Güncel Duyurular

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu 275. Hafta Basın Açıklaması
YAZI BOYUTU :

 

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu 275. Hafta Basın Açıklaması:
 
Değerli basın mensupları, değerli katılımcılar!
Bu haftaki basın açıklamamıza hoş geldiniz.
 
Bildiğiniz gibi geçtiğimiz aylarda Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu eylemlerinin beşinci yılını doldurması sebebiyle bir dizi etkinlik düzenlemişti. Keyiflerini kanun haline getirmeye çalışan bazı çevrelerin, değişik bahanelerle tesettür yasağını devam ettirdikleri malûmunuzdur. Bu zorbalığa karşı direnişlerinin yedinci yılı dolduran ‘Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekkülleri Platformu’, 30 Nisan 2011 Cumartesi günü “Her Alanda Başörtüsüne Özgürlük” yürüyüşünü düzenledi. Yürüyüşe İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa Konya, Sakarya, Antalya Samsun ve Edirne’den gelen kardeşlerimiz katıldılar. Mazlumların haklarını savunan insanlar ‘Farzları yasaklayan ve haramları teşvik eden zihniyetin zulmüne boyun eğmeyeceklerini’ ifade ettiler. Kocaeli Özgürlük Meydanı’nda yapılan konuşmalarda ‘zulme karşı direnişin kararlılıkla sürdürüleceği’ ilan edildi. Platform olarak bizim de katıldığımız bu yürüyüşün hayırlara vesile olmasını dileriz.
 
Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu olarak geçtiğimiz aylarda başörtüsü yasağının kanunsuz olarak uygulandığı ifade etmek için; “Başörtüsünü Yasaklayan Kanun Maddesini Gösterene Bir Milyon TL. Ödül” vereceğimizi vaat etmiştik. Bugüne kadar bu kanun maddesini gösteren çıkmadığı için, kimseye bu ödülü veremedik!.. Bütün hukuk sistemlerinde ‘Kanunsuz suç olmaz’ hükmünün yer aldığı malûmdur. İstisnasız bütün siyasi partilerin sözcüleri ‘Başörtüsü yasağını kaldıracağız’ demelerine rağmen; bu kanunsuz yasağın devam etmesi, kelimenin tam anlamıyla bir faciadır. Başta ODTÜ olmak üzere, Trakya Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi’nin bazı fakültelerinde bu kanunsuz yasağın uygulanmasının gerekçesi nedir?
 
Bilindiği gibi yasakçı zihniyetin arkasına sığındığı en önemli argüman laiklik ilkesidir. Laikliğin batıda böyle din düşmanlığı şeklinde uygulanmadığını söylediğinizde, bu defa Türkiye’nin özel şartlarından bahsedilmektedir. Bazı yetkililer de “laiklik dinsizlik değildir” diyerek laikliği tarife çalışmaktadırlar. Bu tarif “elma, armut değildir” tarifine benzemektedir. Laikliğin tarifinde bile anlaşamayan bürokratlara göre, güya laiklik ‘Din ve Vicdan Özgürlüğü’nün teminatıdır. Laikliği din ve vicdan özgürlüğünün teminatı olarak tanımlayan, insan hakları, Din ve inanç özgürlüğü ve serbest piyasa ekonomisi gibi liberal kavramları dillerinden düşürmeyenlere şu suali sorabiliriz: Sizin din hürriyetinden anladığınız; dini vicdanlara hapsetmek ve insan hayatına tesir etmemesini sağlamak mıdır? İslâmi hükümleri mahkum etmek için ‘Laiklik’ ideolojisini kullanan ve bu ideolojinin arkasına saklanarak keyiflerini kanun haline getiren sivil ve asker bürokratlar, Türkiye’yi ne hale getirdiklerini iyi düşünmelidirler. Lozan Anlaşması’nda ‘Millet Sistemini’ dikkate alan ve Müslümanları kurucu-asli unsur, Gayr-i Müslimleri ‘azınlık’ kabul zihniyetin, kurucu-asli unsur olan Müslümanların din hürriyetlerini tanımamakta ısrar ettiğini gizlemek mümkün müdür? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve azınlık kabul edilen Gayr-i Müslimlerin, dini cemaatleri vardır. Ancak Müslümanlara ‘cemaat olma’ hakkının dahi tanınmadığı malûmdur. Sivil itaatsizlik eylemini başlatan, devletin camileri işgal ettiğini ileri süren ve sokaklarda ‘Cuma Namazı’ kılmaya başlayan insanlar, size bir şeyleri hatırlatmıyorlar mı?
 
Geçtiğimiz hafta, Eskişehir Tepebaşı Belediyesi’nce açılan bir sergide tesettüre hakaret eden ve iki cami minaresi arasına ‘ucube’ yazan CHP’li Belediye Başkanı’nın, insanların ‘din ve vicdan hürriyetlerine’ saygı gösterdiği söylenebilir mi? Meydanlarda değişim nutukları atan CHP sözcüleri, bir yandan ‘herkese eşit davranıp ayrımcılık yapmayacakları’ sözünü verirken, diğer yandan İmam-Hatip Lisesi mezunlarını ‘öteki’ ilân etmekten zevk almaktadırlar. Akl-ı selim sahibi olan herkese soruyoruz: İHL mezunlarının polis olabilmelerine imkan sağlayan düzenlemeyi iptal ettirmek için, Anayasa Mahkemesi’nin kapısını çalmaları ‘ayrımcılık’ değil midir? Kısıtlı da olsa biraz dini eğitim almış kişilerin polis olabilmesini önlemenin makul ve meşru bir sebebi var mıdır?
Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu olarak sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada cereyan eden ‘hukuk ihlâllerine’ karşı sesimizi yükseltmeyi bir görev biliyoruz. Geçtiğimiz haftanın önemli gündem maddelerinden birisi de Usame Bin Laden’in öldürülmesi ve bu operasyon esnasında yaşanan hadiselerdir. Afganistan’ın SSCB’nin kızıl ordusu tarafından işgalini reddeden ve işgalcilere karşı cihad eden Usame b. Laden; ABD Askerleri’nin Suudi Arabistan’a, yani mukaddes beldelere girmesini protesto etmiş ve İsrail’in işlediği cinayetlere ortak olan ABD’yi defalarca uyarmıştır. 11 Eylül Terör hadisesinin müsebbebi kabul edilen Usame b. Laden’in öldürüldüğünü ve cesedinin denize atıldığını söyleyen ABD Başkanı’nın, ‘Uluslararası Hukuka’ riayet ettiği söylenebilir mi? Hukukun üstünlüğünü esas alın normal bir devlet, suç işlediği iddia olunan kimsenin dahi yargılanma ve kendini savunma hakkının olduğunu kabul etmek zorundadır. Beyaz Saray sözcülerinin ifadelerine göre ‘silahsız’ olan Usame b. Laden, kurşuna dizilmiş ve cesedi tanınmaz hale getirilmiştir. Bu ifadelerden anlaşılan şudur: Küresel terörle mücadele ettiğini iddia eden ABD, uluslararası hukuku keyfine göre çiğneyen ve yeryüzünde fitne ve fesadın yayılmasına sebeb olan vahşi bir güçtür. Dolayısıyle ABD’nin, Usame b. Laden’i terörist ilân etmek için ortaya attığı iddialara inanmak mümkün müdür? Merhum Usame b. Laden’i, tıpkı Amerikalılar gibi terörist olarak niteleyenlere şunu sorabiliriz: Türkiye de ABD tarafından işgal edilse, sizler onlara karşı savaşmayı ‘terör eylemi’ olarak mı nitelendireceksiniz ? Anadolu’nun işgali sırasında müstevlilere karşı savaşanlara terörist demek mümkün müdür?
 
Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu olarak, bütün insanların can, mal, akıl, nesil ve din emniyetinin sağlandığı, herkesin inancını rahatça yaşayabileceği günlerin gelmesi temennisiyle sözlerimizi tamamlarken, haftaya aynı saatte buluşmak ümidiyle katılımlarınız için teşekkür ediyorum.
 
Ankara İnanç Özgürlüğü
Platformu Adına
İsmail AYDAR
VAHDET VAKFI




    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle