RÖPORTAJ

Siyonist İsrail’in Şifreleri ve Gazze’de Yaşanan Dramın Tahlili
YAZI BOYUTU :

Filistin'de yaşanan son gelişmelerle ilgili olarak Hüsnü Aktaş hocamızla ropörtaj:

Siyonist İsrail’in Şifreleri
ve Gazze’de Yaşanan
Dramın Tahlili

Soru: Gazze'de son yılların en büyük insanlık trajedilerinden birisi yaşanıyor!.. Bazı medya aydınları, ‘yaşanan bu trajedinin, Şubat ayında İsrail’de yapılacak olan seçimleri ilgili olduğunu iddia ediyorlar.. Bu iddianın nesnel bir dayanağı var mıdır?

Hüsnü Aktaş: Hafıza sahibi olan insanoğlunun ‘geçmişte yaşanan hadiseleri hatırlaması’ ve içinde bulunduğu halin muhasebesini yapması mümkündür. Gazze'de yaşanan hadiseler ile İsrail’de yapılacak seçimlerin hiç ilgisinin olmadığını söylemek kolay değildir. Askeri operasyonların her seçim döneminde tekrarlanması, elbette tesadüf olamaz. Terörist olmakla övünen Menahem Begin; 1981 yılında yapılan seçimlerden kısa bir süre önce, Irak nükleer santralın bombalanması emrini vermiştir. Sabra ve şetilla mülteci kamplarında işlenen cinayetler de seçim dönemine rastlamıştır. Şimon Perez 1996 seçimleri öncesinde Lübnan'a karşı düzenlenen 'Gazap Üzümleri' operasyonunun emrini vermiştir. Bugün de Tzipi Livni ile Ehud Barak, klasik hale gelen Siyonist tezgâhı kullanmaktadırlar. Ancak Gazze'de yaşanan insanlık trajedisini, sadece Şubat ayında yapılacak olan seçimlerle açıklamak kolay değildir. Tuğyana dayanan zalim politika, devlet terörünü ve çirkin fiilleri beraberinde getiren bir felâkettir. Başta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi olmak üzere; bütün uluslararası kuruluşların, ‘temerküz kampı’ haline getirilen Gazze’de işlenen cinayetleri görmemezlikten gelmeleri, sadece seçimle ilgili bir hadise değildir. 2006 Yılının Haziran Ayında yaşanan hadiseleri hatırlayalım. O tarihte siçim sözkonusu değildir. İsrail’in terör mangalarının; başta Gazze şeridi olmak üzere, bütün Filistin topraklarını kan gölüne çevirdiklerini ve işledikleri cinayetleri “Hamas- El Fetih Çatışması” haberleriyle örtbas etmeye çalıştıkları malûmdur. Illuminati Çetesi’yle dirsek temasında olan Reşid El Subbak’ın “Koruyucu Güvenlik Birimi” ile siyonizmin emellerine hizmet eden “Acil İntikam Mangası” Hamas’ın önde gelen liderlerine karşı suikastlar düzenlemişlerdir. ABD’nin ve İsrail’in desteğini alan Muhammed Dahlan’ın; Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı tahrik ettiğini ve HAMAS’ı köşeye sıkıştırmak için tuzaklar kurduğunu unutmamak gerekir. FKÖ lideri ve Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat’ı zehirleyenler de Muhammed Dahlan’ın ekibidir. Halen Mısır’da yaşayan Muhammed Dahlan’ın, Gazzeli müslümanlar için hayati öneme haiz olan ‘Refah Kapısı’nın açılmaması için elinden gelen gayreti sarfettiğini gizlemenin bir anlamı yoktur. Dolayısıyla Gazze’de yaşanan trajedinin bir değil, birden fazla sebebi vardır. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın görev süresinin 9 Ocak 2009 tarihinde sona ermesi, Şubat ayında İsrail’de yapılacak seçimlerden daha önemlidir. Bu şartlar altında Filistin’de seçim yapılamıyacağına göre; bulunduğu makamını korumak için İsrail ‘in emellerine hizmet eden bu zalim politikacı, görevine devam edecektir!..

Soru: Bundan altı yıl önce, dünya siyasetine yön veren dört devletin lideri biraraya gelmiş ve kendi ifadelerine göre bir ‘yol haritası’ hazırlamışlardı. BM, AB, ABD ve Rusya (Ortadoğu Dörtlüsü) 26 Haziran 2007'de tam yetkiyle Filistin sorununda arabulucu seçtiği, eski İngiltere Başbakanı Blair'in hiç sesi çıkmıyor. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile İsrail Başbakanı Ehud Olmert'i, 27 Kasım 2007 tarihinde yapılan ‘Annapolis Konferansı'nda bir araya getirenlerin de hiç sesi çıkmıyor? Bu manzarayı nasıl değerlendirmemiz gerekir?

Hüsnü Aktaş: Seküler-Kapitalist dünya sistemini ayakta tutan ve ‘Illuminati Çetesi’ne hizmet eden devlet adamlarının ne insafı, ne vicdanı vardır. Dünyanın beşte birini teşkil eden nüfusuyla, bütün ülkelerin kaynaklarını sömürmekte, insanlığın geri kalan kısmını açlığa, yoksulluğa ve iç savaşlara mahkûm etmektedirler. Seküler-Kapitalist sistemin, insanlığı esir aldığını söylemek mümkündür. İsrail'in Gazze'de estirdiği terör ‘Illuminati Çetesi’nin kurduğu Siyonist bir tezgâhtır. Ortadoğu Dörtlüsü'nün (BM, AB, ABD ve Rusya) 26 Haziran 2007'de tam yetkiyle Filistin sorununda arabulucu seçtiği, eski İngiltere Başbakanı Blair'in hiç sesi çıkmaması, siyonist efendilerinin talimatıdır. 30 Nisan 2003'te Filistin sorununun çözümü için "Yol Haritası" hazırlayan Dörtlü, ‘İsrail’in Vahşetini’ kınama cesaretini bile gösteremiyorlar. Hazırladıkları yol haritasını takdim ederken, şu iddialarda bulunuyorlardı:
"2005'e kadar iki ayrı devlet temelinde Filistin-İsrail sorununa kalıcı çözüm getireceğiz. En geç 30 Mayıs 2003'e kadar teröre ve şiddete son verilecek, Filistinliler'in normal hayata başlamaları sağlanacak ve Filistin'de devletin altyapı kurumları oluşturulacaktır. Önümüzdeki Haziran-Aralık 2003 döneminde geçici sınırlarla belirlenmiş, bağımsız Filistin devleti kurulacaktır. Daha sonra 2004-2005 döneminde kesin ve kalıcı statüyü belirleyen anlaşma imzalanacaktır.
“Gazze'de yaşayan 1.5 milyon insanın üzerine, havadan, denizden ve karadan ölüm yağıyor; kendini "Filistinliler'in insanca yaşamlarının küresel güvencesi" ilan eden Ortadoğu Dörtlüsü, bu manzarayı seyretmekle meşguldür.Bundan iki yıl önce "Filistin sorununu çözme zamanı geldi" diyerek 27 Kasım 2007'de Annapolis Konferansı'nı toplayan güçlerin yerinde yeller esiyor!..
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile İsrail Başbakanı Ehud Olmert'e imzalattıkları bildiride, çok iddialı hedeflerden bahsediyor ve şöyle diyorlardı:
"Halklarımız arasında onlarca yıldır süregelen, masûm insanların ölümüne ve tarifi imkansız acıların yaşanmasına sebeb olan çatışmalara son vermeye kararlıyız. Özgürlük, güvenlik, adalet, onur, saygı ve karşılıklı tanıma çağını başlatacağız. En geç 2008 sonuna kadar barış anlaşmasını gerçekleştireceğiz." Gazze’de yaşanan trajedi, bütün bunların birer ‘kuyruklu yalan’ olduğunu göstermektedir.

Soru: Kendisini ‘Haçlı Savaşı’nın Başkomutanı’ ilân eden George W. Bush ve yeni muhafazakar (none-con) ekibin Beyaz Saray’daki günleri sayılı!.. Önümüzdeki günlerde Barack Obama’nın Beyaz Saray’a yerleşmesi söz konusu!.. Bazı siyaset uzmanları ‘İsrail’in bu geçiş dönemini dikkate aldığını’ iddia ediyorlar. Gazze’de yaşanan katliamın, bu geçiş dönemiyle bir ilgisi var mıdır?

Hüsnü Aktaş: Gazze’de yaşanan katliamın, ABD’de yaşanacak olan iktidar değişimiyle bir ilgisi yoktur. Bazılarının zannettiği gibi İsrail, ABD tarafından yönetilen bir devlet değildir. Aksine ABD’de faaliyet gösteren ‘Musevi Lobisi’ , dünya siyasetine yön verebilecek imkanlara sahiptir. Barack Oboma’nın, Musevi Lobisiyle yakından irtibatlı olan Rahm Emanuel’i ‘Beyaz Saray Sekreterliği görevine getirdiği malûmdur. Rahm Emanuel, liberal görüşlerine rağmen Demokrat Parti içerisinde sert bir İsrail yanlısı Yahudi olarak bilinmektedir. Obama’nın danışmanı David Axelrod da ‘Chicago Yahudi Cemaati’nin en önemli simalarındandır. İlluminati Çetesi’nin önde gelen isimlerinden Zbigniew Brzezinski’nin, Barac Obama’nın seçim kampanyalarına katıldığını unutmamak gerekir. Siyaset uzmanı Niall Ferguson ‘Dünya Savaşı’ isimli kitabında; Birinci ve İkinci dünya savaşları döneminde ortaya çıkan ekonomik ve politik gelişmeleri incelemiştir. Tesbitine göre, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı, Birinci Dünya Savaşı’nın zaruri bir sonucudur. Aynı zamanda bu ekonomik kaos, İkinci Dünya Savaşı’nın sebebi olmuştur. Bu tesbitin doğru olduğunu kabul edenler, son aylarda yaşanan küresel kaosun da yeni bir ‘Dünya Savaşı’na sebep olabileceğini ileri sürmektedirler. Ancak yaşanan ekonomik kaos; ABD’nin önce Afganistan’a, sonra da Irak’a karşı başlattığı kirli savaşın tetiklediği bir kaostur. Gazze’de yaşanan katliam da yeni bir hadise değildir. İsrail’in yıllardır devam ettirdiği ‘Soykırım Politikası’nın yeni bir safhasını teşkil etmektedir.

Soru: BM Güvenlik Konseyi ve Arap Birliği gibi uluslararası kuruluşların sözcüleri, terörist İsrail Devleti’ni ‘kınama’ cesaretini bile gösteremiyorlar. Bunun sebebi nedir?

Hüsnü Aktaş: Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın, ikinci dünya savaşı’nın galipleri tarafından kurulduğunu unutmamak gerekir. BM, IMF ve Dünya Bankası üçgenine dayanan, daha açık bir ifadeyle şeytan üçgeni haline gelen siyasi-mali düzenin patronu Amerika’dır. BM Güvenlik Konseyi, bir anlamda ‘Amerika’nın Sesini’ dünyaya duyuran bir teşkilattır. Arap Birliği meselesine gelince: Lübnan’da yayınlanan bir gazetede, ilginç bir tesbite yer verilmiştir:
"Bir Arap ülkesinin devlet başkanı ‘Arap Birliği zirvesinin acilen toplanması’ için yardımını isteyen bir başka Arap ülkesinin prensine şu cevabı verdi: 'Zirve İsrail'in Gazze'ye saldırısına son verdirebilecek mi? Geçmişteki tecrübeler bize İsrail'i, ABD'nin onayını almış bir operasyondan hiçbir gücün alıkoyamayacağını gösterdi. Ne Güvenlik Konseyi bir şey yapabilir, ne de Arap Birliği gibi bölgesel oluşumlar. O nedenle zirve boşa kürek çekmek olur." Bilindiği gibi İsrail’in hava saldırısından hemen sonra, Kahire'de toplanan Arap Birliği Parlamentosu'nda Gazze’de yaşanan insanlık trajedisi ele alınmıştır. Görüşme sırasında Irak ve Libya temsilcilerinin Mısır'ı ‘Gazze'deki katliama ortak’ ilan etmesi, Mısır'ın tepkisine sebep olmuştur. Arap Parlamento Başkanı Muhammed Casim El Sakkir'in, "Yıllardır Filistin davasını savunan Mısır, İsrail ile anlaşarak Filistinlilere komplo kurmuştur. Gazze'de yaşanan katliama Mısır’ın da ortak olduğunu düşünüyorum" demesi üzerine, Mısırlı üye Mustafa El Fikri, şu tehditte bulunmuştur: " Bazılarının Mısır'ı hainlikle suçlamaları, Mısır'ı Arap denkleminden dışarı çıkarabilir."

Soru: Her savaşın bir bedeli vardır. Bizim şer gibi gördüğümüz hadiselerin, değişik hayırlara vesile olması da mümkündür. Gazze’de yaşanan bu trajedinin muhtemel neticeleri ne olabilir?

Hüsnü Aktaş: Hevâlarını ilâh edinen ve keyiflerini kanun haline getiren müstekbirler; tarihin her döneminde, insanların can, mal, akıl, nesil ve din emniyetlerini tahrip etmişlerdir. İnsanlara iyilikleri emreden ve onları kötülüklerden alıkoymaya gayret eden müslümanların; yeryüzüne hâkim olan ‘Medeni Vahşet’ düzenine karşı, elleriyle, dilleriyle ve kalpleriyle mücadele vermeleri zaruridir. Bu mücedelenin; hem müslümanların içinde bulundukları şartlara, hem de maslahata ve hikmete uygun olması gerekir. İçinde yaşadığımız alem ‘imtihan’ dünyasıdır. İmtihanın getirdiği problemleri gözünde büyütmeyen, şikayeti ve sızlanmayı bir kenara bırakan müslümanların; tuğyan eden güçlere ve tağuti iktidarlara karşı verilecek mücadelede, bütün imkanlarını seferber etmeleri şarttır. Kıyametten önce yaşanacağı haber verilen büyük savaş; hem siyonist müstekbirlerin, hem de onlarla işbirliği yapan tağuti güçlerin hezimetiyle sonuçlanacaktır.

6 OCAK 2009 Misak Dergisi ANKARA


19. Dönem Abone Kayıtları Devam Ediyor...
Sadece Abonelere Gönderilen Aylık İslâmi Eğitim Dergisi

Akaid, tefsir, hadis, fıkıh, sosyal sistem ve İslâmi siyaset konularında mektep olan Misak Mecmuası, hizmetine devam etmektedir. Yayın siyasetini; velâyet hukukunun korunması ve fütüvvet ahlâkının yerleştirilmesi esasına göre tanzim eden bu mecmua, Allahü Teâla (cc)’nýn inâyeti ve abonelerinin gayretiyle ondokuzuncu hizmet yılına girmiştir.

Dergimiz gazete bayilerinde ve kitapçılarda satılmaz.

Yurt içinden abone olmak için; bir yıllık abone ücretini (60 YTL.)
en yakınınızdaki PTT’den posta çekiyle Misak’ın 499943 no’lu hesaba yatırmanız yeterlidir.
EFT için: Karar Basın ve Yayıncılık A.Ş., Türkiye İş Bankası, Necatibey Şubesi, 4222 0281957


 

 

 

 

 





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle