SOHBET

Ümmetin Anneleri
YAZI BOYUTU :

Sabiha ATEŞ ALPAT

Sahih ve tahkiki İman, insanı terbiye ettiğin için bazı meziyetler ve vasıflar kazandırır. Kadın açısından kazandırdığı en önemli vasıflardan birisi hiç kuşkusuz “Ana’lık” vasfıdır. Kur’an-ı Kerim’de davranışı örnek gösterilen hanımlardan biri İmran’ın karısıdır. O’nun evlâdını Allah’a adadığını haber veren âyet-i kerime mealen şöyledir: “İmrân’ın karısı (Meryem’in annesi) şöyle demişti: “Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten ve (niyetimi) bilen sensin”. Bir ana çocuğunun öncelikle ahiretini düşünmelidir. Dünyalık sınavlarda gösterilen hassasiyetin daha fazlası kulluk sınavını geçsin diye gösterilmedikçe ‘Ana ‘olmanın hakkı verilmez, verilemez. Allah’ın emirleri karşısında teslimiyet ve tevekkül örneklerinden birisi de Hz. Musa’nın annesidir. Yapılması istenen emir zordur, çocuğu sandala koyup nehre bırakması istenmişti kendisinden. Örnek analardan biri de Hacer anadır!. Ana olmak salih ve muttaki bir kul yetiştirmenin kaygısını çekmektir. 

 

Ümmetin Anneleri

“EY insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Sizin Allah nezdinde en üstün olanınız, şüphesiz takvaca en ileri olanınızdır. Muhakkak ki Allah her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.”(1) İnsanı bir erkek ve bir dişiden yaratan Allah (cc), yaradılış gayesini bildirmiş; “Ben cinleri de insanları da ancak bana kulluk etsinler diye yarattım”(2) buyurarak, bu gaye yönünde vazifeler vermiştir. İmanını ikrar eden bir insan, artık imanın emrine girmiş demektir. “De ki: Eğer mümin iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor!”(3) İmanı amir kendisi de memurdur. İman, insanı terbiye ettiğinden insana bir takım meziyetler ve vasıflar kazandırır. Kadın açısından kazandırdığı en önemli vasıflardan birisi hiç kuşkusuz “Ana’lık” vasfıdır. Bu önemli vasfın idolleri de gerek Kur’an’da ve gerekse tarihin öne çıkardığı şahsiyetlerde örneklendirilmiştir. Çünkü her iman eden kadın kendi çağından sorumludur. Yaşadığı çağa, imanın şahitliğini yapması en önemli vazifelerindendir (farz). Aynı zamanda “Ana” olmak doğurgan olmakla birebir alakalı değildir. “Cennet anaların ayakları altındadır” müjdesi doğurganlar için değil bilakis ümmetin çocuklarına sahip çıkıp kul yetişmeleri konusunda kendisinden istenen çabayı ortaya koyanlar içindir. “Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hıristiyan veya Mecusi yapar.” (4) Çağımızda ise ana ve babaların olması gereken çabanın yetersizliği sebebiyle İslâm fıtratı üzere doğan çocuk deist, laik, demokrat, feminist ya da modernist olabiliyor. Hiç kuşkusuz bunun en önemli sebeplerinden birisi beşer ideolojilerinin eğitim sisteminde olan çarpıklıktır ama İslâm fıtratına aykırı eğitim sistemine teslim edenler de bunun müsebbibi değil midirler?!. Fıtrata aykırı yetişen nesil de iş başına geldiğinde toplumu ifsad ediyor.” İş başına geçince yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışan kimseler vardır. Allah bozgunculuğu sevmez”.(5) Halkı Müslüman olan ülkelerin durumu ortada. Yetişen neslin durumu herkesin malumu. Fıtratından uzak , fıtratına yabancı neslin hız kesmeyen tatminsizliği her türlü sapkınlığı denemeye itiyor gençleri. Tatminsizlik hız kesmeyecek, çünkü kendisine yabancılaşan insanı hizaya sokan şey özüne dönmesinden başka bir şey değildir. Bu hususta “Ana” vasfı olan kadına çok büyük görevler düşmektedir. İşi, neslin yetişmesidir. Görevi kul yetiştirmektir. Neslin ıslahıdır. Görevi için can siparene çaba sarf eden kadının illâki doğurgan olması şart değildir; “Ayakları altına cennet serilecektir”. Hz. Asiye bunlardan biridir.Ayette şöyle buyrulmuştur; “Göklerin ve yerin hakimiyeti Allah’a aittir. Dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları bağışlar, dilediğine erkek çocukları. Veya erkekler ve kızlar olarak çift verir. Dilediğini de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi bilen ve güç yetirendir”(6)

Nesle sahip çıkması gerekiyor ki ayakları altına cennet serilsin. Çağa “Analık” vasfıyla şahitlik edecek, damgasını vuracak ki görevini ifa etmiş olsun. Her çağın mü’mini bulunduğu çağdan sorumludur. Yolunu aydınlatsın, şaşkınlığını gidersin ve ne yapması gerektiğini bilsin için örneklendirilmiş hanımlara işaret edilmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır ki;Sadece çağlarına değil kıyamete kadar tüm “Analara” özgün halleriyle yol gösterici ve örnek, öncü, önder oldular taaa kıyamete kadar...

Ayakları altına cennet serilmiş o hanımlar yaptıklarıyla hedefi rıza-i îlâhi olan her ananın yolunu ışıtmaya devam ediyorlar. Kur’an’ın işaret ettiği o hanımlardan biri İmran’ın karısıdır. Evlat sahibi olmak istemiştir ama “De ki: Benim namazım, ibâdetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir.”(7) ayetinin işaret ettiği bir ruhla.

“İmrân’ın karısı (Meryem’in annesi) şöyle demişti: “Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten ve (niyetimi) bilen sensin”.(8)

Her kadın gibi çocuk isteği ağır basmış ve çocuk sahibi olmak istemiş ama, “adadım” rızan için diyerek tüm analara çocuk sahibi olmak isterlerken niyet ve eylemlerinin ne olması ve nasıl olması gerektiğini öğretmiştir. Bir ana çocuğunun öncelikle ahiretini düşünmeli. Kul olmanın gerekleri, Tevhid ve şirk. İman ve ihsan vb farzı ayın ilimler yaz aylarına sıkıştırılmış bir aylık programlarla öğretilemez. Dünyalık sınavlarda gösterilen hassasiyet ve gayretin daha fazlası kulluk sınavını geçsin diye gösterilmedikçe ‘Ana ‘olmanın hakkı verilmez, verilemez. “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.”(9)

Allah’ın emirleri karşısında teslimiyet ve tevekkül örneklerinden birisi de Hz. Musa’nın annesidir. Yapılması istenen emir zordur, çocuğu sandala koyup nehre bırakması istenmişti kendisinden.

Evlada dair ne emir varsa tevekkül ve teslimiyetle karşılanmalıydı. Tüm çağlar için geçerliydi bu. Allah (cc) evlada dair hangi emri göndermişse dünyalık kaybı dikkate almadan, tam bir teslimiyetle teslim olan anaların ayakları altına cennet vaad edilmiştir. 

Örnek analardan biri de Hacer anadır!. Çölde tek başına İsmail’in ihtiyacı için say etmenin, cehd etmenin anaya düşen görevini öğretiyordu tüm çağlara. Sonuna kadar cehd. İsmail ile zem zem buluşana kadar... İsmail’ler tevhidle, namazla, iffetle buluşana kadar koşmanın adıdır Hacer olmak, yani ”Ana” olmak.

Ana olmak sağlıklı bir kul yetiştirmenin kaygısını çekmektir. Çocuğun bedensel, ruhsal ve sosyal gelişim evrelerinde ilimle, eğitimle pedagojik formasyona uygun hareket becerisini taşımak ana olmanın sorumluluklarından biridir.

a. Çocuğa kendini tanıtmalı ve kendinden gocunmaması gerektiği öğretilmelidir.. Kendinden razı olmalıdır evlatlar. Özellikle kimlik konusunda kompleksli yetişmemelidir. Hem Müslüman hem modernist olmaya çabalayan (ya da bocalayan mı demek lazım) bir kimse tercih ettiği inançtan razı değil demektir. Tercihinden utanmamalıdır. Körü körüne Batı’yı taklit eden, Batılı olmayı onur zanneden genç yığınlar hangi Hanne’lerin(!) eseridir. 

b. Çocuklara duygularını tanıtmalı ve imanına göre duygularına yön verebilmesi öğretilmelidir. Çağrıldığı kötülüklere karşı imanını siper edebilmesi, duygularını imanının emrine vermesi için iman eğitiminden geçirilmelidir.

Lokman suresi 13- 18 ayetler ebeveynin evladına vereceği talim ve terbiye konusunda sıralama yapmaktadır;

“Lokman, oğluna öğüt vererek demişti ki: Yavrucuğum, Allah’a şirk koşma, çünkü şirk çok büyük bir zulümdür. İnsana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu sıkıntıdan sıkıntıya düşerek karnında taşıdı. Sütten kesilmesi de iki yılı buldu. Şükret bana ve anne ve babana. Bana’dır dönüş! Eğer seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi, bana ortak koşman için zorlarlarsa sakın onlara itaat etme, onlarla dünyada hoşça geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz yine banadır. Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim. 

(Lokman:) Yavrucuğum, bir hardal tanesi ağırlığınca bir şey yapsan, büyük bir kayanın içinde veya göklerde veya yerin dibinde bile olsa, Allah onu ortaya çıkarır. Allah’ın lütfu boldur, herşeyden haberdardır. Yavrucuğum, namazını kıl, iyiliği emret, kötülüğü engelle, başına gelene sabırlı ol. Çünkü bunlar, yapılması gereken işlerdir. 

Halktan yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek çalımlı yürüme! Çünkü Allah, övünen ve büyükleneni sevmez. 

Yürüyüşünde tabii ol.. Sesini kıs, çünkü seslerin en çirkini eşeğin anırmasıdır.”(10)

Dikkatli incelendiğinde ayetler sırasıyla iman, ahlâk, amel, sosyal sorumluluk, akraba hukuku gibi konularda eğitimin yolunu göstermektedir. Kadına ise bu konularda başat rol düşmektedir. Üstelik sadece doğurduğuna değil ümmetin tüm evlatlarına... Çünkü Ana olmak doğurmakla alakalı değildir. Kadına yüklenen misyonu omuzlayıp ifa etmekle alakalıdır...

___________________

(1) Hucurat Sûresi: 13

(2) Zariyat Sûresi: 56

(3) Bakara Sûresi: 93

(4) Buhari

(5) Bakara Sûresi: 205

(6) Şura Sûresi: 49-50

(7) Enam Sûresi: 162

(8) Ali İmran Sûresi: 35

(9) Tahrim Sûresi: 6

(10) Lokman Sûresi:13-19





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle