TAKDİM

Misak Dergisinin 326. sayısı çıktı
YAZI BOYUTU :

ULUSLARARASI sistemi temsil eden Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın görevi, dünya barışının bozulmasına sebep olabilecek tehdit ve tecavüzleri önlemektir. BM Güvenlik Konseyi üyeleri, bir devletin tutum ve davranışlarıyla dünya barışını tehdit ettiği kararına varırsa; bu tehdidi ortadan kaldırmak için, değişik yaptırımları devreye sokabilir. Hatta dünya barışını tehdit eden devletlere karşı savaş ilân etmesi dahi mümkündür. Bu noktada şu suali sorabiliriz: ‘BM Teşkilâtı’nın imtiyazlı üyelerinden herhangi birisi; dünya barışını tehdit eder ve terör örgütlerini desteklerse, BM Güvenlik Konseyi veto hakkı olan bu devleti cezalandırabilir mi?’ Selim akıl sahibi olan bir insanın, bu suale olumlu cevap vermesi kolay değildir. İslâm topraklarında yaşanan kronik kaos halini analiz ederken; ABD, İsrail, Rusya, Fransa, Çin ve İngiltere gibi devletlerin İslâm coğrafyası üzerindeki siyasi emellerini dikkate almamız gerekir. 

ABD’nin yönetiminde söz sahibi olan İlluminati Çetesi’nin kurmayları; Körfez Savaşı’nın yaşandığı günlerde BOP projesini ve yeni Ortadoğu Haritası’nı ön plâna çıkarmışlardır. Bundan on beş yıl önce, Ortadoğu’da yaşanması muhtemel siyasi değişimi analiz ederken, şu tesbitte bulunmuştuk: “İlluminati Çetesi’nin kontrolüne giren ABD; önce ‘Çöl Fırtınası’ harekâtıyla Basra Körfezi’ne (1990), sonra ‘Sonsuz Özgürlük Operasyonu’ ile Afganistan’a yerleşmiştir. Bu askeri harekâtların bir değil, birden fazla sebebi vardır. Bilindiği gibi vahşi kapitalizm, savaşı kazanç vasıtası olarak gören bir ideolojidir. İlluminati Çetesi’nin iç çemberinde yer alan ve Dış İlişkiler Komisyonu’nda (CFR) önemli ağırlığı olan William Seidman’ın şu itirafı meselenin kavranmasını kolaylaştırmaktadır: ’Irak’ta önce MacArtur tarzı askeri bir yönetim kuracağız, sonra petrol kaynaklarını ele geçireceğiz. Körfezdeki petrol kaynaklarının tamamını ele geçirdikten sonra çok şey değişecektir. Kimse bize karşı petrolü silah olarak kullanamayacaktır. Suudi Arabistan da dâhil petrol üreten Arap ülkeleri üzerindeki denetimimizi garanti altına alacağız. Petrol bölgelerini ele geçirir ve İslâmcı grupları yok edebilirsek, ABD’nin dünya üzerindeki hegemonyasını sağlamak için önemli bir adım atmış oluruz.’ (...) ABD’nin Ortadoğu’da sahneye koyduğu gayr-i nizami savaş politikası, önümüzdeki yıllarda da devam edecektir. Bölge ülkelerinin birbirleriyle olan münasebetlerinde ABD’nin belirleyici bir role sahip olduğunu gizlemek mümkün değildir. Uluslararası Hukuk adına yazılan ve söylenen bütün hukuki kuralların deformasyona uğradığı ve ABD’nin keyfi yorumlarına göre mahiyet kazandığı görülmektedir. ABD bazı ülkelerde askeri güçle, bazı ülkelerde istihbarat teşkilatıyla, bazı ülkelerde de Dünya Bankası ve IMF gibi kuruluşların yardımıyla hegemonyasını sürdürmektedir. Uluslararası hukuka, adalete ve hikmete uygun olmayan ‘Anglo-Sakson’ istilâ hareketi, Ortadoğu’da hüküm süren totaliter ve otoriter rejimlerin zaaflarını da istismar etmektedir.” (Misak Dergisi-Ocak 2003-Sayı: 146 Sh:5) Bu siyasi manzara, on beş yıldır hiç değişmemiştir. Bunun bir değil, birden fazla sebebi vardır. Faşizm, kapitalizm, komünizm, anarşizm ve nazizm gibi ideolojilerin modern zamanlarda ortaya çıkması, tesadüfle izah edilebilecek bir hadise değildir. Modernizme iman eden filozofların siyah kölelere yaklaşımı ile aynı yıllarda Kızılderililere boyun eğdirme telaşındaki Amerika’nın tavrı arasında herhangi bir fark yoktur. Mesela: Filozof Voltaire, kendinden gayet emin bir şekilde, beyazlar ile zenciler arasındaki farklılığı şöyle izah etmiştir: “Bayağı tazı nasıl cins tazıdan farklıysa, zenci ırk da bizden farklı bir insan türüdür.” Sosyal sözleşme teorisine imzasını atan Montesquieu; bir yandan köleliğin “bütün insanların özgür doğduğunun delili olan tabiat yasasına aykırı olduğunu” söylerken, bir yandan da zencilerin köleleştirilmesini meşrulaştırmaya hizmet edecek şu argümanları sunmaktan geri kalmamıştır: “En bilge yaratık olan Tanrı’nın, bir ruhu, özellikle de iyi bir ruhu kapkara bir bedene yerleştirmiş olabileceği düşüncesini hiç kimse kabul edemez.”(1)

Satanizmi sivil din haline getiren modernizm ile münzel kitaba dayanan dinlerin dünya telakkileri arasında uçurumlar vardır. Devlet yönetme sanatını dinden ve ahlâki değerlerden soyutlayan Modernizm; 20. yüzyılda iki büyük dünya savaşının yaşanmasını ve nükleer kıyametin gündeme girmesini sağlamıştır. Yeryüzündeki bütün canlı türleri için (tabii hayat bakımından) facia anlamına gelen nükleer kışın yaşanması için, 2000 civarında nükleer başlıklı füzenin ateşlenmesi yeterlidir. Bu rakamın, sanayileşmiş ülkelerin depolarında bulunan füze sayısının yüzde onuna tekabül ettiği bilinmektedir.(2) Donald Walters’in şu temennisine katılmamak mümkün değildir: “Bilim, sonunda bize nihai bir aydınlanmayı temin edecektir. Fakat dua edelim de bu son nükleer bombanın aydınlığı olmasın.”(3) 

Son bir asırdır başta Türkiye olmak üzere, İslâm coğrafyasında yer alan bütün ülkeleri yangın yerine çevirmek için tuzak kuran modern barbarlara karşı mücadele etmek, ‘Ben Müslümanım’ diyen her insanın en önemli vazifesidir.

Allah’a (cc) emanet olunuz. 

MİSAK YAYIN HEYETİ 

____________________

(1) Josep Fontana- Avrupa’nın Yeniden Yorumlanması-İst:1995 Sh:141 vd.

 (2) Anthony Giddens-Modernliğin Sonuçları- İst:1998 Ayrıntı Yay. Sh:123

(3) Donald Walters- Modern Düşüncenin Krizi-İst:1995 İnsan Yay. Sh:22

 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

AYIN KONUSU • Hüsnü AKTAŞ

05.Sh: Uluslarası Sistem, Kirli Savaşın Faturası ve ABD’nin Kâbusları


HABER-YORUM

08.Sh: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; ‘Kudüs’ün sahipsiz olmadığını gösterdik’

09.Sh: ABD Başkanı Trump, BM Üyesi Devletleri Tehdit Etti; ‘Bizden milyarlarca dolar yardım alan ve nankörlük edenlere hesap soracağız’ 

10.Sh: ‘Post-Modern Darbe/28 Şubat Dâvâsı’nda Altmış Sanık İçin Müebbet Hapis İstendi’

12.Sh: ABD Başkanı Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Brett McGurk; ‘Suriye’de PKK/PYD ile iş birliğimiz devam edecektir’ 

13.Sh: ABD Düşünce kuruluşu Rand

Corporation’un raporu; ‘ABD ile Türkiye doğrudan savaşa girebilir’


SOHBET • Sabiha ATEŞ ALPAT

14.Sh: Felâha Ereceği Haber Verilen Müminlerin Vasıfları


İNCELEME • Mustafa ÇELİK

16.Sh: Muvâzene Fıkhı


MAKALE • İbrahim DÖNERTAŞ

22.Sh: İhtilâfın Keyfiyeti, Hükmü ve Neticeleri


AKAİD •Nisa Nur AKTAŞ 

27.Sh: Hicri Birinci Asırda Yaşanan Kaza ve Kader Tartışmaları


TEFSİR • Mustafa YUSUFOĞLU

32.Sh: Müslüman Kimliğinin İbrâzı Allah’a Dâvet Edenlerin Mukaddimesidir


HADİS • Doç. Dr. Soner DUMAN

35.Sh: Mevlid Kandilini Kutlamak Bidat Mıdır?


FIKIH •N.Mehmet SOLMAZ

38.Sh: Makbûl İbâdet Sağlam Abdesti Gerektirir


KİTAP • Mehmed Zahid AYDAR

43.Sh: Genetiğiyle Oynanmış Kavramlar ve Aile Medeniyetinin Sonu

 

 
 
 
 
 

 


 

Sadece Abonelere Gönderilen Aylık İslâmi Eğitim Dergisi...

Akaid, tefsir, hadis, fıkıh, sosyal sistem ve İslâmi siyaset konularında mektep olan Misak Mecmuası, hizmetine devam etmektedir. Yayın siyasetini; velâyet hukukunun korunması ve fütüvvet ahlâkının yerleştirilmesi esasına göre tanzim eden bu mecmua, Allahü Teâla (cc)’nın inâyeti ve abonelerinin gayretiyle yirmialtıncı yılını bitiriyor.

Misak Dergisi gazete bayilerinde ve kitapçılarda satılmaz.

Yurt içinden abone olmak için; bir yıllık abone ücretini (100.00 ₺) en yakınınızdaki PTT'den Posta çekiyle Misak Mecmuası'ının 499943 no'lu hesabına yatırmanız ve telefonla arayarak bizi bilgilendirmeniz yeterlidir. İsterseniz, +90 312 230 65 27 no'lu telefonu arayarak abone olabilirsiniz.

(EFT ve HAVALE için: Karar A.Ş., Türkiye İş Bankası, Necatibey Şubesi:

İBAN: TR37 0006 4000 0014 2220 2819 57)

Yurt dışından abone olmak için; bir yıllık abone ücretini (50 EURO veya döviz karşılığını) İş Bankası IBAN: TR02 0006 4000 0024 2220 3662 93 No'lu Necatibey Şubesi Döviz Hesabına (DTH) yatırmanız ve dekontunun fotokopisini göndermeniz veya telefonla arayarak bizi bilgilendirmeniz yeterlidir.

Cihan Sk. 33/5 Sıhhiye 06430 ANKARA Tel: +90 312 230 65 27

 


 

 

 





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle