TAKDİM

Misak Dergisinin 332. sayısı çıktı
YAZI BOYUTU :

TÜRKİYE’de genel seçim dönemlerinde yaşanan propaganda faaliyetlerinin siyasi mücadele sınırını aştığını, bir anlamda psikolojik savaşa dönüştüğünü gizlemek mümkün değildir. Sürekli tekrarlanan yalanların toplamını ifade eden algı operasyonlarının, seçmen olan vatandaşları birbirinin kurdu hâline getirdiğini söylemek mümkündür. Bilindiği gibi Batı’da Cumhuriyet (Republica) kavramı, egemenliğin halka ait olduğunu esas alan siyaset anlayışını ifade için kullanılır. Bazı siyaset uzmanları, teorik olarak ‘halkın egemenliği’ ile siyasi rejim olan demokrasi arasındaki münasebetin problemli olduğunu ifade etmişlerdir. Meselâ: Filozof Karl Popper; “Etimolojik olarak halk egemenliği anlamına gelen demokrasi terimi, maalesef çok tehlikeli olan bir terimdir. Bütün vatandaşlar, kendilerinin yönetimde olmadıklarını bilir ve bu yüzden de demokrasiyi sahtekârlık olarak kabul ederler” diyerek, bu problemin kaynağına işaret etmiştir. Günümüzde faaliyet gösteren siyasi partilerin demokrasi anlayışları, kaf dağının arkasındaki ‘Zümrüd-ü Anka’ kuşu gibidir. Keyfiyeti meçhul hâle getirilen bu siyasi rejim, anomi (hiçbir kanun ve kural tanımama) hastalığının yayılmasına sebeb olmuştur. Sıfır numara gözlük gibi piyasaya sürülen demokrasi anlayışı, her ideoloji mensubunun istismar edebildiği bir rejim haline gelmiştir. Bu tesbitten sonra, meselenin diğer bir boyutuna geçebiliriz. 

Türkiye’de yaşanan siyasi mücadelede; başta Fransa olmak üzere, batıdan ithal edilen politika kültürünün önemli bir yeri vardır. Fransız devriminin önde gelen isimlerinden J. J. Rousseau ‘Toplum Sözleşmesi (Contrat Social)’ isimli eserinin girişinde, devleti şöyle tarif etmiştir: ‘Devlet; hayatı, üyelerinin birliğine dayanan tüzel bir kişiliktir. Amacı üyelerinin korunması ve refahıdır.’ Aydınlanma felsefesini savunan bazı filozoflara göre devlet, kendilerini mutlak anlamda hüküm koyucu (ilâh) olarak gören insanların, birbirlerine vekâlet vermek suretiyle gerçekleştirdikleri bir üst yapı kurumdur. Siyasi literatürde devlet kavramıyla ifade edilen kurumun hedefi, cemiyet hayatının devamını sağlamak, insanların ortak ihtiyaçlarını karşılamak ve insanlığa hizmet etmektir. Değişik çağlarda yaşayan filozofların devlet tarifleri de birbirlerinden farklıdır ve içinde bulundukları siyasi şartlara göre değişmiştir. Filozof Hegel, devletin keyfiyetini izah ederken şöyle demiştir: ’Devlet ilahî arzudur. Devlet malûm amaçlara, belli ilkelerle ve kanunlarla ulaşır. Bu sebeple kendisini bilen ve emreden iktidardır. Ruhun sonsuz ve zorunlu varlığını temsil eder. Tanrının dünyadaki yürüyüşüdür.’ Filozof Karl Marx ise; ‘Egemen sınıfların, diğer insanları baskı ve denetim altına alabilmek için geliştirdikleri kurama devlet denilir’ tarifini ön plâna çıkarmış, sermaye sahipleri ile devlet arasındaki münasebete dikkati çekmiştir. Anarşizmi savunan filozoflara göre devlet, sadece cemiyet hayatının devamını sağlayan ve siyasi istikrarı muhafaza eden bir kurum değildir. Aynı zamanda kaynağı ne olursa olsun, özel mülkiyeti güvence altına alan ve bunun için kuvvet kullanma imtiyazına sahip kılınan tüzel kişiliktir. Meksikalı anarşist filozof Flores Magon‘un ‘Karanlıkların Kutsal Üçlüsü’ şeklinde tasnif ettiği ‘devlet, sermaye ve kilise’; yaşanan bütün siyasi ve sosyal felâketlerin kaynağıdır. Devletin, insanların ortak değerlerine karşı işlediği cinayetlerle; sermaye sahiplerinin, emeğiyle geçinen insanlara karşı işlediği cinayetler arasında bir fark yoktur.

Günümüzde dünya üzerinde yaşanan siyasi mücadelelerde; değişik ideoloji mensuplarının ‘devleti ele geçirmek’ veya ‘devlet içinde paralel bir devlet oluşturmak’ gibi, asabiyete dayanan ihtirasları ön plândadır. Aydınlanma felsefesinin getirdiği siyasi kültürün etkisinde kalan bazı Müslümanların; devlet, hakimiyet ve iktidar gibi kavramları tahlil ederken, izahı kolay olmayan çelişkilere düştüklerini söylemek mümkündür. İslâm Fıkhı’nda hâkimiyet ve iktidar kavramları; birbirleriyle ilgili olmakla beraber, farklı keyfiyetleri ifade eden kavramlardır. Hâkimiyet, kayıtsız ve şartsız Allah’a (cc) mahsus olan bir haktır. Hakim-i mutlak olan sadece O’dur. İktidar (sulta) ise, yeryüzünün halifesi olan insanın fiillerini ifade için kullanılan bir kavramdır. Müslümanların velâyet hukukunu dikkate alan ve onların vekâleti neticesinde iktidara gelen emir sahipleri; hem Allah’ın (cc) hakimiyetine teslim olmak, hem de insanların hukukunu muhafaza etmek mecburiyetindedirler. Dolayısıyle İslâmi siyasetin temel rükünlerini; “muhkem nassla sabit olan hakikatlere teslim olmak, adaleti sağlamak, emanetleri ehline vermek, insanların dünya ve âhiret saadetlerine vesile olacak siyasi düzenlemeleri gerçekleştirmek” şeklinde ifade etmek mümkündür. 

Adaletin mülkün (devletin/iktidarın) temeli olduğuna inanan, insanlara iyilikleri emreden ve onları kötülüklerden alıkoymaya çalışan Müslümanların, yeryüzünde fitne ve fesadın yayılmasına sebep olan ideolojileri mahkûm etmek için, bütün imkânlarını seferber etmeleri zaruridir. 

Allah’a (cc) emanet olunuz.

MİSAK YAYIN HEYETİ 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ

04.Sh: Milli İrade Edebiyatı, Genel Seçimler ve Anomi Felâketi 

HABER-YORUM

08.Sh: Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın Balkon Konuşmasının Özeti; ‘Seçimlerde Milletimiz Tamam Değil, Yola Devam Emrini Verdi’

09.Sh: İngiliz Gazetesi The Guardian’da Yeralan Seçim Yorumu  ‘Erdoğan Amerika ve AB Ülkeleri için Öncelikli Tehdittir’

10.Sh: Başbakan Binali Yıldırım, ABD Senatosu’nun F-35 Kararına Tepki Gösterdi:‘ABD Senatosu’nun kararı yanlıştır, fakat Türkiye alternatifsiz değildir’

11.Sh: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin; “Türkiye, savaş uçağı konusunda seçim yapma hakkına haizdir”

12.Sh: Ürdün’de Yaşanan Siyasi Kaosun Sebebi ve Neticeleri 

13.Sh: Siyonizm’in Hamisi ABD ‘BM İnsan Hakları Konseyi’nden Ayrıldı

SİYASET • A.Hikmet BİRCANLI

14.Sh: Hükümlerin Değeri, Hükümet Meselesi ve Hilâfet Nizamı

İNCELEME • Mustafa ÇELİK

19.Sh: İslâmî Hayatın Mihveri Şer’i Hüküm

SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT

22.Sh: Ümmetin Anneleri

MAKALE • İbrahim DÖNERTAŞ

24.Sh: Cemaat Olmanın Keyfiyeti ve Müslümanlar

AKAİD • Dr. Rahmi DEMİRCİ

28.Sh: Sahih İman ile Güzel Ahlâkın Münasebeti

TEFSİR • Mustafa YUSUFOĞLU

31.Sh: Hududullah’ın Muhafızlığı

FIKIH • N.Mehmet SOLMAZ

36.Sh: Namaz Müslümanı Kötülüklerden ve Fahşadan Alıkoyar

KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR

42.Sh: Kemal Tahir’in Sohbetleri

 

 
 
 

 


 

Sadece Abonelere Gönderilen Aylık İslâmi Eğitim Dergisi...

Akaid, tefsir, hadis, fıkıh, sosyal sistem ve İslâmi siyaset konularında mektep olan Misak Mecmuası, hizmetine devam etmektedir. Yayın siyasetini; velâyet hukukunun korunması ve fütüvvet ahlâkının yerleştirilmesi esasına göre tanzim eden bu mecmua, Allahü Teâla (cc)’nın inâyeti ve abonelerinin gayretiyle yirmialtıncı yılını bitiriyor.

Misak Dergisi gazete bayilerinde ve kitapçılarda satılmaz.

Yurt içinden abone olmak için; bir yıllık abone ücretini (100.00 ₺) en yakınınızdaki PTT'den Posta çekiyle Misak Mecmuası'ının 499943 no'lu hesabına yatırmanız ve telefonla arayarak bizi bilgilendirmeniz yeterlidir. İsterseniz, +90 312 230 65 27 no'lu telefonu arayarak abone olabilirsiniz.

(EFT ve HAVALE için: Karar A.Ş., Türkiye İş Bankası, Necatibey Şubesi:

İBAN: TR37 0006 4000 0014 2220 2819 57)

Yurt dışından abone olmak için; bir yıllık abone ücretini (50 EURO veya döviz karşılığını) İş Bankası IBAN: TR02 0006 4000 0024 2220 3662 93 No'lu Necatibey Şubesi Döviz Hesabına (DTH) yatırmanız ve dekontunun fotokopisini göndermeniz veya telefonla arayarak bizi bilgilendirmeniz yeterlidir.

 

 

 

Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye 06430 ANKARA Tel: +90 312 230 65 27


 

 

 





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle