BM Genel Kurulu’nda
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Konuşması
Siyaset

İsmail AYDAR
Bundan 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı bu görevini icra edemez hale gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir.
190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı, kabul edelim ki ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir. Güvenlik Konseyi “Dünya beşten büyüktür” ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir.
Evvela uluslararası hukukun güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz. Unutulmasın ki yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur.
Görsel Kültür Üzerinden
Kurulan Temsil Dünyası
İnceleme

Hududulah’ın ihlal edildiği yerde bilinç, hikmet ve meşruiyet zemininde kalarak harekete geçmek şarttır. Tepki, ilkesiz bir refleks değil; ilkeye dayalı bir duruş olmalıdır. Bu da üç temel eksende şekillenir:
İlim: Hudûdullah’ı doğru anlamadan onu savunmak mümkün değildir.
Ahlâk: Savunduğun şeyin ruhuna aykırı yöntemler, davayı zedeler.
Hikmet: Her müdahale, zaman, zemin ve usul gözetilerek yapılmalıdır.
Dolayısıyla Müslümanın vazifesi, önce kendi hayatında bu hudutları ihya etmek; sonra da toplumda onları görünür ve yaşanır kılacak bir şahitlik ortaya koymaktır. En güçlü savunma, yaşanmış hakikattir. Çünkü hududullah, en çok onu yaşayanların üzerinde tecelli eder.
Sosyal medya, Hudulullah’ın ihlaline sebep oluyorsa, fitneye-ifsada dönüşmüş demektir.
Mustafa ÇELİK
Hadis İnkârcıları
Hadis

Günümüzde İslâm düşmanı kâfirlerin projelerinden biri de dini, din ile bozmaktır. İslâm adı altında birtakım sapık fikirleri destekleyerek ve özellikle üreterek Müslümanları parçalamak, onların akidelerine şüpheler sokmak ve bizleri farklı fikirler etrafında birbirimize düşman etmek için özellikle sosyal medyada ve bazı değişik çevrelerde yuvalanmışlardır. Sapıkça görüşlerini değişik platformlarda İslâmi ilimlerden uzak kalmış cahil kitlelere servis etmekteler. Cahil halk kitleleri de bu fikirlere rağbet etmekte, gruplar halinde bidat ve hatta küfür içerikli fikirleri İslâm zannederek bu sapık düşünceleri de yaymaktadırlar.
İbrahim DÖNERTAŞ
Her Türden Meydan Okumaya Rağmen
Akaid

İnsanoğlunun yaratılışından itibaren galibiyet, Âdem ve İblis nesilleri (veya taraftarları) arasında el değiştirip durmuştur. “Allah’ın iyi kullarının fâcir (suçlu ve günahkâr olan kâfir) kimseler üzerindeki hâkimiyeti bir zafer iken; fâcirlerin müminler üzerindeki hâkimiyeti ise bir imtihan ve sınanmadır; bu durum, mü’minin günahlarından arınmasına, manevi derecelerinin yükselmesine, nefsinin terbiye edilmesine ve karakterinin olgunlaşmasına vesile olur. Böylece mü’min, kendi şahsına ait herhangi bir güç veya kudret vehmetmekten kurtulup, mutlak acziyetini ve zafiyetini kabullendiği bir hale döner; bu sayede kemale erer, üzerindeki nimet tamamlanır ve nihai başarıya ve ilâhî yakınlığa nail olur.”
Derda PINAR
Allah’ın Cihad Emrine İtiraz Etmek
Nifak Alâmetidir
Tefsir

Evet, gözden geçirin dünya tarihini. Şereflice hürriyet savaşı verenler öldü de savaştan korkarak zillet içinde bir hayata razı olanlar ölmediler mi? Ölümü değil de yaşamayı seçenler ölümden kurtuldular mı? Cenneti seçenler öldü de dünyacı kesilenler kurtuldular mı? Allah için, cennet için, ebedî hayat için gözünü kırpmadan savaşa atılanlar öldüler de Âd ve Semûd gibi âhireti unutup da dünyayı kıbleleştirenler, Firavunlar gibi dünyaya kazık çakma sevdasına kapılanlar ölmediler mi? Yeryüzünün en büyük saltanatına sahip Süleyman ve Dâvûd (a.s)’lar öldüler de Nemrutlar, Karunlar yaşamaya devam mı ettiler? Kim kurtulmuş ölümden?
Mustafa YUSUFOĞLU
Taşı Günahsız Olan Atsın
Makale

Bir veliye "yağmur duasına çıkacağız; siz de aramızda olursanız, sizin gibi Allah dostları yalvarırsa, Allah dualarımızı kabul eder; siz de gelir misiniz," demişler. O Allah dostu; "asıl ben gelirsem yağmaz yağmur," diye cevap vermiş. Ben sizler gibi temiz, günahsız, masum, Allah’a yakın kulların duasının kabulüne engel olurum, demiş.
Bu ifadeler, kendini Allah katında değersiz gören, amellerine güvenmeyen fakat din kardeşlerini Allah’a daha yakın gören niyetin ve samimiyetin ifadesidir.
Kamil YEŞİL
Mehmet Görmez’in
İctihad Anlayışının
Usûlü’d-Dîn ve Usûl-i Fıkıh Açısından Tahlili
Fıkıh

Eski Diyanet İşleri Başkanı Hadis Profesörü Mehmet Görmez, “Vefat eden bir âlimin fetvası geçerli olup olmadığı tartışılır. İctihad hayata işaret eder. İlk üç nesille hakikati sınırlayamayız..... Bu günün sorunlarını ilk üç nesilin ictihadına göre anlamak yanlıştır» iddiasında bulundu.
Yani “ictihadın hayata işaret ettiği”, “vefat etmiş bir âlimin fetvasının geçerliliğinin tartışılabileceği”, “hakikatin ilk üç nesille sınırlandırılamayacağı” ve “bugünün meselelerini ilk üç neslin ictihadına göre anlamanın yanlış olduğu” tarzında ifadeler ileri sürmüştür.
Bu ifadeler, ilk bakışta ictihadın sürekliliğini ve fıkhın dinamizmini savunan masum bir söylem gibi görülebilir. Ancak söz konusu cümleler usûl-i fıkıh açısından tahlil edildiğinde, iki farklı meselenin birbirine karıştırıldığı görülmektedir
Mustafa ÇELİK
Siber İstihbarat Savaşları
Kitap

Savaşlar artık çoğunlukla ekranlarda başlıyor ve bu cephede hiç silah sesi
duyulmuyor. Tankların ve casusların yerini giderek algoritmalar ve satır aralarına gizlenmiş kodlar alıyor. Devletler çoğu zaman konvansiyonel cephelerde değil; veri merkezlerinde, sunucu odalarında ve dijital altyapılarda çarpışıyor.
Ersin Çahmutoğlu, siber casusluğun en çarpıcı operasyonlarını, perde arkasındaki devletleri ve teknolojik silahları deşifre ediyor. Dijital istihbaratın nasıl bir küresel oyuna dönüştüğünü, istihbarat servislerinin ve teknoloji şirketlerinin işbirliğiyle örülen gizli ağı gözler önüne seriyor.
Bu kitap, bugünü anlamak için geçmişe bakıyor; yarını inşa etmek içinse bilinmeyenle yüzleşmeye davet ediyor. Devletlerin görünmeyen savaşlarına açılan o karanlık pencereyi araladığınızda karşımıza yine ve öncelikle İsrail’in çıkması hiçbirimizi şaşırtmıyor.

Mehmed Zahid AYDAR
Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye Çankaya/ANKARA
0312 230 65 27 misakdergisi@gmail.com










