SOHBET

Sekülerizmin Aileye Zararları...
YAZI BOYUTU :

Sabiha ATEŞ ALPAT

Seküler/modernist algıların en çok vurduğu alanlardan birisidir aile hayatı. Bugün itibarı ile boşanmalarda  artışın gözlendiği  bir zamanda, boşanma sebeplerinin kahir ekseriyeti dünyevi isteklerin yerine getirilememesi veya  nefsin tatminsizliğidir. Seküler/modernist algı İslâmî aile yapısıyla  ve hatta geleneksel aile yapısıyla adeta bir savaş içerisindedir. Söylemlerini “kadın özgürlüğü”,  “kadın hakları”, “kadına eşitlik” gibi  caf caflı sözler üzerine  geliştirdiklerinden  çoğu zaman farkına varılması zorlaşmaktadır, zira kulağa hoş gelmektedir. Maddi imkânların çokluğu da dizginlenemeyen istekleri  ardı sıra getirdi.Çocukların eğitim algısı Batı kültürüne  teslim edildi. Maddi, dünyaya dair  ihtiyaç listesinin kabarık olması çocuk sayısının  azda kalması  kadın erkek çalışıp para kazanması  demek anlamına geldi...  Özde İslâm’ın kendisi değil fakat çağdaş İslâmî algılama, modernliğin yıkıcı tahribatından büyük ölçüde etkilendi. İslâm dünyası; hızla, seküler kuşatmayı içselleştiriyor.

 

Sekülerizmin Aileye Zararları...

DİNİ dışlayan seküler algının diğer ifade biçimlerinden biri “Modernizm” bir yaşam biçimi olarak yaygınlık kazandı. Modernizm  karşısında kimi Müslümanlar  İslâm ve modernizm  arasında bir yol tutmak istercesine  sentezleyerek bir tarz oluşturma  peşinde. Modernitenin iğdiş ettiği düşünce yapısı, mekruhlarda bir beis görmediği gibi haramları dahi gözlerde hafif görür oldu. Takva elbisesi hasar görünce  var olan değerler, hassasiyetler kayboluyor ne acı ki!.

Yaşanan  bu savrulma  her geçen gün değerlerimizin modernizme kurban gitmesine sebep oluyor. Yakında KURBAN bayramı yaşandı. Allah (cc) kabul buyursun. Lâkin Allah ancak takva sahiplerinden kabul edeceğini beyan etmişti: “ Ey Muhammed, onlara Adem’in iki oğlunun gerçeğe dayalı hikayesini anlat. Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı da birinin kurbanı kabul edilmiş öbürününki kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen kardeşine «yemin ederim ki seni öldüreceğim» deyince öbür kardeş şöyle dedi; Allah sadece takva sahiplerinin ibadetlerini kabul eder.” (maide:27)Tesettür iffetin kalesiydi Hür/özgür/iffetli tanınmanın nişanesiydi. Tesettür ölçüleri modaya kurban, babalar  sığır kurban ettiler kurban bayramında. Kadın erkek ilişkilerinde Kur’an’ın ve sünnetin koyduğu sınırlar vardı ve kadın erkek herkese haddini bildiriyordu. Kadın erkek ilişkileri seküler algılara kurban , biz koçu kurban eyledik kurban bayramında. Aile gemisi  özellikle de son çıkan aile konusundaki kanunlarla ciddi şekilde su alıyor. Kadının önünün alabildiğine açıldığı bu kurallarla evin reisine darbe yapılmış ve ev idaresi elinden alınmıştır. Ailemiz modern yaşamın kurbanı, lâkin  koçlar kurban edildi kurban bayramında.

Seküler/modernist algıların en çok vurduğu alanlardan birisidir aile hayatı. Bugün itibarı ile boşanmalarda  artışın gözlendiği  bir zamanda  , boşanma sebeplerinin kahir ekseriyeti dünyevi isteklerin yerine getirilememesi veya  nefsin tatminsizliğidir. Seküler/modernist algı İslâmî aile yapısıyla  ve hatta geleneksel aile yapısıyla adeta bir savaş içerisindedir. Söylemlerini “kadın özgürlüğü”, “kadın hakları”, “kadına eşitlik” gibi  caf caflı sözler üzerine  geliştirdiklerinden  çoğu zaman farkına varılması zorlaşmaktadır, zira kulağa hoş gelmektedir. Maddi imkânların çokluğu da dizginlenemeyen istekleri  ardı sıra getirdi. İslâm’ın ön gördüğü ailede eğitim disiplini , ailede ana babanın çocuklar üzerindeki etkinliği  zayıf düştü. Çocukların eğitim algısı Batı kültürüne  teslim edildi. Maddi, dünyaya dair  ihtiyaç listesinin kabarık olması, çocuk sayısının  az da kalması  kadın erkek çalışıp para kazanması  demek anlamına geldi...  Özde İslâm’ın kendisi değil fakat çağdaş İslâmî algılama, modernliğin yıkıcı tahribatından büyük ölçüde etkilendi. İslâm dünyası; hızla, seküler kuşatmayı içselleştiriyor. Ümmet  bu kültürün etkisi altında kan kaybetmektedir. Geldiğimiz süreçte  iki şey ailemize de kadına  da zarar vermiştir.

1. Geleneksel algı. 

Modern/seküler hayatı savunanlar geleneksel aile yapısının kadını ezdiğini ileri sürmektedirler... Buna karşı çıkarken yerine yerleştirdikleri  Batı kültürüdür.

2. Modernist/ seküler algı... Geleneğe tepki olarak çıktı ama  bu defa  aile denen mefhum kalmadı. Müslümanlar olarak  ailemizde bir olması gereken var ve bir de şu anki realitemiz. Modernist toplumsal yapı konforuna düşkün, bencil, bireyselciliği  ön görür, var olan değerlerin yükleyeceği sorumluluğu reddeder.

İslâm’ın ön gördüğü aile yapısında; Aile sadece duyguların tatmini ya da maddi ihtiyaçların sağlanması için kurulmaz ki; seküler algı zaten bu konuda  ekonomik eşitlik diyerek ailelerin temeline dinamit yerleştirdi.. aile; erkek, kadın, ana, baba ve çocukların ruhen ve bedenen yardımlaştıkları bir birlikteliktir. Kadınlık, erkeklik  rol paylaşımında kargaşa ve kavga yoktur. Zira kadın ve erkek bir birlerinin zevcidirler. zevc bir bütünün yarısı demektir. İslâmî ailede ilk söz de son söz de Allah ve Rasülüne aittir. İslâmın ön gördüğü ailenin temelinde;

1. Tevhid vardır... Tevhid kısaca “Hayatımın tüm yönlerinde Allah hüküm koyandır. Allah’tan başka hayatıma yön veren, tarz belirleyen yoktur. Ve yine  hükümlerin icrasını, nasıllığını gönderdiği peygamberden öğrenir, O’nun (sav) öğretisi doğrultusunda hareket ederim... Bu, benim kabulümdür demektir”... Bu hakikat hayatı yalnızca Allah’a has kılmayı gerektirir.. . ”De ki: -Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (Enam: 162)

Yalnızca Allah’a kulluk etme  ilkesi üzerine kurulan bir evde  hakim Allah’tır, model Peygamber (sav). “Cinleri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım.”(zariyat: 56) Eşlerin, çocukların velhasıl aile bireylerinin bu prensip üzerinde dik durmaları isteniyor...

“De ki: -Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir”.(Ali imran 31)

2. Takva olmalıdır...Dayatılan Modern/sekülerin algıların tükettiği  değerlerden aileyi koruyacak en önemli hususlardan biri takvadır. Temelleri takva üzerine bina edilmiş, idamesini takva üzere sağlamış ve  kimliklerini, yaşantılarını takva üzere şekillendirmiş, fertleri takva vasfına sahip  mümin ailedir..

Takva Allah’tan hakkıyla korkmak, sakınmak demektir. Kulluk bilincine sahip  ailelerde ev  huzurun, hudunun, saadetin adresidir. En önemli korunak ailedir. Fuhşun, çirkefin tortularından takva zırhıyla korunan aileler ancak korunabilirler... Aile tevhidin kalesidir. İlk kale odur ve tüm asimilasyon çabalarına rağmen ayakta kalması elzem olan son kale  ailedir.. Bu sağlam kalede şeytan ve uşaklarının yaşam hakkı yoktur. Bu aile küfrün, şirkin, tuğyanın, fesadın ve her türlü günahın yaygın olduğu bir ortamda aile bireylerini, Kur’an’ın selamet kapılarına çıkaran bir kurumdur ve öyle olmalıdır. Böyle bir evde ailenin hocası evin erkeği, çocukların hocası da evin hanımı rolünde olup: ”hepiniz çobansınız, eliniz altındakiler inden sorumlusunuz” Hadis-i Şerif’i gereği kendilerine yüklenen vazife için çabalarlar... Tahrim suresi altıncı ayet bu vazifeyi emreder  ve önemini  şöyle hatırlatır: “Ey imân edenler! Kendinizi ve ailenizi Cehennem ateşinden koruyun ki onun yakıtı insan ve taştır; üzerinde kaba yapılı, sert tabiatlı olan görevli melekler bulunur ki onlar, Allah’ın kendilerine emrettiği hususlarda O’na karşı gelmezler; emrolundukları şeyleri (kusursuz) yerine getirirler.” (Tahrim: 6)

İlgili âyet inince Hz. Ömer (ra) Resûlüllaha (as) şöyle sordu:

—  Kendimizi korumaya çalışıyoruz, ya aile halkını nasıl koruyalım? Cenâb-ı Peygamber (as) şöyle buyurdu:

— Allah’ın sizi men’ettiği şeylerden onları men’edin; Allah’ın size emrettiği şeyleri onlara emredin.»  

«Hepiniz birer idareci çobansınız ve hepiniz idare ettiğiniz şeyden sorumlusunuz! Hükümdar idareci bir çobandır ve idare ettiği halktan sorumludur. Adam ev halkını idare eden bir çobandır ve idare ettiği o kimselerden sorumludur. Kadın, kocasının evinde idareci bir çobandır ve idare ettiği şeyden sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malını koruyan bir çobandır ve idaresi ile memur olduğu şeyden sorumludur.

Evet, hepiniz birer idareci çobansınız ve hepiniz idare ettiğiniz şeyden sorumlusunuz.” (Buharî)...

Bugün sokaklardan, okul önlerinden, gençlerimizden ve gençlerimizin hayat algılarından rahatsızız. Bunun ıslah yolu aileden geçer.

3. Temelinde terbiye olmalıdır...

İslâm nefis terbiyesini önemser ve daha ilk gelen ayetlerde   “Yaratan rabbin emriyle okumayı”  emreder. Daha sonra rics olan ne varsa terki için  tertil üzere ve gecenin bir zamanında Kur’an okumaya   işaret eder. Sonra “Kalk uyar” ayetiyle en yakınından başlayarak temizlik ameliyesi için cihad edilmesi istenir.

 Bu temizlikte ;

Şirkten tevhide

riyadan ihlasa

kötü ahlâktan  övülen ahlâka hicret vardır...Aile ilk önce şirk ve şirk unsuru içeren her türlü fiile karşı dikkat kesilmelidir. Ve ardından kimlik  sahibi, kişilikli kaliteli insan yetişmesi için ilk ocak, ilk okul olma görevini ifa etmelidir.





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle