Misak Dergisi 350. Sayı
ABD ve müttefiklerinin Ortadoğu’daki en önemli müttefiği İsrail Devleti’dir. Uluslararası hukukun kurallarından muaf tutulan, dünyanın en önemli nükleer ve biyolojik silah üreten ülkelerinden birisi olan İsrail; soykırım, etnik temizlik veya diğer insanlık suçlarını işleme yetkisine sahip kılınan yegâne devlet olma imtiyazına haiz kılınmıştır. İstediği anda Filistin halkına ait toprakları işgale yeltenen, yerleşim birimlerini haritadan silebilen ve yüzlerce insanı hiç bir ayırım gözetmeden (ihtiyar, kadın, çocuk vs) katledebilen İsrail, binlerce insanı esir alıp çölde kurduğu temerküz kamplarında tutabilmektedir. Katliam veya soykırıma tabi tutulan toplumlar için artık hiç bir koruyucu mekanizma kalmamıştır. Amerika’nın siyasi emellerine hizmet eden Atlantik Paktı (NATO) ülkeleri ile Avrasya Harekâtı’na liderlik eden Rusya arasında yaşanan siyasi rekabet, İslâm topraklarında yaşanan asimetrik savaşa yeni bir boyut kazandırmıştır. Seçim kampanyası esnasında ABD derin devletinin (Office of Net Assessment), silah lobilerinin ve iç istihbarat şeflerinin desteğini arkasına alan Donald Trump; gerek WASP (White Anglo-Saxon Protestan) kimliği konusunda, gerek İslâmofobia (İslâm düşmanlığı) noktasında; tıpkı diğer eski ABD başkanları gibi Siyonist Illuminati Çetesi’ne hizmet eden bir müstekbirdir. Bu tesbitten sonra Illuminati Çetesi’nin siyasi hedeflerine geçebiliriz.
Misak Yayın Heyeti
23.01.2020 10:00
169 okunma
AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ
04. Sh: 
 Yeni Dünya Savaşı, Akdeniz’deki Gizli Operasyonlar ve Terör Şirketleri

İKTİBAS • Doç. Dr. İsmail ŞAHİN

07. Sh: Tarih Doğu Akdeniz’de Tekerrür Ediyor

MAKALE• N.Mehmet SOLMAZ

10. Sh: Sabır ve Şükür

SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT

15. Sh: Niyetin Kime ise Hicretin Onadır

İNCELEME • Mustafa ÇELİK

18. Sh: İhanete Uğrayan Mukaddes Emanetin Hesabı

AKAİD• İbrahim DÖNERTAŞ

21. Sh: Elfâz-ı Küfür ve Efâl-i Küfürde "Niyet" Meselesi

TEFSİR• Mustafa YUSUFOĞLU

28. Sh: Gafilleri Kur'ân'la Uyarmak

HADİS • Mehmet İMAMOĞLU

33. Sh: 'Kur'ân'a Aykırı Hadis, Hadis Olamaz' Söylemi Üzerine

FIKIH • Mehmet TAŞKIN

39. Sh: Marifetullah'ın İki Yolu

KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR

43. Sh: Ailesiz Toplum, Modern Family... Ya Sonrası?


 
 
 
_________________________________________________

İSLÂM topraklarında yaşanan hadiseleri tahlil ederken; hem velâyet ve berâet hukukunun zaruri neticelerini, hem BM Güvenlik Konseyi’nde alınan kararları veto etme hakkı bulunan devletlerin siyasi tercihlerini dikkate almak gerekir. Hesap gününe hazırlanan Müslümanların; dünya görüşleri ve siyasi tercihleri ne olursa olsun, gayr-i müslim olan devlet adamlarının velâyetine razı olmaları caiz değildir. Bu hakikat muhkem nassla beyan edilmiştir: “Ey iman edenler! Kendi kardeşlerinizden başkasını veli edinmeyiniz. (Çünkü) Onlar size kötülük etmek ve (aranızda) fesadı yaymakta hiç kusur etmezler, size sıkıntı verecek şeyleri arzu ederler. Hakikat onların (kin ve) buğzları ağızlarından (taşıp) meydana vurmuştur. Göğüslerinde gizlemekte oldukları (düşmanlık) ise daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık, eğer düşünürseniz!..”(Al-i İmran Sûresi:118) Meselenin bir diğer boyutu da şudur: Tarih boyunca Allah’a ihlâsla teslim olan Müslümanlar ile hevâlarını ilâh edinen müstekbirler, birbirleriyle kıyasıya mücadele etmişlerdir. Bu bir anlamda hak din ile batıl dinin mücadelesidir. İmam Fahrüddin-i Razi; ‘Hak din birincisi ilim, ikincisi salih ameller olmak üzere üzere iki unsurdan meydana geldiği gibi, batıl din de birincisi şüpheler, ikincisi çirkin fiiller olmak üzere iki şeyden meydana gelir’ diyerek, bir inceliğe işaret etmiştir.

İslâm toprakları stratejik konumu, yer altı ve yer üstü zenginlikleri sebebiyle son bir asırdır ABD ve müttefiklerinin askeri ve ideolojik tecavüzlerine maruz kalmıştır. Kendi siyasi emellerine hizmet edecek kadroları iktidara getirebilmek için akla-hayale gelmeyecek tuzaklar kurmuş, hatta askeri darbelerin (Tıpkı Mısır’da, Cezayir’de, Libya’da ve Sudan’da olduğu gibi) yapılmasını sağlamışlardır. ABD ve müttefiklerinin Ortadoğu’daki en önemli müttefiği İsrail Devleti’dir. Uluslararası hukukun kurallarından muaf tutulan, dünyanın en önemli nükleer ve biyolojik silah üreten ülkelerinden birisi olan İsrail; soykırım, etnik temizlik veya diğer insanlık suçlarını işleme yetkisine sahip kılınan yegâne devlet olma imtiyazına haiz kılınmıştır. İstediği anda Filistin halkına ait toprakları işgale yeltenen, yerleşim birimlerini haritadan silebilen ve yüzlerce insanı hiç bir ayırım gözetmeden (ihtiyar, kadın, çocuk vs) katledebilen İsrail, binlerce insanı esir alıp çölde kurduğu temerküz kamplarında tutabilmektedir. Katliam veya soykırıma tabi tutulan toplumlar için artık hiç bir koruyucu mekanizma kalmamıştır. Amerika’nın siyasi emellerine hizmet eden Atlantik Paktı (NATO) ülkeleri ile Avrasya Harekâtı’na liderlik eden Rusya arasında yaşanan siyasi rekabet, İslâm topraklarında yaşanan asimetrik savaşa yeni bir boyut kazandırmıştır. Seçim kampanyası esnasında ABD derin devletinin (Office of Net Assessment), silah lobilerinin ve iç istihbarat şeflerinin desteğini arkasına alan Donald Trump; gerek WASP (White Anglo-Saxon Protestan) kimliği konusunda, gerek İslâmofobia (İslâm düşmanlığı) noktasında; tıpkı diğer eski ABD başkanları gibi Siyonist Illuminati Çetesi’ne hizmet eden bir müstekbirdir. Bu tesbitten sonra Illuminati Çetesi’nin siyasi hedeflerine geçebiliriz.

Bazı siyaset uzmanlarının dünyanın derin devleti olarak nitelendirdiği İlluminati Çetesi’nin temel hedefi, başkenti Kudüs olan ‘Kristal Krallığını’ kurmaktır. Bu hedefe kilitlenen Siyonist İlluminati Çetesi, tepedeki 13’ler Kraliyet Konseyi’ne ve bu konseye bağlı olan 300 kişi tarafından yönlendirilen bir çetedir.. Dış İlişkiler Konseyi (CFR) Bilderberg, Trilateral Komisyon, Mahson Tarikatı, Kafatası ve Kemik Tarikatı, Apsen Enstitüsü, Malta Şövalyeleri, Opus Dei, Roma Kulübü, Bohemian Grove, Dünya Ekonomik Forumu ve Dünya Federalleri gibi örgütlerin  üyeleri, hedefledikleri dünya devletini (Kristal Krallığı’nı) kurmak için değişik projeleri hazırlamaktadırlar. Hedefleri, haritaları değiştirmek ve insanları köleleştirmektir. Bir doların üzerinde bulunan 13 kademeli piramit, dünyaya hakim olmak isteyen Siyonistlerin teşkilat şemasıdır. Bu işareti İlluminatlar, 1 Mayıs 1776 yılında sembol olarak almışlardır. Bu tarihe atıfta bulunmak için de piramidin en alt katına (dolar üzerinde) MDCCLXXVI tarihini yerleştirmişlerdir. Bu piramidin zirvesinde Lucifer; ya da kendi deyimleriyle 'Evrenin Ulu Mimarı’nın gözü vardır. Altında üç kabalist; sırasıyla 13’ler meclisi, 33’ler meclisi, 300’ler kulübü vardır. Onların altında yalnızca ucu görünen fakat kimsenin içinde ne olduğunu bilmemesi gereken, bir anlamda bilinmeyen teşkilatlar gelir. Bahsettiğimiz üçgenin içindeki göz sembolü, nihâî gâyeyi temsil etmektedir. Bu göz, “Cenâb-ı Hak, her şeyi görür” gerçeğinin karşısında “Bizim ilâhımız da her şeyi görür hatta her şeyi daha iyi görür” iddiasını temsil etmektedir. Bu göz, Lucifer, yani Şeytan’ın gözüdür. Siyonizm’in inancına göre Şeytan, Cennet’ten kovulduktan sonra şimdi yeryüzünde “Ben-î İsrail”e (İsrailoğulları’na) mensup insanlar vasıtasıyla (haşa) Cenâb-ı Hak’tan intikamını almaktadır. Siyonizm’in ve Satanizm'in temelinde “Şeytana kulluk etmek” gibi bir ideal söz konusudur. Bu piramidin en altında yer alan birinci basamak  “HUMANÎSMUS” diye isimlendirilmiştir. Bir anlamda bütün insanlığı ifade eden basamaktır. Böylece bu piramit, Siyonizm’in bütün insanlığı nasıl kontrol ettiğini/edeceğini belirtmektedir. Bugün Filistin’de, Irak’ta, Suriye’de Afganistan’da, Filipinler’de, Cezayir’de, Sudan’da, Mısır’da ve Türkiye’de olup bitenler, dünya düzeninin yegâne rakibi olan İslâm’ın hedef tahtasına konulduğunun en güzel delilidir. Bu noktada bir inceliğe daha işaret etmekte fayda vardır.

Hesap gününe hazırlanan Müslümanların; Yahudileri, Hıristiyanları ve Müşrikleri veli edinmeleri haram kılınmıştır. Zira gayr-i Müslimlerin, müslümanlar üzerinde velâyet hakları yoktur. Bu hakikat muhkem nassla sabittir: “Ey iman edenler! Yahudileri de, Nasranileri de kendinize veli edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin velileridir. İçinizden kim onları veli edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz ki Allah o zalimler gürûhuna muvaffakiyet vermez.” (El Maide Sûresi:51) Bu Âyet-i Kerime’de belirtilen ve gayr-i Müslimleri veli edinmeyi haram kılan hükmün, şahsi münasebetlerle (ticari ilişkilerle) ilgisi, maslahat ve mefsedet ile sınırlıdır. Elbette müslümanların; gayr-i müslim olan kimselerin tamamını, ‘İslâm’ın ve müslümanların düşmanı olarak değerlendirmesi ve münasebetleri buna göre tanzim etmesi’ doğru değildir. Zira Kur’an-ı Kerim’de: “Sizinle din hususunda muharebe etmemiş, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış olanlara iyilik ve adaletle muamele etmenizden (Allah) sizi menetmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever. Allah sizi, ancak sizinle din hususunda muharebe etmiş, sizin yurtlarınızdan çıkarılmanıza arka çıkmış olanlara dostluk etmenizden meneder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir”(El Mümtahine Sûresi:8-9) hükmü beyan buyurulmuştur. Bazı muteber fıkıh kitaplarında gayr-i Müslim olan kimselerin “Davet-i Ümmet” ve “Harbi” olmak üzere ikili tasnife tabi tutulmaları, bu muhkem nassa dayanır. Bu inceliklerin dikkate alınması gerekir.

 
Allahû Teâla'ya (cc) emanet olunuz.
MİSAK YAYIN HEYETİ
 
 

Misak Dergisine
Yıllık Abone
Olmak için...
 
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misak Dergisi 350. Sayı
ABD ve müttefiklerinin Ortadoğu’daki en önemli müttefiği İsrail Devleti’dir. Uluslararası hukukun kurallarından muaf tutulan, dünyanın en önemli nükleer ve biyolojik silah üreten ülkelerinden birisi olan İsrail; soykırım, etnik temizlik veya diğer insanlık suçlarını işleme yetkisine sahip kılınan yegâne devlet olma imtiyazına haiz kılınmıştır. İstediği anda Filistin halkına ait toprakları işgale yeltenen, yerleşim birimlerini haritadan silebilen ve yüzlerce insanı hiç bir ayırım gözetmeden (ihtiyar, kadın, çocuk vs) katledebilen İsrail, binlerce insanı esir alıp çölde kurduğu temerküz kamplarında tutabilmektedir. Katliam veya soykırıma tabi tutulan toplumlar için artık hiç bir koruyucu mekanizma kalmamıştır. Amerika’nın siyasi emellerine hizmet eden Atlantik Paktı (NATO) ülkeleri ile Avrasya Harekâtı’na liderlik eden Rusya arasında yaşanan siyasi rekabet, İslâm topraklarında yaşanan asimetrik savaşa yeni bir boyut kazandırmıştır. Seçim kampanyası esnasında ABD derin devletinin (Office of Net Assessment), silah lobilerinin ve iç istihbarat şeflerinin desteğini arkasına alan Donald Trump; gerek WASP (White Anglo-Saxon Protestan) kimliği konusunda, gerek İslâmofobia (İslâm düşmanlığı) noktasında; tıpkı diğer eski ABD başkanları gibi Siyonist Illuminati Çetesi’ne hizmet eden bir müstekbirdir. Bu tesbitten sonra Illuminati Çetesi’nin siyasi hedeflerine geçebiliriz.
YAZARLAR
...
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya