TAKDİM

Misak Dergisinin 330. sayısı çıktı
YAZI BOYUTU :

YERYÜZÜNÜN halifesi olan insanoğlu; haber-i sâdık, duyu organlarının faaliyetleri ve akıl yürütme yoluyla ilim elde eden mükerrem bir varlıktır. İmam Seyyid Şerif Cürcânî’ye göre ilim: “Hakikate uygun olan bilgidir. İlim, bir şeyi olduğu gibi bilmek ve idrâk etmektir. Bilgisizlik ve cehâlet, ilmin zıddıdır. İlim aynı zamanda, bir şeyin hakikatine vâkıf olmaktır.’(1) İnsanın yeryüzündeki hilâfet vazifesi; dünyanın imarını, ma’rufun (iyiliğin) yayılmasını ve münkerin (kötülüğün) önlenmesini beraberinde getiren bir emanettir. Cemiyet halinde yaşayan insanların; siyâsî, iktisâdî, hukûkî ve ahlâkî hükümlere, tek kelimeyle dinî hükümlere ihtiyaçları vardır. İmam-ı Şâtıbî; “Dinî hükümlerin konulmuş olmasının sebebi, insanların dünya ve âhiret hayatıyla ilgili maslahâtlarının teminine vesile olmaktır”(2) diyerek, bir inceliğe işaret etmiştir. 

İslâm âlimlerinin maslahat kavramıyla ifade ettikleri keyfiyetin, günümüzde yaygın olan pragmatizm ideolojisi ile uzaktan-yakından bir ilgisi yoktur. İmam-ı Gazali, ‘El Mustasfâ Min İlmû’l Usûl’’ isimli usûl kitabında, şu tesbitte bulunmuştur: “Bizim maslahâttan kasdımız, şeriatın maksadıyla sınırlıdır. İnsanoğlunun can, mal, nesil, akıl ve din emniyetlerinin muhafaza edilmesi farzdır. Bu beş şeyin korunmasına vesile olan her şey maslahattır. Bunların zâyi olmasına sebeb olan şeyler de mefsedet hükmündedir. Mefsedetin izâlesi de maslahattır.”(3) İmam-ı Cüveynî, maslahât konusunu, kıyas-ı fukahanın bir unsuru olarak ele almış ve nassa dayanan, gayesi akılla anlaşılabilen ve insan için zaruri olan maslahâtları izah etmiştir. Bu maslahâtlar; kavmi, rengi, dili ve dini ne olursa olsun, bütün insanlar için zaruridir. Meselâ; “Ey selim akıl sahipleri!.. Kısasta sizin için (umumi) hayat vardır. Ta ki adam öldürmekten sakınasınız” (El Bakara Sûresi: 179) ayetinde belirtilen maslahât, can emniyetiyle ilgilidir. Çünkü kısas cezası, her insan için zarûrî olan hayatın korunmasıyla ta’lil edilebilir. Dinin, aklın, neslin ve malın korunması, tıpkı canın korunması gibidir. İnsanlar için ihtiyaç derecesinde olan maslahatlar da vardır. Bunlar önem bakımından zarûret derecesine ulaşmazlar. Ancak genel ihtiyaca cevap veren bir keyfiyete haizdirler. Güzelleştirme ve kolaylaştırma keyfiyetine haiz olan maslahatlar, insanların içinde bulunduğu hale göre değişebilir.(4)

Bütün siyasi ve sosyal kurumlar/organizasyonlar, insanoğlunun ihtiyaçları sebebiyle ortaya çıkmıştır. İslâm Fıkhı’nı uygulayan hükümet, insanların yeryüzündeki hilâfet vazifelerini yerine getirebilmeleri için bir vasıtadan ibarettir. Dolayısıyla devlet, mukaddes bir kurum veya dokunulmazlığı olan bir tüzel kişilik değildir. 

İçinde yaşadığımız zaman diliminde müslümanların büyük bir bölümünün modernizmin etkisi altında kaldıklarını, adaleti esas alan siyasetin (siyaset-i adile) mahiyetini ve hilâfet nizamının değerini unuttuklarını söylemek mümkündür. Halbuki hilâfet müessesesi; İslâmi siyaset ve mücadele fıkhı açısından oldukça önemli olan bir müessesedir. Hatta, “Dâr” mefhumuna mahiyet kazandıran en önemli unsur hilafet nizamıdır. Şemsü’l Eimme Serahsi (rh.a) bu hakikati dikkate almış ve şu tesbitte bulunmuştur: “Dâr mefhumu; idare ve hakimiyete göre mahiyet kazanır. Müslümanların hakimiyeti altında olan ve İslâm ahkâmının tatbik edildiği beldelere Dâru’l İslâm denilir.”(5) Bu aynı zamanda, İslâm fıkhına göre kurulmuş devleti tarif eden bir kavramdır. İmam-ı Kuhistani ‘Dâru’l İslâm’ ve ‘Dâru’l Harp’ kavramlarını izah ederken, şöyle demiştir: “Dâru’l İslâm; mü’minlerin emirinin (halifesinin) sultası altında olan ve İslâm ahkâmının tatbik edildiği beldedir. Dâru’l Harb ise, kâfirlerin reisinin idaresi altında olan ve küfür ahkâmının icra (tatbik) edildiği yerdir.”(6) Bu hakikatleri dikkate aldığımız zaman, şu tesbitte bulunmamız mümkündür: Hevâlarına muhalefet eden ve ihlâsla İslâm’a teslim olan insanların siyaset anlayışları ile mukaddes emanete ihanet eden müstekbirlerin politik tercihleri birbirinden farklıdır.

Adaletin mülkün (devletin-iktidarın) temeli olduğuna inanan, insanlara iyilikleri emreden ve onları kötülüklerden alıkoymaya gayret eden müslümanların; şüphelere ve çirkin fiillere dayandığı için haram kılınan zalim politikayı mahkûm etmeleri, ilme ve salih amellere dayanan adil siyasetin değerlerine teslim olmaları zaruridir. Aksi tekdirde fitne ve fesadın önüne geçilemez.

Allah’a emanet olunuz

MİSAK YAYIN HEYETİ 

____________________

(1) İmam Seyyid. Şerif Cürcani- Et Ta’rifat- Beyrut:1985 Sh:l60 vd.

(2) İmam-ı Şâtıbî-El İ’tisâm- Beyrut: 1986 C: 2 Sh: 4

(3) İmam-ı Gazâlî-El Mustasfâ min İlmi’l Usûl- Beyrut:1937 C: 1 Sh: 286-287 

(4) İmam-ı Cüveynî- El Burhân fi Usûli’l-Fıkh- Beyrut 1997 Sh:79 vd.

(5) İmam-ı Serahsi- El Mebsut- Beyrut: ty C: 10 Sh: 114 

(6) İmam Kuhistanî-Camiû’r Rumuz- İst: 1300 C: 2 Sh: 311

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ

05.Sh: Erken Seçim Kararı, İttifak Hesapları ve Psikolojik Savaş 

 HABER-YORUM

08.Sh: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Erken Seçim Yorumu: “Milletimiz devâm derse devâm ederiz, tamam derse saygı duyarız” 

10.Sh:‘Suriye’de Yeni Nesil Operasyon: Füze Gösterisi

11.Sh: Washington Times Gazetesi’nde Yer Alan Siyasi Analiz; “ABD-Türkiye İlişkilerindeki Krizin Derhal Giderilmesi Gerekir’

12.Sh: Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın İtirafı: “Amerika istediği için Vehhâbîliği dünyaya yaydık”

13.Sh: Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Mehmet Görmez’in Tesbiti; “İki kıblenin hamisi olmayan, iki haremin hadimi olamaz” 

 SİYASET • A. Melih TEBRİZİ

14.Sh: İran’da Yaşanan İktisâdî ve Siyâsî Krizin Tahlîli

 İKTİBAS • Dr. Fatih ERBAŞ

17.Sh: Jeopolitik Teoriler Temelinde Doğu Akdeniz ve Türkiye

 MAKALE • A.Hikmet BİRCANLI

19.Sh: Nedret Teorisi, Nafaka ve Rızk Üzerine Notlar

 SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT

22.Sh: İsraf Edilen

Zamanlar

 İNCELEME • Mustafa ÇELİK

24.Sh: Fıkıh İlmi’nin Terkedilmesi, Büyük Bir Tehlikedir

 TEFSİR • Mustafa YUSUFOĞLU

27.Sh: Allah Yolunda Öldürülenlere Cennet Vaad Edilmiştir

 HADİS • Yusuf KERİMOĞLU

31.Sh: Âile Mahremiyetinin Korunması, Haremlik-Selâmlık Tatbikâtı

 FIKIH •N.Mehmet SOLMAZ

35.Sh: Namazın Keyfiyeti/ Namaz Nasıl Kılınır?

 KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR

41.Sh: Bir Sosyal ve Siyaset Kurumu Olarak Ahîlik

 
 

 


 

Sadece Abonelere Gönderilen Aylık İslâmi Eğitim Dergisi...

Akaid, tefsir, hadis, fıkıh, sosyal sistem ve İslâmi siyaset konularında mektep olan Misak Mecmuası, hizmetine devam etmektedir. Yayın siyasetini; velâyet hukukunun korunması ve fütüvvet ahlâkının yerleştirilmesi esasına göre tanzim eden bu mecmua, Allahü Teâla (cc)’nın inâyeti ve abonelerinin gayretiyle yirmialtıncı yılını bitiriyor.

Misak Dergisi gazete bayilerinde ve kitapçılarda satılmaz.

Yurt içinden abone olmak için; bir yıllık abone ücretini (100.00 ₺) en yakınınızdaki PTT'den Posta çekiyle Misak Mecmuası'ının 499943 no'lu hesabına yatırmanız ve telefonla arayarak bizi bilgilendirmeniz yeterlidir. İsterseniz, +90 312 230 65 27 no'lu telefonu arayarak abone olabilirsiniz.

(EFT ve HAVALE için: Karar A.Ş., Türkiye İş Bankası, Necatibey Şubesi:

İBAN: TR37 0006 4000 0014 2220 2819 57)

Yurt dışından abone olmak için; bir yıllık abone ücretini (50 EURO veya döviz karşılığını) İş Bankası IBAN: TR02 0006 4000 0024 2220 3662 93 No'lu Necatibey Şubesi Döviz Hesabına (DTH) yatırmanız ve dekontunun fotokopisini göndermeniz veya telefonla arayarak bizi bilgilendirmeniz yeterlidir.

 

 

 

Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye 06430 ANKARA Tel: +90 312 230 65 27


 

 

 





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle