TAKDİM

Misak Dergisinin 328. sayısı çıktı
YAZI BOYUTU :

TÜRKİYE’nin siyasi tarihinde “post-modern darbe” olarak nitelendirilen ve dönemin generalleri tarafından “bin yıl süreceği” iddia edilen 28 Şubat Süreci, bin yıl sürmedi. Ancak o dönemde yaşanan mağduriyetler; üzerinden 21 yıl geçmesine rağmen, yaşanmaya devam ediyor. Gözaltı sürelerinin on beş gün gibi uzun olduğu o dönemde; tutuklanan sanıklar ne akrabaları ile ne de avukatları ile görüştürülmeksizin sorguya alınıyor, akla hayale gelmeyecek işkencelere tâbî tutuluyorlardı. Gözaltı süresi yine ek sürelerle otuz güne kadar da çıkabiliyordu. Bu sürede, ağır insanlık dışı muamelelere uğrayan insanlar, çoğu zaman kendilerine isnat edilen suçu kabul etmek zorunda kalıyorlardı. Tutuklanan kişilerin ağır cezalar almalarını mümkün kılmanın yolu; onları örgüt kurmakla veya gizli örgüte üye olmakla itham etmekten geçiyordu. Herhangi bir kişinin suç olarak addedilen bir fiili, ancak örgüt kapsamına sokulduğu zaman işe yarıyordu. Özellikle Müslüman kişiliği ve kimliği ile tebârüz eden kişilere bu yöntemle ağırlaştırılmış cezalar verilebiliyordu. Öyle ki İslâmi kimlikli mahkûmların yarısından fazlası bu gerekçelerle müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılmışlardır. Bugünlerde ismini sıkça duyduğumuz ve “Paralel Yapı” marifetlerinden olarak anılan; “Selam-Tevhid Örgütü” ve “Kudüs Kurtuluş Ordusu” gibi uydurmalar ile “İslâmi Hareket, ” “Hizbullah, ” “Tahşiye, “Vasat” ve benzeri örgüt yakıştırmaları insanların hafızalarına kazınmıştır. Söz konusu Müslümanlar olunca, onlara sadece ‘gizli örgüt üyeliği’(!) suçlaması yapılmaz, aynı zamanda “faili bulunamayan/ortada kalan” suçları yüklenmeleri için akla-hayale gelmeyecek baskılar yapılırdı. Mesela: Uğur Mumcu suikastının sanığı (!) olarak binlerce kişinin ifadesi alınmış, bazılarına ağırlaştırılmış hapis cezaları verilmiştir.

28 Şubat Süreci’nde; yaşlı bir hastanın, tesettürlü diye tedavi edilmediğini, taammüden ölüme terk edildiğini unutmamak gerekir. O dönemde, halkın seçtiği partiler sudan sebeplerle kapatılıyor, halkın meclise gönderdiği başörtülü vekiller meclisten adetâ yaka-paça dışarı atılıyordu. Laiklik adına işlenen cürümlerin her yerde yaşandığı, adaletin, hukukun rafa kaldırıldığı ve Müslümanlara karşı kelimenin tam anlamıyla cadı avının başlatıldığı zaman dilimi söz konusuydu. O zaman diliminde, bugün ülkenin cumhurbaşkanlığı makamında bulunun R.Tayyip Erdoğan’ın eşi bile, başörtüsü sebebiyle GATA’ya sokulmuyordu. Daha başka söze ve daha başka tasvire gerek var mıdır?

O dönemde yapılanlar ve yaşanılanlar hâlihazırda hafızamızda yerini korumaktadır. Askerî yargıçların, DGM’lerin, uzun süren gözaltı sürelerinin, işkencelerin, yalancı şahitlerin, uydurma delillerin, avukatsız alınan ifadelerin, brifinglendirilmiş savcıların ve hâkimlerin kararları binlerce insanın hayatını karartmıştır. Meselâ: Müslümanların topyekûn düşman ilân edilerek linçe uğratıldığı Sivas Dâvâsı’nı ele alalım. Sadece ve sadece ‘izinsiz toplantı ve gösteri yasağına’ muhalefet suçundan yargılanabilecek olan kimseler, dönemin siyasal aktörlerinin yönlendirmesiyle idam cezasına çarptırılmışlardır. Olayların ardından günler sonra toplanan kişilerin sadece dindar kimlikli olmalarının aleyhlerine ‘en kuvvetli delil’ sayıldığı bu dava, tarihe geçecek nitelikte yanlışlıkları bünyesinde barındırmaktadır. Aydınlık ve Cumhuriyet gazetelerinin işaret ettiği kişiler ile Alevi mahallelerinde kurulan ‘ihbar tahtalarına’ ismi yazılan kimselerin suçlu ilân edildiği Sivas Dâvâsı, kelimenin tam anlamıyla bir hukuk faciasıdır. Sanık ilân edilenlerden bazıları, mâlûm olay günü ve saati başka şehirlerde olduklarını ispat edecek resmi delil sunmalarına ve şahit göstermelerine rağmen, bunlara itibar edilmemiştir. Dâvâ ile ilgili oluşturulan TBMM Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı rapor dahi, DGM hâkimleri tarafından dikkate alınmamıştır. Bu noktada bir inceliğe daha işaret etmekte fayda vardır. DGM’lerin kaldırıldığı, işkencenin neredeyse yok denecek kadar azaldığı ve gözaltı sürelerinin kısaltıldığı Ak Parti iktidarında, yirmi bir yıldır zindanda bulunan mazlumların yeniden yargılanmaları gerekir. Ergenekon Terör Örgütü veya Balyoz dâvâlarının sanıklarına tanınan ‘yeniden yargılanma hakkının’ onlara tanınmamasının makûl ve meşru hiçbir sebebi yoktur. Hele de hukuk dışı uygulamaları âyân-beyân ortaya çıkan darbecilerin ve 28 Şubat Darbesi’nin faillerinin yargılandığı bir dönemde, mazlumların dosyalarının raflardan indirilmesi ve yeniden yargılanmaları elzemdir. 

Netice olarak şunu söyleyebiliriz: Tarih boyunca insanlar; adalet, hak ve hukuk gibi kavramları daima kullanmış ve bunlara müstesna bir değer vermişlerdir. Hz. Ömer (r.a)’in dediği gibi ‘Adalet mülkün (iktidarın/devletin) temelidir.’ İçinde yaşadığımız toplumda; istisnasız her insanın, hak ve hukuk kavramlarını kullandığı malûmdur. Müslümanlar için dünya ve âhiret saadetini elde edebilmenin olmazsa olmaz şartı, sahih bir imana sahip olmak ve adalete riayet etmektir. Kur’an-ı Kerim’de; ’Ey iman edenler!..Allah için hakkı ayaktu tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir kavme (topluluğa) duyduğunuz kin, sizi adaletten ayırmasın. Adaletli olun. Bu takvâya daha uygundur. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir.’ (El Maide Sûresi:8) hükmü beyan buyrulmuştur. Dikkat edilirse ‘bir kavme (inancından, siyasi tercihlerinden, etnik kökeninden veya diğer sebeplerden dolayı) duyduğunuz kin, sizi adaletten ayırmasın’ emri verilmiştir. Buradaki emir, umûmî bir beyândır. Müslümanların hem kendi nefislerine, hem çevrelerinde bulunan insanlara karşı âdil olmaları farzdır. Ayrıca adaletin gerçekleşmesine engel olan halleri iyi tespit etmeleri ve bunları ortadan kaldırmak için bütün imkânlarını seferber etmeleri gerekir.

Allah’a emanet olunuz.

MİSAK YAYIN HEYETİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ

04.Sh: Uluslararası İlişkiler, Terörle Mücadele ve Suriye’de Yaşanan Kaos

 HABER-YORUM

08.Sh: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ABD’yi Uyardı; 

‘Bütün teröristleri imhâ edeceğiz, yanlarında bulunmasanız iyi olur’

09.Sh: Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin Tesbiti;

“ABD yönetimi PYD’yi emireri gibi görüyor”

10.Sh: ABD’nin Eski Ankara Büyükelçisi Siyonist Eric Edelman,

‘Türkiye’ye karşı sert ve kararlı bir tavır alınmalıdır’ 

11.Sh: Küresel Terörün Patronu ABD ile Türkiye Arasında Yaşanan Güven Bunalımının İki Sebebi 

12.Sh: Münih Güvenlik Konferansı ve AB’nin Yeni Savunma Projesi 

13.Sh: Belçika Dışişleri Bakanı

Didier Reynders’in İki Teklifi;

“Terörle Mücadele Kanunu’nu yumuşatın, Afrin Harekâtı’nı durdurun”

İKTİBAS • Doç. Dr. Fethi GÜNGÖR

14.Sh: “Hizbu’t Tahrir”i Kendi Dilinden Tanımak

SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT

17.Sh: Dünya Kadınlar Günü 8 Mart Yaklaşırken....

İNCELEME • Mustafa ÇELİK

19.Sh: Hayâ / Hicap Tüketicileri

MAKALE • İbrahim DÖNERTAŞ

24.Sh: Farklı Mezheblere Göre Amel Etmenin Hükmü 

TEFSİR • Mustafa YUSUFOĞLU

28.Sh: “Tafakkuhu’d- Din” Allah’ın Emridir/1

HADİS • A.Hikmet Bircanlı

32.Sh: Ahlâk İle İmânın Münâsebeti ve Komşuluk Hukûku

FIKIH • N.Mehmet SOLMAZ

35.Sh: Namaz İbadetinin Önemi

ve Hükümleri

KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR

42.Sh: İmam El-Eş’arî’

 

 


 

Sadece Abonelere Gönderilen Aylık İslâmi Eğitim Dergisi...

Akaid, tefsir, hadis, fıkıh, sosyal sistem ve İslâmi siyaset konularında mektep olan Misak Mecmuası, hizmetine devam etmektedir. Yayın siyasetini; velâyet hukukunun korunması ve fütüvvet ahlâkının yerleştirilmesi esasına göre tanzim eden bu mecmua, Allahü Teâla (cc)’nın inâyeti ve abonelerinin gayretiyle yirmialtıncı yılını bitiriyor.

Misak Dergisi gazete bayilerinde ve kitapçılarda satılmaz.

Yurt içinden abone olmak için; bir yıllık abone ücretini (100.00 ₺) en yakınınızdaki PTT'den Posta çekiyle Misak Mecmuası'ının 499943 no'lu hesabına yatırmanız ve telefonla arayarak bizi bilgilendirmeniz yeterlidir. İsterseniz, +90 312 230 65 27 no'lu telefonu arayarak abone olabilirsiniz.

(EFT ve HAVALE için: Karar A.Ş., Türkiye İş Bankası, Necatibey Şubesi:

İBAN: TR37 0006 4000 0014 2220 2819 57)

Yurt dışından abone olmak için; bir yıllık abone ücretini (50 EURO veya döviz karşılığını) İş Bankası IBAN: TR02 0006 4000 0024 2220 3662 93 No'lu Necatibey Şubesi Döviz Hesabına (DTH) yatırmanız ve dekontunun fotokopisini göndermeniz veya telefonla arayarak bizi bilgilendirmeniz yeterlidir.

 

 

 

Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye 06430 ANKARA Tel: +90 312 230 65 27


 

 

 





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle