FIKIH

Makbûl İbâdet Sağlam Abdesti Gerektirir
YAZI BOYUTU :

N. Mehmet SOLMAZ

Müslümanların maddi ve manevi pisliklerden korunması farzdır. Sahih-i Müslim’ de yer alan bir Hadis-i Şerif’te Peygamberimiz Efendimiz’in (sav) ‘temizlik imanın yarısıdır’ buyurduğu ve ümmetini temizliğe teşvik ettiği malûmdur. Hadesten ve necasetten taharetin meşhur olan hikmetlerinden bazıları; günahlara keffâret olması, şeytanın telkinlerini durdurması, ve kızgınlık ve gazab sebebiyle meydana gelen harareti gidermesidir. Ayrıca dünyada vücûdun uzuvlarını yıkamak ve âhirette de tahcille güzelleşmesine vesile olmaktır. Hz. Osman b. Affan (ra)’dan rivâyet edilen bir Hadis-i Şerif’te Rasûl-i Ekrem (sav)’in; “Her kim Allahü Teâlâ’nın (cc) emrettiği gibi abdest alırsa, farz namazlar arasındaki günahlara keffâret olur” buyurduğu malûmdur.
Cünüp olanlar namaz kılamazlar, Kur’ân’a el süremezler, Kur’ân okuyamazlar, Kabeyi tavaf edemezler, camiye giremezler.
Guslü sebepsiz yere geciktirmek haramdır. Cenabet halde yaşamak ve dolaşmak katmerli haramdır.
Gusûl abdestini inkar etmek ise küfürdür.

Makbûl İbâdet

Sağlam Abdesti Gerektirir

 
İSLÂM dini temizlik dinidir. Temizliğin esası da abdest, gusül ve teyemmüme dayanır. Abdest, gusül ve teyemmüm olmadan Müslümanın temizliğinden bahsedilemez. 
Abdest, gusül ve teyemmüm, Allah’ın kesin emirlerindendir. Bu kesin ve farz emirleri bildiren Âyet-i Kerime’nin Türkçe meali şöyledir:
“Ey iman edenler, namaz kılacağınız zaman yüzünüzü, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. 
Eğer cünüpseniz boy abdesti alın. 
Şâyet hasta veya yolculuk halinde iseniz, yahut tuvalete gitmişseniz, veyahut cinsel ilişkide bulunmuşsanız abdest almak veya gusletmek için su bulamadığınız taktirde, temiz bir toprakla teyemmüm ederek, onunla elinizi ve yüzünüzü meshedin. 
Allah, sizi sıkıntıya sokmak istemez, şükredesiniz diye sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamak ister.” (Maide, 5/6)
Bu yazımızda abdest, gusül ve teyemmümü açıklamaya çalışacağız. 
 
1-ABDEST. 
Abdesti, İstanbul müftüsü merhum Ömer Nasuhi Bilmen şöyle tarif eder:
“Abdest, belirli âzâları usulüne göre yıkamaktan, meshetmekten ibaret bir temizliktir, bir ibâdet ve itaattir.” (1)
Âyette abdest alınırken yıkanması farz olan organlar şöyle bildirilir: “Yüzünüzü, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın.” 
Âyette üç yıkama ve bir meshetmek vardır. Buna göre abdestin farzları dörttür. 
1- Yüzü yıkamak
2- Elleri dirseklere kadar dirseklerle beraber yıkamak
3- Başın dörtte birine meshetmek
4- Ayakları topuklara kadar topuklarlarla beraber yıkamak
 
 Osman bin Affan radıyallahümün Abdest Alışı
Hz. Osman, bir su kabı istedi, ondan iki eline su döküp ellerini üç defa yıkadı. Sonra ağzına ve burnuna üç defa su verdi, sonra yüzünü üç defa yıkadı, sonra kollarını üç defa yıkadı, sonra başını meshetti, sonra her bir ayağını üçer defa yıkadı. Sonra da: “Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz’in bu şekilde abdest aldığını gördüm.” dedi. (2) 
Abdest Nasıl alınır?
Abdest temiz bir yerde alınır. Abdest âzalârında suyun temasını engelleyecek hamur, sakız, boya, oje gibi maddeler çıkarılır. 
Eûzü billâhi mineşşeytanirracîm. Bismillâhirrahmanirrahîm denir, Eûzü-Besmele çekilir. 
“Allah rızası için abdest almaya niyet ettim”denir. Abdest almaya niyet edilir. 
Eller bileklere kadar üç defa yıkanılır. İki elin parmak aralarının iyice yıkanmasına dikkat edilir. Yüzük varsa ileri geri oynatılır. Yüzük yeri yıkanır. 
Ağız sağ el avucuna alınan su ile üç defa çalkalanır ve yıkanır. 
Sağ el avucu ile burna üç defa su çekilir. Sol elle burun temizlenir, sümkürülür. Oruçlu kimse suyun boğaza kaçmamasına dikkat eder. 
Yüzün yukarıdan aşağıya doğru alında saçın bittiği yerden çene altına kadar, yatay olarak da iki kulak yumuşakları arasında kalan kısmı üç defa yıkanır. Sakallı olan kimse parmaklarını alttan yukarı sakalın arasına geçirerek kıl diplerine suyun ulaşmasını sağlar. 
Önce sol elle sağ kol, sonra sağ elle sol kol dirseklere kadar (dirsekler dahil) üç defa yıkanır. 
Sağ el ıslatılarak iç kısmı ile başın dörtte biri meshedilir
Eller ıslatılarak kulakların dış kısımları, iç kısımları meshedilir. Ellerin arkaları ile de boyun meshedilir. 
Önce sağ ayak, sonra sol ayak topukları ile birlikte üçer defa yıkanır. Ayak parmak aralarının ve topukların yıkanmasına dikkat edilir. 
Abdest alınırken konuşulmaz, abdest alınmasına ara verilmez, abdest farzlarının sırasına riâyet edilir. Abdest duaları yapılır. 
 
 ABDEST DUALARI
Eller yıkanırken:
“Suyu temiz, İslâm’ı nur kılan Allah’a hamdolsun.” 
Ağıza su verilirken:
“Ya Rabbi, bana cennette Peygamberin havuzundan içmeyi nasip et.” 
 Burna su çekilirken:
“Ya Rabbi, cennet kokusundan beni mahrum etme.” 
Yüz yıkanırken:
“Ya Rabbi, huzuruna vardığım zaman yüzümü ak eyle.” 
Sağ kol yıkanırken:
“Ya Rabbi, amel defterimi sağımdan ver. Hesabımı kolay eyle.” 
Sol kol yıkanırken:
“Ya Rabbi, amel defterimi solumdan verme. Hesabımı zor eyleme.” 
Baş mesh edilirken:
“Ya Rabbi, derimi ve kılımı cehennemden koru.” 
Kulaklar mesh edilirken:
“Ya Rabbi, beni Hak sözü dinleyenlerden ve ona uyanlardan eyle.” 
Boyun mesh edilirken:
“Ya Rabbi, boynumu cehennem ateşinden azad eyle.” 
Ayaklar yıkanırken:
“Ya Rabbi, ayaklarımı sırat üzerinde sabit eyle. ” duaları okunur
Abdest sonrası:
(Abdest alan oruçlu değilse, sudan biraz içilir ve):
“Allahım! Beni tevbe edicilerden ve günahlarından temizlenenlerden eyle” duası yapılır. 
Yüz silinirken:
Kelime-i şehadet getirilir. “Eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü verasûlüh=Ben Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in, Allah’ın kulu ve rasulü olduğuna şehadet ederim. ” denir. 
Ayrıca İNNA ENZELNAHÜ Fİ LEYLETİL KADR suresi okunur. Bu sureyi abdest aldıktan sonra okuyanlar sıddıklar ve şehitler divanına yazılır. (3) 
 
Abdestle İlgili Hadisler
Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz’e kıyamet günü o kadar insan arasından ümmetini nasıl tanıyacağına dair bir soru sorulduğunda; “Abdestin tesiri ile parlak bir ışık saçacak olan abdest azalarından” diye cevap vermiştir. (4) 
 
Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellemin bu hadisi şöyledir:
1-Ümmetim, kıyamet gününde abdest nurlarından yüzleri, el ve ayakları parlak olduğu halde çağrılır. Yüzünün ve ayaklarının parlaklığını uzatmak hanginizin elinden gelirse yapsın. (5) 
*
2- Hiç bir Müslüman yoktur ki, tertemiz abdest alarak namaz kılsın da Allah, onun o namazla ondan sonra gelecek namaz arasındaki günahlarını affetmesin. (6) 
 *
3-güzelce abdest alırsa, tırnak altlarına varıncaya kadar her tarafından günahlar dökülür. (7) 
*
4- Müslim yahut mü’min bir kul abdest alır da yüzünü yıkarsa, gözleri ile baktığı her günah suyla yahut suyun son damlası ile yüzünden çıkar. Ellerini yıkadığı vakit ellerinin tuttuğu her günah su ile yahut suyun son damlası ile beraber ellerinden çıkar; ayaklarını yıkadığı vakit ayaklarının yürüyerek işlediği her günah su ile yahut suyun son damlası ile birlikte çıkar. Nihâyet o kul günahlardan temiz pak olup çıkar, buyurdular. (8)
*
5-“Size Allah’ın günahları neyle imtihan ettiğini ve dereceleri neyle yükselttiğini göstereyim mi?” buyurmuş. Ashab:
“Hay hay ya Resulallah!” demişler. 
“Güçlüklere rağmen abdesti yerli yerince almak, mescitlere doğru adımı çok atmak ve namazdan sonra (diğer) namazı beklemektedir. İşte sizin ribatınız budur” buyurmuşlar. (9) 
6-Hiç bir namaz taharetsiz kabul olunmaz.(10) 
Namaz için taharet farzdır. Farz, nafile, cenaze namazları tilavet secdesi, şükür secdesi abdest ile eda edilir. Hepsi abdestli olarak yapılır.(11) Abdestsiz Kâbe tavaf edilemez, Kur’ân’a el sürülemez. 
Allah tarafından peygamber sallallahü aleyhi ve sellem’e peygamberlik verilince Cebrail abdesti ve namazı öğretti, peygamber abdest aldı, namaz kıldı. Abdestsiz hiç bir zaman namaz kılınmamıştır. 
 
Abdesti Tam Almak
Allah’ın rasulü sallallahü aleyhi ve sellem ashabının ökçelerinde yıkanmadık yerler kaldığını görmüş ve Allah’ın bu yüzden azap edeceğini hatırlatarak abdesti hiç kuru yer kalmayacak şekilde almalarını emretmiş ve bu uyarıyı yapmıştır. 
Abdullah bin Ömer anlatıyor: Allah’ın rasulü sallallahü aleyhi ve sellem ashabı ile Mekkeden Medine’ye dönüyorlardı. Yol üzerinde bir suya kavuşunca. İkindi zamanı acele ederek çar çabuk abdest aldılar. Biz de onların yanına vardık. Ökçelerine su değmediği görünüyordu. Bunun üzerine Rasulullah sallallahü aleyhi ve sellem: “Vay ökçelerin ateşten başına gelenler!. . Abdesti tektekmil alın” buyurdular. (12) 
Bir adam abdest almış da ayağının üzerinde yıkanmadık tırnak kadar bir yer bırakmış. Peygamber salllahu aleyhi ve sellem onu görmüş, ”Dön de abdestini tertemiz al” buyurmuş. O zat dönerek tekrar abdest almış ve namaz kılmıış. (13) 
Abdurrahman bin Ebubekir Hz. Aişe’nin yanında abdest aldı Hazreti Aişe ona şöyle dedi:Ya Abdurrahman abdesti tam al, Çünkü ben Rasullah sallallahü aleyhi ve sellem’i “Vay ateşten ökçelerin haline!. . buyururken işittim dedi.(14) 
 
Lanetlik İki Şey
Allah’ın rasulü sallallahü aleyhi ve sellem:
“Çok lânet ettiren iki şeyden sakının. ” Buyurmuş. Ashab:
“Bu çok lânet ettiren iki şey nedir ya Rasûlallah?” demişler, Rasûlüllah (s.a.v.):
“İnsanların yoluna veya gölgeliklere abdest bozandır. ” Buyurmuşlar.(15) 
10-“Sakın biriniz durgun suya bevl etmesin. Sonra ondan yıkanır. ” Buyurmuşlar. (16) 
Abdesti Bozan Şeyler
1- Ön ve arkadan sidik ve pislik gelmesi ve arkadan yel çıkması
2- Vücudun her hangi bir yerinden kan ve irin akması
3- Ağız dolusu kusmak
4- Uyumak
5- Bayılmak
6- Delirmek
7- Sarhoş olmak
8- Namazda gülmek
9- Kadın ve erkeğin birbirine yaklaşması ile cinsel organlardan yaş gelmesi(17) 
 
 “Abdest Bir Temizliktir.” 
Peygambeerimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurur:
Temizlik imanın yarısıdır. (18) 
Abdest, temizlenmek isteyen bir kimsenin gerek hakiki pisliği, gerekse hades denilen manevi pisliği gidermek için meşru bir surette suyu kullanmasıdır. 
İman, nasıl önceki günahları yok ederse abdest de öylece günahları yok eder, ancak abdest imanla sahih olur. İmansızın abdesti muteber değildir. 
İnsan bu dünyada işlediklerini abdeste konu olan azalarıyla yapar. 
İnsan günlük hayatta kendi dışındaki varlıklarla ilişkiyi abdest azalarıyla sağlar. 
Ençok kirlenen ve mikrop taşıyan abdest azalarıdır. 
Bu azalar duyu organlarıdır. Bunlarla haz alınır, bunlarla hissedilir. 
Bu azaların yaptıkları işler iyi ve hayırlı olduğu gibi, kötü ve şerli de olur. El tutar, dil söyler, kulak işitir, göz bakar, ayak yürür. Sevabın veya günahın vasıtası olur. 
Abdest azaları sevap ve günah kalıplarıdır. 
Öncelikle bunların bulaştıkları kötülüklerden arındırılması, sonra da faziletle bezenmesi gerekir. Bunu da abdest sağlar
Abdest alan yıkadığı ve meshettiği esnada ilgili azasının fiillerini de gözden geçirip onunla işlediği günahların tevbesini yapabilirse, abdest tam anlamıyla bir arınma sağlayabilir. 
Elleri yıkarken onun tuttuğu, ağza su verirken dilin söylediği, buruna su verirken onun kokladığı, yüzü yıkarken onun sardığı, başı meshederken beynin tasarladığı, kulakların içini meshederken onun dinlediği, dışını meshederken kulak ardı edilip ihmal edilenler, ayakları yıkarken onların yürüdüğü haramları düşünüp kararlı bir şekilde vazgeçebilmek arınmayı temin eder ve günahı kaldırır. 
Abdest alan bir müslüman, Allah’ın emrine uymuş, temizliğe riâyet etmiş, temiz yaşamış, aynı zamanda kendisini bir çok hastalıklara sebebiyet verecek kirli hallerden kurtarmış olur. (19) 
2- GUSÜL
Uymak mecburiyetinde olduğumuz Allah’ın kesin emirlerinden biri de gusüldür. Gusülün Türkçe karşılığı “Boy abdesti”dir. 
Gusül farzdır. Guslü gerektiren hâle “Cünüplük” veya “Cenabetlik”denir. 
Cünüp olanların gusletmeleri farzdır. Bütün vücudu tepeden tırnağa kuru yer kalmayacak şekilde yıkamak şarttır. 
Allah (cc) âyette şöyle buyurur: “Eğer cünüp iseniz, yıkanıp temizlenin.” (Maide:5/6)
Guslü, Türkçe adı ile “Boy abdesti”ni gerektiren haller şunlardır:
1- Cinsel ilişki, karı koca münasebetleri. 
2- Her ne şekilde olursa olsun şehvetle meninin çıkması. 
3- İhtilam olmak, uykuda insan düşünün azması. 
4- Kadınların adet kanını görmeleri. Dinde buna ‘Hayız’ denir. Türkçesi ‘Ay başı’hâlidir. En az üç gün, en fazla on gün sürer. 
5- Kadınların doğum yapmaları. Dinde buna “Nifas” denir. En fazla kırk gün sürer. Her iki hâle birden “Hayız-Nifas”denir. 
Bu beş halde gusletmek, tepeden tırnağa yıkanmak farzdır. 
Gusül yapılırken koltuk altındaki kılllar, kasık altındaki kıllar tıraş edilir, tırnaklar kesilir, bıyıklar kıssaltılır. Çünkü peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurur: 
“Fıtrat beştir. Sünnet olmak, kasıkları tıraş etmek, tırnak kesmek, koltuk altındaki kılları tıraş etmek ve bıyıkları kısaltmak” (20) 
Cünüp olanlar, namaz kılamazlar, Kur’ân’a el süremezler, Kur’ân okuyamazlar, Kâbe’yi tavaf edemezler, camiye giremezler.
Kadınlar, aybaşı ve doğum sonrası hallerinden temizlenmedikçe, onlara yaklaşılamaz, cinsi münasebette bulunulamaz.
Guslü sebepsiz yere geciktirmek haramdır. 
Cenabet halde yaşamak ve dolaşmak katmerli haramdır.
Guslü inkâr etmek, gusletmeyi lüzumsuz saymak ise küfürdür.
 
Güslün Şartları Üçtür:
1- Mazmaza: Ağza dolu dolu su verip kuru yer kalmayacak şekilde üç defa yıkamak. 
2- İstinşak: Burna sağ elle su verip sol elle temizleyip, kuru yer kalmayacak şekilde burun içini yıkamak. 
3- Bütün vücudu kuru yer kalmayacak şekilde yıkamak. 
Adabına uygun bir gusül şöyle yapılır:
Önce küçük ve büyük abdest yapılır. Ön ve arka temizlenir. 
Niyet ettim gusle denir. Kıbleye yan durulur. 
Namaz abdesti gibi abdest alınır. 
Önce başa, sonra sağ omuza sonra sol omuza su dökülür. Bütün vücut güzelce yıkanır. 
Göbek ve makat aralarını, kulakların içini, koltuk altlarını, parmak aralarını yüzük ve küpe yerlerini ve deliklerini, sakal bıyık, kaş kıllarını, tırnak aralarını ve altlarını, vücudun her tarafını kuru yer kalmayacak şekilde yıkanır. 
Kına gusle engel değildir. Çünkü tabaka meydana getirmez. 
Oje gusle engeldir. Çünkü tabaka meydana getirir. Suyun tırnak yüzeyine veya deriye değmesine engel olur. 
Ojeli kadınlar, ojelerini çıkartmadığı müddetçe gusülleri olmaz, cenabetlikten kurtulamazlar. 
Guslün sağlık ve ruh yönünden faydaları sayılamayacak derecede çoktur. 
Müslüman’ın vazifesi; Allah’ın emirlerini yapmaktır. 
Müslüman’ı kâfirden ayıran en önemli özelliklerden biri de Müslüman’ın gusletmesidir. 
Kâfirler gusletmezler, abdest almazlar, taharetlenmezler. 
 
“Allah temizlenenleri sever.” (Tevbe:9/108)
Müslüman her şeyi ile temiz olur. Temizliğin başında da gusül ve abdest gelir. 
Abdestsiz namaz kılınamayacağı gibi guslü gerektiren hâl varken sadece abdestle de namaz kılınmaz. 
Namazın ön şartı olan abdest ve gusül namazla birlikte farz kılınmış olup, ibâdet tarihinde hiçbir zaman abdestsiz namaz kılınmamıştır. 
Merhum Diyanet başkanımız Ahmed Hamdi Akseki Gusül hakkında şöyle der: 
Gusletmek Allah’ın emri ile boynumuza borç olduğunu unutmamalıyız. Öyle pis pis gezmenin günahı pek çoktur. İnsanın Kur’ân’ın okumasına ruhsat verilmeyen şu halde devam etmesi ne kadar fena bir şeydir. İnsan cünüp oldu mu, hemen gusletmeli, biran evvel yıkanıp üzerinden pisliği atmalıdır. 
İslâm dinini kabul eden bir insan, Kur’ân’ın her söylediğini, dinin her dediğini kabul etmelidir. Bu onun boynuna borçtur. Kur’ân-ı Kerim; cünüp olunca vücudunuzun her tarafını yıkayınız demiş. Madem ki Müslümanız; bunu böyle yapmak borçtur. 
Büyük hekimler diyor ki: İnsanın başına gusledecek bir şey gelince, bütün damarlarda büyük bir sarsıntı olur. Vücudda bir yorgunluk ve gevşeklik hasıl olur. Damarlardaki bu sarsıntıyı, vücuddaki yorgunluk ve gevşekliği gidermek için, vücudun her tarafını yıkamak lâzımdır. Vücuda ârız olan bu gevşeklik ve durgunluğun enbüyük, en iyi, en kuvvetli ilacı gusüldür. (21)
 
3- TEYEMMÜM
Allah, âyette Teyemmüm hakkında şöyle buyurur:
“Şâyet hasta veya yolculuk halinde iseniz, yahut tuvalete gitmişseniz, veyahut cinsel ilişkide bulunmuşsanız abdest almak veya gusletmek için su bulamadığınız taktirde, temiz bir toprakla teyemmüm ederek, onunla elinizi ve yüzünüzü meshedin. 
Allah, sizi sıkıntıya sokmak istemez, şükredesiniz diye sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamak ister.” (Maide, 5/6) 
Âyetin bu kısmı Teyemmümü emretmektedir. 
Merhum Ömer Nasuhi Bilmen teyemmümü şöyle tarif eder:
“Su bulunmadığı veya bulunduğu halde kullanılmasına güç ve imkân bulunmadığı takdirde, temiz olan toprak cinsinden bir şey ile abdestsizliği gidermek maksadı ile yapılan bir işlemdir. 
Teyemmüm, temiz toprak, kum, taş ve topraktan yapılmış tuğla, kiremit gibi şeylere el sürülerek yapılır. 
 
 Teyemmümün Farzı İkidir
1-Niyet: Besmele çekip ne yapacaksa ona niyet etmek. Mesela namaz kılmak için teyemmüme niyet ettim. Kur’ân okumak için teyemmüme niyet eden kimse bu niyetle namaz kılamaz. Niçin niyet etmişse onu yapar. 
2- Mesh: Abdestsiz olan veya gusül etmesi icap eden bir kimse, iki elini temiz toprağ’a veya toprakla yapılmış temiz bir şeye bir kere vurup, bununla yüzünü mesh eder. 
Sonra iki elini bir daha vurup, bununla da dirseklerine kadar iki elini ve kolunu mesheder. 
Bu iş, abdestsizliği gidermek veya namaz kılmak veya taharetsiz sahih olmayan başka bir ibâdette bulunmak niyetiyle beraber olur. 
 
Teyemmüm Meşrûdur
Ömer Nasuhi Bilmen merhum diyor ki: Teyemmüm bu ümmete mahsustur. Bu bir kolaylık eseridir. Mukaddes Ma’buduna ibâdet edecek bir Müslümanın alışkanlık haline getirmiş olduğu taharetten mahrum bir halde ibâdet etmesini temin eder. 
Bu hususta o müslümanın duyduğu ruhî bir ihtiyacı giderir. İnsan; asıl fıtratına toprağa döndürülerek kendisinde alçak gönüllülük, tevazu, Hakk’a saygı duyguları canlandırılır. (22)
 
Teyemmümü Gerektiren Şeyler:
1-Hastalık 2- yolculuk 3-tuvaletten gelmek 4- cinsi münasebet. 
 Erkeklerin ihtilam olması, kadınların âdet görmeleri hüküm yönünden cinsi münasebet hükmüne tabidir. 
 Eğer gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra gerçekten su bulunamazsa yahut hastalık veya yolculuk suyu aramaya mani ya da var olan suyu kullanmaya engel olursa, o zaman abdest veya gusül yerine “teyemmüme” niyetle temiz bir toprağa elleri sürüp, onunla yüzleri ve kolları meshetmek yeterlidir. 
 
Suyu görmek teyemmümü bozar
Abdest, Gusül ve Teyemmüm’ün Hedefi
Mü’minlerin temizlik ve ibâdet hayatıyla alâkalı bu ilâhî emirlerden maksat, kullara bir baskı yapmak, onları sıkıntı ve zahmete koşmak değil; bilakis onları, tertemiz kılmak, maddi manevi, görünür görünmez pisliklerden ve günahlardan temizlemek ve onlara nimetini tamamlamaktır. Bunun da hedefi, kulların kendilerine bunca nimeti veren, onları sahipsiz olarak kendi hallerine bırakmayan Allah’ı tanımaları ve O’na gereği gibi şükretmeleridir. (23) 
Abdest, Gusül ve Teyemmüm “İlmihâl” kitaplarının en mühim konularındandır. Kitapların başında, inanç bölümünden sonra yer alır. İlmihâl kitaplarında bidirilen konuların makbul bir şekilde yapılması, abdest, gusül ve teyemmümün iyi bilinmesi ve iyi uygulanmasına da bağlıdır. 
Unutmayalım! Abdest, Gusül ve Teyemmüm, Müslümanın Müslümanca yaşamasının temelleridir. 
Makbûl ibâdet sağlam abdest gerektirir
Abdest, gusül ve teyemmümüzü sağlam yapalım. . . 
_____________________
(1) Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihali, 100, Milli Gazete yayını, İst. 
(2) Ahmed Davudoğlu, Müslim Tercemesi, 2)281, Sönmez Yayını, İst. 
(3) N. Mehmed Solmaz, Seçme Dualar, 16, Ank. 
(4) Saffet Köse, İbâdetten Kulluk Şuuruna, 117, Altınoluk Yayını, İst, 
(5) Buhari Tecrid-i Sarih Tercemesi, 1/130 (111); Müslim, 2/333 (246
(6) Müslim 2/295
(7) Müslim2/232
(8) Müslim 2/331
(9) Müslim 2/346
(10) Müslim. 2/275
(11) Müslim, 2/276)
(12) Müslim, 2/325
(13) Müslim, 2/329 
(14) Müslim 2/322
(15) Müslim, 2/381 
(16) Müslim, 2-/429
(17) Lütfi Şentürk, Seyfettin Yazıcı, İslâm İlmihali, 110, Diyanet Yayını, Ank. 
(18) Müslim, 2/267, 268
(19) İbâdetten Kulluk Şuuruna:116-120
(20) Müslim, 2/355)
(21) Ahmed Hamdi Akseki, -İslâm Dini, sh:132
(22) Büyük İslâm İlmihali, 123, 125
(23) Prof. Dr. Ömer Çelik, Kur’ân-ı Kerim Meali ve Tefsiri 1/715




    Y O R U M L A R
 
İlk yorumu eklemek için tıklayınız.
 
 
Yorum Ekle