TAKDİM

Misak Dergisinin 334. sayısı çıktı
YAZI BOYUTU :

İÇİNDE yaşadığımız âlem, imtihan dünyasıdır. Elbette her imtihanın bir neticesi vardır. Allahû Teâla’nın (cc) bütün insanlardan daha ruhlar âleminde iken misak aldığı, muhkem ayetlerle haber verilmiştir. Bu ahd-ü misak hadisesi bir anlamda, İslâmî (meşrû) hareketin manevi mukavelesidir. Allah’a (cc) teslim olan, ihlâsla ilâhi teklifleri edâ eden ve hevâsının ihtiraslarını bir kenara bırakan insanların, hakikate uygun olan bütün fiillerine İslâmî hareket denilir. Bilindiği gibi müslümanların değişmeyen vasıflarından birisi de insanlara iyilikleri emretmeleri ve onları kötülüklerden alıkoymaya çalışmaktır. Allahû Teâla (cc) bu salih ameli mü’minlerin alâmet-i farikası kılmıştır.(1) Bu hakikat muhkem nassla sabittir: “Mümin erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridir. Bunlar (insanlara) iyiliği emrederler, (onları) kötülükten alıkoymaya çalışırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve O’nun Rasûlü’ne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yargılayacaktır. Çünkü Allah azizdir ve hâkimdir.” (Et Tevbe Sûresi: 71) İyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak, dinin ve hilâfetin aslıdır.(2) Farz-ı kifaye olan bu salih amelin rükünleri, şartları ve hükümleri olduğu gibi, zahiri ve batini edebleri de vardır. Feteva-ı Hindiyye’de: “İyiliklerin emredilmesi ve kötülüklerin önlenmesi, sadece Allah (cc) rızası için yapılması gereken bir ameldir. Bunu yapan mükellefin niyetinin ilây-ı kelimetûllah olması şarttır. İyiliği emrettiği veya kötülüğünü önlemeye çalıştığı kimseye karşı, müşfik ve mülâyim olması zaruridir. (..) Kötülük yapan birisini gördüğünde, O’na bunun vehametini mülayemetle anlatması ve rıfk ile söylemesi uygun olur. O şahıs nasihatı kabul etmezse; azarlamadan ve sabırla, tekrar tekrar izah etmesinde fayda vardır “(3) hükmü kayıtlıdır. Hz. Ebu Said el-Hudrî’den (ra) rivayet edilen Hadis-i Şerif’te beyan edildiği gibi iyilikleri emretmek ve kötülüklerden alıkoymak, mükellefin gücü ve imkanıyla sınırlı olan bir ameldir.

Peygamberimiz Efendimiz’in (sav) “Sizden herhangi biriniz bir kötülük görürse onu hemen eliyle değiştirsin. Eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmiyorsa kalbiyle kötülüğe buğz etsin. İmanın en zaifi de budur”(4) buyurduğu malûmdur. Gücün yetmesi ve imkanın bulunması halinde müslümanların kötülüğü önlemek için elini, dilini ve kalbini bir vasıta olarak kullanması gerekir. Zahiri ûleması’ndan İbn-i Hazm “İslâm ümmetinin alimlerinin tamamı, insanları kötülükten alıkoymanın farz-ı kifaye veya vacip olduğunda ittifak etmişlerdir. Ancak bunun uygulanma usûlü konusunda ihtilafa düştükleri görülmektedir. Vâcip olan az bile olsa bir münker (zulüm/kötülük) ortaya çıkınca, bu meseleyi kendisiyle müzakere etmek, O’nun kötülüğe ve zulme engel olmasını sağlamaktır. Şayet mü’minlerin emiri zulümden kaçınır ve hakka dönerse, bu durumda vazifesinden uzaklaşırılması gerekmez. Tıpkı görevden alınması helal olmadığı ve kendisine itaat edilmesi vacip olduğu gibi imamdır. Ancak ikazlara rağmen münkeri (zulmü/kötülükleri) önlemekten kaçınırsa görevden alınması ve adil birisinin göreve getirilmesi vacip olur. Çünkü Allah (cc) “iyilik ve takva konusunda yardımlaşın, kötülük ve taşkınlıkta yardımlaşmayın” emrini vermiştir. Farz-ı kifaye olan amellerden birisinin, bütün müslümanlar tarafından terkedilmesi caiz değildir” (5) diyerek, bir inceliğe işaret etmiştir.

İnsanlara iyilikleri emretmenin ve onları kötülüklerden alıkoymanın önemi konusunda İmam-ı Cessas’ın tesbiti şudur: “Ümmetin selef ve halef vasfına haiz olan âlimleri, bunun vacip olduğunda ittifak etmiştir. Sadece ayak takımı ve hadis ehlinin cahilleri, bu vacibi kendi kanaatlerine göre yorumlamışlar veya reddetmişlerdir. Onlar bağyilerle savaşmayı ve silahla iyiliği emretmeyi ve kötülükten alıkoymayı kabul etmemişlerdir. Bunun fitneye ve fesada sebeb olacağını söylemişlerdir. Onlar “sultanın kötülüklerinin düzeltilmeyeceğini, sultan dışında kalan insanların kötülüklerinin ise silah kullanılmadan elle düzeltileceğini’ iddia etmişlerdir. Bu anlayış ümmetin zaafa düşmesine vesile olmuştur. Çünkü onlar “insanları asi ve bağyilerle savaşmaktan, sultanın zulüm ve kötülüklerine karşı çıkmaktan” alıkoymuşlardır. Bunun sonucunda kötülükler artmış ve zulüm yaygınlaşmıştır. Ülkeler harap olmuştur. “(6)

İlâhi teklifleri hafife alan, fazları yasaklayan ve haramları teşvik eden siyasi iktidarlar, İslâm topraklarında fesadın yayılmasına vesile olmuşlardır. Bu müstekbirlere gönül rızasıyla itaat eden Müslümanlar; hem bu dünyada, hem de ahirette zilletle baş başa kalacaklardır. Kur’an-ı Kerim’de: “İşte Ad kavmi!.. Onlar Allah’ın âyetlerin bilerek inkâr ettiler. Peygamberlerine isyan ettiler. Böylece başları (liderler) olan her zorbanın emrine uyup gittiler. Onlar bu dünyada da, kıyamet gününde de lânet cezasına tâbi tutuldular” (Hûd Sûresi: 59-60) hükmü beyan buyurulmuştur. Lânetten kurtulmak için; hem zorbaları, hem onların işledikleri cinayetleri reddetmek farzdır.

Allah’a emanet olunuz.

MİSAK YAYIN HEYETİ

____________________

(1) Seyyid Cemaleddin El Umeri- El Emr bi’l ma’ruf- Nehy Ani’l Münker- Kuveyt: 1400 Sh: 66

(2) İmam Ebûbekr İbn-i Arabi-El Ahkamû’l Kur’an- Kahire: 1331 C:1 Sh: 293

(3) Şeyh Nizamüddin ve heyet- Feteva-ı Hindiyye-Beyrut:1400 C: 5 Sh: 352.

(4) Sahih-i Müslim- İst: 1401 C:1 Sh: 69 K.iman:20 Had. N0: 78 (40), Ayrıca Sünen-i Tirmizi- İst:1401 C: 4 Sh: 469 K. Fiten:11.

(5) Ebu Muhammed Ali b. Ahmed b. Hazm- El-Fisal fi’l Milel ve’l-Ehvâ ve’n Nihal- Kahire: 1321 C: 4 Sh: 176

(6) İmam-ı Cessâs- Ahkamû’l Kur’an-Kahire: 1947 C: 2 Sh: 40

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ

04.Sh: Ekonomik Yaptırımlar, Haydut Devlet ve Sanal Para Oyunları

HABER-YORUM

08.Sh: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ABD’yi uyardı; ‘Yeni müttefikler aramaya başlayacağız’

09.Sh: AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş; ‘Ticaret Savaşına karşı dört alanlı plânı uygulayacağız’

10.Sh: ABD Başkan Yrd. Mike Pence, Türkiye’yi Ttehdit Etti; “Brunson özgür kalana kadar Türkiye’ye önemli yaptırımları uygulayacağız”

11.Sh: The Wall Street Journal’de Yer Alan Siyasi Kriz Yorumu; ‘Türk Heyeti ile ABD Anlaşamadı, Yeni Yaptırımlar Yolda’

12.Sh: Anadolu Platformu ve İslâm Birliği


SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT

14.Sh: Sekülerizmin Aileye Zararları...


İNCELEME • Mustafa ÇELİK

16.Sh: Muhkem Farz Olan Tesettürün Hikmeti ve Maksadı


MAKALE • İbrahim DÖNERTAŞ

20.Sh: Maslahat ve Mefsedetin Tesbiti


İKTİBAS • Prof. Dr. Süleyman TOPRAK

24.Sh: Ölünce de Birbirimizi Görür müyüz?


TEFSİR • Mustafa YUSUFOĞLU

28.Sh: Müslümanların Küfrü Tercih Edenlerle Velâyet Bağları Kesilmiştir


HADİS • Dr. Ahmet KILIÇ

32.Sh: Sünnet Açısından Siyaset ile Ahlâkın Münasebeti


FIKIH • Mehmet TAŞKIN

39.Sh: Şer’î Delillerin Kısımları I. Kur’ân-ı Kerîm


KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR

42.Sh: Narkoz

 

 

 
 
 

 


 

Sadece Abonelere Gönderilen Aylık İslâmi Eğitim Dergisi...

Akaid, tefsir, hadis, fıkıh, sosyal sistem ve İslâmi siyaset konularında mektep olan Misak Mecmuası, hizmetine devam etmektedir. Yayın siyasetini; velâyet hukukunun korunması ve fütüvvet ahlâkının yerleştirilmesi esasına göre tanzim eden bu mecmua, Allahü Teâla (cc)’nın inâyeti ve abonelerinin gayretiyle yirmialtıncı yılını bitiriyor.

Misak Dergisi gazete bayilerinde ve kitapçılarda satılmaz.

Yurt içinden abone olmak için; bir yıllık abone ücretini (140.00 ₺) en yakınınızdaki PTT'den Posta çekiyle Misak Mecmuası'ının 499943 no'lu hesabına yatırmanız ve telefonla arayarak bizi bilgilendirmeniz yeterlidir. İsterseniz, +90 312 230 65 27 no'lu telefonu arayarak abone olabilirsiniz.

(EFT ve HAVALE için: Karar A.Ş., Türkiye İş Bankası, Necatibey Şubesi:

İBAN: TR37 0006 4000 0014 2220 2819 57)

Yurt dışından abone olmak için; bir yıllık abone ücretini (50 EURO veya döviz karşılığını) İş Bankası IBAN: TR02 0006 4000 0024 2220 3662 93 No'lu Necatibey Şubesi Döviz Hesabına (DTH) yatırmanız ve dekontunun fotokopisini göndermeniz veya telefonla arayarak bizi bilgilendirmeniz yeterlidir.

 

 

 

Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye 06430 ANKARA Tel: +90 312 230 65 27


 

 

 





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle