Misak Yayınları

İncillerin Hikayesi
YAZI BOYUTU :

N. Mehmet SOLMAZ

 

 

Küçük Boy,
Şamua iç kağıt,
222 Sayfa
18,75 TL.

ISBN 978-975-7719-58-8

 

 

Her din mensubunun kendi inancının hak olduğuna inanması ve bunu başkalarına ulaştırmaya çalışması gayet normaldir. Ancak günümüzde ‘misyonerlik’ tebliğ faaliyetiyle sınırlı olan bir hadise değildir. Özellikle Endülüs’ün müslümanların elinden geri alındığı yıllarda gündeme giren ‘Reconquista’ hareketiyle başlayan, Engizisyon Mahkemeleri'yle yeni bir boyut kazanan ve ünlü rahip Raymonde Lulle tarafından dini bir kurum haline getirilen misyonerlik, insanları Hıristiyan yapmak için her yolu meşrû kabul eden ve Hıristiyanlığı kabul etmeyenlerin öldürülmelerini müsamahayla karşılayan bir baskı kurumu haline dönüştürülmüştür. İsviçre’de bulunduğu yıllarda bir misyonerle tanışan ve bazı meseleleri müzakere eden N. Mehmed Solmaz Hocaefendi, elinizdeki ‘İncillerin Hikayesi’ isimli eseri kaleme almaya karar vermiştir. İkinci baskısında dizin eklenerek yeni bir düzenleme ile okurlarının karşısına çıkıyor.Bu eserin hayırlara vesile olmasını dileriz.


Kitabın ücretini (18,75 TL.) en yakınınızdaki PTT’den posta çekiyle
Misak’ın 499943 no’lu hesabına yatırdığınızda en kısa zamanda adresinize gönderilecektir.


TAKDİM

Hamd; Âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve din gününün sahibi olan Allahü Teâlâ’ya (cc), salât ve selâm, Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Efendimize (sav), temiz ehl-i beytine ve ashabına olsun! Tarih boyunca Allah’ın (cc) rızasını kazanabilmek için bütün imkanlarını seferber eden mü’minlere hayır dualar ederiz!

Tarih boyunca gönderilen bütün peygamberlerin; insanlara Allah’ın (cc) ayetlerini tebliğ ettikleri, ilâhi tekliflerin keyfiyetini öğrettikleri, insanlara iyilikleri emrettikleri ve hikmeti öğrettikleri, muhkem nasslarla haber verilmiştir. Herhangi bir ayırım yapmadan bütün peygamberlere iman etmek farzdır. Kur’an-ı Kerim’de “sünnetullah” terimiyle ifade edilen ve Hz. Adem’den (as) itibaren değişmeyen ilahi kanunu şu şekilde ifade etmek mümkündür: Allah (cc) her kavme; önce kendi içlerinden, kendi dilleriyle konuşan bir peygamber göndermiş, daha sonra kendilerine hidayeti veya dalâleti tercih etme mesûliyetini yüklemiştir. Kendilerine peygamber gönderilen kavimlerin, hidayeti tercih etmeleri mümkün olduğu gibi, hevâlarını ilâh edinmeleri de mümkündür. İslâmi literatürde münzel bir kitaba inanan, buna mukabil peygamberlerden bazılarını inkâr eden kimselere “Ehl-i Kitap” vasfı verilmiştir. İbn-i Abidin ‘Reddü’l Muhtar’ isimli eserinde, ehl-i kitabın keyfiyetini izah ederken şu tesbitte bulunmuştur: ”Ehl-i Kitap, yahudiler ile hıristiyanlardır. Bunlar Allahü Teâlâ (cc)’nın varlığını, birliğini, peygamberleri, şeriatları ikrar ve itiraf ederler. Fakat Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimizin peygamberliğini kabul etmezler. Bunların bazıları, Rasûl-i Ekrem Efendimizin peygamberliğini kabul ederler. Ancak bütün insanlara Peygamber olarak gönderilmiş olduğunu kabul etmezler. Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimizin peygamberliğini kabul etmedikleri için, Ehl-i Kitap da kafirdirler.
Yahudilerin ve Hıristiyanların ilâh inancının, münkirleri ve müşrikleri taklitten ibaret olduğu muhkem nassla haber verilmiştir: “Yahudiler; “Uzeyr Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar da: “Mesih (İsâ) Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla geveledikleri sözler olup, güyâ bununla, daha önce yaşayan inkârcıların sözlerini taklit ediyorlar.” (Tevbe Sûresi: 30) Bilindiği gibi Allah’ı inkâr etmek, O’na şirk koşmak, Allah’ın oğlu olduğuna inanmak ve O’nun sıfatlarını inkâr etmek, kişiyi küfre düşürür. Kitap ehlinin itikadi keyfiyete haiz iddialarından bazıları muhkem naslarla haber verilmiştir: “Şüphesiz, Meryemoğlu Mesih (İsâ), Allah’ın kendisidir” diyenler kâfir olmuşlardır. Halbuki bizzat mesih şöyle demiştir: “Ey İsrailoğlulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Çünkü kim Allah’a eş koşarsa, şüphesiz Allah ona cenneti haram kılar.” (El Mâide Sûresi: 72). “Allah şüphesiz üçün (üç Tanrının) biridir” diyenler kâfir olmuştur. Halbuki bir tek ilâhtan başka hiç bir ilâh yoktur.” (El Mâide Sûresi: 73) Bu âyetlerde, Allah (cc) hakkında küfrü gerektiren iddialar haber verilmiştir. İmam-ı Maturidi (rh.a) “Kitabû’t Tevhid” isimli eserinde, Hıristiyanların İsa-Mesih hakkındaki inançlarının birbirinden farklı olduğunu ifade etmiş ve şu tesbitte bulunmuştur: “Onlardan bir grup, Hz. İsa’nın iki ayrı ruhu olduğunu kabul etmiştir. Biri nâsûtî ruh olup muhdestir ve insanların ruhuna benzer, diğeri de lâhûtî olup kadîmdir ve Allah’tan bir cüzdür, bedende vâki olmuştur. Onlar. “Baba, Oğul, Rûhu’l-Kudüs’ten başkası yoktur” demişlerdir. Diğer bir grup cüzü değil, Mesih’teki ruhu Allah kabul etmişlerdir.

Son yıllarda Türkiye’de, misyonerlik faaliyetlerinin hızla arttığı ve büyük şehirlerde yeni kiliselerin açıldığı malûmdur.Önce kısaca misyonerlik teriminin keyfiyeti üzerinde duralım. Dilimize Fransızca’dan geçen misyonerlik (Missionnaire) terimi, ‘bir yere haber veya elçi göndermek’ anlamında kullanılan bir terimdir. Latince ‘missio’ kelimesinden türetilmiştir. Terim olarak kendi dinini başka birisine ulaştırma, yayma ve propaganda yapma gibi manalarına gelir. Daha özel anlamıyla, Hıristiyanlığı yaymaya yönelik örgütlü çalışmayı ifade eden bir terimdir. Her din mensubunun kendi inancınının hak olduğuna inanması ve bunu başkalarına ulaştırmaya çalışması gayet normaldir. Ancak günümüzde ‘misyonerlik’ tebliğ faaliyetiyle sınırlı olan bir hadise değildir. Özellikle Endülüs’ün müslümanların elinden geri alındığı yıllarda gündeme giren ‘Reconquista’ hareketiyle başlayan, engizisyon mahkemeleriyle yeni bir boyut kazanan ve ünlü rahip Raymonde Lulle tarafından dini bir kurum haline getirilen misyonerlik, insanları Hıristiyan yapmak için her yolu meşrû kabul eden ve Hıristiyanlığı kabul etmeyenlerin öldürülmelerini müsamahayla karşılayan bir baskı kurumu haline dönüştürülmüştür.

İsviçre’de bulunduğu yıllarda bir misyonerle tanışan ve bazı meseleleri müzakere eden N. Mehmed Solmaz Hocaefendi, elinizdeki ‘İncillerin Hikayesi’ isimli eseri kaleme almaya karar vermiştir. Bu eserin hayırlara vesile olmasını dileriz.

 

Misak Yayınları

 


 

Bir kaç söz...

 

1985 yılında Almanya’nın Neuss kentinde imamlık yaparken, cemaatimizden Samsunlu Temel Bektaş iş kazası yaptı, hastahaneye kaldırıldı. Hastahanede Edmondu adında bir görevli Temel kardeşlerimizle yakından ilgilenir, taburcu olduktan sonra da ziyaretine gelir.

Edmondu’yu mescidin lokalinde ağırladık. Hastamıza ilgi gösterdiğinden dolayı kendisine teşekkür ettik. Kendisi ile dinler konusunda sohbette bulunduk

Edmondu Hıristiyanlık konusunda bilgi sahibi idi. İslâm hakkında da bilgisi vardı. Aslında Edmondu bir Hıristiyan misyoneri idi, ayrılıp giderken Temel Bektaş kardeşimize Türkçe “Kitabı Mukaddes” hediye etti.

Temel Bektaş, Edmondu’nun hediye ettiği kitabı bana verdi. Kitabı Mukaddes’i dikkatlice okumaya başladım. İşçilerimiz misyonerlerin kendilerine verdiği kitapları getirdiler, onları da okudum.

Almanya’dan İsviçre’ye geçtim. İsviçre’de bulunduğum 1988-1992 yılları arasında elde edebildiğim diğer kitapları da okudum.

Türkiye’ye döndükten sonra merhum Delhili Rahmetullah Efendi’nin yazmış olduğu “İzhârulhak” kitabı başta olmak üzere, Hıristiyanlık üzerine yazılmış İslâmî kitabları da okudum..

Yıllarca devam eden araştırma ve çalışmalarımı üç kitap hâlinde yayınlamaya teşebbüs ettim.

İlk kitap, “Teslis=Üçlü Tanrı İnancı” adı ile Misak Yayınları tarafından yayınlandı.

İkinci kitap elinizdeki “İncillerin Hikayesi” adlı kitapdır. İncillerdeki çelişkileri açıklar.

*

İslâm ülkeleri; siyasî, iktisadî ve askerî baskının yanında yoğun bir şekilde misyonerlik faaliyetleri ile de karşı karşıyadır.

Hıristiyanlıştırma tehlikesi; siyasî, iktisadî ve askerî baskı altında kalma tehlikesinden daha tehlikelidir.

Hıristiyanlaşma ile kimlik değişiyor, benlik gidiyor, bizim insanımız başkasının insanı oluyor.

Gurbette ekmek parası peşinde koşan insanımızın misyonerlerin ağına düşme tehlikesinden endişe ederken, yargıtayın misyonerlik faaliyetlerini tamamen serbest bırakması ile Anadolumuzun da bu tehlike ile karşı karşıya kaldığını gördük….

Evinde, işinde, gücünde olan insanlar kim olursa olsun bizim düşmanımız değildir.

Ama seni dininden, Müslümanlığından çıkaracağım, seni Hıristiyan yapacağım diye gece gündüz durmadan çalışan, misyonerlik faaliyetlerinde bulunan insanlar da elbette dost olarak bakabileceğımız insanlar değildir.

Misyonerlik tehlikesinden korunmak için, misyonerliğin dayandığı Hıristiyanlığın ne olduğunu bilmede fayda vardır. Hazırladığımız kitaplar Hıristiyanlığın ilâhî bir dayanağı olmadığını, diğer bâtıl dinler gibi insan eseri bir din hâline geldiğini göstermektedir. Bu konuda çok yayına ihtiyacımız vardır. İnşâallah bizim yayınımız, yeni yayınlara öncü vazifesi görür.

Misyonerliğe karşı en sağlam tedbir, insanımızı Müslümanca yetiştirmektir.

Kanunî tedbir almakta da fayda vardır..

Yargıtay usûlü misyonerliğin önünü tamamen serbest bırakmak, ipleri şeytanın eline vermektir.

*

Avrupa’daki işçilerimiz bulundukları ülkelerde kalıcıdırlar.

Onların Müslüman kimliği ile nesillerini devam ettirmeleri, Müslümanca yetiştirilmelerine bağlıdır.

Maalesef gurbette yaşayan ikinci ve üçüncü kuşak insanlarımızın çoğu Türkçe’yi konuşmakta, okumakta ve anlamakta zorluk çekmektedir. Dini eğitimden de mahrumdurlar. Dördüncü ve sonraki nesillerin ne olacağı da belli değildir.

Türkiye’den gönderilen kitaplar gerek içerik ve gerekse dil yönünden faydalı olamamaktadır.

Bunlar için ihtiyaçları göz önünde tutularak sade, kısa öğretici ve eğitici özel kitaplar hazırlanmalıdır.

Bunlar için yine bulundukları ülkelerin dillerinde bol miktarda kitaplar yazılmalı, radyo ve televizyon programları yapılmalıdır. Özel radyo ve televizyonlar kurulmalıdır.

Bunlara Müslümanlığı, konferanslarla, gezilerle, kurslarla hatırlatılmalıdır. Bu konuda, hâmiyetperverlerle, hayırseverlerle o memleketlerde bulunan gurbetçilerin kurduğu örgütlerle devlet işbirliği yapmalıdır.

*

Gurbette doğmuş insanımıza asıl yapacağımız iş, onlara bulundukları ülkelerde açacağımız okul ve üniversitelerle eğitim ve öğretim vermek, onları Müslümanca örnek insan olarak yetiştirmek, üstün meslek sahibi yapmaktır. Asıl vazife budur.

Bu vazife ve hizmet hâmiyetperver, gayretli, ehliyetli, bilgili, dünya şartlarını bilen, Allah yolunun yolcusu erleri beklemektedir.

*

Bu eserimizi okuyucularımın bilgisine, ilgisine sunarken, aralarında huzurlu günler geçirdiğim, mescidleri Alman hükümeti tarfından ellerinden alınan, Neuss’da çalışan mağdur kardeşlerime, İsviçre’deki Schaffhausen Fatih Mescidi cemaatinin her birine şükranlarımı iletir, kitabın Müslümanlara da, Hıristiyanlara da faydalı olmasını, hepsini Muhammed (sav)’in doğru ve nurlu yolunda birleştirmesini Allah’tan niyaz ederim.

N. Mehmed SOLMAZ

5 Mart 2011 Ankara

 


 

İÇİNDEKİLER

Biz Müslümanların İnandığı İncil 15

Hıristiyanların İnandığı İnciller 16

Hz. İsa Zamanındaki İncil 16

İncillerin Yazılma Sebepleri 17

İnciller Nasıl Kabul Edildi? 19

Yok Edilen İnciller 20

Barnabas İncili 20

Dört İncil 21

İlham 25

Vatikanın 1962- 1965 Konsil Kararı 26

İnciller İlhamla Yazıldığını Yalanlıyor 27

İncillerdeki Çelişkiler 29

Meryem’in Gebe Kalışı 29

Hz. İsa (as)’nın Doğumu 31

Müneccimler, Kral Hirodes ve Mısır’a Kaçış 33

Hz. İsa (as)’nın Babadan Soy Ağacı Olabilir mi? 35

Farklı İki Baba Soy Ağacı 36

Yahya Peygamber 43

Vaftizci Yahya’nın Doğumu 43

Yahya’nın İsa’yı Vaftiz Etmesi 47

Yahya Aleyhisselamın Öldürülmesi 52

Yahya’nın Duası Gibi 56

Hıristiyanlık’ta Dua 58

Hıristiyan Duasında

Şirk var mıdır? 59

İsa Aleyhisselam’ı Şeytan’ın Denemesi 60

Yüzbaşının Hizmetçisi 64

Cinli Adam Hikâyesi 68

Kim İstedi 75

Kör Adamın Hikâyesi 77

Lânetlenen İncir Ağacı 80

Havariler Meselesi 82

Mukaddes Olanları Köpeklere Vermeyin 90

Çocukların Ekmeğini Köpeklere Vermek 92

Ne Kötü Bir Davranıştır 95

Yahudilerden Hıristiyanlığa Geçen Irkçılık 97

Sağ Yanak Meselesi 99

İslâm’da İnsanın Değeri 100

Murdar Eller 101

Hıristiyanlıkta Temizlik Var mıdır? 105

Ah Nerede Yüzünü Yıkamayan Dedelerimiz? 107

İslâm Dininde Temizlik 110

Başkasının Malına Zarar Vermek Var mıdır? 112

Allah mı Dedi, Musa mı? 114

Evlilik 116

Tarihte İğrenç Olaylar 119

Amsterdam 121

Kutsal Felaket 122

Rahipler, Tecavüz Davasında

85 Milyon Dolar Ödeyecek 123

Kilisede Ahlâki Çöküntü 123

2500 Sapık 124

Papazların Yüzde 30’u Homoseksüel 124

Rahip de Senin ve Benim gibi Bir İnsandır 125

Cinsel Arzu Evlenmeyi Gerektirir 127

Boşanmak 129

Zina 131

Bir Zina Şekli 133

Zinakâr Kadın 134

Anarşiyi Kim Önleyecek? 136

Hadımlık 137

Kısırlık 139

İsa Eşeğe mi Bindi, Sıpaya mı? 141

İsa, İbadet ve Mabed 146

Bu Konuşma Niye Yoktur 150

Ekmek- Şarap Âyini 152

Ekmek ve Şarap Âyininin Dayanağı 155

Çarmıha Gerilmeden Önce 158

Çarmıhta 162

Çarmıhta Can Verirken 169

İsa Çarmıha Gerildi mi? 174

İsa’nın Gömülmesi 182

İsa’nın Dirilişi 186

Milletleri Şakirt Edinmek 190

Olağanüstü Yetkiler 192

Kalvin’in Ölüyü Diriltmesi 194

Babanın Sağına Oturmak 195

Sonradan Eklenen Bölüm 196

Günâhları Bağışlama 197

Günâhların Affedilmesinin Safhaları 198

Günâh Çıkarmanın Zararları 199

Vaftiz Aslî Günâhı Silip Süpürüyormuş 201

Kuzularımı Otlat 203

Barış mı Getirdi, Kılıç mı? 204

İsa Hükmedecek mi,

Hükmetmeyecek mi? 204

Edebe Aykırı, Irkçılığı,

Şiddeti Telkin Eden Sözler 205

İnciller Nasıl Sona Eriyor? 207

İnciller Zamanın Şartları

İcabı Yazılmış Kitaplardır 208

Konu ile İlgili

Kur’ân-ı Kerim Ayetleri 211

İncil 213

Hahamlar ve Rahipler  213

İsa (as)’ın Müjdesi 214

KAYNAKLAR 216

DİZİN 217





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle