HABER YORUM

28 Şubat Davası’nın Gerekçeli Kararı Uyap’a Yüklendi: “Sivil Maskeli Cunta 28 Şubat Darbesi’nin İşbirlikçisidir”
YAZI BOYUTU :
Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mustafa Yiğitsoy ile Üye Hakimler Turhan Kök ve Tuba Büyükşahin’in yazdığı gerekçeli karar tamamlanarak, UYAP’a yüklendi. Refahyol Hükümeti’nin istifa ettirilmesi ile faillerin eylemleri arasında illiyet (nedensellik) bağı bulunduğu” belirtilen kararda, “faillerin fikir ve eylem birliği içinde ve bir organizasyon dahilinde atılı suçu işledikleri” vurgulandı. Gerekçeli kararda, BÇG’nin anayasal ve yasal olmayan bir görev ve yetki kullanarak Refahyol hükümetini hedef aldığı, bakanlıklar, belediyeler ve mülki amirlerle ilgili yasa dışı tespit ve fişlemeler yaptığı, hazırlanan eylem planları ve yürütülen bütün çalışmaların seçimle iş başına gelmiş meşru hükümetin devrilmesine yönelik olduğu tespitine yer verildi. Kararda, “Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiçbir unsuruna demokratik düzeni ortadan kaldırma, askeri dikta kurulmasına yol açabilecek askeri müdahalede bulunma yetkisi vermediği” vurgulandı. 
 

 

28 Şubat Davası’nın Gerekçeli Kararı Uyap’a Yüklendi:

“Sivil Maskeli Cunta 28 Şubat Darbesi’nin İşbirlikçisidir”

 
ANKARA 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Şubat darbe sanıklarına ilişkin kararın gerekçesinde, önemli değerlendirmelere yer verdi. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mustafa Yiğitsoy ile Üye Hakimler Turhan Kök ve Tuba Büyükşahin’in yazdığı gerekçeli karar tamamlanarak, UYAP’a yüklendi. “Refahyol Hükümeti’nin istifa ettirilmesi ile faillerin eylemleri arasında illiyet (nedensellik) bağı bulunduğu” belirtilen kararda, “faillerin fikir ve eylem birliği içinde ve bir organizasyon dahilinde atılı suçu işledikleri” vurgulandı. Gerekçeli kararda, BÇG’nin anayasal ve yasal olmayan bir görev ve yetki kullanarak Refahyol hükümetini hedef aldığı, bakanlıklar, belediyeler ve mülki amirlerle ilgili yasa dışı tespit ve fişlemeler yaptığı, hazırlanan eylem planları ve yürütülen bütün çalışmaların seçimle iş başına gelmiş meşru hükümetin devrilmesine yönelik olduğu tespitine yer verildi.  Post-modern darbe dönemine ilişkin 103 sanıklı davada, dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve Genelkurmay İkinci Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir’in de aralarında bulunduğu 21 sanığın müebbet hapse çarptırılması, 68’inin beraatı, 14 sanık hakkındaki davanın ise düşürülmesine ilişkin gerekçeli karar açıklandı. Toplam 3 bin 833 sayfalık gerekçeli kararda, “Dava konusu olayda, hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme eylemini gerçekleştirmek üzere, bir kısım sanıkların önceden gizlice ittifak etmiş oldukları anlaşılmaktadır” ifadesine yer verildi.
Batı Çalışma Grubu’nun (BÇG) 54. Hükümeti düşürme amacıyla faaliyet yürüttüğü ifade edilen kararda, dönemin Genelkurmay Başkanı Karadayı ve Genelkurmay ikinci Başkanı Bir’in, “54. Hükümet’in düşürülmesine yönelik tüm faaliyetlerden bilgileri olduğu” ve “suça iştirakleri konusunda mahkemenin tam bir vicdani kanaate vardığı” bildirildi.
Kararda, “Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hiçbir unsuruna demokratik düzeni ortadan kaldırma, askeri dikta kurulmasına yol açabilecek askeri müdahalede bulunma yetkisi vermediği” vurgulandı. Gerekçede yer alan değerlendirmede 28 Şubat darbesi faillerinden sadece Batı Çalışma Grubu (BÇG) faaliyetlerinin değil, siyasetten medyaya kadar tüm darbe bileşenlerinin de “ortak” olarak yargılanması gerektiğine dikkat çekildi. Asker kişilerin oluşturduğu BÇG dışındaki darbe şeriklerinin (ortakları) de soruşturmaya konu olmasının önemine vurgu yapıldı. Gerekçede medya kuruluşları, bazı siyasetçiler, beşli çete de denilen sivil toplum kuruluşlarının aktif olduğu vurgulandı. Gerekçede yer alan değerlendirmede özetle şu tespitlere yer verildi.
SİVİL MASKELİ CUNTA
 “Meslek ilkelerini askıya alarak 28 Şubat Darbesi’nin gerçekleştirilmesine sınırsız lojistik destek veren, çok sayıda -görüntülü - sesli - yazılı- medya kuruluşu ve medya mensubu, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının taleplerine ve talimatlarına uygun haberler ürettiler. Gerçek olmayan haberler yayınladılar, gerçek olan haberleri gizlediler, sanal irtica haberleriyle gündem oluşturmaya çalıştılar.” “28 Şubat Darbesi’nin gerçekleşmesinde, Hürriyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Sabah Gazetesi Yayın Yönetmeni Ergun Babahan, Yazı İşleri Müdürü Erdal Şafak, Milliyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Halil Derya Sazak başta olmak üzere, çok sayıda gazeteci, Radyo ve TV, program yapımcıları çok önemli bir rol oynadı. Eğer medya desteği olmasaydı, 28 Şubat Darbesi gerçekleşmezdi. Bu darbe sürecinde, komutanların talimatıyla manşetler atanlar, haberler yapanlar, anayasayı ilga ve hükümeti düşürme suçlarının şerikleridir.”
Gerekçede yer verilen değerlendirmede, “28 Şubat Darbesi’ni gerçekleştirenler, ileride muhtemel bir darbe soruşturmasına istinaden, ‘askeri bir müdahale olmadığı’ algısını oluşturabilmek amacıyla, sözde sivil toplum örgütlerinden de yararlanmıştır” denildi. Bunların başında ise “sivil inisiyatif”, “beşli oluşum”, “beşi bir yerde”, “beş kafadarlar”, “yıkım ekibi” ve “bizim çete” olarak da adlandırılan bu grubun olduğu belirtildi. Bu grubun da TOBB Başkanı Fuat Miras, TESK Başkanı Derviş Günday, TÜRK-İŞ Başkanı Bayram Meral, DİSK Başkanı Rıdvan Budak ve TİSK Başkanı Refik Baydur’dan oluştuğu ifade edildi. Şöyle denildi:  28 Şubat Darbesi’nin faillerinden sadece BÇG faaliyetleriyle sınırlı bir davayla, bu suça iştirak edenlerin durumunun net olarak anlaşılamayacağı belirtilen gerekçedeki değerlendirmede, “Aynı banka soygununa katılan ondan fazla sanığın aynı davada yargılanması adil yargılamanın gereği ise, aynı darbe suçuna katıldığı iddia edilen faillerin de (aynı davada olmasa bile) “AYNI ANDA” yargılanmaları gerekir. Bu nedenle, halen devam etmekte olan soruşturmanın bir an önce tamamlanarak, bu darbenin diğer bileşenlerine de kamu davası veya kamu davalarının açılması” istendi.  “TSK ile bürokrasi ve (o dönemde) ‘beşli çete’ olarak adlandırılan bu beş kuruluş başta olmak üzere -sözde- sivil toplum kuruluşları arasındaki ittifak, seçilmişlerin, baskı altında tutulması ve nihayetinde iş yapamaz konuma getirilmesinde başarılı olmuştur.
 
Avrasyacı Rus Akademisyen Prof.Dr. Aleksandr Dugin,: 
“Vazgeçmediler, Atlantikçiler Yeni Gezi Peşindeler’ 
Fetullahçı Terör Örgütü’nün darbe kalkışmasının ikinci  yıldönümü kapsamında Türkiye Hukuk Platformu’nun düzenlediği ‘Uluslararası Darbe ile Mücadele ve 15 Temmuz Sempozyumu’ için Türkiye’ye gelen Rus akademisyen Prof. Aleksandr Dugin, Ankara-Moskova ilişkilerinin bozulması için FETÖ’nün birçok eylem yaptığını dile getirdi. “Rus uçağının düşürülmesi ve Rus Büyükelçi Karlov’a suikast düzenlenmesi tamamen iki ülke ilişkilerini bozmak için yapıldı. Ben o dönem Erdoğan’ın bu yaşananlardan sorumlu olmadığını Putin ve diğer Rus yetkililere anlattım ve iki ülke ilişkilerinin düzelmesi için büyük çaba harcadım. Sonuç olarak Moskova-Ankara ekseni ayakta kaldı” diyen Dugin, terör örgütü PKK’nın da 15 Temmuz’dan haberdar olduğuna dikkati çekti ve şu tesbitte bulundu; “O gece PKK uzantıları Irak ve Suriye’de darbenin başarıya ulaşması için hazır bekliyordu. Türkiye’deki gruplar, Kuzey Irak ile birleşerek kısa sürede bağımsız bir devlet kurulması için çalışacaklardı. Darbe başarılı olsaydı Türkiye’de kesin olarak iç savaş çıkacaktı. Türkiye, Libya ve Suriye gibi olacaktı. PKK, darbeyi organize eden ekiple birlikte hâlâ aktif bir şekilde çalışıyor” diye konuştu. 
FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in CIA tarafından desteklenen ve korunan biri olduğunu anlatan Dugin, “Gülen o gece ülkeyi ABD’ye satmak istedi. Ancak kahraman Türk halkı buna geçit vermedi. Benzer bir girişim Rusya’da olsa Putin de Erdoğan gibi davranır, halkı sokağa çağırırdı ve Rusya halkı da Putin’e aynı şekilde sahip çıkardı” ifadelerini kullandı.15 Temmuz gecesi Ankara’da olan Prof. Aleksandr Dugin, darbe girişimindeki amaçlardan birinin Erdoğan-Putin dostluğunu bitirmek olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: Atlantikçilerin yeni bir hamle yapması gerekiyordu. Yaşanan olayların tamamı Erdoğan-Putin arkadaşlığını bitirmeye yönelikti. Bu hamlenin adı da 15 Temmuz oldu. Darbe girişimini FETÖ elemanları gerçekleştirdi. Ben darbe girişimi konusunda Türk halkını daha önce uyarmıştım. Ağustos veya eylül başı olmasını bekliyordum ama onlar temmuz ayında darbeye kalkıştı. Geçmişten ders almamız gerekir. Türkiye Avrasya eksenli bir siyaset benimsemeye başladı. Tarihte yaşanan hadiseleri iyi tahlil etmemiz gerekir. Daha önce Atlantikçi zorbalarla savaştık ama hep onlar kazandı. Zira bizi birbirimize karşı kışkırttılar. Biz bu kışkırtmaların etkisinde kaldık ve mahvolduk. Pek çok toprağımızı kaybettik. Artık bu oyunlara düşmeyelim, Avrasyacılık çizgisine odaklanalım ve yeni bir gelecek inşa edelim.”
Prof. Aleksandr  Dugin, ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarına karşı ‘Atlantikçi’ tehlikesine işaret ederek şöyle konuştu: “FETÖ ile ilgili tehlike artık geçti. Trump başta olduğu sürece ABD’den doğrudan bir tehlike gelmeyecek. Trump, Erdoğan’ı sevmiyor fakat globalist değil. Dolayısıyla rejim değişmesine yönelik bir operasyona kalkışmaz. Ancak Atlantikçiler hâlâ buradalar ve çalışıyorlar. Trump her şeyi kontrol edemez.
ABD’de Donald Trump yönetiminin haricinde, kendi emellerini gerçekleştirmeye çalışan paralel bir Atlantikçi yapı var.  Bu yapı FETÖ bir daha kullanılmayacak fakat ileride ABD etkisiyle tıpkı ‘Gezi Parkı’ eylemlerinde olduğu gibi gençlik kullanılabilir. Rusya’da sosyal medya üzerinden gençleri etkilemeye çalışıyorlar. Türkiye’de de böyle bir yol izleyebilirler.”
 
   
   
   

 

 





    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle