SOHBET

Cahili Sistemlerde Can ve Namus Emniyeti Yoktur
YAZI BOYUTU :

Sabiha ATEŞ ALPAT

Kur’an-ı Kerim’de cahil, cahiliyye ve cehûl kelimeleri; farklı ayetlerde birbirinin müradifi olan keyfiyetleri ifade için kullanılmıştır. Cehalet; sadece bilgisizlik değil, düşüncesizce hareket etmeyi, vahye değil zanna ve hevâya tabi olmayı beraberinde getirir. İmam Rağıb el-İsfehanî;  ‘cehl’ fiilinin, birbiriyle münasebeti bulunan  üç keyfiyeti ifade için kullanıldığını izah etmiştir. Birincisi: Nefsin bilgiden mahrum olmasıdır. İkincisi: Hakikatın zıddı olan bir şeye inanmaktır. Üçüncüsü: Bir konuda yapılması gerekenin aksini yapmak veya hakkı inkar etmektir. Cahil; ilimden mahrum olan, davranışları olgun olmayan ve kendini  bilmeyen demektir ki, ‘cehl‘ fiilinin fail (özne) ismidir. Bunun dışında cahiliye, insanların hidayet rehberine sahip olmadıkları fetret devrini ifade için de kullanılmıştır. Câhiliyye; mükellefin Allah’ın hükümlerine değil de, kendi hevâ ve hevesine uyması, insanların koyduğu emir ve yasaklara, siyasî sistem ve düşüncelere inanmasıdır. Bu hakikat, nassla sabittir: Kur’ân-ı Kerîm’de: “Onlar hâlâ câhiliyye devri hükmünü mü istiyorlar? Gerçeği bilen bir millet için Allah’tan daha iyi hüküm veren kim var?” (El MâideSûresi:50)

 

Cahili Sistemlerde Can ve Namus Emniyeti Yoktur

TOPLUMSAL bir varlık olan insan, oluşturduğu topluma sahip olduğu inançları, değer yargıları ve kültürü ile yön verir ve bu unsurlarla yaşam tarzını belirler. Her toplumun kendine özgü yaşam tarzı, örfü, kültürü vardır. Bu toplumlar kendi aralarında çeşitli isimler alabilir, lakin İslâm nazarında toplumların iki ismi vardır: Cahiliye toplumu ve İslâm toplumu.

Cahiliyenin kendine has inancı ve yaşam tarzı, yönetim anlayışı, etik, sanat, edebiyat, kültür, aile, iffet anlayışı vardır. İslâm toplum nizamında inanç ve yaşam tarzı, yönetim/siyaset anlayışı, ahlak, sanat, kültür, aile, iffet bu nizamın kendine mahsus esaslarına dayanır. Aradaki temel fark cahiliyyede bütün değerlerin kökeni beşeri ideolojilerle sınırlıdır. İslâm’da ise temel ölçü vahyin/hakikain esas alınmasıdır. Olması gereken de budur. Çünkü Yaratan Allah’tır, mülkün sahibi O’dur. Bu hakikat, nass ile haber verilmiştir: “İyi Bilin ki yaratma da emir de O’nun hakkıdır. Alemlerin Rabbi olan Allah yücedir.” (A’raf:54). Câhiliyye, insanın Allah’ı gereği gibi tanımaması, O’na kulluk etmekten uzaklaşması, O’nun hükümlerine değil de, kişinin kendi hevâ ve hevesine uyması, insanların koyduğu emir ve yasaklara, siyasî sistem ve düşüncelere inanmasıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de: “Onlar hâlâ câhiliyye devri hükmünü mü istiyorlar? Gerçeği bilen bir millet için Allah’tan daha iyi hüküm veren kim var?” (Mâide:50) hükmü beyan buyurulmuştur. İslâm’ın hâkim olmadığı cemiyetler, câhili hayat tarzının yaygın olduğu cemiyetlerdir. Çünkü bu ortamlar İlâhî bilginin kaynağından mahrum olmayı beraberinde getirir. İslâm’ın gelişinden önceki dönemde yaşayan müşrikler Allah’a isyan etmiş, O’nun hükümlerine sırt çevirmiş bir toplum olarak son derece ilkel ve cahilce hayat sürüyorlardı.(1)

Şimdi modern cahiliyenin pençesinde can çekişen değerler, iffetin kaybedilmesi ve ailenin tahribi gibi unsurlar, cemiyet hayatının iflas etmesine vesile olmaktadır. Yazar Hüseyin Ece “Kur’an’da Temel Kavramlar” kitabında cahiliye hakkında şu açıklamayı yapmıştır: “İnsanların hevâlarına uyduğu, nefislerinin, isteklerinin kulu oldukları, Allah’ın hükümlerinin kabul edilmediği, çeşitli ilâhlara ibâdet edildiği, sömürü ve zulmün bulunduğu, kavmiyetçilik ve asabiyyetin (tarafgirliğin) yaygın olduğu, hüküm vermede hakkın ve adâletin uygulanmadığı her yer ve zamanda câhiliyye var demektir. Günümüzde de çeşitli yerlerde, tıpkı câhiliyye döneminde olduğu gibi Allah (c.c.)  unutulmuştur. O ve O’nun hükümleri hayata ve insanların işlerine sokulmamaktadır. O’nun gönderdiği hükümlere uyulmasını bir tarafa bırakalım; o hükümler, yani şeriat yanlış, eksik ve hatta çağdışı sayılmaktadır. Günümüz insanlarının çoğu, unuttukları âlemlerin Rabbi Allah’ın yerine sayısız ilâhlar ve putlar bulmuşlar ya da koymuşlardır. Tıpkı eski Arap câhiliyyesinde olduğu gibi sahte tanrılara ibâdet edilmektedir. Ölçüler İlâhî kaynaktan değil, hevâlardan alınmaktadır. Güçlünün borusu ötmekte, sözü geçmektedir. Zayıflar yine ezilmekte, insanlar haklarına yine gereği gibi kavuşamamaktadır. Kumar, zinâ, fuhuş, hırsızlık en geniş şekilde yapılmakta, içki su yerine içilmekte, ribâ (fâiz) ekonominin can damarı kabul edilmektedir. İslâm’ın günah dediği pek çok şey çağdaş ahlâk sayılmaktadır. Kadınlar yine alınıp satılmakta, açılıp saçılmaları kadın hakkı, çağdaşlık kabul edilmektedir.  Kısaca, Kuran’ın câhiliyye toplumu dediği müşrik toplumun anlayışı ve ahlâkı az bir değişiklikle günümüzde de aynen devam ediyor. Allah (c.c.), O’nun yüce hükümleri ve ahiret pek hesaba katılmıyor. Bu durum da ‘câhiliyye’den başka bir şey değildir.”(2) 

İçinde bulunduğu hali  ‘Modern hayat’ olarak  takdim eden ve cemiyet hayatını zehirleyen cahiliye zihniyeti, ne acıdır ki hükmünü icra etmektedir. İslâm’ın hakim olduğu toplumlar, modern değil medeni toplumlardır. Önce insan ve sahip olduğu doğal haklar güvence altına alınır, İslâm sisteminde güvence altına alınan beş zaruri maslahat ve emniyet insanın insanca yaşaması için olmazsa olmaz şart hükmündedir. Bir devlet İslâm devleti olmasa da en azından bir sosyal devlet olarak bu beş esası gözetmek zorundadır.

Bunları Kısaca İzah Edelim;

1. Akıl emniyeti

İnsan için aklın önemini izah etmeye hacet yoktur. Aklı zayi edici her şeyin yasak olması insanın korunması için elzemdir. Bu nedenledir ki içki, şarap başta olmak üzere akla zarar verici şeyler yasaklanmış, haram kılınmıştır. Modern cahiliyede “Modernlik” adına üretimi, satışı ve dolayısı ile kullanımı serbest olunca perişan olmuş gencecik bedenler sokak ortalarında insanlık izzetine yakışmayan durumlarda resmediliyorlar. İçkinin etkisiyle yapılan cinayetler, aile içi şiddet vs. saymakla bitmeyecek kötülükler... “Ey İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz. Şeytan şüphesiz içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi?” (Maide Sûresi: 90-91) Peygamberimiz (sav) ise “İçki bütün kötülüklerin anasıdır” (Taberani) buyurmuştur.

Madde bağımlısı olan gençlerin yaş sınırı ilkokul çağına düşmüş durumda. Günümüzde sadece içki de değil teknolojinin sınır tanımaz yükselişi ve teknoloji bağımlısı haline getirilen insanlar, teknolojik oyunlar ve aklı dumura uğratan site yayınlar rüşde ermemiş çocukların akıllarını kullanmaz hale getirmektedir. Yüz yıldır modern hayatın hakim olduğu bir toplumda yaşıyoruz. El insaf kimde huzur kaldı? Kim mutlu? Neden şiddetin önüne geçilemiyor? İçki fabrikalarının fazlalığı övünç kaynağı olan bir yönetimin ıslah etmesi mümkün müdür?

2. Can Emniyeti

Can dokunulmazdır. İslâmda haksız yere öldürülene karşılık kısas hükmü vardır. “Ey İnananlar! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı” (Bakara:178). Modern cahiliyede canın hiç bir ehemmiyeti yoktur. Kimin kimi niçin öldürdüğü belli değildir. Modern cahiliyenin topluma armağanı olan bu cinnet durumunun faturasını sadece mazlumlar çekmektedir. Allah’ın hükümlerini yönetimde istemenin adı gericilik, çocuk istismarı, zina, içki, kumar ilericilik öyle mi? İbrahim: “O halde, Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?” dedi”. (Enbiya Sûresi: 66-67).

3. Mal Emniyeti

İnsanın hayatını idame ettirebilmesi için bir takım ihtiyaçları vardır. Sahip olduğu mallar da hayatın idamesi için ihtiyaç duyduğu en önemli hususlardan biridir. Ve mal dokunulmazdır. Bu nedenle kul hakkını gasp çok büyük günahlardan sayılmış, hırsızlık, faiz vb. haksız kazançlar haram kılınmıştır. Aynı zamanda çalıştırılan işçinin hak ettiğinin, alnının teri kurumadan verilmesi gerektiği beyan edilmiştir. Beşer ideolojilerin insanlığa sunduğu hususlardan biri de mal emniyetsizliğidir. Çelik kasalarda dahi malı korumak mümkün değildir. Kısa yoldan köşeyi dönme düşüncesinin hakim olduğu yerde hak gasbının önüne geçilemez. İslâm’da sosyal adalet kadar sosyal yardımlaşma da önemlidir. Bu nedenle hırsızlık yapacak kadar ihtiyaçlı kimsenin kalmaması için zekat farz kılınmış ve yine bir çok ayette sadaka ve infak teşvik edilmiştir.

4. Din Emniyeti

İnsan inandığı dini yaşama hakkına sahiptir, bu nedenle dininin emniyette olmasına ihtiyacı vardır. İslâmi yönetim “Dinde zorlama yoktur” ayetinin gereği kimsenin din değiştirmesi için zorlama yapmaz. Kendi yönetimi içerisinde ilahi kaynaklı din mensupları kendi ibadetlerini yaparlar. Tebaasının emniyetini esas alır. Yaşadığımız coğrafyada çocuklarımızın din emniyeti de tehlikededir. Zira hurafe ve bidatler din diye sunulmakta, İslâm tüm yönleriyle öğretilmemektedir. 

5. Nesil Emniyeti

İnsan soyunun devamı için nesebin önemini izaha gerek yoktur. Nesebin korunması için en önemli etken nikah ile meşruluğunu tescillemiş aile yapılarıdır. “Sakın zinaya yaklaşmayın; doğrusu bu çirkindir, kötü bir yoldur.” (İsra Sûresi: 32) Zinaya götüren etkenler de zina gibi yasaklanmıştır. İslâm’ın hakim olduğu toplumlarda zina gibi zinaya sebebiyet veren tüm unsurlar yasaktır. Modern cahiliyede ise genelevler sistemler tarafından işletilir. Kız erkek flörtü normal bir durummuş gibi karşılanır. Günümüzde o denli yaygınlaşmıştır ki evlenmeye gerek duymayanların sayısı hızla artış göstermektedir. Her türlü gayrımeşru ilişkinin serbest olduğu bu çağda ilkokul çocukları dahi karşı flört yapıyor ve sıradan bir halmiş gibi davranabiliyor. Süt kardeşlerin evlenmesinde bir mahsur görmeyenler, aldatmalar sebebiyle kim kimin çocuğu olduğu belli olmayan vakalar ve sonuç olarak modern cahiliyenin berbat ettiği hayatlar... Avrupa yasalarına uyum sağlanması adına suç olmaktan çıkan zina ve suç olsa dahi zinaya verilen cezaların yetersizliği, zinanın artmasının en büyük sebeplerindendir. İffeti korumak zinaya giden yolun en büyük engelidir ama modern cahiliyede iffetsizlik alkışlanırken iffetli olan kınanır durumdadır. Modern cahiliyede namus kavramı yoktur. Çocuklar bile namus konusunda emniyette değillerdir. Çocuk istismarı neticesinde kararan hayatlar, bedbaht olan aileler artık gün geçmiyor ki haberlerin konusu olmasın.

İslâm sosyal nizamında işte bu beş husus öncelikli olarak sağlanır. Toplumsal huzurun şartlarıdır bunlar. Aile saadetinin temel taşlarıdır bunlar. Kişisel sınırların korunmasının adıdır bunlar. Nesebi korumanın, iffetin korunmasının yoludur bunlar. İki toplum vardır: İslâm toplumu ve cahiliye toplumu. İki çeşit kanun vardır: İlahi kanun ve cahili kanun. Ve Rabbimiz buyuruyor: 

“Onlar, cahiliye dönemi hükmünü mü arıyorlar? İyice bilen bir toplum için Allah’tan daha iyi hüküm veren kim vardır?” (Maide Sûresi: 50)

____________________

(1) Şamil İslâm Ansiklopedisi. A. Ağırakça.

(2) Kur’an’da temel Kavramlar. Hüseyin K. Ece





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle