HABER YORUM

Garip Bir Grup ve Sürpriz Bir Operasyon...
YAZI BOYUTU :
Terör bağlantıları deşifre olan Adnan Oktar örgütünün, FETÖ ve İsrail ile ilişkilerindeki finans yapılanması da gün yüzüne çıktı. İncelemeler sonucunda, Adnan Oktar örgütü ile bağlantılı 86 şirket belirlendi. Şirketlerin tamamına kayyum atanırken, binlerce evrakın incelemeye alındığı bildirildi. Öte yandan, Adnan Oktar örgütü ile bağlantılı olan iki vakıf ve bir derneğe de el konulduğu ifade edildi. El konulan vakıfların Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı olduğu öğrenildi. İstihbarat elemanları tarafından 2 yıl boyunca teknik ve fiziki takibe alınan örgütün gelirlerindeki usulsüzlükler, MASAK incelemesiyle netlik kazandı. Adnan Oktar  grubuna yönelik operasyonda suçlamalar arasında casusluk faaliyetleri de vardır. Mason üstadı olan Oktar’ın İsrail yakınlığının boyutları soruşturma konularından birisi oldu. 
 

Garip Bir Grup ve Sürpriz Bir Operasyon...

 
İSTANBUL Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce, Adnan Oktar ve örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda, ayrıntılar ortaya çıkmaya devam ediyor. Terör bağlantıları deşifre olan Adnan Oktar örgütünün, FETÖ ve İsrail ile ilişkilerindeki finans yapılanması da gün yüzüne çıktı. İncelemeler sonucunda, Adnan Oktar örgütü ile bağlantılı 86 şirket belirlendi. Şirketlerin tamamına kayyum atanırken, binlerce evrakın incelemeye alındığı bildirildi. Öte yandan, Adnan Oktar örgütü ile bağlantılı olan iki vakıf ve bir derneğe de el konulduğu ifade edildi. El konulan vakıfların Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı olduğu öğrenildi. İstihbarat elemanları tarafından 2 yıl boyunca teknik ve fiziki takibe alınan örgütün gelirlerindeki usulsüzlükler, MASAK incelemesiyle netlik kazandı. Adnan Oktar   grubuna yönelik operasyonda suçlamalar arasında casusluk faaliyetleri de vardır. Mason üstadı olan Oktar’ın İsrail yakınlığının boyutları soruşturma konularından birisi oldu. İsrail’i ve İsrail basınını yakından takip eden kalemlerden biri olan yazar Fehmi Koru, bu konuya ilişkin kendi internet sitesinde ilginç ayrıntılar aktardı. İşte yazarın ‘Garip Bir Grup ve Sürpriz Bir Operasyon’ başlıklı yazısında ifade ettiği gerçekler: ‘Seçimden hemen önceydi sanıyorum: Televizyon kanalları arasında gezinirken, ‘A9’ adlı olanında, Adnan Oktar’ın ‘siyasi’ ağırlıklı bir konuşmasına denk geldim. Programda üzerine düşülen nottan, konuşmanın aslında yeni değil iki yıl öncesine ait olduğu duyuruluyordu. ’A9’ yalnızca uydudan alınan bir kanal. Dünya Kupası maçları olmasa uydu yerine bir platform üzerinden televizyon izleyeceğim için o konuşmayı kaçıracaktım. İyi ki kaçırmamışım. Eski bir konuşmanın bugünlerde yeniden yayınlanmasının uyandırdığı hisle, etrafıma dönüp ‘‘Hayrola’’ dediğimi hatırlıyorum. ‘‘Hayrola, bir şeylerden mi nem kaptılar?’’hissiyle… Adnan