TAKDİM

Misak Dergisinin 327. sayısı çıktı
YAZI BOYUTU :

ABD’nin siyasi emellerine hizmet eden Atlantik Paktı (NATO) ülkeleri ile Avrasya bloğuna liderlik eden Rusya arasında yaşanan siyasi rekabet, İslâm topraklarında yaşanan asimetrik savaşa yeni bir boyut kazandırmıştır. Uluslararası ilişkilerde kullanılan iki temel yaklaşımdan biri olan realizm, dış politikada ahlaki davranışların aranmaması gerektiğini esas alan bir siyaset tekniğidir. Varlığını sürdürme ihtiyacı veya daha fazla güç elde etme ihtirasıyla hareket eden devletler, ülke sınırları dışındaki hâdiselere bakarken maddi çıkarlarını merkeze koyarlar. İnsanlar arası ilişkilerde söz konusu olabilecek ahlaki değerleri hesaba katmazlar. Ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda sosyal ilişkiler düzleminde ahlak dışı tanımlanabilecek birçok davranış, modern devletler tarafından kolaylıkla icra edilebilir. Eğer bir ahlaktan bahsedilecekse bu ünlü sosyal bilimci Max Weber’in tanımladığı ‘sorumluluk ahlakı’ olabilir. Buna göre devleti yönetenlerin temel sorumlulukları kendi vatandaşlarının ekonomik refahını sağlamak, her türlü güvenliklerini garanti altına almak ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlıdır. Küreselleşme süreci devlet dışı ile devlet içi alanlar arasında var olduğu zannedilen ayırımları ortadan kaldırmakta ve dış politika ile iç politikanın iç içe girmesini sağlamaktadır. Devlet başkanlarının/liderlerin ahlaki sorumlukları, artık kendi ülke vatandaşlarıyla sınırlı değildir.

Siyasi literatürde devlet kavramıyla ifâde edilen müessesenin hedefi, cemiyet hayatının devamını sağlamak, insanların ortak ihtiyaçlarını karşılamak ve insanlığa hizmet etmektir. Değişik çağlarda yaşayan filozofların devlet tarifleri birbirlerinden farklıdır ve içinde bulundukları siyasi şartlara göre değişmiştir. Filozof Hegel, devletin keyfiyetini izâh ederken şöyle demiştir: ’Devlet ilahî arzudur. Devlet malûm amaçlara, belli ilkelerle ve kanunlarla ulaşır. Bu sebeple kendisini bilen ve emreden iktidardır. Ruhun sonsuz ve zorunlu varlığını temsil eder. Tanrının dünyadaki yürüyüşüdür.’ Filozof Karl Marx ‘Egemen sınıfların, diğer insanları baskı ve denetim altına alabilmek için geliştirdikleri kurama devlet denilir’ tarifini gündeme getirmiş, sermaye sahipleri ile devlet arasındaki münasebete dikkati çekmiştir. Anarşizmi savunan filozoflara göre devlet, sadece cemiyet hayatının devamını sağlayan ve siyasi istikrarı muhafaza eden bir kurum değildir. Aynı zamanda kaynağı ne olursa olsun, özel mülkiyeti güvence altına alan ve bunun için kuvvet kullanma imtiyazını sahip kılınan tüzel kişiliktir.

Günümüzde dünya üzerinde yaşanan bütün siyasi mücadelelerde; tarafların ‘devleti ele geçirmek’ veya ‘devlet içinde paralel bir devlet oluşturmak’ gibi, asabiyete dayanan ihtirasları ön plândadır. Aydınlanma felsefesinin getirdiği siyasi kültürün etkisinde kalan bazı müslümanların devlet, hakimiyet ve iktidar anlayışlarında, izâhı kolay olmayan tenakuzların bulunduğunu söylemek mümkündür. İslâm Fıkhı’nda hâkimiyet ve iktidar kavramları; birbirleriyle ilgili olmakla beraber, farklı keyfiyetleri ifâde eden kavramlardır. Hâkimiyet, kayıtsız ve şartsız Allah’a (cc) mahsus olan bir haktır. Hakim-i mutlak olan sadece O’dur. İktidar (sulta) ise, yeryüzünün hâlifesi olan insanın fiillerini ifâde için kullanılan bir kavramdır. Müslümanların velâyet hukukunu dikkate alan ve onlara vekâleten iktidara gelen kimse; hem Allah’ın (cc) hâkimiyetine teslim olmak, hem insanların hukukunu muhafaza etmek mecburiyetindedir. Dolayısıyle İslâmi siyasetin temel rükünlerini; “nassla sabit olan hakikatleri esas almak, adaleti sağlamak, emanetleri ehline vermek, insanların dünya ve ahiret saadetlerine vesile olacak siyasi düzenlemeleri gerçekleştirmek” şeklinde ifâde etmek mümkündür. İslâm Fıkhı’nı esas alan devlet, insanların hilâfet vazifelerini rükünlerine ve şartlarına uygun olarak edâ edebilmeleri için bir vasıtadır. İmam-ı Maverdî “İmam, ümmetin haklarını yerine getirdiğinde, ümmetle ilgili hak ve görevleri konusunda Allah’ın (cc) hakkını yerine getirmiş olur. Bu sağlandığı zaman ümmetin, imamın durumu değişmediği sürece iki borcu vardır: İtaat ve yardım”(1) diyerek, bu inceliğe işaret etmiştir. Bazı İslâm âlimleri, ‘insanları hidayete ve hayra ulaştırmak, onları fesaddan kurtarabilmek için, takip edilmesi gereken en güzel yola siyaset denilir(2) tarifini esas almışlardır. Hanefi fukahasından İbn-i Abidin: “Siyaset; hâlkı dünyada ve ahirette kurtulacakları yola irşad etmekle, onların salâh ve menfaatleri için çalışmaktır” tarifini yapmış ve bahsin devamında şöyle demiştir: “Siyaset ağır bir şeriat olup iki nevidir. Siyaset-i zalime; hâlkın haklarına zıt olan siyasettir ki, şeriat bunu haram kılmıştır. Siyaset-i adile; hâlkın haklarını zalimlerin elinden kurtaran, zulüm ve fenalıkları defeden, fitne ve fesad ehlini meneden siyasettir ki şeriattan sayılır.”(3)

Adaletin mülkün (iktidarın) temeli olduğuna inanan, insanlara iyilikleri emreden ve onları kötülüklerden alıkoymaya çalışan mü’minlerin, şüphelere ve çirkin fiillere dayanan zalim politikayı mahkûm etmek için bütün imkânlarını seferber etmeleri zaruridir.

Allah’a emanet olunuz.

MİSAK YAYIN HEYETİ 

 ______________

 (1) İmam Maverdi- El Ahkâmû’s Sultaniye- Kahire: 1973 Sh: 17

 (2) İbn-i Kayyım El Cevziyye –Et Turukû’l Hükmiyye Fi Siyaseti’ş Şer’iyye- Kahire: Ty. (Thk. Muhammed C. Gazi) Sh: 16

(3) İbn-i Abidin- Reddü’l Muhtar Ale’d Dürri’l Muhtar-İst: 1983 C: 8 Sh:186

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ

04.Sh: Türkiye-ABD-Rusya Üçgeni, Politik Rekâbet ve Zeytin Dalı Harekâtı


HABER-YORUM

08.Sh: Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Post-modern Haçlı Seferi’nin işbirlikçilerini de mahkûm edeceğiz’ 

09.Sh: Dr. Abdullah Muhaysini’den Afrin Operasyonu Açıklaması; ‘Kürtler kardeşimiz, PKK ise düşmanımızdır’

10.Sh: ABD Başkanı Trump’ın İlk Yılını Anlatan Kitap: ’Ateş ve Öfke’ 

11.Sh: Cumhuriyetçi Parti’nin Liberteryen Kanadından Ron Paul’ün Tesbiti; ‘ABD dehşet verici bir sona sürükleniyor’

12.Sh: İran’da Cârî Rejim Meşrûiyet Krizine mi Tutuldu?

13.Sh: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı; ‘Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır’

SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT

14.Sh: Çağa Şâhid Olabilmenin Yolu


İNCELEME • Mustafa ÇELİK

16.Sh: Şehvet İsrâfı


AKAİD •Prof. Dr. Bedri Gencer / Yıldız Teknik Üniversitesi

20.Sh: Sünnilik Mezhep midir, Din midir?


TEFSİR • Mustafa YUSUFOĞLU

23.Sh: Cilbâb Müslüman Kadının Kıyâfetidir

 HADİS • İbrahim DÖNERTAŞ

28.Sh: Cenaze Geçerken Ayağa Kalkma Meselesi ve Nâsih- Mensûh Hükümler


FIKIH •N.Mehmet SOLMAZ

32.Sh: Dinin Direği ve Sâlih Amellerin İlki: ‘Namaz’


MAKALE • Muhammed İMAMOĞLU

37.Sh: İmam Ebû Hanîfe’ye Atfedilen Bir Söz Üzerine 


KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR

43.Sh: Aktüel Manası ve Hakikati Arasında İslâm Düşüncesi

 
 
 
 
 

 


 

Sadece Abonelere Gönderilen Aylık İslâmi Eğitim Dergisi...

Akaid, tefsir, hadis, fıkıh, sosyal sistem ve İslâmi siyaset konularında mektep olan Misak Mecmuası, hizmetine devam etmektedir. Yayın siyasetini; velâyet hukukunun korunması ve fütüvvet ahlâkının yerleştirilmesi esasına göre tanzim eden bu mecmua, Allahü Teâla (cc)’nın inâyeti ve abonelerinin gayretiyle yirmialtıncı yılını bitiriyor.

Misak Dergisi gazete bayilerinde ve kitapçılarda satılmaz.

Yurt içinden abone olmak için; bir yıllık abone ücretini (100.00 ₺) en yakınınızdaki PTT'den Posta çekiyle Misak Mecmuası'ının 499943 no'lu hesabına yatırmanız ve telefonla arayarak bizi bilgilendirmeniz yeterlidir. İsterseniz, +90 312 230 65 27 no'lu telefonu arayarak abone olabilirsiniz.

(EFT ve HAVALE için: Karar A.Ş., Türkiye İş Bankası, Necatibey Şubesi:

İBAN: TR37 0006 4000 0014 2220 2819 57)

Yurt dışından abone olmak için; bir yıllık abone ücretini (50 EURO veya döviz karşılığını) İş Bankası IBAN: TR02 0006 4000 0024 2220 3662 93 No'lu Necatibey Şubesi Döviz Hesabına (DTH) yatırmanız ve dekontunun fotokopisini göndermeniz veya telefonla arayarak bizi bilgilendirmeniz yeterlidir.

Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye 06430 ANKARA Tel: +90 312 230 65 27

 


 

 

 





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle