FIKIH

Namazın Keyfiyeti/ Namaz Nasıl Kılınır?
YAZI BOYUTU :

N. Mehmet SOLMAZ

Bazı İslâm âlimleri, namazın sebebini ‘Allah’ın (cc) ihsan ettiği nimetlere şükretmek’ ile açıklamışlardır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de: “Yaratan, yaratmayan gibi midir? Artık iyice düşünmeyecek misiniz? Allah’ın nimetlerini birer birer saysanız (bu ne mümkün) icmal sûresiyle bile sayamazsınız” (En Nahl Sûresi:17-18) hükmü beyan buyurulmuştur. İbn-i Abidin, bu hususu dikkate almış ve şu tesbitte bulunmuştur. ‘Namazın hakiki sebebi, kula peşi peşine verilen nimetlerdir. Çünkü nimeti verene teşekkür etmek, hem şer’an, hem aklen zaruridir’ Dinin direği olan namaz ibadeti mükellefi haramdan, fahşadan ve münkerden alıkoyar. Ayrıca günde beş vakit Allah’ı (cc) ve ahiret hayatını hatırlatır. Bu hakikat âyetle sabittir:“Sana vahyedilen kitabı oku!.. Namazı da dosdoğru kıl. (ve kıldır) Çünkü namaz edepsizlikten ve fahşadan (her türlü kötü fiilden)alıkoyar Allah’ı (cc) zikretmek elbette en büyük ibâdettir. Ne yaparsanız Allah bilir.” (El Ankebût Sûresi:45)

Namazın Keyfiyeti/ Namaz Nasıl Kılınır?

 
ALLAH, akıllı, erginlik çağına girmiş kadın erkek her müslümana hayatı boyunca her gün beş vakit namaz kılmayı emretmiştir. Beş vakit namazı, peygamberimiz Muhammed salllallahü aleyhi ve selem de sahabeye imam olarak kıldırmış, müslümanlara de namaz kılmalarını ve kıldırmalarını emretmiştir.
Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellemden zamanımıza gelinceye kadar, kesintisiz olarak namaz kılınmış ve camilerde de imamlar tarafından kıldırılmıştır. Kıyamete kadar da namaz kılınacak ve kıldırılacaktır. Çünkü namaz dinin direğidir. Namazsız din olmaz.
*
Günlük Beş Vakit Namaz
Günlük beş vakit namaz şöyledir.
1- Sabah namazı, İki rekat sünnet, iki rekat farz: 4 rekat
2- Öğle namazı, Dört rekat ilk sünnet, dört rekat farz, iki rekat son sünnet:10 rekat
3- İkindi namazı, dört rekat sünnet, dört rekat farz: 8 rekat
4- Akşam namazı, Üç rekat farz, iki rekat sünnet: 5 rekat
5- Yatsı namazı, Dört rekat ilk sünnet, dört rekat farz, iki rekat son sünnet, üç rekat Vitir namazı:13 rekat
 Kadın erkek her müslüman her gün beş vakit, kırk rekat namaz kılmakla mükellef yani yükümlüdür.
 *
Namaz kılmak için sağlam bir bilgiye ihtiyaç vardır. Yarım yamalak bilgi ile kılınan namaz, namaz değildir. İmamımız Ebu Hanife, ”Kimse ilimsiz ibadet yaptığını söyleyemez”demştir. 
Namazın on iki farzını açıklamaya çalıştık. Bunların iyice bilinmesi, namaz öncesi ve namaz kılınırken en iyi şekilde uygulanılması gerekir. 
Namaz kılarken uymakla yükümlü olduğumuz namazın vacipleri, sünetleri, namazın adabı, secde-i sehiv, namazı bozan şeyler, namazın mekruhları, cemaatle namaz kılmada uyulacak esasları da vardır. Bunlarında sağlamca bilinmesi ve yerli yerince yerine getirilmesi vacip ve sünnettir. Namazı bozan şeylerden ve namazın mekruhlarından kaçınılması lazımdır.
Biz burada farzlarına, vaciplerine ve sünnetlerine riayet edilerek iki rekat sabah namazının nasıl kılınacağını anlatmaya çalışacağız.
*
Namaz kılmak için önce namazın dışındaki hadesten taharet, necasetten taharet, setr-i avret, istikbal-i Kıble, vakit şartları yerine getirilir, abdestli olarak namaza durulur.
Namaza duruşa “Kıyam” denir. Kıyam ayakta durmaktır.. Kıyamda ayaklar ne ileri ne geri de olacak tam hizada olacak. Duruş tam dik olacak. Bunun ölçüsü eller salıverildiği zaman dizlere ulaşılamasıdır. 
Kıyam dizler bükülmez. Vücüt ağırlığı iki ayak üzerinde olur. Ayakların arası 4 parmak kadar açık bulundurulur. Gözler secde mahalline bakar. Sağa sola, yukarıya aşağıya bakamaz.
Ayaklar ne kıyamda, ne secde de iken yerden kaldırılmayacaktır. Öndeki safta namazda iken yer açılırsa ayakların yere sürterek gidilmesi gerekir. 
Kıyam, namazın farzlarındandır
*
Sabah Namazının İki Rekat Sünnetinin Kılınışı
Kıyam’da “niyet ettim Allah rızası için bu günkü sabah namazının sünnetini kılmaya” denir.
Kalben niyet farzdır. 
Niyeti dil ile söylemek ise sünnettir. 
Niyetin hemen arkasından “Allahü ekber denilir, İftitah tekbiri” alınır.
İftitah tekbirini almak farzdır. 
İftitah tekbirini “Allahü Ekber” şeklinde almak vaciptir.
İftitah tekbiri ile niyet arasına başka bir söz ve hareket giremez. Girerse niyet tekrar edilir. 
İftitah tekbirini niyetten hemen sonra almak ise sünnettir. 
İftitah tekbiri alınırken iki elin başparmakları kulakların yumuşaklığına değecek şekilder kaldırılır avuç içleri kıbleye dönük tutulur. “Allahu Ekber” denilerek namaza başlanır. 
Sağ el sol el üzerine konur; sağ elin serçe ve başparmakları sol bileğin iki tarafından halkalanıp diğer üç parmak sol kolun dirseği yönünde uzatılır; eller bu şekilde göbeğin altında tutulur. Bunları yapmak sünnettir. 
Kadınlar ellerini parmak uçları omuz hızasına gelecek kadar kaldırırlar. Kadınlar halka yapmaksızın sağ eli sol elin üzerine koyup göğsün üzerinde tutarlar.. 
Sübhaneke duası gizlice okunur. Sünnettir. 
Sübhanekeden sonra Eûzü-Besmele gizlice çekilir. Eûzü-Besmele çekmek de sünnettir. 
Fatiha suresi gizlice okunur. Sonunda amin denilir. fatiha suresini okumak vaciptir. 
Amin demek sünnettir. 
Fatihadan sonra Kur’andan üç ayet veya uzun bir ayet veya namaz suresi dediğimiz surelerden bir sure “Zammı sure” olarak gizlice okunur. Zammı sureden önce Besmele çekilmez. 
Zammı sure okumak vaciptir. 
Zammı sureyi bütün namazların rekatlarında fatıhadan sonra okumakta vaciptir. 
Zammı sure fatihadan önce okunmaz. Yanlışlıkla okunursa “Secde-i sehiv” gerekir. 
Zammı sure okunduktan sonra gizlice Allahü Ekber denir “Ruku’a” gidilir. 
*
Ruku, vücudün belden yukarı olan kısmını yere paralel olarak eğmeye denir. 
Ruku farzdır. 
Ruku’a eğilmede baş ve bel aynı hizada dümdüz durulur. Baş ne öne eğilir, ne de yukarı kaldırılır Bu ise vaciptir. 
Eller, parmaklar açık olarak diz kapakları üzerine konur. Ruku’da bu şekilde durmak sünnettir. 
Kadınlar ruku’da fazla eğilmezler, dizleri ve sırtı düz tutmazlar, parmaklarını açmazlar, ellerini dizlerinin üzerine koyarlar.. 
Rüküda en az üç kez gizlice “Sübhâne Rabbiye’l-azîm” demek, sünnettir. 
Sonra gizlice “Semi’allahü limen hamideh” diyerek tam doğrulunur ve doğrulunca yine gizlice “Rabbena lekel-hamd” denir. Sünnettir. 
Secdeye gitmeden önce “Sübhanellahilazım” denecek kadar –eller yana salınmış vaziyette- ayakta durulur ki buna “kaveme” adı verilir. Kaveme sünnettir. 
Kaveme yapmaya vacip ve farz diyenler vardır. Buna çok dikat etmek gerekir. 
Esefle söyliyelim ki, namaz kılanlardan bazıları ruku’den tam doğrulmadan secdeye gidiyorlar. Kaveme ve tad-i li erkanı ihmal ediyorlar. 
Kavemeden sonra gizlice Allahü Ekber denilir. Secdeye gidilir. 
Ruku’a ve secdelere gidiş de secdelerden kalkışta gizlice söylenen Allahü Ekber tekbirleri sünnettir. 
Tekbirlerle ile ilgili merhum Diyanet işleri başkanımız Ahmed Hamdi Akseki şöyle der:
“Mesela: Rükû’a giderken “Allahu Ekber” diyerek, eğilmeye başlanacak ve rüku’a varırken bitecektir. Rükû’dan kalkarken de belini doğrultmadan “Semiallahülimen...” diyerek bel doğrulacaktır. Bazı imamlar rükû’a vardıktan sonra tekbir alır ki, doğru değildir. Secdeye giderken de, secdeye varmazdan evvel “Allahu ekber” demeye başlayıp tam kafa yere değerken bitirmek, secdeden kalkarken de, kafayı kaldırmaya başlarken tekbire başlamak lazımdır. Hülâsa, rükû’ tekbirinin yeri ne rükû’dur, ne de kıyamdır. Ayakta tekbir alıp da ondan sonra rükû’a varmak olmaz. Sücud tekbirleri de böyledir. Tekbir secdede iken, yahud secdeden kalkıp oturduktan sonra değil, secdeye varırken ve secdeden kalkarken alınacaktır. Bunlara ehemmiyet vermek lazımdır.”(1)
*
Secdeye giderken yere önce dizler, sonra eller, sonra da yüz iki elin arasında bulundurularak alın ve burun yere değecek şekilde konur.
İki secde de farzdır.
Secde de burnu alnı ile berabr yere koymak vaciptir. 
Secdede karın uyluklardan, kollar koltuklardan uzak tutulur ve dirsekler yere konmaz, sağa sola çıkarılmaz. Sünnettir.
Kadınlar karnı uyluklara, kolları yere ve koltukları yapışık vaziyette bulundururlar.
Secde de el ayası yere ve parmaklar araları açık olmaksızın kıbleye yönelik tutulur, ayak parmakları da yere değer kıbleye dönük vaziyette bulundurulur. İki ayakta dik tutulur. Sünnettir.
Secde de başı iki elin arasına koymak sünnettir.
Secdede en az üç defa gizlice “Sübhâne Rabbiye’l-alâ” demek sünnettir.
Sonra gizlice “Allahu Ekber” deyip oturulur. Bu oturuşta sol ayak yatırılır üzerine oturulur, sağ ayak dik tutulur, kucağa bakılır. Sünnettir.
Kadınlar yere otururlar, iki ayağını sağ taraflarına yatık olarak çıkarırlar.
İkinci secdeye gitmeden önce hiç değilse “SübhâneRabbiyel ala” denebilecek kadar oturulur ki, buna “celse” adı verilir. Sünnettir.
Sonra gizlice“Allahu Ekber” diyerek ikinci secdeye gidilir;
İkinci secde de birinci secde gibi yerine getirildikten sonra “Allahu Ekber” diyerek ayağa kalkılır.
Namazun bir rekatı tamamlanmış olur.
*
Namazın birinci rekatında yapılan hareketler ve okumalar diğer rekatlarında esasını teşkil eder.
İkinci rekatta da birinci rekatta olduğu gibi eller bağlanır. Sadece besmele çekilerek Fatiha ve zamm-ı sure okunur.
Aynı birinci rekatta olduğu gib, ikinci rekatta da rükû, kaveme, iki secde yapılı, oturulur.
Oturmada iki secde arasındaki oturma gibi olur. sağ ayak olabildiğince –kıbleye doğru- dikilir ve sol ayak yatırılıp üzerine oturulur.
Kadınlar sol ve sağ ayaklarını sağ tarafa yatırıp yere otururlar.
İki rekatlı namazlarda bu oturuş kade-i ahıre hümündedir . Bu oturuş farzdır.
Bu oturuş esnasında “Ettehiyyatü, Allahümme salli, Allahümme barik, rabbena atina” duaları okunur.
Ettehiyyatüyü okumak vaciptir.
Allahümme salli, Allahümme barik, rabbena atina” dualarını okumak sünnettir.
Dualar okunduktan sonra “Esselamü aleyküm ve rahmetullah” diyerek önce sağ, sonra sol tarafa selam verilir ve iki rekat sabah namazı sünneti tamamlanmış olur. 
Selam vermek vaciptir.
Selamı, “Esselamü aleyküm ve rahmetullah” şeklinde vermek sünnettir.
Selam verirken, önce sağa, sonra sola yüzü çevirmek ve omuza bakmak ise sünnettir.
Selamdan sonra “Allahumme entesselam ve minkesselam tebarek teala zilcelâli vel’ikrâm” duası okunur. Sünnettir.
*
Diğer Namazların KILINIŞI
Bütün namazlar, farz olsun, vacip olsun, sünnet olsun, kaza namazı olsun, nafie namazları olsun saba namazının sünneti gibi kılınır. 
Ancak namazların farz, vacip, sünnet, kaza namazı, nafile namazı olunuşuna göre, namazların kılınışı arasında bazı farklılıklar vardır. Bu farklılıkları şöyle belirtebiliriz.
1-Niyet farklıdır. 
Hangi namaz kılınıyorsa, o namaza niyet edilir. Bu günkü sabah namazının farzını kılmaya, bu günkü öğle namazının ilk sünnetini kılmaya, bu günkü akşam namazının farzını kılmaya, bu günkü vitir namazını kılmaya, dün kılamadığım sabah namzının farzını kaza etmeye, iki rekat nafile namaz kılmaya, Cuma namazının ilk sünnetini kılmaya niyet ettim gibi, her namaza ayrı ayrı niyet edilir. Bu niyet farzdır. Niyetsiz namaz olmaz. 
2-Kamet
Farz namazlarının hepsinde ister zamanında kılınsın, ister sonradan kaza edilsin, farz namaza başlamadan önce erkekler kamet getirir. Kamet getirmek sünnettir. Vacip ve farz diyenler de vardır.
Hanımlar kamet getirmezler.
Kamet ayakta yapılır.
Kamet ezana “Kad kametıssalatü kad kametıssalatü” cümleleri eklenerek yapılır.
Kamet şöyledir:
Allahü Ekber Allahü Ekber Allahü Ekber Allahü Ekber
Eşhedü en lâ ilâhe illallah
Eşhedü en lâ ilâhe illallah
Eşhedü enne Muhammeden Rasulullah
Eşhedü enne Muhammeden Rasulullah
Hayye alassalâti Hayye alassalâh
Hayye alelfelâhı Hayye alelfelah
Kad kametıssalatü kad kametıssalah
Allahü Ekber Allahü Ekber Lâ ilâhe illallah
3-Farz namazların üçüncü ve dördüncü rekatlarında fatihadan sonra “Zammı sure” okunmaz. Yalnız Fatiha okunur, Allahü Ekber denilir, ruku’a gidilir.
4-Üç ve dört rekatlı namazların ikinci rekatından sonra oturulur. buna Kade-i ulâ=ilk oturuş denir. Ettehiyatü okunur, Allahü ekber denir, hemen kalkılır. 
Üç ve dört rekatlı namazlarda ikinci rekattan sonra oturmak vaciptir.
Ettehiyyatüyü okumak da vaciptir. 
Kalkışta iki rekat daha namaz kılınır. Allahü Ekber denir, oturulur. Bu oturuşa “Kade-i ahıre” denir. Bu oturuş farzdır.
Bu oturuşta “Ettehiyyatü, Allahumme salli, Allahumme barik, Rabbena atina” duaları okunur. Sünnettir. 
Selam verilir. 
5- İkindi namazının dört rekat sünneti ile yatsı namazının dört rekat ilk sünnetinde iki rekat namaz kıldıktan sonra oturulur, ettehiyyatü, Allahumm sallı, Allahumme barik duaları okunduktan sonra Allahü Ekber denir, kalkılır. Üçüncü rekatın başlangıcında Sübhaneke okunur, Eûzü-Besmele çekilir, fatıha ve zammı sure okunur. 
6-Vitir namazında üçüncü rekatta zammı sure okunduktan sonra eller kulaklara kadar kaldırılır, Allahü Ekber denir, sonra bağlanır. Kunut duaları olan “Allahümme innâ nesteînüke, Allahumme iyyâ ke na’bü” duaları okunur, ruku’a gidilir. 
Elleri kaldırıp tekbir almak sünnettir. Kunut dualarını okumak ise vaciptir.
7-Sabah namazının, akşam namazının, yatsı namazının farzları kılınırken isteyen birinci ve ikinci rekatlarda fatiha ve zammı surelerini gizli veya açık bir sesle okuyabilir.
Öğle, ikindi namazlarının tamamında, sabah, akşam, yatsı namazlarının sünnetlerinde, üç ve dört rekatlı akşam ve yatsı farz namazların üçüncü ve dördüncü rekatlarında ve vitir namazında fatiha ve zammı sureler gizli okunur. Vaciptir.
Gizli okunur demek, namaz kılanın kendi duyabileceği bir sesle okumasıdır. Bu okuyuşu başkası duyamaz
8-Namaz, cemaatle kılındığı vakit cemaatte bulunanlar fatiha ve zammı sureleri okumazlar, susarlar. Cematte bulunanlar, tekbirleri, sübhaneke, ettehiyyatü, Allahumme salli, Allahumme barik, Rabbena atina dualarını, ruku ve secde tesbihlerini, selam duasını gizlice söylerler. 
Cemaatle namaz kılanlar, iftitah tekbirini, ruku ve secde tekbirlerini, tesbihlerini imamdan sonra alırlar. Ruku’a, secdeye gidişleri ve kıyam’a kalkışları ve selam verişleri de imamdan sonra olur.
*
Namazın farzlarını, Vaciplerini, sünnetlerinİ Terk Edenler Ne Yapacaklar?
Namazın farzlarından biri unutularak terk edilirse, bakılır. Bulunduğu farzdan geçeceği farzı tek ederek bir sonraki farza tam geçilmişse; o namazın farzlarından biri terk edilmiştir. O namazın tekrar kılınması lazımdır.
Kendimden bir misal vereyim. Allah sonumuzu hayr eylesin. Dermanımız azaldı, unutkanlık fazlalaştı. Oturarak namaz kılıyoruz. Oturarak namaz kılmaya da pek alışamadık ihtiyarladık.
İhtiyarlık konusunda çok şey söylenmiştir.
Mevlana, “ Gençliğim bir kuş imiş tutamadım. Yaşlılık bir yük imiş atamadım. ” Der. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem de, “Her derdin bir devası vardır. İhtiyarlık ve ölümün devası yoktur”(2) buyurur.
İnsanlar uzun yaşamayı isterler ama ihtiyarlığı da sevmezler.
Bazı insanlar ihtiyarlığın da kendisine has özellikleri, güzellikleri olduğunun farkına varmazlar. İhtiyalığını gaflet içinde geçirirler.
Bahtıyar ihtiyar odur ki, dünya işleri azalmıştır. Belki de hiç kalmamıştır. Etrafını torunlar, tosunlar çevirir, onları sever, onlara öğütler verir, hayat tecrübelerini anlatır. Dua isterler, dua eder.
Geçmişini gözden geçirir, Allah’a sığınır, tevbe istiğfar eder, göz yaşı döker Allahtan af diler, namaz, niyaz ehli bir insan olur.
İhtiyarlığın verdiği sıkıntı ve acılara sabreder, sonsuz sevab kazanacak bir mü’min olur. İhtiyarlıkta kazandığı bu özelliklerle peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellemin “ Bir kul, hangi amel üzere ölmüşse o amel üzere dirilir” hadisi şerifinde buyurduğu insanın müsbet örneği olur.(3) 
İnsankar, hırsız, soysuz insan olmak niteliğinden kendisini korumuş olarak ölüm ötesine geçer. Mü’min olarak ahıret hayatına başlar..
Oturarak kıldığım bir namazda zammı sureyi okudum. Allahü Ekber dedim. Secdeye gittim. Tam secde yaptım.
Ben nerede idim.? Kıyam farzında idim.
Kıyam farzından sonra ne gelir? Ruku farzı gelir. Ruku farzı için başımı, gövdemi eğmem lazımdı.
Ben ne yaptım? Kıyamda zammı sureyi okudum. Allahu Ekber dedim, secdeye gittim. Ruku farzını terk ettim. Bu namazı tekrar kılmam lazımdı. Tekrar kıldım.
Tam secde yapmadan önce, Allahü Ekber derken, dizler, eller, alın ve burun yere tam değmemiş iken, ruku yapmadığım aklıma gelseydi, geri döner ruku yapar, secde-i sehiv ile namazı kurrtarırdım. Tam secde yaptıktan sonra aklıma geldi. Namazı tekrar kılmak mecburiyetinde kaldım.
Namazda böyle yanlışlar olur. Namazın farzları vacipleri, sünnetleri bilinmezse, bu yanlışlarda bilinmez, Farzlar ve vacipler konusunda yaptığımız yanlışlarla kıldığımız namaz, namaz olmaz.
Farz olsun olmasın herhangi bir namazda bir farzın terk edilmesi o namazın iadesini, yani tekrar kılınmasını gerektirir.(4)
Secde-i sehiv
Secde-i sehiv, Namaz içinde meydana gelen bazı yanılmalar sebebiyle namazın sonunda iki sede yapılmasına “ Secde-i sehiv” denir.
Türkçe karşılığı “ yanılma secdesi” demektir.
Sehiv Secdesi türkçe adı ile yanılma secdesi ne zaman yapılır?
Namazda noksan ve fazla yapılması ile yanılma secdesi yapmak gerekir. Bunun fıkhî açıklaması şöyledir: Farzın te’hiri (geçiktirilmesi) vacibin terk edilmesi ve tehiri
Namazda terk edilen şey farz ise, namaz fasid olur. Tekrar kılınması gerekir. Benim yaptığım yanlışta olduğu gibi.
Namazda tehir edilen farz ise sehiv secdesi gerekir. 
Üç veya dört rekatlı bir namazda iki rekat namaz kılıp oturan Ettehiyyatüyü okuduktan sonra
Hemen üçüncü rekata kalkması lazımdı, kalkmadı. Allahümme sallı diye okumaya başladı. Sonra farkına vardı, hemen üçüncü rekatı kılmak için ayağa (kıyama) kalkar. Bu kimse kıyam farzını tehir etti yani geçiktirdi. Sehiv secdesi yapması gerekir.
Namazda terk edilen şey vacip ise, sehiv secdesi yapar:
İki rekat namaz kılan bir kimse. Ettehiyyatüyü Allahumme salli, Allahumme barik, Rabbena dualarını okuyup selam vermesi gerekirdi. Ettehiyyatüyü okuduktan sonra Allahü Ekber deyip kıyama kalktı. Kıyama tam kalktıktan sonra yanıldığının farkına vardı. İki rekat daha kılar, oturur, Ettehiyyatüyü okur, selam verir, geciktirdiği selam vacibi için iki yanılma secdesi daha yapar. Ettehiyatüyü Allahümme salli, Allahümme barik, Rabbena dualarını okur, selam verir. Namazı tamamlar.
Üç veya dört rekatlı farz namazların, üçüncü ve dördüncü rekatları dışında bütün namazların rekatlarında fatihadan sonra zammı sure okunur. Zammı sure okumak vaciptir. 
Namaz kılan bir kimse, fatihadan sonra Allahü Ekber deyip ruku’a giderse, vacip olan zammı sureyi terk etmiş, okumamış olur. Vacibi terk ettiği için sehiv secdesi yapması vaciptir.
Sehv Secdesi Nasıl Yapılır?
Son oturuşta Ettehiyyatü okunur, sağa selam verilir. Allahü ekber denilir, iki secde yapılır. Oturulur, Ettehiyyatü, Allahumme salli, Allahumme baarik, Rabbena atina duaları okunur, sağa sola selam verilir ve namazdan çıkılır.
Namazdan çıktıktan sonra sehiv sedesi yapmadığı aklına gelirse, kıbleden dönmedi ve dünyevi bir şey söylemedi ve yapmadı ise sehiv secdelerini yapar, oturur, duaları okur ve selam verir.
Namazdan tamamen ayrıldıktan sonra sehiv secdesi yapmadığı aklına gelirse evla olan o namazı tekrar kılmasıdır.
Namazda sehiv secdesini kasten terk ederse namazın iadesi (yeniden kılınması) gerekir.
Namazda yanılmalardan dolayı “Sehiv secdesi yapmak, Allah’ın namaz kılan kullarına bir kolaylığı ve lütfüdür.
Namazda terk edilen şey namazın sünneti ise, namaz fasid olmaz, sehiv secdesi gerekmez. Korkulur ki sevabı az olur. Sünnetleri de dikkatlice, yerli yerince yapmalıyız. 
Namazda sünneti kasten terketmek, peygamberimiz sallallahü aleyhi vesellemin tazirine muhatap olmaktır. Allah korusun...
Namazı Bozan Şeyler
18 şey abdesti bozar. Abdesti bozan her şey namazı da bozar.
Abdesti bozan şeylerin başında yellenme, ön ve arkadan çıkın sidik, pislik ve vücütta meydana gelen kan akmalar ve kanamalar gelir.
Abdesti bozan şeylerin dışında namazı bozan şeylerde vardır.
Namazda, konuşmak, gülmek, bir şey yemek içmek, çiğnemek, namazda iken elbisesi, sakalı, saçı ile durmadan meşgul olmak, selam vermek, selam almak, dünyaya ait bir iş dolayısı ile ağlamak, inlemek, ah, of demek, sabah namazını kılarken güneşin doğması, teyemmümlü namaz kılarken suyun görünmesi, ayeti yanlış okuması sonucu mananın bozulması, imama uyan kimsenin kıyam, ruku, secde gibi farzları imamdan önce yapması, kadının önde ve aynı hızada olarak namaz kılmak gibi şeyler namazı bozar. Bozulan namazın tekrar kılınması gerekir.
Diyanet İşleri başkanımız merhum Ahmed Hamdi Akseki, İslâm dini kitabında namazın vaciplerinin 21, namazın sünnetlerinin 34, namazı bozan şeylerin 19, namazın mekruhlarının 36 olduğunu bildiriyor.
Biz bu yazımızda namazın vaciplerinden 12 sini, namazın sünnetlerinden 22 sini Namazın bozan 19 şeylerin bazılarını yazdık. Namazın mekruhları olan 36 şeyleri yazma imkanını bulamadık..
Namaz, Allah rızası için sağlam bilgi ile sağlamca kılınır.
___________________
(1) Ahmed Hamdi Akseki, İslâm dini, sh, 157, Diyanet yayını
(2) Tirmizi, hadis no:2038
(3) Ahmed Davudoğlu, Müslim tercemesi, 11/295 (2878), Sönmez yayını, İst. 
(4) Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihali, 224, Milligazete yayını, İst. 
Elcevheretünneyyire
İbni Abidîn
Ahmed Hamdi Akseki, İslâm Dini
Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihali




    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle