Mal ve Servet Dışında Değer Tanımayan Kimsenin sıfatı: Cimri
Arapça'da 'cimri'ye bahil denir. Bahil Türkçe'de de kullanılır. Arapça'da pintinin karşılığı "katûr, şuhh" kelimeleridir. Bahil de, katûr da, şuhh da Kur'ân-ı Kerim'de geçer. Aşırı cimri olan, sadece malda değil, her işte ve her iyilikte cimri olur. Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Efendimiz (sav) cimrilik edilen malın ahiretteki getireceği kötülüğü şöyle açıklamıştır: "Kime Allah mal verir, o da malının zekatını vermezse, o mal kıyamet gününde o şahsın boynuna dolanmış ve güçlükle taşıyabildiği gözlerinin üzerinde iki benek olan zehirli ve iri bir yılana dönüşür. Yılan ağzı ile adamın iki avurdunu yakalamıştır. Ona "Ben senin malın ve servetinim.' der... (Buhari, zekat, 3) Şuhh, sadece cimrilik değil, kendisinde mala karşı aşırı düşkünlük, aç gözlülük, haset ve zulmün de yer aldığı katı bir cimriliktir. Resûlüllah (sav) şöyle buyurmuştur: "Şuhh'dan sakının! Çünkü o, sizden öncekileri helâk etmiştir; onlara zulmü emretti zulmettiler, hatta birbirlerinin kanlarını bile akıttılar... Fücuru emretti onu yaptılar, haramları bile helal saydılar... Sıla-i rahmi kesmelerini emretti, akrabalar arası ilişkiyi kopardılar, sonuçta helâk oldular!... Dikkat edin, iman ile şuhh bir kalpte barınmaz!..."
N. Mehmet SOLMAZ
18.09.2019 10:35
110 okunma
CİMRİNİN Çok Tanımı Vardır. Bir Kaç Tanımını Verelim:
1- Cimri, servet edinme tutkusuyla karşılıksız harcama ve hayır yapmaktan kaçınan kimse.
2- Cimri; dînin, vicdânın ve insanlığın vermeyi emrettiği yerde, vermeyen kimse.
3- Cimri, dinin ve örfün harcamayı gerekli gördüğü malı, gereken yerlerde harcamaktan kaçınan kimse.
4- Cimri, harcanması gereken malı sarf etmekten kaçınan, para ve malı çok sevdiğinden dolayı, başkasına bir şey vermekten çekinen kimse.
5- Merhum Gazâlî'ye göre cimrinin gerçek tarifi, Allah'ın verdiği malı, yaratılış gayesi için harcamaktan kaçınarak elde tutan kimse.
Cimrinin İsimleri
Cimri, Türkçede çeşitli söylentilerle anılır. Eli sıkı, eli dar, aç gözlü, tamahkâr, kısmık, nekes, bahil, hasis, pinti, katûr, hodbin. Hodbin, yalnız kendisini düşünen kimseye denir. Her cimri, yalnız kendisini düşünür. Fakire, yoksula, hastaya, yetime, muhtaç olanlara, camiye, çeşmeye, okula, hayr-hasenata yardım etmez. Malının, servetinin üzerine oturur, onu çoğaltmaktan ve korumaktan başka bir şey düşünmez.(1)
Cimrinin aşırısına pinti denir. Cimri; yer, yedirmez, vermez. Pinti; yemez, yedirmez, vermez. Bir arkadaşla bir toplantı için bir ilimize gitmiştik. . Toplantıdan sonra kayınpederi ziyaret edelim dedi. Dükkanında ziyaret ettik. Eski bir dükkan. Eski bir masa. eski bir kaç sandalya, eski bir kaç eşya vardı. Kayınpederin elbiseleri de eski idi.Selam verdik selamımızı aldı, hoş geldiniz, dedi. Hal hatır sormadı, konuşmadı, çay bile söylemedi. Arkadaş toplantıyı anlattı, başka şeylerden bahsetti. On, onbeş dakika sonra gidiyoruz dedik, ayrıldık. Güle güle demedi. Ben arkadaşa; "Bu adama bakmıyor musunuz? Adam zannederim hasta" diyecektim. Arkadaş benden "Önce davrandı, öyle göründüğüne bakma, zengindir, sağlığı da yerindedir" dedi. Adam tam bir pinti görüntüsündeydi... Adam pinti mi idi? Ben sormadım. Arkadaş'da söylemedi....
Başka bir misal verelim:
İmamı A'zam bir meclis'te sohbet ederken yanına gelip oturan bir adamın üzerindeki eski elbise gözüne ilişti. Adam kalkıp gideceği zaman biraz beklemesini söyledi. Meclis dağılıp herkes gittikten sonra ikisi yalnız kalınca adama, ''Şu seccadeyi kaldır, altında olanları al'' dedi. Adam seccadeyi kaldırdı. Altında 1000 dirhem vardı, durakladı. ''Al bu dirhemleri onunla kılığını, kıyafetini değiştir. '' buyurdu. ''Adam, ben zenginim bunlara ihtiyacım yok cevabını verdi.'' İmamı A'zam: "Sen Peygamberin (sav) şu hadisini duymadın mı?: "Allah, kulunun üzerinde ona verdiği nimetin eserini görmeyi sever." Sen şu halini değiştirmelisin. Ta ki dostların senin için kederlenmesin." dedi. Bu adam cimri mi idi? Bilmiyoruz. Ama görünüşü pinti olduğunu gösteriyor. İmam-ı Azam, dış görünüşe de ehemmiyet verirdi. İnsanın dışının da içi gibi temiz olmasına dikkat ederdi. Elbisenin en alâsını giyerdi. Kıyafeti güzeldi. Güzel kokular sürünürdü. Tanıdıklarından iç ve dış temizliğe ve görünüşe dikkat etmelerini söylerdi.
Cimrinin Tek Derdi Mal ve Servet
Arapçada cimri'ye bahil denir. Bahil Türkçede de kullanılır. Arapça'da pintinin karşılığı "katûr, şuhh" kelimeleridir. Bahil de, katûrda, şuhh'da Kur'ân-ı Kerim'de geçer. Şidetli cimri olan, sadece malda değil, her işte ve her iyilikte cimri olur. Elindeki mal veya parayı harcamaz. Türlü sıkıntılara katlanarak daha çok biriktirmeye çalışır. Başka insanların zorlamaları ile verse bile, içten büyük üzüntü duyarak verir...
Şuhh
Merhum prof. Dr. M. Zeki Duman şuhh (pinti) hakkında şunları yazar: "Şuhh, Kendisinde mala karşı aşırı düşkünlük, ihtiras, aç gözlülük, haset ve kıskançlığın bulunduğu aşırı bir cimrilik çeşididir. Şuhh sahibi öyle bir ihtiras sahibidir ki, ardına düştüğü şeyin kendisine verdiği haz ile, kısa bir süre sonra helak ile karşı karşıya geleceğini fark etmez, fark ettiği an iş işten geçmiş olur. Şuhh sahibi tıpkı bir törpü üzerinde iki damla kan görüp de onu büyük bir hazla yalayan kediye benzer; yaladıkca kan artar, kan arttıkça iştahı kabarır."(2)
Şuhh Sahibi İnsanlar
Merhum Mevdûdî şuhh sahibi insanlar hakkında şöyle der:
"Şuhh sahibi kimseler, genellikle dar görüşlü, korkak, hased eden, pinti, hodbin insanlardır. Bu özelliğe sahip insanlar, başkalarının hakkını kabul etmedikleri gibi, onların haklarını vermekten de kaçınır. Öyle ki, o güzel hasletlere sahip bir insanın o güzelliğini itiraf etmek dahi istemez. Dünyadaki her şeyin kendisinin olmasını ve başka hiç kimsenin eline geçmemesini arzular. Başka bir kimseye bir şey vermek bir yana, başkasının diğer bir kimseye birşey vermesini bile istemez. O, hırsı dolayısıyla kendi hakkına razı olmadığı gibi, başkalarının hakkına da el uzatır. En azından çevresindeki iyi olan herşeyin kendisinin olmasını ve başkalarının ondan yararlanmamasını ister. "(3)
Şuhh, sadece cimrilik değil, kendisinde mala karşı aşırı düşkünlük, aç gözlülük, haset ve zulmün de yer aldığı katı bir cimriliktir. Resûlüllah (sav) şöyle buyurmuştur: "Şuhh'dan sakının! Çünkü o, sizden öncekileri helâk etmiştir; onlara zulmü emretti zulmettiler, hatta birbirlerinin kanlarını bile akıttılar...Fücuru emretti onu yaptılar, haramları bile helal saydılar...Sıla-i rahmi kesmelerini emretti, akrabalar arası ilişkiyi kopardılar, sonuçta helâk oldular!...Dikkat edin, iman ile şuhh bir kalpte barınmaz!..." (Bkz. İbn Kesir, Tefsir, VII/ 97, 98)
Süfyan es-Sevrî Şöyle Anlatıyor:
"Ben Kâbe'yi tavaf ediyordum. Önümde yaşlı bir adam, tavaf boyunca hep: "Allahümme gınnî şuhha nefsî!..." deyip duruyordu. (Allah'ım, beni nefsimin şuhhundan koru!) ve başka birşey demiyordu. Dedim ki, ihtiyar, sen başka dua bilmez misin? Bana dedi ki "Eğer Allah beni, nefsimin şuhhundan korursa, dünyaya ve mala karşı aşırı hırstan, tamahtan; insanlara karşı kıskançlık ve hasetten; nefsime karşı cimrilikten, zinadan, hırsızlıktan korumuş olur...Ben, Allah'tan daha başka ne isterim..." "Bir de baktım ki, o, Abdurrahman b. Avf (ra) değil mi!"(4) Abdurrahman bi. Avf, zengin sahabelerin ileri gelenlerinden biri idi. Son derece cömertti. Allah ondan rzı olsun...
Cimrileri Yerme
Her millet'te, her kavim'de, dünyanın her tarafında cimriler vardır. Allah'a şükür ki, sayıları azdır. Cimriler hiç bir yerde övülmemişler, her yerde kötü görülmüşlerdir. Haklarında yerme fıkraları ve şiirleri söylenmiştir.
İki İskoçyalı cimrinin sonu şöyle anlatılır:
İki İskoçyalı cimri denizde yüzerlerken, iddiaya girmişler. Kim denizin dibinde fazla kalırsa diğeri ona iki sterlin verecekmiş. Anlaşmışlar ikisi birden dalmışlar ve hâlâ çıkmamışlar...
Şair Halis Karadeniz Şiiri İle Cimriliği Şöyle Yerer:
Servet içinde yüzeni, fakir bırakır,
Madde ön plânda, manâ tamtakır.
Şeytanın dostu olur, mutlu olamaz,
Ruhu hastadır, asla şifa bulamaz.
Etrafında çok olur, servet avcıları,
Garantiye aldı sanır, tüm yarınları.
Anlıyamaz, mal yalan, mülk yalan,
Cehenneme gider, servet olur talan.
Cimrilik Bir Ahlak Bozukluğudur
Cimrilik her toplum ve her devir için umumi bir ahlak bozukluğudur. Cömertlik insanda ne kadar büyük bir meziyetse, cimrilik de onun aksine insanlarda en aşağı bir yerdedir. Çünkü cömertlik insanın dünya ve ahiret mutluluğuna sebeptir. Cimrilik dünyada sahibini rezil edip, ahirette cehennem azabına sebep olur. Cimri kendini beğenen, büyüklenen ve elindeki malın, mülkün ve servetin Allah'ın bir vergisi olduğunu unutan, bunların yalnız kendisine ait olduğuna inanan ve başkalarının faydalanmasını red eden insandır. Bunun için hayrdan, hasenattan, infaktan, muhtaçlara yardımdan kaçınır, servetinin üzerine oturur, kalır...(Bkz, hadid, 57/23, 24)(5)
"İslâm ahlâkçıları cimriliği ahlâkî ve psikolojik bir hastalık kabul ederek diğer kötülükler gibi bunun da ilim ve amel yoluyla tedavi edilebileceğini ifade etmişlerdir. İlim yolu, cimriliğin ahlâkî, dinî ve içtimaî bakımdan zararlarını ve bundan kurtulmanın yollarını araştırıp öğrenmek ve öğretmek. Amel yolu İle de insanların dertleriyle ilgilenmeyi sağlamak, nefse güç gelse de insanlara yardım etmeye kendilerini zorlamaktır..."(6) Bir değerlendirme de şöyledir: "Hangi şekli ile olursa olsun, cimrilik mü'minde asla bulunmaması gereken kötü bir huydur. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem bir insanın kalbinde hem imanın hem de cimriliğin bulunamayacağını söylemiştir. (Nesâî, cihad, 8)
"Öldürücü   bir hastalığa yakasını kaptıran bir kimse ondan kurtulmak için nasıl çabalarsa, müslümanlar da cimriliğin insanı manen öldüren bir hastalık olduğunu düşünerek bu hastalıktan kurtulmaya bakmalıdır. Nitekim peygamber Efendimiz cimrilik hastalığına yakalanmaktan Allah'a sığınmalıdır. Bir kimse zekatını veriyorsa, misafire ikram etmekten ve yedirip içirmekten zevk alıyorsa, yardıma ihtiyacı olanlara ve sıkıntıya düşmüş insanlara yardım edebiliyorsa o kimse cimri değildir. Yakasını bu belâ'dan kurtarmıştır.(Riyazussalihin, 3/395) Psikiyatri doçenti olan oğlum Mustafa ziyaretime geldiğinde, ona psikiyatri cimrilik hastalığına ne diyor? diye sordum. O da aynen şu cevabı verdi: "Cimri olma, malı mülkü azalacak diye endişelenme, serveti yok olacak, bitecek diye kaygılanma bazı durumlarda normalliğin ötesinde bir durum olarak karşımıza çıkar. Cimrilik bazen atadan öğrenilmiş davranış olarak karşımıza çıkar. Ailede cimrilik eğilimi varsa ailenin yeni nesillerinde de bu davranış bozukluklarını görebiliriz. Bazı psikolojik durumlarda da cimrilik davranışı kendisini gösterir. Depresyondaki hastalarda bittim, yok oldum, malım yok oluyor şeklinde düşünce bozuklukları ve davranışlar kendini gösterebilir. Kaygı bozukluğu olan kişiler her şey bitecek, kötü olacak diye düşünüp aşırı tedbirler alıp kendilerini fukaralıktan koruma gayretine girebilirler. Bu kişilerin psikiyatri hekimlerince muayene edilip takip ve tedavileri yapılmalıdır."
Medine'nin Cimri Yahudileri
Mekke'li müslümanlar, müsriklerin zulüm ve işkencelerinden dolayı, Medine'ye hicret ettiler.Medine'li müslümanlar; hicret edenlere evlerinin kapılarını açtılar, onları bağırlarına bastılar. Bütün ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştılar, "Ensar" oldular. Allah, Ensar hakkında şöyle buyurdu:
"Onlardan önce bu yurda yerleşmiş ve gönülden inanmış olanlar, kendilerine göç edip gelenleri severler, onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. İhtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin şuhhundan (cimrliğinden) korunmayı başarırsa işte kurtuluşa erecekler onlardır." (Haşr, 59/9)
Allah, Mekke'nin ve Medine'nin ilk müslümanlarından ve onlara uyanlardan razı olduğunu da şöyle bildirir: "Muhacir ve Ensar'ın ilkleri ile onlara güzelce uyanlardan Allah razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Onlara sonsuza dek hep içinde kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Büyük bahtiyârlık işte budur." (Tevbe, 9/100)
Medine'de Yahudiler de vardı. Bu yahudiler, Medine'li müslümanlara; "Mekke'den gelenlere yardım etmeyiniz, yiyeceklerinizi, mallarınızı bunlar için harcamayınız. Onları evlerinizde barındırmayınız. Size acıyoruz," fakir düşersiniz, siz de onlar gibi muhtaç olursunuz, dediler. Ensar ile muhacirlerin arasını açmak için büyük çaba sarfettiler. Medine'li müslümmanlar, Yahudilerin Müslümanları birbirine düşürme çalışmaları karşısında dayanışmaya ve yardıma daha çok ehemmiyet verdiler. kıyamete kadar ders ve ibret alınacak müslümanlar arası dayanışma ve yardımlaşma örneği gösterdiler. Allah'ın rızasına erdiler...(7)
Cimri Yahudiler hakında ayet indi. Ayetin meâli şöyledir: "Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden ve Allah'ın lütfundan kendilerine verdiği şeyleri gizleyen kimselerdir. Kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırladık." (Nisa, 4/37)Yahudier, hem küfürleri hem de cimrilikleri sebebi ile alçaltıcı cehennem azabını hak ettiler...
Cimrilik Hakkında Ayetler
1- "Allah'ın lutfundan kendilerine bol bol verdiği nimetleri O'nun yolunda harcama hususunda cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Aksine bu onlar için pek fena bir durumdur. Çünkü cimrilik ettikleri şeyler kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'a aittir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Al-i İmran3/180)
Prof. Dr. M Zeki Duman ayetin açıklamasında şunları yazar: Cimri, kendisine geçici bir süre için emanet (Hadid, 57/7) edilmiş olan görünüşte kendi, gerçekte ise Allah'ın malını (Bkz Nur, 24/32) tutup hak sahiplerine vermemekle kendisine iyilik ettiğini sanmamalıdır... Allah'ın Rasulü, cimrilik edilen malın ahiretteki getireceği kötülüğü şöyle açıklamıştır: "Kime Allah mal verir, o da malının zekatını vermezse, o mal kıyamet gününde o şahsın boynuna dolanmış ve güçlükle taşıyabildiği gözlerinin üzerinde iki benek olan zehirli ve iri bir yılana dönüşür. Yılan ağzı ile adamın iki avurdunu yakalamıştır. Ona "Ben senin malın ve servetinim.' der... (Buhari, zekat, 3)
Mülkün asıl sahibi Allahtır. Dünya hayatında mal, insanlara hem ihtiyaçlarını karşılamaları hem de muhtaçlara zekat, sadaka, hediye, bağış olarak vermeleri, hayırlı işlerde kullanıp ahiret için azık hazırlamaları (Hşr, 59/18, 19) için verilmiş hayırlı bir emanet ve eşsiz bir fırsattır. Bu emaneti suresi içinde en güzel biçimde değerlendirip onunla Allah'ın rızasını kazananlar felaha ulaşmışlardırÇünkü Karun gibi, "Ben bunu ilmimle kazandım" (Bkz. Ksas, 28/77-79) diyenler, bütün varlıklarını dünyada bırakıp gitmişlerdir. Gittikleri yerde ise, "Ah! N'olaydı hayatımda burası için bir şeyler yapıp hazırlasaydım!"(Fecr, 89/24) diyeceklerdir.(8)
2- O halde gücünüz yettiği kadar Allah'a karşı gelmekten sakının, emirlerini dinleyip itaat edin ve kendi iyiliğinize olmak üzere mallarınızı Allah yolunda harcayın. Kim nefsinin hırs ve cimriliğinden korunabilirse, işte gerçekten kurtuluşa erenler onlardır." (Tegabun, 64/16)
Meal tefsiri, bu ayetin açıklamasında şunları yazar: "İnsanı Allah yolunda cömertlik ve fedâkarlıktan engelleyen şey, nefsin dünya menfaatine karşı duyduğu hırs ve cimriliktir Bu hastalığın tedavisi açısından Mouradgea d'Ohsson'un İslâm toplumu hakkındaki şu tespitleri çok büyük önem arzeder: Milletin her tabakasında ana- baba ve akrabalar, çocuklarına örnek olup daha küçük yaşlarından itibaren onları hayır işlerine alıştırırlar. Hayır, ve hasenât denilen ve insanın şahsiyetini yücelten bu faziletler sayesinde, kişide bencillik, cimrilik ve tamahkârlık gibi menfî duygular körelir. Buna karşılık insanlara yardım hissi onların gönüllerinde yerleşir. Bu sâyede artık bu nevî hayır işleri müslümanlara hiç ağır gelmemekte ve onları bu sahada diğer milletlerden çok üstün bir seviyeye yükseltmektedir."(9)
3- "Şu an sizler, Allah yolunda mallarınızı harcamaya çağrılmaktasınız; fakat içinizden bir kısmınız cimrilik etmektedir. Oysa kim cimrilik ederse, ancak kendi nefsinden cimrilik etmiş olur..."(Muhammed, 47/38)
Mü'minin Allah yolunda harcadıklarının tamamı, ahiret hayatındaki azığıdır, sermayesidir; herkes orada, buradan götürdükleriyle değerlendirilecektir. Cimriler ise, Allah yolunda harcamaktan kıstıkları ölçüde ahiretteki azıklarından, dolayısıyla nefislerinden eksiltmiş, hatta onu çalmış olurlar. Nakledildiğine göre, Resûlüllah (sav) bir koyun kurban etmiş ve etinin fakirlere dağıtılmasını söylemişti. Hz. Aişe, eti fakirlere dağıttığını ve kendilerine sadece bir kürek kemiği kaldığını söyleyince Rasûlüllah, "Daha doğrusu, bir tek kürek kemiği bize kalmadı..." buyurdu.(10)
Bu ayet, Allah yolunda harcama yapmaya, açıkça ekonomik katkı yoluyla cihada ve hizmete davet etmektedir. Şüphesiz bu davete icâbet edenlerin kendileri kazançlı çıkacaklardır. Çünkü savaşta ve barışta Allah rızası için yapılan harcamalar topluluğun bağımsızlığını, güvenliğini ve sosyal düzenin korunmasını sağlayacaktır; buna da Allah'ın değil, insanların ihtiyacı vardır. Bu harcamaların yapılmaması halinde zaten o topluluğun ayakta durması, varlığını koruması mümkün olmayacak, Allah'ın kanunu hükmünü icra edecek; korkaklar, cimriler, tembeller servetleriyle beraber yıkılıp gidecekler, onların yerini Allah'ın beka kanunu uyarınca yaşayanlar alacaktır.(11)
4- "Cimrilik eden, Allah'a muhtaç değilmiş gibi davranan ve en güzel söz olan kelime-i tevhidi yalanlayan kimsenin çetin yola gitmesini sağlarız. O helak olduğu zaman malı kendine fayda vermez." (Leyl, 92/8-11)
Ayet-i Kerimeler şöyle açıklanır: "Ayet-i kerimelerde de üç kötü huy ele alınmakta, bu huylara sahip olanların Allah yolundan uzaklaştığı bildirilmektedir. Bu kimseler ilahi sese kulak vermedikleri için, Allah Teâlâ onlara yardımını kesmiştir. İlahi yardımdan mahrum kaldıkları için de, cehennemle aralarındaki engel kadırılmıştır. Bu sebeple cehennem çukuruna doğru sürüklenip gideceklerdir.
Allah Teâlâ'nın kendilerine yardımı kestiği bu fena kimseler öncelikle cimrilerdir. Onlar mallarını İslâmiyet'e hizmet etmek için harcamazlar. Çok sevdikleri mallarını ellerinden çıkarmak istemezler. Hayır ve iyilik yapmazlar. Yoksullara harcamazlar. Bunların kötü huylarından biri de, Allah'a hiç ihtiyaçları yokmuş gibi tavır takınmalarıdır.
Bu yüzden onlar Allah Teâlâ'yı memnun etmeye, O'nun istediği şekilde davranmaya çalışmazlar. Onların bir diğer kötülükleri de, kelime-i tevhid'i yani İslâmiyet'i kabul etmemeleridir. Bu yüzden onlar, yapılan iyiliklerin karşılıksız kalmayacağına, Cenâb-ı Hakk'ın her iyiliğe kat kat fazlasıyla karşılık vereceğine inanmazlar. Cennetin bir mükafat yeri olduğunu kabul etmezler. Bütün bunlara inanmadıkları için de dinin tavsiye ettiği hayırları yapmazlar.
İşte bu sebeplerle onlar cehennemi boylayacaklardır. Allah yolunda harcamadıkları malları ve paraları da kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir. Hayatları boyunca nice zahmetlere katlanarak biriktirmeye çalıştıkları servetleri kendilerine fayda vermediği gibi, üstelik bunlar görecekleri işkencelerin artmasını da sağlayacaktır. (12)
5- "Cimrilik edip de elini boynuna asma, onu tamamen de açma. Aksi halde kınanır, pişman olursun." (İsra, 17/29)
Çünkü cimrilik mü'mine yakışmaz, savurganlık (israf) da yakışmaz. Her ikisi de aşırılıktır ve mü'minin kınanmasına sebep olur. Mü'min Allah rızası için sadaka verirken bile, mutlaka cimrilikle israf ortasında bir yol izlemelidir. Çünkü Allah, infak eden gerçek mü'minleri öyle tarif etmiştir: "Onlar Allah yolunda harcadıkları zaman ne savurganlık ne de cimrilik ederler"(Furkan, 25/67)
6- "De ki, Rabbimin rahmet hazineleri sizin elinizde olsaydı, onu harcayıp tüketmekten korkar, cimrilik ederdiniz. Zaten insan da pek cimridir. "(İsra Suresi: 17/100)
Çok kazanma duygusu ölçülü olduğu, insanı yaratılış gayesinden uzaklaştırmadığı sürece faydalı olabilir. Zira çok kazanan bir müslümanın, elde ettiği servetle daha çok hayır ve iyilik yapması arzu edilir. İslâmiyet'in verilmesini emrettiği zekât ve sadakayı verebilmek, Allah yolunda sarfedilmesini istediği harcamaları yapabilmek için zengin olmak lazımdır. Zengin olabilmek için de, insanda çok kazanma arzusu bulunmalıdır. Ama gönüldeki bu çok kazanma duygusu ona ahiret hayatını unutturuyorsa, dünya sevgisi onu esir alarak bütün gönlüne el koyuyorsa, o takdirde bu duygu son derece tehlikeli bir hale gelmiş demektir.
8- "Onlar kendileri cimrilik yaptıkları gibi insanlara da cimrilik ederler. Kim yüz çevirirse bilsin ki, Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. O her türlü övgüye layıktır." (Hadid, 57/24)
M. Hamdi Yazır ayetin açıklasında şöyle der: "Onlar öyle kimselerdir ki, cimrilik ederler. Sadaka vermekten, yardım etmekten, Allah yolunda harcamaktan mallarını kıskanır, esirger ve cimrilik ederler. İnsanlara da cimriliği emrederler. Bu durum iki şekilde olur: Ya nasihat ediyormuş gibi doğrudan doğruya ağızlarıyla söylerler ve iktisattan, idareden bahsederek sıkılığa, cimriliğe teşvik ederler. Yahut davranışlarıyla herkese örnek olurlar." Merhum Prof. Dr. M. Zeki Duman da şunları yazar.
"İnfak, Kur'ân'ı Kerim'de, genellikle hiçbir menfaat beklemeksizin, sırf Allah rızası için yerinde ve gerektiği ölçüde yapılan malî harcamalar; özellikle de insanın helâl yoldan kazanıp, ihtiyaç fazlası olarak harcadığı mal için kullanılır. İnsanın, kendi ailesine harcadıkları da bu anlamda infak/ sadaka kapsamına dahildir.
Mal, mülk, servet vs. her şey Allah'ındır; mülkünde hükümran olan da O'dur. Asıl itibariyle "Benim..." dediğimiz malımız ve her türlü varlığımız da O'nundur. İnsanlar, ancak Allah'ın lütfu ve izni ile mülkün geçici sahibidirler; halef- selef ilişkisi içerisinde malı ve mülkiyeti birbirlerinden devralmakta, ömürleri ve Allah'ın lütfettiği imkanları ölçüsünce kullanıp miras yoluyla yine kendilerinden sonrakilere devretmektedirler. Allah kendi malında tasarruf; özellikle de muhtaçların ihtiyaçlarının karşılanması hususunda insanı kendisine halife/ vekil tayin etmiştir. O insanlara mülk olarak verdiği kendi malından ve ihtiyaç fazlasından, sadece cüzî bir kısmını kendi uğrunda ve karşılığı da geri ödenmek üzere harcanmasını istemektedir. O halde insanlar, belli bir süre için ve imtihan maksadıyla kendilerine geçici bir emanet olarak verilen malı Allah'ın rızasını kazandıracak biçimde değerlendirmelidirler."(13)
Cimrilik Hakkında Üç Hadis
Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem'in cimrilik hakkında çok hadisi vardır. Biz bu hadislerden üçünü veriyoruz:
1- Zulüm yapmaktan sakının. Çünkü zulüm kıyamet gününde zalime zifiri karanlık olacaktır. Cimrilikten de sakının. Zira cimrilik sizden önce yaşayan insanları, birbirini boğazlamaya ve dokunulmaz haklarını çiğnemeye götürmek suretiyle perişan etmiştir."(Riyazussalihin, 3/396)
Cimrilik en kötü huylardandır. Cimrilik insanları azdırır. Yalnız ben de olsun der. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem insanların cimrilik yüzünden birbirine düştüğünü, birbirinin kanını döktüğünü, birbirinin namusunu çiğnediğini ve bu yüzden helak olup gittiklerini bildirmektedir. Mü'min olduğunu söyleyen bir kimse, zulüm ve cimrilik yapmamalı, âdil ve cömert olmalıdır. Dünya zevkine ve malına aşırı düşkünlük, cimrilik insanı günaha ve dinin yasaklarını çiğnemeye iter.(14)
2Size cehennemliklerin kim olduğunu söleyeyim mi? Katı kalbli, cimri ve kurularak yürüyen kibirli kimselerdir." (Riyazussalihin, 3/535)
Malı veya parayı saklayıp biriktirmeye kalkışmak, yani böylece cimrilik yapmak aslında insanın, kendisine yönelecek maddi ve manevi ikram ve ihsanlara kapıyı kapatmak demektir. Bu da akıllıca bir iş değildir. Bu sebeple Hz. Peygamber, sürekli eli açık ve cömert davranmayı tavsiye etmiştir. Hadisimizin Buhari'deki rivayeti, "(Az da olsa) gücün yettiği kadar sadaka ver" diye sona ermektedir. Bu da gösteriyor ki cömertlik, çok vermekten ibaret değildir. İnsanın gücü ölçüsünde, az olsun çok olsun bir şeyler vermeyi, eli sıkı olmamayı benimsemesi ve öyle davranması demektir. Bunu alışkanlık haline getirmektir.(15)
Konu ile bir değerlendirme de şöyledir: "Cimri, çevresindeki yardıma muhtaç insanlara ve dindaşlarına karşı duyarsız ve katı davranan kimsedir. Adeta kendisini demir zırhla koruma altına almıştır. Fakat ne de olsa insandır. Arada bir birbirlerine yardım etmeye niyetlenecek olsa, kendisini cimrilik duygularının yoğun ve nefes aldırmaz baskısı ve sıkıştırması altında hisseder. Üzerindeki zırhın halkaları birbirine iyice kenetlenmiş kimsenin, biraz rahatlamak için onu açmaya çalışıp başaramadığı gibi cimri de, cimrilik duygularının baskısından kurtulup da iyilik yapamaz.
Gönlünde başkalarına yardım etmiş olmanın huzur ve rahatlığını yaşayamaz. Kendi katı ve dar dünyasında, tepeden tırnağa cendere içindeymiş gibi bunalır kalır. Eli bir türlü iyiliğe uzanamaz. Onun için bu, yeter ıstırap ve cezadır. Bilinen bir gerçektir ki, cömert kişi sadaka verir, iyilik ve infakta bulunurken elini açar ve yayar. Cimri ise, kendisini sıkar, ellerini yumar; kimseye birşey koklatmak istemez. Hadisimiz, biri son derece rahat, öteki son derece sıkıntı içnde olan işte bu iki kişinin hallerini tasvir etmektedir.
Cimri ve cömert kimselerin iç dünyasını ve onların hareketlerini etkileyen duygularını ve sonuçta onların yaşadıkları huzur veya rahatsızlığı böylesine canlı bir örnekle ortaya koyan Hz. Peygamber, kısıtlı imkanlar içinde bile insanların yapacakları iyilikler sebebiyle çok mutlu ve huzurlu olabileceklerini anlatmakta, insanları imkan nisbetinde cömert davranmaya davet etmektedir. Helal, israfı kaldırmaz.
Helal kazanç boşa, layık olmayana gitmez. Helalinden kazanılmış malı olanın, "kime sadaka versem" diye düşünmesine, özel araştırma yapmasına veya etraftan tavsiye almasına gerek yoktur. O temiz mal, kendisine layık olan kimseyi bulur. Yani "kime sadaka versem ki" diye iyi adam aramaktan önce, "kazancın temiz ve helal olmasına dikkat etmek" gerekir."
Peygamber Sallallahü Aleyhi ve Sellemin Duası
3- "Rabbim! Cimrilikten, tembellikten, çok yaşlanıp bunamaktan, kabir azabından, deccalin oyununa gelmekten, hayatın ve ölümün getireceği huzursuzluktan sana sığınırım"(16)
____________________
(1) İslâmda inanç ibadet ve günlük yaşayış ansiklopedisi, 1/334, İfav yayını, İST.
(2) Prof. Dr. M. Zeki Duman, Beyânu'l- Hak, 3/469, Fecr yayını, Ank.
(3) Mevdûdî, Tefhimülkur'an, 6/211, İnsan yayını, İst.
(4) Beyânu'l- Hak, 3/290
(5) Kur'ân . yolu, 5/251, Diyanet yayını, Ank.
(6) Prof. Dr. Ömer Çelik, Kur'ân-ı Kerim Meâli ve tefsiri, 1/584, Erkam yayını, İst. , İslâm Ansiklopedisi, 8/ 4-5, Diyanet vakfı yayını, İst.
(7) M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, 2/561, Kur'ân-ı Kerim Meâl ve tefsiri, 1/584)
(8) Beyânu'l-hak, 3/188
(9) Kur'ân-ı Kerim Meal ve Tefsiri, :5/155
(10) Beyânu'l-. Hak, 3/417, Bkz. İ. lütfi Çakan, Ben müslümanlardanım, sh, 150, İfav y ayını, İst.
(11) Kuran yolu, 5/60
(12) Riyazussalih'in, 3/394, Erkam yayını, İst.
(13) Elmalı, 7/435, Beyânu'l-Hak, 3/422
(14) Riyazussalihin, 3/387
(15) Riyazussalihin, 3/397, 398
(16) Riyazussalih'in, 3/398
 
Misak Dergisi 346. Sayı
Eylül 2019

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...
© 2019 Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş. Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye - ANKARA Tel: 0 (312) 230 65 27             Programlama: Murat Kaya