Hoca lakaplı Adnan Oktar, karşısında oturan kadınlı-erkekli yakınları önünde, ülkemizde yedi düvele karşı bir beka mücadelesi verildiğini, herkese düşen görevin bu mücadeleyi sürdüren kadroların lideri olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a tam itaat olduğunu döne döne anlatıyordu. Üzerindeki nota rağmen, nedense, konuşmanın şu yakınlarda yapılmış olabileceğini düşündüğümü de hatırlıyorum. Konuşmanın sebebini operasyon başlayınca anladım: Başlarına geleceği öngörmüş olmalılar… Nedir bu grup, nedir gerçekten?  Ülkenin önde gelen ailelerinin gençleriyle ilgilenen bir din hocası görüntüsüyle başlayan, her haliyle bir grup ürünü olduğunu belli eden ‘Harun Yahya’ imzalı ‘Masonluk ve Yahudilik’ ve ‘Evrim Teorisi Karşıtlığı’ üzerine kitaplarla devam edip İsrail muhipliği ve ‘kedicikler’ ile karşılıklı göbek atmaya kadar evrilen bir yapı… Nereden nereye? Ben kaçırmışım, dün Kemal Öztürk Yeni Şafak’ta yazdı da ondan öğrendim. En iyisi birlikte okuyalım:  ‘‘Yıllar sonra (2014) canlı yayında, bir törenle kendisine 33. Derece Masonluk Büyük Üstat belgesi verdiler. Bunu büyük bir şerefle kabul ettiğini söyledi Oktar. Övgüler havada uçuştu, Mason locasının büyük üstadı Adnan Oktar’ı göklere çıkardı.’’  Yabancı basını yakından izlediğim için, Jerusalem Post gazetesinde, grup üyelerinin siyonist örgütlerin davetiyle İsrail’i ziyaret edip Knesset’te (İsrail millet meclisi) görüşmelere katıldıkları haberiyle karşılaştığımda çok şaşırmıştım. Şaşkınlığımı o zaman bünyesinde yer aldığım gazetedeki bir yazıma da yansıtmaktan geri durmadım. Sanıyorum, hassas kamuoyu İsrail bağlantısını ilk benim o ve onu takip eden yazılarımdan öğrenmiştir. (Sözgelimi, ‘Adnan Hoca: ‘İsrail Türkiye’nin doğal müttefiki başlıklı yazım/ Star, 1 Nisan 2013)
İsrail ilişkisinin boyutlarının genişlediğini, Dünya Siyonist Örgütü yöneticisi Dov Lipman’ı bir grup İsrailli milletvekili ile ülkemize getirip çeşitli yerlerle temas kurmalarını sağladıklarını da bu sitede yazmıştım. (24 Haziran 2016; ‘Siyonist İsrailli milletvekili bugün İstanbul’da ne yapıyordu?’başlıklı yazım.) Çok rahatsız olduklarını sonraki günlerde sergiledikleri tavırlardan biliyorum. Arkası geldi o ilk ziyaretin. Grubun Türkiye’de düzenlediği çeşitli davetlere Knesset’ten önemli isimler de katılmaya başladı.  Anladığım kadarıyla, bizde bu grubun sınırları fazlasıyla aştığı görülmüş ve operasyon da bu yüzden başlatılmış… Operasyon için ilgililer uzun bir zamandır hazırlanıyorlarmış, grubun bütün hareketleri yakından izleniyormuş” .Grup hakkında çok yönlü iddialar var ve devletin ilgili birimlerinin o iddiaları ispatlamaya hazır olduğu anlaşılıyor. Grup içerisinde yer alanların aileleri ile gruptan ayrıldıktan sonra tezvirata uğrayanlar mutlu görünüyor. O gece tesadüfen rastladığım televizyon konuşmasına rağmen böyle bir operasyonun yapılması kararlılığı gösteriyor.
 
Hamas’ın Eski  Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal:
‘İsrail Türkiye’nin bölgesel güç olmasından rahatsız’
Hamas  Eski Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal; incelemelerde bulunmak üzere Türkiye’ye geldi. Düzce Belediye Başkanı Dursun Ay’ı makamında ziyaret etti ve burada gazetecilerin sorularını cevaplayan Meşal, ‘Türkiye’nin, siyasi, ekonomik ve demokrasi olarak örnek teşkil ettiğini belirtti ve şöyle dedi:, “Türkiye her yönüyle örnek teşkil ediyor. 24 Haziran seçimlerine bütün dünya çok önem verdi ve yakından takip etti. İslâm ve Arap dünyası özellikle Filistin, bu seçim sonucundan çok memnun oldu. Bu seçim sonuçları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve çalışma arkadaşları için inşâllah hayırlı olur. Biz inanıyoruz ki, Türkiye meselelerini hızla çözüp inşâllah daha da büyüyecek. Bizim temennimiz; Türkiye, Filistin ve Gazze meselelerinde daha fazla rol alıp önemli işler yapacaktır. Biz bundan eminiz” diye konuştu.
Filistin meselesinin bugün ulaştığı boyutun geçmişte hiç olmadığı kadar tehdit ve zorluklar içerisinde olduğuna değinen Meşal, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Filistin halkını tamamen sonlandırmak üzere gerçekleştirilen bir plan yürütülmekte. Son dönemde yaşananlar Filistin halkını bitirmeye yönelik bir harekettir. Buradaki en önemli hedef Kudüs ve Mescid-i Aksa’dır. Hristiyan, Yahudi ve Müslümanlar için kutsal olan Mescid-i Aksa’yı sonlandırmak, ayrıca Müslümanların oraya dönüş hakkını tamamen elinden almak için planlanan siyasi harekettir. Bütün mesele oradaki bir Filistin devletinin var olmasıdır. Gazze burada çok önemli ve üzerinde büyük bir baskı var. Gazze’de yaşayan insanların hakları gasbedilmiş ve insanlar bugüne kadar hiç olmadığı kadar zor durumda. Mesele, orada yaşayan insanlar üzerine yapılan ambargonun kaldırılmasıdır. Yeni Türkiye’nin bu süreçte yapacakları ve duruşu çok önemlidir. Arap dünyası ve Müslümanların alacakları tavır, konum çok çok önemlidir. Filistin halkı oradadır ve direnmektedir. Filistin halkı Kudüs’ü tutmuş bırakmıyor. Geri dönüş hakkını da tutmuş ve bırakmayacaktır. Bu direniş Gazze’deki ambargoyu kıracaktır. Bu dönem, Filistin halkının hakkını savunmak için önemlidir ve her dönemden daha kıymetlidir.”
“Geri dönüş hakkımızı kullanmamızı istemiyorlar”
Halid Meşal, Gazze’deki direnişi “insanlık dışı ambargoya direniş” olarak nitelendirerek, şunları anlattı: “Gazze halkının liderleri topraklarını ve halkını korumaktadır ve bırakmayacaklardır. Mesele, 12 yıldır orada demokrasi ile yönetilen insanların liderlerini ortadan kaldırabilmek. İşgal güçleri, Gazze’deki ‘Direnişi ortadan kaldırabilir miyiz, savaş ve ambargo ile liderlerini değiştirebilir miyiz?’ diye büyük bir savaş yaptı. Yalnız, elhamdülillah halkımız oradadır ve direniş devam etmektedir. Gazze oradadır, liderlerimiz ve halkımız sabit bir şekilde orayı korumaktadır. Gazze halkı üç aydır geriye dönüş için mücadelesini vermektir. İşgal güçleri yüzlerce insanımızı katletti ve şehit etti. Geri dönüş hakkımızı kullanmamızı istemiyorlar. Bu isteklerine ve hedeflerine halkımız izin vermedi. Bu süreçte Türkiye, hem bugün hem de geçmişte Filistinlilere gerçekten destek sağlamıştır ve yanlarında olmuştur. Bugünlerde birçok yaralı Filistinli Türkiye’ye getirilerek tedavi edilmekte. Oradaki halk Türk bayrağını vefa için taşıyor. Bu vefa ABD’nin Büyükelçiliği taşıma kararından sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İslâm Birliğini toplaması ve konuya sahip çıkmasıdır. Bu vefa örneği Mavi Marmara vefasıdır.”
“Türkiye Bölgesel Güçtür”
İsrail’in, Türk Vatandaşı Ebru Özkan’ı gözaltına almasını ve yargılama şeklini de eleştiren Meşal, “Bu İsrail’in değişmeyen taktiği! İsrail binlerce insanı katleden ve ülkesine gelen insanları hapseden, zulmeden zalim bir devlet. İsrail, Türkiye’den rahatsızdır. Çünkü Türkiye bölgesel bir güçtür artık. Bu güçten rahatsızdır. Filistin halkının yanında duruşu İsrail’i rahatsız etmektedir. Bu rahatsızlıktan ötürü Türkiye’yi de rahatsız etmek istemişlerdir.” ifadelerini kullandı.
 
   
   
   

 

 





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle