şirketlerinin sözcüleri, toplama-çıkarma yaparak seçim sonuçlarını tahmin etmeye çalışmaktadırlar. Ancak insanların siyasi tercihleri önüne konulan engellerin üzerinde hiç durulmadığını söylemek mümkündür. İnsan hakları, özgürlük, eşitlik ve serbest piyasa ekonomisi gibi plastik kavramlar, soğuk savaş döneminden sonra krize sürüklenen demokrasi anlayışının şifreleri haline gelmiştir. Özgürlükten anladıkları, insan ile hayvan arasındaki farkı asgariye indiren, aile sistemini zaafa uğratan ve şehvetlerinde sınır tanımayan zümrelerin hakları ile ilgili olan düzenlemelerdir.
ABD'nin Başlattığı Haçlı Savaşının Zaruri Neticesi: Korku ve Endişe
20.02.2019 15:00
843   okunma
Bilindiği gibi on sekiz yıl önce ABD Başkanı George W. Bush; Kongre'de yaptığı konuşmada, Haçlı savaşından bahsetmiş ve şöyle demiştir: 'Amerikan halkı bilmelidir ki farklı bir düşmanla karşı karşıyayız. Gölgelerin arkasına saklanan ve insan hayatını hiçe sayan bu düşmanı yenmek için, bütün kaynaklarımızı seferber edeceğiz. Yaşadığımız hadise bir terör eylemi değil, gizli düşmanlarımızın ABD'ye karşı açtığı bir savaştır. İyiler ile kötülerin savaşıdır. Bu şeytanlara karşı haçlı seferini başlatmamız gerekir.' New York ve Washington'da gerçekleştirilen terör saldırılarını; bütün NATO ülkelerine yapılan bir saldırı gibi değerlendirilmesini arzu eden ABD yönetimi, kırka yakın ülkenin katıldığı bir koalisyonu sağlamış ve 'Sonsuz Özgürlük' harekâtı adını verdiği Haçlı Savaşını başlatmıştır. İslâm topraklarını kan gölüne çeviren bu savaş, korkuların ve endişelerin kaynağı haline gelmiştir.
Modern Tuğyanın Zaruri Sonucu: Sivil Atalar Dini
20.02.2019 10:00
901   okunma
Atalar dini, geçmişe karşı beslenen ölçüsüz saygıyı ve sevgiyi iman esâsı haline getiren itikâdi tercihlerin hülâsasıdır. Geçtiğimiz ay Edirne’de bir kız öğrencinin; 10 Kasım’da yapılan anma töreninde yapılan saygı duruşunu kıyam olarak değerlendirip eleştirmesinin ardından, kendisine müdahele eden Polise hitaben söylediği ‘Atatürk ilâh değildir’ tesbiti, medya aydınlarının ilgisini çekmiştir. Aynı günlerde Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Kemalist Mine Gökçe Kırıkkanat, ‘Atatürk benim ilâhımdır. Ben O’na tapıyorum’ ikrarında bulunmuştur. Elbette bu yeni bir hâdise değildir. Eski Cumhurbaşkanlarından Celâl Bayar’ın; ölümünden kısa bir süre önce, “Atatürkü sevmek, milli bir ibâdettir” dediğini unutmamak gerekir. 12 Eylül’ü konu alan bir televizyon programında; askeri darbenin lideri Kenan Evren; “Türkiye’de yaşayan her insanın Atatürk’e tapması gerekir” diyerek, atalar dinine olan bağlılığını ifade etmiştir.
12
YAZARLAR
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya